Türkiye Sularında Çok Sayıda Köpekbalığı Türü Yaşıyor

Memleketimden "JAWS" Manzaraları

Dünyanın, "balina köpekbalığı"ndan sonra ikinci büyük balığı olan "güneşlenen köpekbalığı" 1 Ocak'ta Çanakkaleli bir balıkçının ağlarına takıldı. Karaya adım atar atmaz halkın ve medyanın yoğun alakasına maruz kalan sekiz metrelik "bahtsız dev" için, "Marmara'da ne işi var? Yolunu şaşırmıştır" gibi yorumlar yapıldı. Oysa genel kanının aksine, Türkiye suları Jaws filmiyle üne kavuşan "büyük beyaz"dan, "camgöz"e kadar tam 36 tür köpekbalığına ev sahipliği yapıyor.

Karaköy'de bir balıkçı tezgâhı.Tezgâhın üzerinde cansız yatan bir köpekbalığı. Kocaman ağzı bir sopayla açılmış. Beş metre boylarında. Geride bir adam, elinde mikrofon, vargücüyle bağırıyor: "Vatandaş gel, gel! Gel de âlemin canavarını gör! İnsan yiyen canavar! Ben diyeyim 15, sen de 20 metre. Görmeden ölme. Başka yerde göremezsin!.." Duyan toplanıyor. Kimi, şaşkınlıkla, ne idüğü belirsiz "canavar"ı inceliyor; kimi elini balığın yüzgecine koyup hatıra fotoğrafı çektiriyor. Çocuklar balığın üstüne çıkmış, atçılık oynuyor.

Komik ama Türk halkı için bir o kadar da tanıdık bir senaryo bu. Zira her yıl en az bir defa bahtsız bir köpekbalığı, Türk balıkçısının ağlarına takılıyor. Müşterek akıbetleri de yukarıdaki örnek gibi, etrafı meraklı halkla çevrili bir tezgâhta sergilenmek oluyor. Vakaların çoğu da medyada manşet oluyor zaten. Peki, yakalanan bütün köpekbalıklarının Türk sularına girmesi söylendiği gibi "yön sapması"ndan mı ibaret yoksa bu balıklar burada yerleşik olarak mı yaşıyor?

Türkiye'deki tüm denizlerde köpekbalığı yaşıyor

İhtiyoloji (balıkbilimi) Araştırmaları Topluluğu'nun kurucusu, Su Ürünleri Mühendisi Hakan Kabasakal: "Türkiye'nin kıyısı olan tüm denizlerde köpekbalığı yaşıyor" diyor, "Köpekbalığı dağılımı güneyden kuzeye gidildikçe azalıyor. En fazla türe, 36 türle Akdeniz'de rastlanıyor. Ege Denizi 20 türle ikinci, Marmara Denizi 18 türle üçüncü, Karadeniz ise 6 türle dördüncü sırada."

Karadeniz'de rastlanan türlerin boyu çoğunlukla 1,5 metreyi geçmiyor. Büyük türler av peşinde 1000 metre derinliğe bile inebildikleri için, özellikle 200 metreden sonra biyolojik yaşam olmayan Karadeniz onlara göre oldukça sığ. Antalya Körfezi, Marmaris'teki Boncuk Koyu ve İskenderun Körfezi, Türkiye'deki köpekbalığı cennetleri. Özellikle Boncuk Koyu, son derece ürkek ve zararsız bir tür olan "kum köpekbalıkları"nın Akdeniz'de bilinen tek üreme alanı.

Kabasakal, Türk sularındaki bazı köpekbalığı türlerinin mevsimsel olarak kıyıya da yaklaştığını söylüyor: "Büyük camgöz (Cetorhinus maximus), ki geçtiğimiz günlerde Edremit Körfezi'nde kıyı yakınında yakalandı, ilkbahar sonu, yaz başı ve sonbaharda özellikle Antalya ve Mersin körfezlerinde beslenme amacıyla sığ sulara kadar giriyor. Geçen Temmuz ayında Küçükkuyu'da iki tane yavru büyük beyaz köpekbalığı (Carcharodon carcharias) yine kıyı sularında yakalandı. Bu bireyler yeni doğmuştu ve muhtemelen anneleri de kısa süre öncesine kadar aynı bölgedeydi. Küçükkuyu'da kıyı yakınında yakalanan bir başka tür ise mavi köpekbalığı (Prionace glauca). Marmaris'te Boncuk Koyu'nda gri camgözler (Carcharhinus plumbeus) üreme amacıyla kıyıya yaklaşıyorlar. Kuzey Marmara'da da boz camgözler (Hexanchus griseus) yine üreme ve beslenme amacıyla kıyısal sulara giriyor. Sapan köpekbalıkları (Alopias superciliosus ve Alopias vulpinus) da zaman zaman kıyılara yaklaşıyor."

Kabasakal'a göre bu balıkların, yazları insanların yüzdüğü kıyıya yaklaşmaları tehlikeli olabilir. "Köpekbalığı denizde yaşayan en güçlü yırtıcılardan biri ve insanla karşılaşma ânında neler olabileceği sıcaklık, suyun görünürlüğü, aydınlanma koşulları, bölgede balık veya deniz memelisi gibi av canlılarının sürü halinde bulunup bulunmadıkları, kişinin yaralı olup olmaması, köpekbalığının açlık durumu gibi ortam koşullarına bağlı olarak değişir" diyor Kabasakal ve ekliyor: "Her yıl en fazla 100 insan köpekbalığı saldırısına uğrarken, katledilen köpekbalığı sayısı ise 100 milyonları buluyor.

Acaba kim daha yırtıcı?"

Türkiye'deki köpekbalığı popülasyonu da küresel ısınmadan nasibini almış Kabasakal'ın dediğine göre. Giderek ısınan sular, özellikle Kızıldeniz göçmeni (Lessepsian Göçmenler) balıklar için denizlerimizi, yaşamaya daha uygun hale getirmeye başlamış. "Bu balıklar arasında kaplan köpekbalığı (Galeocerdo cuvieri), iriburun camgöz (Carcharhinus altimus) ve mekik camgözü (Carcharhinus brevipinna) de var. Son iki tür Akdeniz kıyılarımızda da yaşıyor" diyor Kabasakal; "küresel ısınmayla birlikte diğer tropikal köpekbalığı türlerinden bazıları denizlerimizde görülebilir."

Balıkçınız "Jaws Kenan"

Türkiye'deki köpekbalıkları konusuna değinip de, Balıkçı Kenan'ı es geçmek olmaz. Kenan Balcı, nam-ı diğer Jaws Kenan'ın balıkçılar hatta balıklar âlemindeki yeri oldukça farklı. Özellikle "yolu Türk sularına düşen köpekbalığı" camiasındaki yeri...

1980'lerin ortalarından beri, Türkiye sularında yakalanan hemen hemen tüm köpekbalıkları onun tezgâhında teşhir ediliyor. Jaws Kenan 52 yaşında. İlkokulu bitirdiği günden beri balıkçılık yapıyor. Tezgâhına oturtup, milletin seyrine sunduğu ilk köpekbalığını da kendisi yakalamış. Hem de sıradan bir balık değil, söylediğine göre "Jaws'ın küçüğü"ymüş bu: "Biz başka balık avlarken, avladığımız balıkları yemeye geldi. Ava giderken avlandı yani. 300 kiloluk bir balıktı."

İlk "kişisel sergi"sini Bakırköy'deki balıkçı tezgâhında açmış. Sonra bakmış ki halkın ilgisi pek yoğun; hemen el ilanları yaparak, okullar dahil tüm kalabalık mekânlara dağıtmış. Sonra televizyoncular, gazeteciler derken, meşhur olmuş. Köpekbalıklarını görmeye gelenlerin sayısı da hızla artmış tabii. Öyle ki, Kartal'dan bir okul, öğrencilerini getirmiş buraya. Semtlerden bile özel talep gelmiş, "Abi, şu balığı bizim orada sergilesene" demişler. Kenan da tutmuş balığı, vinç üzerinde o semte götürmüş. Televizyon kanalları "E5'ten Jaws geçti" diye haber yapmış. Jaws Kenan, ömründe ilk defa köpekbalığı gören halkın tepkisini gülerek anlatıyor; görenler hayretler içinde kalıyormuş: "Balığı aniden görünce 'Ayy!' diyorlar, 'bu ne?' diyorlar, 'balık mı bu?' diyorlar."

O da bu hayvanat için "denizlerin canavarı" diyormuş. En komik tepkileri de çocuklar veriyormuş: "Üstüne binen çocuklar mı dersin, tekme atanlar mı dersin, balığın dişleriyle oynayıp, 'Aa! Bunun dişi yok!' derken, elini kesen çocuklar mı dersin? Çocuklar anne, babalarına ısrar ediyor köpekbalığını görmek için. Bütün aile geliyorlar. Çocuklar balığa dokununca anneleri 'aman oğlum yapma, yer seni!' diye bağırıyor. Sanki canlı balık!"

"Çok uyanık balık bu; hissiyatı yüksek"

Bunca yoğun talebe rağmen, Jaws Kenan hiç özel olarak köpekbalığı avına çıkmamış. Tesadüfen yakalanan balıkları sergilemiş sadece. "Çok uyanık balık bu" diyor, "Hissiyatı yüksek. Öyle yakalamaya uğraşırsan yakalayamazsın." Zaten son yıllarda Türkiye sularındaki köpekbalığı sayısının azalmasından dertliymiş kendisi. Ancak o bunu, bilinçli veya hedef dışı avlanmaya değil, denizlerin kirliliğine bağlıyor. Ona göre, kirli denizde hamsi ve palamut azaldığı için, onları yemeye gelen köpekbalıkları da artık eskisi kadar uğramaz olmuş Türk sularına.

Bu ilginç işle iştigal eden Jaws Kenan'ın başından ilginç olaylar da geçmiş. Seneler önce, "bir hevesle yaptık, kuruttuk" dediği köpekbalıklarını dükkânda bırakmış. Sonrasını anlatıyor: "Bir gece bir geldik ki kuruttuğumuz balıkların hepsini çalmışlar. Sonra bazı yerlerde araştırdık. Götürmüşler, giyim ürünü satan mağazaların vitrinlerine koymuşlar. İçim yandı!" O olaydan sonra, elinde kala kala dört, beş parçalık köpekbalığı uzvu kalmış.

Jaws Kenan'ın, "Balıkçınız Kenan" isimli lokantasına girdiğimizde, itinayla mumyaladığı ve dükkânın en çok güneş alan yerine dizdiği bu balıklarla arasında güçlü bir sevgi bağı olduğunu düşünmüştük. Yanılmışız. Korkuyormuş köpekbalıklarından. Hatta onlar yüzünden denize giremiyormuş. Şöyle diyor: "İsmini duyunca bile ürperti geliyor içime. Onlar yüzünden kıyıda yüzebiliyorum sadece. Ama içimdeki balık sevgisi olmasa da yapamazdım bu işi." Anlayacağınız, "bu ne sevgi ah, bu ne ıstırap" onunki.

Yazıyı noktalamadan önce, Sadullah Ayaşlı'nın 1937 yılında yayımlanan, "Boğaziçi Balıkları" isimli kitabında, Marmara Denizi'nde yakalan bir "büyük beyaz"la (harharyas) ilgili yazdığı ilginç anektodu aktaralım:

"Azami tûlü 9 metredir. Hayvanın rengi kurşunidir, karnı ve yanları nisbeten açık bir tondadırlar. 1925 senesinin şiddetli lodos fırtınaları bu balıklardan birkaçını Boğaz'ın Marmara methaline kadar atmıştı. Gayet muzir olan bu canavar birçok ziyanlara sebebiyet verdiklerinden dolayı balıkçılar tarafından bin müşkilat ile itlaf edilebilmişlerdi. Aşağıda İstanbul gazetelerinin böyle bir balık hakkındaki neşriyatını hulaseten derç ediyorum: -Canavarın karnı yarıldığında derunundan beheri 200 kilo sıkletinde 2 tane Ton balığı ve bunlardan başka da 300 kilo ağırlığında bir Yunus balığı zuhur eylemiştir. Mezkur canavarın tûlü 8 metre olup sıkleti de 4.500 kiloyu mütecavizdir."




Yeni Aktüel/Duygu Ertürk