5 sonuçtan 1 ile 5 arası

Konu: Lüfer Yeldirmesinn

  1. #1
    Balıkçı Erkan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    154
    Tecrübe Puanı
    29

    Standart Lüfer Yeldirmesinn

    LÜFER YELDİRMESİNN YEMLERİ

    Bu takımda kullanılacak çok geçerli iki yem vardır.
    1.Yaprak İzmarit,
    2.Yavru Zargana.
    Yaprak İzmarit, Ağustosun yirmisinden, Eylülün ilk yarısına kadar çok geçerlidir. Bu tarihten sonra yerini, yavru zarganaya bırakır.
    Şimdi bu yemlerin iğneye takılış şekillerini görelim.
    İzmarit balığı, lüfer yeldirmesine, bütün olarak takılmaz. Yaprak haline getirmek lazımdır.Bu amaçla balık sırt yüzgeçleri havaya gelecek şekilde ele alınır. Balığın başı, bilek yönünde kalmalıdıı. Sonra keskin bir bıçak, balığın kuyruk tarafındaki sırt yüzgeçi dibine ve bu yüzgeçleri kesecek biçimde dayanır. Bu durumda bıçak, balığın baş tarafına doğru yürütülecek olursa , sıurt yüzgeçleri dibinden ve boydan boya keser. Lakin bıçağın başa doğru yürütülmesinde, sırt yüzgeclerle beraber, sırtaki deriden de, bir miktar kesip amak lazımdır. Öyle ki, sırt yüzgeçlerinin he iki tarafından, kesilen balık derisi, yarım santimetreyi geçmemelidir. Böylece kesim, balığın ensesine kadar yürütülür.
    Bu iş bitince, balık, karın tarafı yukarı gelecek şekilde çevrilir. Bu defa bıçak, kuyruk altındaki yüzgece takılarak, gene her iki taraftan yarım santimetre kadar deriileberaber kesilerek, bıçak, balığın galsaması altına kadar getirilir. Bu parçada çıkarıldıktan sonra, balık yan çevrilir. Bu defa bıçak, yan kanadın tam dibine yerleştirlerek galsamaya doğru hafifce eğmek suretile, balığın eti orta kılçığa kadar kesilir. Orta kılçık kesilmeyecekdir. Bıçağın orta kılçığa dayanması ile, kesim durdurlur ve bıçak bu defa, orta kılçığa paralel duruma getirilerk, kesilen yerden kuyruğa doğru yürütülür. Kesim kuyruk bileğine, hatta, kuyruk yelpazesinin başladığı yere kadar yürütülüp, parça filato halinde çıkarılır. Aynı şekilde balığın diğer tarafı da kesilip alındıktan sonra, çıkarılan filetoların, pullu tarafları alttakalacak şekildeyürütülüp yürütülmediği, kontrol edilmelidir. Eğer çıkarılan filatoların kenarlarında, pürüzlenmeler oluşmuş ise, bunların bıçakla alınıp, yemletrin düzgün bir görüntü içine alınmaları lazımdır. Nevar ki, bu onarmada, yemlerin kuyruk bileğini oluşturan bölümlerine, enlidir diye dokunulmamalıdır. Bu kısım doğal görüntüsünü korurusa, yemlerin iğneye takılmaları, aşağıda görüleceği gibi kolaylaşır.Çünkü, yemin üzerindeki duruşunu, bu bölüm sağlayacakdır.
    Bu şekilde yem olarak kesilecek balığın, çok taze, bıçağın da, oldukca keskin olması gerekmektedir. Her iki gereksinmenin de, kesim sırasınca, yem balığının, sıkılıp eilmemesi ve etinin dağılmaması bakımından çok faydası vardır. Böylece birkaç balık kesilip, yem tahtasının bir kenarına istif edildikten sonra, üzerine ıslak bir bez örtülerek yemler korunur.
    Bu şekilde hazırlanan yemlerin, iğneye takılma yöntemleri ise, şöyledir.
    Islak bez altında muhafazaya alınan yemlerden biri alınır. Yemin kuyruk bileğinioluşturan sivri ucu, elin dışında kalaçak biçimde, sol elin işaret parmağı ile, orta parmağı arasında oluşan çizgi üzerine yatırılır. Ancak bu yatırmada, yemin pullu tarafı parmaklar üzerinde, elin tarafı dayukarıya dönük olmalıdır. Bu tür davranışın, iğnenin balık etine batırılması sırasında, sivri ucun parmaklara batmaması bakımından faydası vardır. Olta iğnesinin, yemin etli tarafındanbalık etine güzelce batırılabilmesi için, sol elin baş parmağı, iğnenin boyun bölgesine kuvvetlice basmalıdır. Bu şekilde kuvvet alan iğnenin sivri ucu, balık etini delerek iki parmak arasına zararsız bir şekilde girer. İğne ucu yemin pullu tarafından çıkınca, yemi, boydan boya kaydırıp, iğneyi beden bağlayan düğümden de geçirmelive beden üzerinde sarkması sağlanmalıdır. Sonra, yem, beden ile iğne palası arasına kıstırmalı ve iğne palasına dayanıp kalması sağlanmalıdır. Nevar ki, bu durumda, yemin pullu tarafı altta,yani iğnin sivri ucu yönünde kalmalıdır. Bundan sonra yem,iğne ucu üzerine yatırılarak, iğneyi boylayıp boylamadığına bakılmalıdır. Eğer iğneyi boylamıyor ve kısa kalıyorsa, olumlu değildir. Değiştirilmesi ve yerine daha uzun olanının aynı yöntemle takılması gerekir. Her halde yemin boyu iğne boyunu aşmamalıdır.
    Bu durumda, yeni iğne boyunun bittiği yerden tutup, iğneyeyeniden ve pullu tarafından olmak üzere ve mutlaka tam orta yerinden (Yemin boylamasına iki eşit parcaya ayran yeri anlamındadır.) batırmak ve iğnenin sapı, yemin üzerine tam olarak yatacak ölçüde batırılmalıdır.Eğer yemde eğilme bükülme, kamburlaşma gibi göze hoş gelmeyen gelişmeler görülüyorsa, uygulama doğrudur. İğnenin yeme batırılmasında, hafif bir kabarma görülecek olursa bu kabarmanın, yemin, çekilip sündürülmesi suretileonarılması mümkündür. Ama, aşırı kabarmalrın onarılması veya onarılmaya çalışılması olumlu sonuç vermez. Bu durumda yem kullanılırken döner ve avlanmayı bozar.
    İğne ucunun, balık etine her batırılmasından ve karşı tarafa cıkmasından sonra, mutlaka silinmesi gerekir. Çünkü iğnenin battığı yerdeki balık pullaırndan birinin, iğne ucuna takılıp kalması uzak bir ihtimal değildir. Bu oluşum, iğnenin, yeme yeme gelen balığın ağzına batmamasına sebeb olabileceği unutulmamalıdır.
    Şimdi takımda son görüntü şudur.
    Birinci takılan yem, iğnenin palasına asılı durumda kalacakve iğne ucuda bunun ortasından geçerek, havada ve boşda dik olarakduracakdır.
    İkinci yem, iğnenin havada kalan ucuna, kuyruk yönünden takılarak, boşta sallancakdır.
    Birinci yem, akıntı etkisi ile, iğnenin dik durmasını, ikinci yemde, yelpazelenerek,yemin hareketlenmesini sağlayacaktır.
    İşte koruk Lüferinin, yeldirme takımında, İzmarit yemi kullanılarak avalnma şekli budur.
    Nevar ki, sarmaya rağmen, lüfer balığı genede bedeni kesebilir.Bu durumda, eli kolu bağlı kalmamak için, sarmalı bedenin fırıldağa bağlanması gereken ucuna da, kasa gözü oluşturulması unutulmamalıdır.
    Günler ilerledikce, İzmarit balığı, yerini zarganaya bırakır. Durumu, lüferin yeme gelmemesi, pek açık biçimde belirler. O zaman yavru zargananınyem olarak kullanılması girişimine yönelmelidir. Bu değişiklik karşısında, elbetteki takımda bir değişiklik yapılmasına ve yem takma işleminde de, bazı aygıtlaın kullanılmasına ihtiyaç duyulur.
    Bilindiği gibi, Zargana balıkları uzun yapılı yuvarlak gövdelidir. Tek iğneli balıkalarda bu balıkları, gereği gibi, iğne üzerinde tutmak oldukca zordur. Balığın bütün olarak kullanılması zorunluluğu da bu güçlüğe eklenecek olursa, durumu ne kadar önemle ele alınması gerektiği hemen anlaşılır. Halbuki, balık yanlayıp veya yanlatılıp yeme gelmeğe başladığı zaman, verimi artırbilmek için, avlanmaya elden geldiğince hız vermek ve çabuk hareket ederek, zaman kaybına sebebiyet vermemek lazımdır. Bu durumda elbetteki takım elde bulunan şekli ile kullanılacaktır. Bu takdirde avlanma çok ağır ve bereket de o ölcüde kısır kalacaktır. Ama gereken işlemlere yönelme çabaları gösterilecek olursa, beklenenden daha iyi berekete bağlamanın yolu bulunmuş olur. Bu yol, takımdaki sarma boyutunu uzatmak ve uzatılan sarma üzerine de, birden fazla iğne takma girişiminde bulunmaktır.
    Takımın tek iğneli olarak kullanılması zorunluluğu karşısında izlenilmesi gereken yol şudur.
    Bu durumda, sarmanın bitirilmesinden sonra, bedene kasa gözü, oluşturma çabalaırna girişilmez. Çünkü, bu durumdaki takımn iğnesine takılması gereken zargana balığının, ayrı bir yönteme tabii tutulması zorunludur. Bu yöntem, şemsiye teli ve benzeri durumdaki bir şiş ile ancak gerçekleştirilebilir. Bilindiği gibi, şemsiyelerin kenarlarına raslayan teller hem çelik hem ince ve hem de, uçlarının santimetre kadar gerisinde birer delik bulunur. İşte bu teller alınır. Uçları sivriltilir veya keskinleştirilir ve deliğine de bedenin iğnesiz ucu geçirilerek zargananın kuyruğuna yakın bulunan sırt yüzgeçinimn dibine ve gövdeye paralel biçimde batırılır. Şensiye teli veya,benzeri durumundaki şiş, balığın orta kılçığı kırmadan, yütüldüğü sürece, peşinde bedeni de sürükleyeceği için, son olarak balığın ağzından çıkar. Balığın ağzında görülen şemsiye teli veya benzeri aygıt, ucundan tutulup çekilecek olursa, beden yem balığının içinde yürütülerek, en son iğne palası ile sapınnın, balık etine gömüldüğü ve iğne ucunda ki, balığın sırt yüzgeci dibinde, havaya kalkık olarak durduğu görülür. İşte kasa gözü uygulamasını bu çabalardan sonra oluşturmak daha olumludur. Aynı zamanda, yemlerin bedenlere, avlanmaya çokmadan önce takılıp hazırlanmalarının gerektiğini gösterir.Bu amaç için, sarmalı bedenlerin de çok sayıda hazırlanmaları gerçegini de ortaya koyar.
    Yukarıda tarif edildiği şekilde, iğne üzerine takılan zarganaların gagalarını kırdıktan sonra, balığın ağzını, bedenle beraber sarıp sıkıca bağlamalıdır. Bu bağlama yapılmazsa, beden üzerinde iğneye doğru bükülür ve av dönerek avlanmayı bozar.
    Tek iğneli takımlarda (yeldirmelerde) zargana balığının yem olarak kullanılması isteğinde, yemin iğneye takılmasının ikinci yöntemi de şudur.
    Sarmalı bedenin iğnesi, balığın ağzından sokulur ve galsamadan çıkınca, beden çekilerek uzatılır. Boşta kalan iğnenin ucu, balığın yanlarından değil, sırtının tam ortasından çıkmış olmalıdır. Bundan sonra gene zargana gagası, tam orta yerinden kırılıp bedenle beraber, ibrişimle sıkıca ve geri doğru kaymayacak şekilde, sarılıp bağlanmalıdır. Bu şekilde balığı olta takımı üzerinde düzgün bir şekilde tutmak mümkündür ama, iğnenin yemi ağızlayan lüferin ağzına batma şansı azdır. Durumu garantili duruma sokabilmek için, sarmalı beden üzerine, belli aralıklarla eklenen iki neya üç iğne, takılma şansına daha büyük bir gelişme ile yaklaşma fırsatını verir. Bu iş, bakışda kolay gibi görülebiliyorsa da , aslında tek iğneli takımdan da zordur. Çünkü, bir sıra iğneyi, yumuşak bir beden üzerinde iken, belli aralıklarda balıpın etine batırmak, hayli marifet ister. Bu sebeble yummuşak bedenin, sertleştirilmesi yolu düşünülmüştür. O da, şöyle olur.
    0.50 mm. kalınlığında, galvanizli bir çelik tel alınır. Bunun bir ucuna, bir fırıldak, sarma ve kıvırma yolu ile bağalnır.Telin diğer ucuna, ibrişimle ve kazık bağı vurmak suretilye, 1251 kalitenin 2/0 iriliğindeki iğne bağlanır ama, dah önceki kazık bağlarının, tel üzerinden sıyrılıp kaymalarını önlemek için, telin ucuya hafifce dövülerek yassılaştırılmalıdır. O zaman sıkı sıkıya vurulan kazık bağlarının, sıyrılıp kurtulmaları şöyle dursun, inadına sıkışır ve iğneyi istenildiğin de sağlam bir şekilde,
    yerinde tutar. Ancak, kaxık bağı ilmeklerinin, düzgün ve asla birbirleri üzerine, binmemeiş olmaları lazımdır. Diğer taraftan, tel üzerine bağlanan ikinci ve üçüncü iğne uçlarının da, aynı hizada bulunmaları gerekir. Bunun için iğnelerin bağlandığı tel, düz yüzeyli bir tahta üzerine yatırılıp bu durum kontrol edilir.
    Bu bağlanmayı, ibrişim kullanma yerine, iğneleri tel bedene, lehimlemek suretiyle oluşturanlar da vardır.
    Yemin, çok iğneli olan bu beden üzerine takılması yöntemine gelince:
    Tel beden, dikkatli ve titiz bir çalışma ile, hazırlanmış ise, yemin bedene takılması işlemi, zor olmaz. Sadece tel bedenin, fırıldaklı ucunu, balığın galsamasından sokup ağzından çıkarmakla işe başlanır. Sonra, bedenin son iğnesi, balığın sidikliği deliğine, fırıldak yönünde kalan iğnenin de, balığın kafa bölgesinde, her nereye rastlıyorsa oraya iliştirilmesi, yani, her iki iğnenin de hafifce batırılmaları yeterlidir. bundan sonra, balık düz yüzeyli yem tahtası üzerine yatırılır ve bir elle de üzerine hafifce bastırıldıktan sonra, beden , fırıldaklı ucundan tuulup, ırgalayarak başı yönünde çekilecek olursa, iğnelerin iliştirildikleri yerlere batarak, bedenin balığın karnı altına yerleştiği görülür.
    Bundan sonra, yem olan zargananın gagası, gene orta yerinden kırılır ve ibrişimle bedene sıkıca bağlanır.
    Böylece, çok iğneli lüfer yeldirmesinin, zargana ile yemlenmesi tamamlanmış olur. Gel gelelim, akıntının hafiflemesi halinde bile olsa yeme daha çok harreketlenme imkanı verebilmesi için, ona bir işlemin daha uygulanması yararlı olur. Böylece yemin daha çekiçi duruma sokulduğu düşünülür.
    Sudaki hareketlere karşı, pek fazlı duyarlı olan lüferlere bu ilgilerini daha çok artırabilmek için, şak şak uygulamsının pek etkili olabildiği görülmüşdür. Şak şak, balığın kuyruk bölümünde kalan orta kılçığının, sidikliği hizasına kadar, çıkartılıp atılması demektir. Amaç için bıçak, yem olan zarganamız, yanlamasına olmak üzere, tam kuyruk yelpazesi dibine yerleştirilir. Balığın eti azıcık kesildikten sonra, bıçak, orta kılçığa paralel bir durum alacak şekilde yatırılır. Ve bıçak orta kılçığı kesmeden, sidikliğe doğru yürütülür. Kesim, sidiklikdeki iğneye yaklaşınca durdurlur. Durulan yerde, orta kılçık ya kesilmeli veya, kırılmalıdır. Bu defa bıçak ters yönde, yani, yemin kuyruk yelpazesi yönünde yürütülecekdir ama, orta kılçığın çıkarılmasına yönelik olacağı için, kesimi, yemin alt yanında kalan, eti ile dersini kesmeyecek biçimde yürütülmelidir.Böylece, kuyruk yelpazesi dibine kadar getirilen bıçak orada durdurulur ve orta kılçık bıçağın durduğu yerden kırılıp çıkarıldıktan sonra atılır.
    Yem olan zargananın, sidikliğinden sonra kuyruğu yönünde kalan etli bölge, uzunlamasına iki parcaya ayrılmış ve kuyruk yelpazesi de, bu parçalardan biri üzerinde, asılı kalmıştır. Bu yöntem, ölü ve bütün olarak kullanılması gereken her türlü yem balığına uygulanması gereken her türlü yem balığına uygulanabilir. Zokalı takımlarla, torik ve palamut avlama çalışmalarında da, çok kullanılır.
    İşte Ağustosun yirmisinden sonra, yeldirme ile koruk lüferinin avlamanın yolu budur. Eğer havalar soğumadan, bölgede palamut görülürse, aynı takımla palamut hatta, varsa torik bile avlanabilir. Ancak durumun oluşması için, zamanın ilerlemiş ve takımda da yem ayrıntılarına gitme zorunluluğu belirmiş olsun.
    Nevar ki, torikde olsun, palamutta olsun, ser, sivri ve keskin dişler bulunduğu halde, bu dişlerin, lüfer gibi, beden ve köstekler üzerinde etkili olmadığı görülmektedir. Duruma, bu balıkların önde kalan seyrk dişleri sebeb olmaktadır. Bu bakından, torik ve palamut avında kullanılacak yeldirmelere, sarmalı beden veya, çelik tel koymağa gerek duyulmaz. Sadece em ayrıntılarına girilerek, bereketi artırma çareleri aranır. Çünkü sularımızda bu balıkların görülmeleri ile, Uskumru, Kolyoz balıkları ve bunların vonoazlarına, bol miktarda rastlanabilmektedir. Torik ve palamut yeldirmelerinin yemlerini de, bu balıklar oluşturur. Nevar ki bu sıralarda zaman ilerlemiş ve sular soğumuştur. Bu sebeble, balıkların derin sulara çekilmeleri normaldir. Bu yüzden, torik ve palamut yeldirmelerine, uzun ömürlü bir takım gözü ile bakamayız. Başka takımlar kullanrak, daha iyi sonuçlara gitmenin yollarını aramak çok daha iyi olur.
    Diğer tarafdan, denizlerdeki baz yerler, dip özelikleri sebebi ile, bazı balıklarn yemlenmek üzere, durup eğlendikleri ve zaman zaman da, türlü belirtilerle, var oluşlarını ıspatladıkları görülür. Pek seyrek olmakla beraber, beliren ve balık varlığına, inandırıcı kanıtlar gösteren böylr yerlere ‘Balık yatağı’ adı verilir.Böyle bir oluşuma rastlanacak olursa, avlanma hem sürekli ve hem de, pek bereketli olur. Bu oluşma, her bir cins balık için ayrı ve her biri de, ayrı ayrı yerlerde kendini gösterir.Örneğin; taşlık kıyılarda Karagöz dere ağzında Levrek, kıyılarda hayli uzak bulunan, adacık, büyük kaya yüksek ve topukların eteklerinde veya burun başlarında bu tür belirtiler görülebilmektedir.
    4.13.3.LÜFER YELDİRMELERİNİN KULLANILMALARI
    Lüfer yeldirmelerinin kullanılabilmeleri için, mutlaka sandala ihtiyaç olduğuna daha önce değinmiştik. Bu sandal, akıntının pek az olduğu veya tamamen durduğu yerlerde, kürekle gezinmek ve gene akıntının normal olduğu yerlerde, demirlemek suretile kullanılır. Bu konuda sandal demirlemenin iki yolu vardır. Biri, tek demirle, sandalı salpaya bırakmak, diğeri de, çift demirle tonozlamakdır. yerine göre her iki yönteme de, ayrı ayrı ihtiyaç duyulmaktadır.
    Lüfer yeldirmesinin kullanılacağı yer tasarlandıktan sonra, bu yerdeki akıntının yönü ve şiddeti araştırılır. Çünkü takımın o yerdeki akıntıya uyacak nitelikte hazırlanması gereği vardır. Durumu kestirebilmek için, denize, parlak görüntü verebilen cisimler atılır. Eğer havada esinti yoksa, bu cisimler akıntıya uyarak sandaldan hemen uzaklaşmya başlar.Gerçi, sandalın kendiside akıntı yönünü belirler ama, hızını kestirme fırsatını vermez. İşte suya atılan parlak görüntü veren bu cisimler, uzaklaşma hıları ile akıntının yön ve hızını hemen belirler. Bu çalışma donatılacak yeldirmenin, ne tür gereksinme içinde olacağını veya, olması lazım geldiğini belirler. Suya atılan cisimlerin, uzaklaşma hızları ağır ve yavaş ise, takım, şamandıra hızlı ise, kıstırma işlemi içinde olacak demekdir. Bu durum tespit edildikten sonra, sandalın demirlemesi işine girişilir. Tek demirle işe girişmek biraz zor olur. Çünkü, her sandal, akıntılı bir yere demirlediği zaman o yere civilenmiş gibi durmaz. Gezinir. Sandalın gezinmesi, olta ipinde boşluk yaratacağı için, olumlu saylmamaktadır. Eğer bu gezinme, sandalın yapı hatasından ileri geliyorsa, onarma çaresi yoktur. Ama akıntı bu gezintiye sebebiyet veriyorsa,çare bulmak zor değildir. Usta bir göz durumu hemen farkeder ve gereken tedbiri alır. Zaten, her sandalın kendine has özelliği, sahibi tarafından bilinmektedir. Bu sebeble tedbir yoluna girme çabalarına girişilebilir.
    Tek demir üzerinde gezinen sandalı, istenildiği şekilde ve olduğu yerde tutabilmek için, şu tedbirlere başvurulur.
    Önce, demir ipine verilen kalama boyu kısaltılır. Yalnız bu kısaltma, sandalın salantılarla, demiri yerinden oynatamıyayacak ölcüdeki, kasıntı ile ayarlanır. Bu durumda sandal gene geziyor ise,
    demir ipi, baş bodaslama yerine, kıç bodaslamya bağlanır. Gene gezinme önlenmemiş ise, sandalda yapı kusuru var demektir. O zaman tonazlama zorunlu olur ve o yola gidilir.
    Tonozlamayı daha önceki konularda tarif ettik. Bu sebeble ayrıca üzerinde durmuyoruz. Sadece, tonozlamnın bazı özelliklerine de değinmeden geçemiyeceğiz.
    Bu tür tonozlamada, birinci demir, avlanılacak yerin kıyı yüzüne bırakılır. Eğer avlanma, taşlık, kayalık veya burun başında yürütülecek ise, ilk demirin avlanma için en uygun görülen yere bırakılması düşünülmelidir. Elbette işe başlarken, takımın koyu verileceği yer kestirilmiştir. Eğer bu yer ikinci demirin bırakıldığı yere, biraz uzak kalıyorsa, demir ipini şamandıraya bağlayıp, ipin batarak bel vermesi önlenmelidir. Sonra demirin bırakıldığı yerin altına veya üstüne düşmemek şartıle, açığa doğru yol alınır. Bu aşılmada, takımın koyuverilmesi istenen yerden, bir hayli uzaklaşılması şarttır. Şunun için ki, açığa bırakılacak ikinci demirin ipi, avlanma sırasında, yeme yakın kalıp, görüntü vermemelidir. Ayrıca, sandal, iki demir arasına sıkıca bağlandığı zaman, gerilen ip, akıntı etkisi ile titrer ve tınlamaya benzer sürekli bir ses verir. Bu çeşit sesden, demir ipini gevşetmek suretle kurtulma yolu vardır ama, bu defa da, sandal, durması gereken yerini değiştirir. Bütün bunlara meydan vermemek için, ya demir ipine birer sağlam şamandıra vurulmalı, veyademir ipleri, ayarlı biçimde kullanılarak, sandalın, takımın koyuverileceği yere en uygun düşecek noktaya düşürülmesine gayret edilmelidir. Böylece tamamlanan demirleme işinden sonra, rahatlıkla avlama işine girilebilir.
    Gerek takımın koyuverilmesi gerekse, yemlenmesai konuları, daha önce açıklanmış olduğundan, burada sadece, yakalanan balığın, ne tür bir çaba ile, sandala alınması gerektiğine değineceğiz.
    Genelikle lüfer yeldirmeleri gece kullanılacak olursa, daha başarılı sonuçlar alınır.Bu gereksinmeye de önemle değindikten sonra, Lüfer grubu balıkların yemi kapmalrından sonra, hiç bekledilmeden, çekip alınmalarına da, aynı önem verilmesi gerektiğine işaret etmek isteriz. Hatta bekletmek şöyle dursun, balığı çekerken, birkaç saniyelik duraklama bile, takımın kesilmesine yeterlidir.Çünkü, bu grup balıklar, oltaya yakalandıkları zaman, ilk anlarda neye uğradıklarını pek anlayamazlar. Bu yüzden azıcık direnir ve çekme gücüne kısa bir süre için, karşı koyarlar. Ama bakarlar ki kurtuluş çaresi yoktur, o zaman takımın uzantısı yönüne doğru, hücüm ettikleri görülür. Durumu, takımın birden boşalması belirler. İşte bu anda gecikilecek olursa, takımın hemen kesiliverdiği görülür. Onun için takıma balık düştüğü zaman, irisine ufağına bakılmadan, süratle çekilip almak gerekir. Öyle ki çekme işinde balığa hiç aman vermemelidir. Yoksa gitti gider, adı kalır. Zaten yakalanmış lüferi, hızla çekme işine girişildiği zaman, onu hemen yüzlediği ve durmadanda, olta ipine doğru sıçradığı görülür. Amacı, kendisini çeken ipde, boşluk yaratmak ve boşlukdan yaralanıp,olta ipini veya bedeni bir an içinde kesebilmekdir. İşte başarı olta ipini çekenin, ona bu fırsatı vermemesinden ibarettir.
    Erkan
    Karadeniz Ereğli

  2. #2
    Çevre Dostu muratsadioglu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    656
    Tecrübe Puanı
    177

    Standart

    Paylaşım için teşekkürler.Çok ayrıntılı ve sabırlı bir açıklama.
    Ben,kendi hesabıma,birçok şeyi daha önce yanlış veya eksik yaptığımı öğrendim.
    Sağol DANDİ.
    .

    En son nehir kuruduğunda, en son ağaç kesildiğinde,en son balık tutulduğunda,
    Beyaz adam paranın yenecek birşey olmadığını anlayacak.
    Kızılderili Şef Seattle

  3. #3
    USTA BALIKÇI
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Yaş
    38
    Mesajlar
    1.342
    Tecrübe Puanı
    231

    Standart

    Paylaşım için teşekkürler Dandi çok yararlı bilgiler. eline sağlık
    BARIŞ AYDOĞAN
    24.05.1981
    K.ÇEKMECE/İST
    AB rh+

    ince misina büyük balık, usta işi

    barisaydogan1981@hotmail.com


    Bende 1 Lira Vardı,
    Sende 1 Lira vardı.
    Paraları değiştirdik yine 1 liramız var.
    Bende 1 bilgi, Sende 1 bilgi vardı.
    Bilgileri değiştirdik, şimdi sende 2 bende 2 bilgi var...
    İşte Paylaşım Ruhu Budur

  4. #4
    tatar

    Standart

    emeğine sağlık dandi

  5. #5
    Meraklı
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Yaş
    49
    Mesajlar
    22
    Tecrübe Puanı
    12

    Standart

    Çok detaylı güzel bir konu olmuş.

    Teşekkürler.
    Tarhan
    Bahçeşehir -İstanbul-1970
    A RH+

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Cevap: 13
    Son Mesaj: 08.04.11, 23:31

Bu Konudaki Etiketler

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
BALIKCI FORUM