8 sonuçtan 1 ile 8 arası

Konu: marmara denizinde kanal suyu

  1. #1
    REİS LüFerCi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Yaş
    32
    Mesajlar
    3.474
    Tecrübe Puanı
    396

    Thumbs up marmara denizinde kanal suyu

    Marmara denizi ve boğazlarda sık sık bahsedilen KANAL nedir? Eski çağlarda Karadeniz, Marmara ve Ege denizinin bugünkü gibi boğazlar vasıtası ile bağlantısı yoktu. Bugünkü Karadeniz, Orta Asya'dan Avrupa içlerine uzanan Sarmat iç denizinin zamanla Kuruması ile ortaya çıkan acı su ile dolu bir göl; Marmara da İstanbul boğazı yerine Karadeniz'den akan bir dere ile beslenen başka bir göldü. Her iki suda tatlı su balık ve bitkilerini içeriyordu. Ege bölgesinde ise kara parçaları arasında kimi birbiri ile bağlantılı kimi bağlantısız pek çok göl içeriyordu. Sismik açıdan hala durulmamış bu bölgelerde 3ncü ve 4ncü zamanlarda oluşan büyük tektonik hareketler Ege'de çökmeler, Çanakkale boğazının açılması ve Marmara gölünü besleyen derenin de İstanbul boğazını oluşturmasını sağladı. Böylece Akdeniz'in tuzlu deniz suyu coğrafi olarak alçakta kalan yeni oluşan ve gölleri de içeren cukurlara hücum etti. Bunun sonucunda göllerde yaşayan canlıların tamamı öldü. Akdeniz suyunun önüne kattığını Karadeniz'e sürüklemesi sonucunda da Karadeniz'in dibinde 200 metre derinlikten itibaren daha aşağıya doğru ölü tatlı su canlılarının bozulmasından oluşan yaşam için uygun olmayan sülfirik asid içeren bir ortam oluştu. Bu ortam hala mevcuttur, ve bu bölgede yaşam yoktur. Akdeniz suyunun Karadeniz'e akışı da hala sürmektedir. Ancak şimdilerde durum ilk oluşum sürecinde olduğundan farklıdır.
    İklim olarak sıcak kuşakta bulunnan bu nedenle fazlaca buharlaşan ve boyutuna göre akarsulardan gelen tatlı su miktarı oldukça az olan Akdeniz'in suları Karadeniz'e göre neredeyse iki kat fazla tuzludur. Daha serin iklim kuşağında olan, bu nedenle az buharlaşan ve bolca büyük nehir tarafından beslenen Karadeniz suyunun tuzluluk miktarı ise oldukça düşüktür. Bu durum günümüzde Marmara denizi ve boğazlarda iki farklı akıntı yaratmıştır. Akdeniz'in suyu oluşum sürecinden beri coğrafi olarak daha düşük seviyede olan Karadeniz'e boğazlar ve Marmara denizi üzerinden akar. Tuz miktarının fazla olması nedeni ile daha yoğun olan bu nedenle de Karadeniz suyundan daha ağır olan Akdeniz suyu bu çıkışta dipten akar. Karadeniz suyunun az tuzlu olması böylece az yoğun ve hafif olması nedeni ile de Karadeniz'den Akdenize doğru ikinci bir akıntı oluşur ki bu da alt akıntının hemen üzerinden ters yönde akmaktadır. İşte Akdeniz'den Karadenize dipten akan bu suya KANAL denir. Karadeniz'den Akdeniz'e akan suyun adı da balıkçı arasında AKINTI vey AŞAĞI SUYUDUR. Akış hızı 4 - 5 km./saat olan bu akıntının Karadeniz'den Akdeniz'e taşıdığı su saniyede 10.000 m3 olarak hesaplanmıştır ki bu miktar kanal suyunun yaklaşık iki, hatta zaman zaman üç katıdır. Aşağı suyu sert lodos fırtınaları ile bazen Karadeniz'e doğru döner, bu durumda balıkçı arasında ORKOZ diye anılır.
    Kanal denizlerimizde geçici balıklar olarak bilinen ve yazları yumurtlamak ve beslenmek için Karadeniz'e çıkan, kışları Akdeniz'e geri dönen balıklar için çok önemli rol oynar. Bu balıklardan halen kalan başlıcaları Lüfer, Palamut, Torik, Orkinos, Kılıç, Kolyoz, İstavrit gibi balıklardır. Geçici balıklar göçleri esnesında KANALI takip ederk yollarını bulurlar. Kısaca bu yol balıklar olduğu kadar Türkiye'nin profesyonel ve amatör sahil balıkçılığı için hayati rol oynamaktadır. Bizde de açık deniz balıkçılığı pek olmadığından, demek ki balıkçılığımızın esas temeli budur.
    Şimdi gelelim ekolojik bir tehlikeye. Aşırı ve anormal nufüs artışına maruz kalmış, doğa ve ekoloji bilincini yitirmiş İstanbul şehri dev sorunlarından sadece biri olan atık sularını derin deşarj yöntemi ile Marmara'da kanala vermekte ve kanal suyu ile Karadeniz'e çıkmasını temin etmeye çalışmaktadır. Bizzat İSKİ tarafından Yenikapı mekanik arıtma tesislerinde kimyasal arıtmaya tabi tutulmayan atık sular derin deşarj yöntemi ile kanala pompalanmaktadır; ayrıca Büyükşehir ve ilçe belediyeleri tarafından özel işletmelerin de aynı yola başvurması zorunlu hale getirilmektedir. İlk bakışta Marmara denizin'de kirliliği azalttığı gözlenen bu işlemin; Karadenizin 200 metre aşağısından itibaren hayat olmadığı ve Karadenize kıyısı olan ülkelerin de aynı yolu izlediği, hatta Karadeniz'e kıyısı olmayan, ÇEVRECİ(!) olmayı da kimselere bırakmayan Avrupa ülkelerinin de sınırları içinden geçen ve Karadeniz'e akan Tuna nehri vasıtası ile zehirli atıklarını Karadeniz'e yolladıkları düşünüldüğünde o kadar yanlış gibi durmamaktadır. AMA, İstanbul'un tüm evsel ve sanayi atıklarının kanala akıtılması bu yolu kullanarak göç eden balıklar için korkunç bir çevre kirliliği ve tehlike yaratmaktadır. Bazı türler bu kirlenmeyi takiben Karadeniz'e çıkmayı da durdurmuştur. Ayrıca Balık Kırgını bahsinde okuyacağınız gibi bazen üst akıntı alt akıntı ile karışmakta kanal sularının bir kısmının geri akmasına neden olmaktadır; bu da beklenen şekilde atıkların tamamının Karadeniz'e çıkamayacağı kuşkusunu getirmektedir.
    İstanbul için iyi bir çözüm hatta tek çözüm olarak görülen bu yöntemde kimyasal arıtma yapılmaması ekolojik tehlike yaratmaktadır. Nihai ve gerçek çözüm kimyasal arıtmadır, o takdirde derin deşarja bile gerek kalmadan arıtılan sular doğrudan Marmara'ya akıtılabilir hatta yenide teknik su olarak da kullanılabilir. Kimyasal arıtma yeterli kaynak ve para bulunamaması nedeni ile en azından şimdilik yapılamamaktadır. İyi ama paralarımızı denizlerimizn incisi olan geçici balıklarımız mı yiyorki, biz onların yoluna pisliyoruz onları da yolsuzluğa mahkum ediyoruz! İnsan olmak bize bu hakkı verir mi?
    Şimdi de planlanan son uygulama BOĞAZA TÜP GEÇİT. Yüzeyde hazırlanarak batırılacak sonra da sanırım boğaz dibine yaplıcak kazı ile zemine oturtulacak bir tünel. Bu tünel için yapılacak kazının büyük bir kirlenme yaratacağı, bu kirliliğinde kanala karışarak yayılacağı muhakkak. Bir de tünel ne de olsa tam gömülemeyeceğinden dipten yukarıda kalan kısmının kalan akıntısına ne etki yapacağı, kanala pompalanan İstanbul atık suyunun tüp geçidi aşarken üst akıtıya karışacak kadar yükselip yükselmeyeceği, veya kanal akıntısı üzerinde ne gibi etkiler olacağı hesaplandı mı? Bunları bilemiyorum ama kesin olan o ki, bu tüp geçit boğazlarda zaten bıçak sırtında kalan ekolojik dengeyi kötü etkileyecektir.

    ALINTIDIR
    BüleNt
    İSTANBUL


  2. #2
    Hıcaz

    Standart

    iyi hazırlanmış bir yazı paylaşıma teşekk.

  3. #3
    Balıkçı Adayı scubamen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Yaş
    33
    Mesajlar
    146
    Tecrübe Puanı
    26

    Standart

    çok teşekkuler patlaşım harikaydı
    misinamız gergin balığımız bol berketimiz daim olsun

  4. #4
    ___BALIKCI FORUM___ aFaLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Yaş
    56
    Mesajlar
    12.942
    Tecrübe Puanı
    2443

    Standart

    paylaşıma teşekk.





    Büyük balık küçük balıktan uzun yaşar
    Metabolizması yüksek balık düşük olandan uzun yaşar
    Soğuk sudaki balık sıcak sudakinden uzun yaşar


  5. #5
    __BALIKCI FORuM__ kenane - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesajlar
    2.419
    Tecrübe Puanı
    352

    Standart

    eline sağlık. yazı çok önemli.

    Binlerce kilometre petrol borusu döşeyen biz Karadeniz'e bir kanalizasyon borusu mu döşeyemiyoruz.

    Kağıthaneden Karaburundan direk Karadeniz'in 250 metre dibine.
    Ne geri geldi sorunu olur ne de boğaz kirlendi.
    .



    "Denizlerimize içtiğimiz suya gösterdiğimiz özeni gösterelim."

    Kenan Haydan
    (Tevellüt; Teşrini evvel miladi 1964)
    YENİKÖY-İSTANBUL

    http://www.amazing-animations.com/animations/fish40.gifhttp://img451.imageshack.us/img451/3605/coadmin7nz9.gif


  6. #6
    Vip Üye bnymnblr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Yaş
    41
    Mesajlar
    1.158
    Tecrübe Puanı
    185

    Standart

    Gerçekleri anlatan harikulade bir yazı
    Paylaşım için teşekkürler
    Bünyamin

  7. #7
    S- Moderators Ali41 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2009
    Yaş
    59
    Mesajlar
    2.350
    Tecrübe Puanı
    333

    Standart

    paylaşım için teşekkürler.

    Ali TEZER

    KOCAELİ / İZMİT


  8. #8
    Balıkçı Kulek Reis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Yaş
    73
    Mesajlar
    1.854
    Tecrübe Puanı
    219

    Standart

    Yazı için teşekkür ederim .ne karadenizin dibine nede başka bir yere arıtılmış bir şekilde (gerçek arıtımla)direk bulunduğu ortama birakılmalı
    H.Hüseyin Külek
    1946-İstanbul-Ataköy-(A rh-)
    Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler




    Söz veriyorum
    Çinekop tutmayacağım,satın almayacağım,Tutanlara engel olacağım

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Marmara Denizini Kaybettk mi?
    By Hıcaz in forum Deniz Kirliliği Haberleri
    Cevap: 20
    Son Mesaj: 08.02.10, 00:37
  2. Marmara denizi'ne Rasathane kuruluyor
    By Hıcaz in forum Güncel Deniz Haberleri
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 19.03.09, 14:47
  3. Marmara Denizi'nde kirlilik alarmı!!!!
    By Hıcaz in forum Deniz Kirliliği Haberleri
    Cevap: 1
    Son Mesaj: 19.03.09, 12:14
  4. Marmara Denizini Kaybettk mi?
    By Hıcaz in forum Deniz Kirliliği Haberleri
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 19.03.09, 02:15
  5. Haliç ve Marmara Denizindeki Kirliliğin Artması
    By Hıcaz in forum Deniz Kirliliği Haberleri
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 19.03.09, 02:13

Bu Konudaki Etiketler

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
BALIKCI FORUM