Sayfa 1/3 123 SonSon
27 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: LÜfer yok oldu bÖylegİderse sirada hamsİ ve palamut

  1. #1
    ___BALIKCI FORUM___ aFaLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Yaş
    56
    Mesajlar
    12.982
    Tecrübe Puanı
    2447

    Standart LÜfer yok oldu bÖylegİderse sirada hamsİ ve palamut

    Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) Marmara’da biyolojik çeşitliliğin korunması için,Marmara Takım Adaları(Marmara-Avşa-Paşalimanı adası) ile İstanbul Adaları (Prens Adaları)'nın çevresinin "koruma alanı" olmasını savunurken, Avrupa'nın en büyük ikinci deniz çevre projesi olan CoConet'de koruma alanlarının geliştirilmesi için start verdi.

    Koruma alanı oluşturulması durumunda bölgenin olta ve uzatma avcılığı dışında her türlü avcılığa kapatılması ve Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi, AB Habitat Direktifi ve Natura 2000 kapsamında “Hassas Alanlar” olması nedeniyle koruma alanı ilan edilmesini öneriliyor

    PROF.DR.BAYRAM ÖZTÜRK " POLİTİKACILARI İKNA ETMEK ZORUNDAYIZ"

    Avrupa'nın en büyük ikinci deniz çevre projesi olan CoConet'in proje sorumluları arasında olan , İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi öğretim üyesi Prof.Dr. Bayram Öztürk koruma alanlarının biyolojik çeşitlilik için çok önemli olduğunu belirterek

    “Koruma alanları ile ilgili olarak AB 9 milyon Euro’luk fon ayırdı. 22 ülkeden 200’e yakın bilim adamı buluştu.Akdeniz ve Karadeniz’de koruma alanları oluşturulması projesi yürütülecek.Türkiye’nin koruma alanlarını ilan etmesi gerekiyor.Bunun için politikacıları ikna etmek zorundayız.” dedi.



    LÜFER YOK OLDU BÖYLE GİDERSE SIRADA HAMSİ VE PALAMUT

    Avrupa Birliği 7. Çerçeve Programı’nda 9 milyon Euroyla en büyük ikinci deniz çevre projesi olan CoConet, deniz koruma alanları arasında işbirliğini güçlendirmeyi hedefliyor. İtalya’nın başkenti Roma’da yapılan toplantıyla projeye start verilirken 22 ülkeden 39 kurum ve 200 akademisyen görev alıyor.Proje lideri Boero denizlerdeki doğal yaşamın risk altında olduğunu belirtirken Prof.Dr. Bayram Öztürk “Türkiye Marmara ve Ege’de deniz koruma alanları oluşturmazsa lüferde yaşanan yok olma riski palamut ve hamsiyi de kapsar” diyor.

    Proje lideri Ferdinando Boero, “Deniz koruma alanları tüm Avrupa denizleri için yaşamsal ama maalesef Avrupalılar bunu henüz farkında değil. Toprakta artık organik bir şey bulmak yemek güç ama denizde öyle değil. Denizde hala ilk insanlar gibi avcı ve toplayıcıyız. Ama bu deniz koruma alanları bir an evvel hayata geçmezse denizde de doğal yaşam büyük darbe yiyecek”diyor.

    Boero’ya görebu projede arasında görev yapacak akademisyenler arasında işbirliği ve yapılan çalışmaların medyada yer bulması Akdeniz ve Karadeniz’de doğal yaşamın sürmesi için çok önemli.



    RÜZGAR TARLALARI PROJE KAPSAMINDA

    CoConet projesi deniz koruma alanları kadar açık deniz rüzgar tarlalarını da konu ediyor. Avrupa Birliği 2020 yılında tüketeceği enerjinin yüzde 34’ünü yenilenebilir enerjiden karşılamayı planlıyor. Bunun da yüzde 17’si deniz rüzgar santralleri bazlı olacak. Coconet dört yıllık çalışmasında Avrupa Birliği poltika yapıcıları için deniz rüzgar santralleri hakkında kapsamlı bir “rüzgar atlası” ortaya çıkaracak. Proje lideri Ferdinando Boero, “Yenilenebilir temiz enerji dendiği zaman güneşle beraber ilk akla gelen enerji türü rüzgar tarlaları. Ancak anakaradaki rüzgar tarlaları manzarayı bozuyor ve bu nedenle o bölgelerde yaşayan halklar bu santrallere çok da sıcak bakmıyor. O nedenle rüzgar santralleri, yenilenebilir temiz enerji üretiminde Avrupa Birliği için çok güçlü bir seçenek oluşturabilir” diyor.

    EGE DENİZİ RÜZGAR SANTRALİ İÇİN ÖNEMLİ POTANSİYEL

    Kuzey Denizi’nde çok sayıda "açık deniz rüzgar tarlalası” var. Ancak Akdeniz ve Kızıldeniz’de henüz tek bir rüzgar santrali bile yok. Uzmanlar özellikle Ege Denizi’nin bu konuda önemli bir potansiyele sahip olduğunu görüşünü savunuyor.

    Projede Türkiye’de İstanbul Üniversitesi, ODTÜ ve Sinop Üniversitesi’nden kırk kadar akademisyen de görev alıyor. Bütçeden 1 milyon Euro dolayında pay alan Türkiye, CoConet’in en büyük katkıcıları arasında yer alıyor. 9 numaralı iş paketinin proje lideri ise İstanbul Su Ürünleri eski dekanı Prof. Bayram Öztürk.

    DENİZ KORUMA ALANLARINDA BALIKÇILIK KAPANACAK

    Prof. Öztürk, CoConet projesinin Türk denizleri için olmazsa olmaz önemde olduğu kanaatinde. “ Türkiye’de özel çevre koruma alanları var. Foça, Kalkan bunlara örnek olarak verilebilir. Ancak Marmara ve Karadeniz’de tek bir deniz koruma alanı yok. Türkiye denizlerinin kaçınılmaz olarak bu deniz koruma alanlarına ihtiyacı var. Çünkü buralar nesli tükenmekte olan türler için bir sığınak olacak. Denizlerimizin çölleşmesini istemiyorsak bu meseleyi gözardı etmemeliyiz” Öztürk, bu projede belirlenecek bölgelerinin (deniz koruma alanlarının)balıkçılığa tamamen kapatılmasını istiyor. Eğer bu yapılmazsa bugün lüfer stoklarında yaşanan azalma, yakın gelecekte hamsi ve palamutu da tehdit edebilir. O nedenle Avrupa denizlerinde yüzde 1 civarında olan deniz koruma alanlarının en az yüzde 6’ya çıkarılması hedefleniyor.



    Prof. Dr. Bayram Öztürk karasal ve denizel biyoçeşitliliği korumak için en önemli önlemlerden biri Deniz Koruma Alanları ilan etmek olduğunu belirterek “ Türkiye dört farklı deniz tarafından çevrelenmiştir; Karadeniz, Marmara, Ege, Akdeniz. Türkiye kıyılarında çok az deniz koruma alanları bulunmakta ve bu ülkelerin benzersiz deniz ekosistemlerini korumak için daha fazla deniz koruma alanlarına ihtiyaçları var.Karadeniz'de başta Tuna Nehri, gemi kirliliği, aşırı avcılık ve istilacı türler nedeniyle ötrofikasyon meydana gelip, denizel biyoçeşitlilik tehlike altında. Türk Karadeniz'inde denizel koruma alanı bulunmamakta fakat Karadeniz Strateji Eylem Planı 1998'e göre iki alan koruma alanı ilan edilmek üzere. Bu önerilen iki alan ne yazık ki hala yüksek derecede insani faaliyetlerin doğurduğu baskılar altındadır.Akdeniz fokları habitatlarını kaybetmektedir, Mersin balıkları yok olma tehlikesi ile yüz yüzedir. Kalkan stokları azalmaktadır. Son olarak, Karadeniz büyük bir tehlike altındadır. Bu tehditleri durdurmak için Deniz Koruma Alanlarına ihtiyaç vardır ve ortak eylemler Karadeniz'in kurtarılması için şarttır.”

    MARMARA VE KARADENİZ EŞSİZ BİYOLOJİK KORİDOR

    Profesör Öztürk hem Marmara hem de Karadeniz için, Marmara Denizi eşsiz bir biyolojik koridor görevi gördüğünü belirterek “Marmara Denizi'nde Kırmızı Veri Kitabında yer alan Akdenize foklarını da içermek üzere 52 denizel tür bulunmaktadır. Aynı zamanda birçok göç yapan türün yumurtlama alanıdır. Bu göç eden türler, özellikle aşırı avcılık, kirlenme ve gemi trafigi nedeniyle tehlike altındadır. Sonuç olarak Marmara Denizi'nin bazı kesimleri IMO/ MEPC düzenlemelerine göre hassas deniz alanları olarak ilan edilmelidir. “dedi.

    KUTUCANLI TÜRÜ AZALIYOR

    Türkiye dört farklı deniz tarafından çevrelenmiştir; Karadeniz, Marmara, Ege, Akdeniz. Türkiye denizleri biyoçeşitlilik açısından çok zengin. Karadeniz'de 300 balık türü, Marmara Denizi'nde 200, Ege Denizi'nde 300 ve Akdeniz'de 400 tür yaşamakta.

    Türkiye'nin Karadeniz kıyısı boyunca koruma altında olan orman alanları bulunmuyor. Sadece iki tane denizel koruma alanının kurulması planlanmış.Bunlar; İstanbul Boğazı'nın yakınında bulunan Prebosphoric Deniz Koruma alanı ve Doğanyurt-Cide Deniz Koruma Alanıdır ve bu alan Akdeniz Foku ve su samuru için önem taşır

    Marmara Denizi, birçok pelajik göç türleri için yumurtlama alanıdır ve bu alanlar için Özel Koruma Alanı'nın açılması tartışılmaktadır. Foça, Türkiye'nin Ege Denizinde tarihsel olarak öneme sahip olan Akdeniz Koku habitatlarından biri.

    http://www.dha.com.tr/turk-deniz-ara...ri_309272.html





    Büyük balık küçük balıktan uzun yaşar
    Metabolizması yüksek balık düşük olandan uzun yaşar
    Soğuk sudaki balık sıcak sudakinden uzun yaşar


  2. #2
    Vip Üye bnymnblr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Yaş
    41
    Mesajlar
    1.158
    Tecrübe Puanı
    185

    Standart

    Doğal kaynakları korumak, dünya üzerindeki çeşitliliği ve bolluğu korumak anlamına gelir. Bu sadece tek bir türün korunması anlamında değil, bütün türlerin, onların doğal ortamlarının ve ekosistemi oluşturan türler arasındaki kompleks etkileşimlerin de korunması anlamına gelir.

    Bu durum, bütün etkenlerin dikkate alındığı bir yaklaşım gerektirir. Tüm bölgeyi her türlü insan etkisinden koruyan deniz rezervleri, sadece bunu gerçekleştirerek doğal yaşamın korunması için temel bir araç haline gelir.


    Deniz rezervleri balıkçılığa, azalmış popülasyonların iyileşmesi ve habitatların yeniden oluşması gibi birçok açıdan fayda sağlar. Korunan alanlardaki stokların artırılması da ayrıca komşu avlanma alanlarının yeniden stokların oluşmasına yardımcı olacaktır

    Deniz rezervleri, türlerin ve doğal ortamlarının gözlemlenebilmesini sağlayarak, gelecekteki doğa koruma ve yönetim politikalarının saptanabilmesi için gereken, uzun vadeli ve güvenilir bilgilerin toplanabilmesi için eşsiz bir kaynak oluşturur.




    4 yıl kadar önce deniz rezervleri konusunda bakanlığa gönderi yapmıştım.

    TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞINDAN BANA GELEN YAZI

    Sayı:B.12.0.KKG.0.17/106.01.38.01/01/-2427 74699
    Konu: B.E: (Deniz rezervleri hakkında) 10.10.2008 035886


    Karadeniz ve Marmara Denizinde Deniz Rezervleri oluşturulması böylelikle balık türlerinde ve miktarlarında artış sağlanabileceği yönünde önerinizi belirttiğiniz e-postanız incelenmiştir.

    Su Ürünleri Kanununda değişiklik yapılmasını öngören kanun değişikliği taslağı Türkiye Büyük Millet Meclisi komisyonlarında görüşülmektedir. Bahsetmiş olduğunuz konu ile ilgili düzenlemelere yasal dayanak olacak hususlar da bu taslak içerisinde yer almaktadır.

    Bilgilerinize rica ederim.

    Dr. Durali KOÇAK
    Bakan a.
    Genel Müdür V.




    Yenilebilir Enerji konusunda rüzgar türbinleri ileriki dönemlerde çok büyük potansiyele sahip gözüküyor. Bu türbinlerin denizlerde kurulması hem ihtiyaç duyulan enerjinin elde edilmesi hem de avcılığa yasak alanlar oluşturmada ümit vaat eder gibi gözüküyor.



    Aşağıda deniz ortasında kurulmuş rüzgar türbinleri görülmektedir.





































































































  3. #3
    Vıp üye İhtiyar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar
    4.641
    Tecrübe Puanı
    958

    Standart

    İlginç bir kişilik şu Prof. Bayram Öztürk.

    Daha dün lüfer 19 cm.de yumurtlar, asgari avlama boyunun 25 cm.ye çıkarılmasına gerek yok derken, bugün lüfer yok olma noktasına geldi diyebiliyor.

    Ben mi anlayamıyorum acaba?
    Herkes, ne yaparsa kendisine yapar.

    M.Mahir Ersin
    İstanbul 1945

  4. #4
    ___BALIKCI FORUM___ aFaLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Yaş
    56
    Mesajlar
    12.982
    Tecrübe Puanı
    2447

    Standart

    kimse anlamıyorki hocayı ,devamlı donuyor rüzgar nerden eserse o taraftan gözüküyor yarın baska birsey der 13cm diyebilir





    Büyük balık küçük balıktan uzun yaşar
    Metabolizması yüksek balık düşük olandan uzun yaşar
    Soğuk sudaki balık sıcak sudakinden uzun yaşar


  5. #5
    Balıkçı
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    1.708
    Tecrübe Puanı
    238

    Standart

    ''Yenilebilir Enerji konusunda rüzgar türbinleri ileriki dönemlerde çok büyük potansiyele sahip gözüküyor. Bu türbinlerin denizlerde kurulması hem ihtiyaç duyulan enerjinin elde edilmesi hem de avcılığa yasak alanlar oluşturmada ümit vaat eder gibi gözüküyor.

    Fikir çok ilginç bünyamin tebrik ederim seni. Bir taşla iki kuş !!!

  6. #6
    Vıp üye İhtiyar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar
    4.641
    Tecrübe Puanı
    958

    Standart

    Alıntı yeşil Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ''Yenilebilir Enerji konusunda rüzgar türbinleri ileriki dönemlerde çok büyük potansiyele sahip gözüküyor.
    Enerjiyi nasıl yiyeceğiz?

    Sakın yenilenebilir olmasın.

    Şaka şaka!
    Herkes, ne yaparsa kendisine yapar.

    M.Mahir Ersin
    İstanbul 1945

  7. #7
    Vip Üye bnymnblr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Yaş
    41
    Mesajlar
    1.158
    Tecrübe Puanı
    185

    Standart

    Mahir Amca,
    Türkçe işte böyle bir şey. bir hece eksik olsa anlam uçuyor.

  8. #8
    __BALIKCI FORUM__ özgürdeniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Yaş
    57
    Mesajlar
    5.203
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Resmi gerçek boyutunda görmek için tıklayın.

Resmin ismi:  _MG_2512.jpg
Görüntüleme: 65
Büyüklüğü:  24.4 KB (Kilobyte)
ID:	11921

    Biz kurduk çifliğin enerjisi rüzgar+güneş kombinasyonu sayesinde sağlanıyor,ilk kurulum yatırım gerektirse de sürekli bedel ödenmediği için tasarruf sağladığı gibi doğya saygılı temiz enerji kullanılmış oluyor.

    Bayram Hoca rüzgar gülü gibi,kim sponsorsa kurallar esneyebiliyor.Lüferde 25 cm sözünü ilk ortaya atan kendisiyken istişarede 16 cm kadar düştü,yinede koruma alanlarından söz ediyor oluşu önemli,hem kim bilir belki bu kez kıvırmaz
    Müfit Çıkrıkçıoğlu
    İstanbul

    KIYI BALIKCISI


  9. #9
    Meraklı
    Üyelik tarihi
    Jun 2012
    Mesajlar
    7
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Yazılanları okuyorum da iyi ki Bayram Hoca var yoksa kime çatacaktınız merak ediyorum. Adam Profesör üstelik yıllardır bu işlerin düzgün gitmesi için çalışıyor. Ama ne zaman birilerinin çıkarlarına dokunsa ne fırıldaklığı kalıyor ne dolambaçlığı(ne demekse???) Hocaya laf edenler acaba kaç tane kitap okumuştur merak ediyorum. Farkında mısınız beyler, eğer Avrupa Birliği satndartları gelirse veya doğru düzgün balıkçılık konusunda eğitimli olanlar balıkçılık yapsın diye bir yasa çıkarsa -ki mutlaka öyle olması gerekli bence- şu anda balıkçılık yapanların neredeyse tamamı eğtimsizliğinden dolayı balıkçı teknesine adım bile atamaz. Ama şimdi herkes konuşuyor. Yıllardır denizi acaba kim bitirdi çok merak ediyorum. Sorsak bütün balıkçılar masum herkes suçu başkasına atıyor kıyı balıkçısı büyük balıkçıya o deniz kirliliğine öbürü başka birisine... ama kimse ben yanlış yapmışım bir adamın çıktı çevre bilinci diye birşeyden bahsediyor, balıkçılık bilimdir diyor şu adamı dinliyelim demiyor. Cahil cesareti ile konuşmak bu olsa gerek....

  10. #10
    Balıkçı
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    1.708
    Tecrübe Puanı
    238

    Standart

    Alıntı İhtiyar Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    İlginç bir kişilik şu Prof. Bayram Öztürk.

    Daha dün lüfer 19 cm.de yumurtlar, asgari avlama boyunun 25 cm.ye çıkarılmasına gerek yok derken, bugün lüfer yok olma noktasına geldi diyebiliyor.

    Ben mi anlayamıyorum acaba?
    Mahir abi , en güzel cevabı hocanın kendisi verecek , gelgelelim tv proğramlarında kendisine bu soruları soracak , ne bir yapımcı , ne de bir katılımcı göremedik henüz !!!

Sayfa 1/3 123 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. TURANKÖY lüfer PALAMUT AVI VOLİ
    By basli balikcilik in forum Av Videoları
    Cevap: 1
    Son Mesaj: 20.11.11, 10:30
  2. TRT ANADOLU (Toprağın sesi)LÜFER,HAMSİ Sorunları
    By aFaLa in forum Forum Duyuruları
    Cevap: 12
    Son Mesaj: 05.09.11, 12:21
  3. Balıkçıların Palamut ve Lüfer Beklentisi
    By Burhan Reis in forum Güncel Deniz Haberleri
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 30.08.11, 18:11
  4. Cevap: 4
    Son Mesaj: 23.10.09, 12:11
  5. Bu sezon palamut ve lüfer bol olacak
    By kenane in forum Güncel Deniz Haberleri
    Cevap: 3
    Son Mesaj: 27.08.09, 00:38

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
BALIKCI FORUM