Denizlerimizin daha çok temizlenmesi için uğraş veren Meke Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı M. Kerem Kemerli ile denizlerimizin son durumunu konuştuk.

Her yıl milyonlarca atık ve tonlarca kirli sıvı, masmavi denizlere akıtılıyor ya da atılıyor. Gerek nehirlerin taşıdığı pislikler, gerekse çeşitli kazalar nedeniyle gemilerden sızan petrol ve türevi maddeler nedeniyle denizler biraz daha kararıyor. Böylece kirlilik nedeniyle deniz canlıların çeşitliliği biraz daha azalıyor, yüzülecek alanlar biraz daha daralıyor. Ancak denizlerin temiz tutulması için çalışan atık avcıları da yok değil. Böylesine ulvi bir görev için çalışan firmalardan olan Meke, denizlerimizin daha çok temizlenmesi için uğraş veriyor. Meke Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı M. Kerem Kemerli de bu uğraşları böyle anlatıyor.

Meke nasıl kuruldu?
Meke, resmi olarak 1984 yılında babam Mehmet Kemerli tarafından kuruldu. Babam, 1977 sonunda Shell’den ayrıldıktan sonra deniz için, Türkiye için ne yapabilirim diye düşünürken, Meke’nin ilk tohumlarını atmış. 1980’de Türkiye’de gemilerden sintine alımını başlatmış, 84’te ise çerçevesini daha da genişleterek iş güvenliği hizmeti veren, gemilerden katı ve sıvı atıkları alan, denizde bir petrol kazası olduğu zaman onu temizleyebilecek Meke’yi kurmuş.

Verdiğiniz hizmetlerden biraz bahseder misiniz?
Meke, IMO’nun konvansiyon kısaltmalarına göre, MARPOL, OPRC, HNS konvansiyonlarının gereklerini hizmet olarak ülkemiz ve dünyaya sunan bir şirkettir. Transit gemilerden katı ve sıvı atık alımı, limanlarda atık kabul ve arıtma tesisi kurup işletmesi, denizde ve karada oluşan petrol ve kimyasal kirliliğinin temizlenmesi, tanker veya boru hatlarında meydana gelen petrol veya kimyasal kazalara müdahale edilmesi, petrol ve kimyasal kirliliklere müdahale ekipmanları imalatı, bu amaçlar için gereken özel gemilerin imalatı, ilgili eğitimlerin verilmesi, hassas bölge haritaları hazırlanması, acil müdahale planları ve risk analizleri yapılması, kendi geliştirdiği, MEKESLIK isimli yayılım modeli ile sanayinin ihtiyaç duyduğu alanlarda hizmet vermektedir. Şu anda 26 gemi ile hizmet veriyoruz. Bu gemilerin yanı sıra devriye hizmeti veren küçük gemilerimiz de var. İstanbul Büyükşehir Belediyesi için 12 gemimiz çalışıyor ve bu gemiler, gün boyu deniz yüzeyindeki katı maddeleri topluyorlar. Küçük gemiler önce kendi imkânlarıyla temizlemeye çalışıyor, eğer temizleyemeyecekleri miktarda bir kirlilik ise, merkeze bildiriyorlar. Böylece çok daha hızlı müdahale edilebiliyoruz. Küçük gemilerimizin taşınabilir olmaları sayesinde kamyon veya uçakla, Türkiye veya dünyanın herhangi bir yerine çok hızlı bir şekilde yollayabiliyoruz. Bir mühendislik bölümümüz var ve petrol sızıntısına müdahalelerin altyapısını hazırlıyor. IMO ve Nautical Institute’den akredite olduğumuz için, bunu bütün dünyaya da pazarlayabiliyoruz. Türkiye’de Çevre Bakanlığı’ndan kıyı tesislerinin risk analizi ve acil müdahale planlarının hazırlanması konusunda yetkili firmayız.

Hangi bölgelerde ofisleriniz var? Acil müdahale alanlarınızdan bahseder misiniz?
Sesmeke diye bir şirketimiz daha var. Bu şirket Meke’yle aynı işleri yapıyor. Sesmeke’nin yüzde ellisi Amerikalı Seacor Grubu’nun. Onlarla beraber BTC boru hattının Türkiye ayağında hizmet veriyoruz. Meke ve Sesmeke olarak şu anda altı tane acil müdahale istasyonumuz var. Bunlardan dört tanesi BTC boru hattında; Kars, Erzincan, Kayseri ve Ceyhan’da. İstanbul’da ise Tuzla ve İkitelli’de acil müdahale istasyonumuz var.
Gürcistan Tiflis’te bir şirketimiz var. Azerbeycan, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri, Kazakistan, Mısır ve Malta’da irtibat ofisi olarak bulunuyor ve projeler bazında sayımızı arttırıyoruz.

Denizin kirliliği konusunda hizmet veren birisi olarak denizlerimizin durumunu yakından takip ediyorsunuz. Denizlerimiz ne durumda?
Deniz kirliliği yüzeyde gördüğümüz mü, yoksa görmediğimiz, denizin içinde olan kirlilik mi? Denizlerimizi kirleten kaynaklar kesildiği andan itibaren denizlerimiz kendini temizlemeye başlıyor, ama kaldırabileceği kirlilik yükünü aştığı zaman, kendisini temizleyemiyor. Küçüklüğümde Boğazlarda 70’in üzerinde deniz canlısı yaşıyordu. Bu sayı onlara kadar düşmüştü. Uzmanlar canlı sayısının 30’lara geldiğini söylüyor. Bugün İstanbul Boğazı’nda deniz temizliğinin sembolü denizatları görülüyor. Demek ki denizlerimiz temizlenme yolunda.

Bir kaza veya denizde bir olay olduğu zaman, ne kadar kısa sürede müdahale edebiliyorsunuz? Temizleme ne kadar sürüyor?
İstanbul’da bize haber geldiği andan itibaren beşinci dakikada ekiplerimiz mobilize olabiliyor. Sonrası kazanın nerede olduğu ve bizim hızımızla doğru orantılı. Kaza Boğaz’ın herhangi bir yerinde ise, en geç yarım saat içinde ulaşabiliyoruz. Temizlik süresi tamamen belirsiz. Karaya ulaşmadan engellenebilirse çok hızlı; ancak karaya ulaşmışsa süre hesaplamak neredeyse imkânsız. Üstelik temizlik verimi bile en iyi uygulamalarda yüzde 20’leri geçemiyor. Dolayısıyla tedbirli olmak, bir kaza halinde zararı en aza indirmek için en önemli unsur. Kaza öncesi, bölgenin riskleri hesaplanır, kazanın kuvvetinin ne kadar olacağı belirlenir, kaza olduğu zaman karada nereyi etkileyecek, neresi çok daha hassas bunların belirlenir. Daha sonra öngörülen yerlerde hazırlıklar yapılır. Bunların yanında doğru ekipman, eğitimli işgücü de çok önemli. Eğitimli ve tecrübeli müdahale ekipleri ile de kaza olduğu anda hemen tatbikatları yapılmış müdahale devreye girerek zararın en azda tutulması sağlanır.
Bu işin bir okulu yok. Bizler gibi bu işe merak salmış şirketler, tecrübelerini eğitim departmanlarıyla paylaşarak bunu sağlıyor. Denizcilik Müsteşarlığı Türkiye’deki altı firmaya eğitim yetki belgesi verdi. Türkiye’nin 8 bin kilometre sahil şeridi var. Bu şeridi optimize edip, kaç kilometrede bir acil müdahale istasyonu kurulması gerektiği konusunda Çevre ve Orman Bakanlığı, Denizcilik Müsteşarlığı ve TUBITAK bir proje üzerinde çalışıyor. En kısa sürede sonuçlanıp devreye alınmasını bekliyoruz.

Dünyada bu kadar çok deniz varken, Türkiye’nin üç tarafı denizlerle çevriliyken bu eğitimleri veren kurumlar neden bu kadar az? Çok mu az kaza oluyor?
Çok az kaza olmuyor ama her sanayi süreklilik ister. Kaza olacak diye bir firmaya bu tedbirleri çok zor aldırırsınız. Bu tedbirleri aldırdığınız zaman, bu firmanın başka sanayi tipi servisler vermesini de sağlamanız lazım. Yoksa firmalar yaşayamıyor. Kaza olduğu zaman kazaya sebebiyet veren kişiler, tesisler, gemideki insanlar bilinçli olurlarsa, ilk tedbirleri alabilirlerse, bize çok daha az iş düşer. Kazaya müdahale etmek işin en kolay kısmı.Bu konuda insanlara eğitim vermeye çalışıyoruz.

Uluslararası geçerliliği olan sertifikalarınız var mı? Verdiğiniz eğitimlerin uluslararası geçerliliği var mı?
IMO’nun sertifikalı şirketlerinden biriyiz. Verdiğimiz eğitimler dünyanın her yerinde geçerlidir. Ayrıca Türkiye’den de Denizcilik Müsteşarlığının verdiği eğitim verme sertifikamız var. IMO’da sivil toplum kuruluşu olarak temsil edilen International Spill Control Organization (ISCO) bu eğitimlerin kuralları nasıl olmalı, nerede aksamalar var gibi konuları yönlendiren bir kurumdur. Bu kurumun yönetim kurulunda yer almaktayız. MEKE olarak Avrupa Petrol ve Kimyasal Sızıntılara Müdahale Derneği’nin (Eurospill) başkanlığını da yapıyoruz. Bunlar gurur verici gelişmelerdir. Türkiye’de daha bu konular için mevzuat yeni yerleşmeye başlamış ve yeni yeni şirketler bu sektöre girmeye başlamışlarken, bir Türk şirketinin Avrupa ve dünyada kural koyucu pozisyonda olmasının, kaynaklarımızı doğru kullandığımız takdirde, nasıl yerlerde olabileceğimizi gösteren güzel bir örnek olduğuna inanıyorum. Türk bayrağını çok daha güzel yerlerde dalgalandırmak için hizmetlerimize devam edeceğiz.

Aslında iş alanınız çevre olduğu için deniz kültürüne de uzak sayılmazsınız. Millet olarak denizi seviyoruz ama sevdiğimizi pek belli etmiyoruz.
Herkesin içinde deniz kültürü var. Dünyanın dört bir yanını dolaşıyorum. Balık sohbetleri başladığı zaman, Türkiye’nin herhangi bir yerinden, herhangi bir kişinin kalitesini, kültür seviyesini çok az insanda görüyorum. Bunun biraz reklamını yapmamız gerekiyor galiba. Biz genel kültür olarak çok mütevazi insanlarız. Bildiklerimizi söylemeye cesaret etmiyoruz, utanıyoruz. Meke, ailesi olarak “Meke Sanat” diye bir oluşum kurduk. Başında annem Zehra Kemerli var. Amacımız denizle sanatı birleştirmek. Değişik başlıklar altında resim, heykel, illüstrasyon sergileri yapılıyor. Hepsinin içinde, sağında solunda bir yerinde deniz var. Tüm deniz sevenleri bekleriz. Gelin bizim başlattığımız sanatı, sanatçıyı, sanat severi buluşturma mekanında buluşalım ve daha ileriye götürelim.

Okuyucularımıza nasıl bir mesaj vermek istersiniz?
Denize attığımız veya düşürdüğümüz her damla sıvı veya katı malzeme eninde sonunda bize ya da torunlarımıza negatif etki olarak dönüyor. Dolayısıyla bunu herkes düşünüp dikkatli olursa, denizler temizlenecektir. Çocuklarımıza temiz denizler bırakalım.

Vira’yı nasıl buluyorsunuz?
Bence Vira, Türk denizciliğine çok büyük bir hizmet. Hem haberlerinizle, hem reklam verenlerinizle, hem kültürel sohbetleriyle bence bir dinamizm katıyor ki, bizim ihtiyacımız olan da bu. Biz denizciler pek statik kalmayı sevmeyiz. Bu dinamizmi bizlere yaşattığı için Vira’ya teşekkür ediyorum.

Vira Dergisi