2 sonuçtan 1 ile 2 arası

Konu: Marmara Denizi tehlike sinyalleri

  1. #1
    Vip Üye bnymnblr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Yaş
    41
    Mesajlar
    1.158
    Tecrübe Puanı
    185

    Standart Marmara Denizi tehlike sinyalleri

    Marmara Denizi`nde canlıların yaşayabilmesi için gerekli oksijen değerlerinde çok büyük düşüş saptandı. Geçmiş senelere oranla ciddi bir bulanıklık görülüyor. 1970`lere kadar rastlanan 144 tür canlıdan bugüne hiçbiri kalmadı. Yerli su ürünleri olarak sadece geçiş balıkları, yani Karadeniz`den gelen lüfer, palamut ve biraz da istavrit bulunuyor.

    Marmara Denizi`nde "2008 Yaz Dönemi Oşinografik Şartlarının İzlenmesi ve Etkileri" konulu proje 12 Temmuz tarihinde başlatıldı. 01 - 15 Ağustos 2008 tarihleri arasında ise tüm Marmara Denizi`nin oşinagrafik, biyolojik ve sedimantolojik etüdü yapıldı. Sevinç - Erdal İnönü Vakfı bünyesinde gerçekleştirilen çalışmalara katılan ekip; proje lideri M.Levent Artüz, Bülent Artüz, Prof. Dr. Dinçer Gülen, Doç. Dr. Erdal Üzen, Biyolog Barış Sönmez ile çevre Müh. Atilla Aydemir`den oluştu. Araştırmanın sonuçları, 18 Eylül Perşembe günü yapılan toplantıda basına açıklandı.

    Basın toplantısında verdiği bilgiler doğrultusunda görüştüğümüz hidrobiyolog Levent Artüz; "Marmara Denizi ölmek üzere olan bir hasta. Kritik bir noktada. Eğer kirletici girdiler kesilecek olursa, çok uzun bir süreç bile olsa, zaman içerisinde kendini toparlayacağı kesin. Bir yerden başlamak gerekiyor. Bu başlanacak nokta da şu andaki mevzuatı uygulamak olacaktır" diyerek sözlerine şunları ilave etti: "Kirliliğin üç evresi var. Birincisi kirleticiyi ortama döküyorsunuz, ölen ölüyor, dayanıklı olanlar geriye kalıyor. İkinci evrede, geriye kalan dayanıklı türler daha büyük alan buldukları için ve rekabet imkanı azaldığı için, çok büyük patlamalar yapıyorlar ki biz şimdi bu noktadayız. Deniz analarında, salyalarda olan patlamalar gibi... Üçüncü evre ise hiç önemsemeyeceğiniz kadar az bir kirleticinin ortama girmesiyle, biyotik (canlı) ortamdan abiyotik (cansız) ortama dönülmesi oluyor. Bu bir an meselesi."

    Marmara Denizi`nde kirlilik sebebiyle geçmiş senelere oranlar ciddi bir bulanıklık saptandığını ve ilk bulgulara göre bunun başlıca nedeninin askıda partiküller (sarı madde) olduğunu söyleyen Levent Artüz, Marmara Denizi`nde canlıların yaşayabilmesi için gerekli oksijen değerlerinde çok büyük azalma gördüklerini de sözlerine ekledi.

    Levent Artüz açıklamalarında şu noktaları önemle vurguladı: "İstanbul kanalizasyon projesine göre 5mg/lt. altında çözünmüş oksijen bulunan yere hiçbir surette deşarj yapılamaz. Çevre mevzuatı da aynı şeyi söylüyor. Bizim ölçüm yaptığımız deşarj yerlerinde ise 0,98 ila 2,5mg/lt. oksijen bulduk. Ayrıca özellikle derin suda, 200 m. derinlikteki sıcaklıkta yükselme gördük. Düşünün, günde 2,5 milyon metreküp kanalizasyon atığını hiç arıtmadan Marmara Denizi`ne basıyoruz. Bursa ve İzmit Körfezi`ndeki sanayi atıklarını da sayarsak durumun vehameti anlaşılır. 1970`lerde Marmara`da 144 canlı tür canlı vardı. Şimdi hiçbiri yok. Yerli su ürünleri olarak sadece geçiş balıkları, yani Karadeniz`den gelen lüfer, palamut ve birazda istavrit bulunuyor. Sonuç olarak ne yazıktır ki Marmara Denizi genelinde ölçülen parametrelere bağlı ciddi ve gerçek anlamda önlem alınmasını gerektiren vahim bir durum ile karşılaşıldı. Marmara Denizi, kaldıramayacağı kadar yüğun bir kirlilik baskısı ile karşı karşıyadır. Zaten gecikmiş olan önlemlerin acilen, belki de afet statüsü içinde, bir an evvel devreye sokulması gerekmektedir."

    2008 Yaz Dönemi Oşinografik Değişimlerin İzlenmesi ve Etkileri konulu araştırmanın 1. bölümü olan yaz ayağında elde edilen verilere göre;

    1. Marmara Denizi`nde geçtiğimiz dönem oluşan ve balıkçıların "salya" adını verdikleri bitkisel plankton patlamasına bağlı musilaj agregat yapının, Marmara Denizi`ne çok ciddi zararlar verdiği sonucuna varıldı.

    Söz konusu yapının çökerek, özellikle midye, istiridye, yumuşak mercanlar gibi yer değiştiremeyen canlıları neredeyse tümüyle yok ettiği, bu yok oluşa bağlı olarak Marmara Denizi`nin dip yapısında köklü bir değişimin gerçekleştiği, deniz yıldızı, deniz kestanesi gibi derisi dikenlilerde anormal artışların yaşandığı görüldü. Bu değişim kapsamında ekonomik öneme sahip "yerli" olarak nitelendirebileceğimiz türlerin neredeyse tamamen yok oldukları, tür çeşitliliğinin vahim ölçülerde tahribata uğradığı tespit edildi.

    2. Salya oluşumunun tüm Marmara Denizi genelinde 20 metre derinlikte ve 10 - 15 metre kalınlıkta bir tabaka olarak mevcut bulunduğu ve bu tabakanın birçok noktada yeni oluşan materyalden meydana geldiği,

    3. Salya oluşumu ve geçen sezon oluşmuş salyanın efektlerinin yanısıra taraklı medüzlerde (kay - kay) çok ciddi patlamalar şeklinde artışlar artışlar tespit edildi.

    4. Marmara Denizi`nin Değişen Oşinografik Şartlarının İzlenmesi MAREM projesi kapsamında, en önemli gösterge olan, suda erimiş oksijen değerlerinde geçmiş yıllara göre çok düşük hatta sıfıra yakın değerlere rastlandı.

    5. Marmara Denizi`nin alt su tabakasında sürekli 14.2 derece değere sahip Akdeniz kökenli su kütlesinin sıcaklığının ortalama değerinin 14.8 - 15.0 dereceye yükseldiği saptandı.

    6. 1000 metre derinliğin altında yürütülen çalışmalarda Marmara Denizi için 9 adet yeni, ayrıca bir adet de tamamen yeni bir türe rastlandı. Yapılan ölçümlerde Marmara Denizi`nin doğu kesiminde besleyici materyalde artışlar tespit edildi. Bitkisel plankton tür çeşitliliğinde ise düşüşler saptandı. Bu verilere göre Marmara`nın ciddi bir verim düşüklüğü göstereceği sinyali algılanmalıdır.

    Araştırma çalışmasında yer alan, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümünden emekli olan Prof. Dr. Dinçer Gülen; "Marmara`daki çevre belediyeler kanalizasyon sistemiyle atık sularını Marmara`ya boşaltıyorlar. Baltalimanı, Yenikapı ve Kadıköy`deki arıtma tesislerimiz çalışmıyor. Bir akşamüstü gidin oralara göreceksiniz, kokudan durulmuyor. Biyolojik arıtma tesislerinin hiçbiri çalışmıyor. Yalnızca karıştırma yapılıyor. Yani sıvıyı zaten hemen denize veriyorlar, dibe çökenleri de bir makine ile karıştırıp sonra döküyorlar, her taraf kokuyor" dedi.
    Prof. Gülen, şöyle bir görüşten de bahsetti; bu atıklar kanal suyuna verilecek, Akdeniz suyuna verilecek ve bu şekilde Karadeniz`e gidecek biz de kurtulacağız deniyordu. O zaman da söyledik, bu jeolojik ve fiziksel olarak yanlış bir görüş. Bir kere Karadeniz`in girişinde bir eşik var. Akdeniz suyunun çok azı geçebiliyor, kalanı olduğu gibi geri dönüyor. Verdiğimiz atık genellikle daha yoğun olduğu için ya geçemiyor ya da satıha çıkıyor. Böyle toplu deşarjlar çok tehlikeli, bunlardan vazgeçilmesi gerekiyor. Veya belediyelerin ciddi olarak arıtma yapması lazım. Gemlik Körfezi`ndeki fabrikaların arıtma tesisleri çalışmaz. Şimdi Botaş bir işlem yapıyor ve soğutma suyunu Marmara`ya döküyor. Bu suyun 1 derece, 1 santigrad bile artması satıh sularında büyük değişiklik meydana getiriyor. Bunlar hep parasal sorunlar ve halledilebilir. Belediyeler gayet güzel altyapıyı tamamladık diyorlar ama maalesef sonuçta Marmara da bu hale geldi. Bu durumdan kurtulmak için çevre yasalarına uymamız ve bütük arıtma tesislerini çalıştırmamız gerekiyor, diyen Prof. Dinçer Gülen toplantıya katılan basın mensuplarına teşekkür ederek sözlerine son verdi.

    Marmara Denizi`nin Oşinografik Şartlarının İzlenmesi isimli proje ilk olarak 1954 senesinde başlatıldı. Proje, bir deniz için yapılmış en uzun soluklu izleme projelerinin başında gelmektedir. Günümüze kadar Marmara Denizi ve Boğazlarda, yatayda 50 adet istasyonda yaklaşık 25 adet parametrenin, derinliğin elverdiği kesitlerde 0,5 ila 1200 metreye kadar ölçümlemesi gerçekleştirildi.

    Bu proje çerçevesinde belirtilen amaçlara ulaşabilmek için araştırma ekibi, proje bölgesinde su kütlelerinde birtakım çalışmalar gerçekleştirildi. Bunları, fiziksel ve kimyasal parametrelerin ölçümleri, biyolojik ölçümler, balık stokları ile ilgili ölçümler, topografik çalışmalar, meteorolojik gözlemler, sedimantolojik ölçümler, flora çalışmaları, oceanografik database (geçmiş yıllardaki verilerin karşılaştırılması ve değerlendirilmesi) ana başlıkları olarak sayabiliriz.
    __________________
    Bünyamin

  2. #2
    ___BALIKCI FORUM___ aFaLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Yaş
    56
    Mesajlar
    12.942
    Tecrübe Puanı
    2443

    Standart

    2008 Yaz Dönemi Oşinografik Değişimlerin İzlenmesi ve Etkileri konulu araştırmanın 1. bölümü olan yaz ayağında elde edilen verilere göre;

    1. Marmara Denizi`nde geçtiğimiz dönem oluşan ve balıkçıların "salya" adını verdikleri bitkisel plankton patlamasına bağlı musilaj agregat yapının, Marmara Denizi`ne çok ciddi zararlar verdiği sonucuna varıldı.

    Söz konusu yapının çökerek, özellikle midye, istiridye, yumuşak mercanlar gibi yer değiştiremeyen canlıları neredeyse tümüyle yok ettiği, bu yok oluşa bağlı olarak Marmara Denizi`nin dip yapısında köklü bir değişimin gerçekleştiği, deniz yıldızı, deniz kestanesi gibi derisi dikenlilerde anormal artışların yaşandığı görüldü. Bu değişim kapsamında ekonomik öneme sahip "yerli" olarak nitelendirebileceğimiz türlerin neredeyse tamamen yok oldukları, tür çeşitliliğinin vahim ölçülerde tahribata uğradığı tespit edildi.

    2. Salya oluşumunun tüm Marmara Denizi genelinde 20 metre derinlikte ve 10 - 15 metre kalınlıkta bir tabaka olarak mevcut bulunduğu ve bu tabakanın birçok noktada yeni oluşan materyalden meydana geldiği,

    3. Salya oluşumu ve geçen sezon oluşmuş salyanın efektlerinin yanısıra taraklı medüzlerde (kay - kay) çok ciddi patlamalar şeklinde artışlar artışlar tespit edildi.

    4. Marmara Denizi`nin Değişen Oşinografik Şartlarının İzlenmesi MAREM projesi kapsamında, en önemli gösterge olan, suda erimiş oksijen değerlerinde geçmiş yıllara göre çok düşük hatta sıfıra yakın değerlere rastlandı.

    5. Marmara Denizi`nin alt su tabakasında sürekli 14.2 derece değere sahip Akdeniz kökenli su kütlesinin sıcaklığının ortalama değerinin 14.8 - 15.0 dereceye yükseldiği saptandı.

    6. 1000 metre derinliğin altında yürütülen çalışmalarda Marmara Denizi için 9 adet yeni, ayrıca bir adet de tamamen yeni bir türe rastlandı. Yapılan ölçümlerde Marmara Denizi`nin doğu kesiminde besleyici materyalde artışlar tespit edildi. Bitkisel plankton tür çeşitliliğinde ise düşüşler saptandı. Bu verilere göre Marmara`nın ciddi bir verim düşüklüğü göstereceği sinyali algılanmalıdır.
    bunları okuyunca yeterli canım sıkıldı cok





    Büyük balık küçük balıktan uzun yaşar
    Metabolizması yüksek balık düşük olandan uzun yaşar
    Soğuk sudaki balık sıcak sudakinden uzun yaşar


Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Amatör Denizcilik Ehliyeti Sınavı Çalışma Soru-Cevapları
    By kenane in forum Denizcilik Dökümanları
    Cevap: 11
    Son Mesaj: 13.01.11, 21:57
  2. Marmara Deniz'i Kirlilikten Nasibini Alıyor
    By Hıcaz in forum Deniz Kirliliği Haberleri
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 07.04.09, 16:32
  3. Marmara Deniz'i ne kadar Kirli
    By Hıcaz in forum Deniz Kirliliği Haberleri
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 07.04.09, 16:22
  4. dünyadaki denizler
    By balıkcı in forum Balıkçılık Hakkında Genel Bilgiler
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 26.03.09, 14:55

Bu Konudaki Etiketler

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
BALIKCI FORUM