Bugünkü yaygın deyimi ile misinalar. Doğru olan olta ipi demektir. Balık avcılığının ilk yıllarında tabii bugün kullanılan naylon ipler yoktu, onun yerine at kuyruğundan alınan uzun kılların örülüp birleştirilmesi ve uç uca eklenmesi ile olta ipleri yapılırdı. Olta ipinin kalınlığı da avlanacak balığa göre düşünülüp kaç kat at kuyruğu kılının örüleceği tespit edilirdi. Bu şekilde 50 - 60 kulaç olta ipinin tamamlanması haftalar hatta aylar sürebilirdi. Bununla birlikte bakımı ve koruması zor olduğu gibi sık sık ta gam yapma problemleri görülürdü. Kıl olta ipleri her avdan sonra havalandırılıp kurutulmalı, deniz avlarından sonra ise tatlı su ile yıkanmalı ve kurutulmalıydı. Aslında bu, bugünkü modern malzeme ile de yapılmalıdır; ama yapılmazsa etkisi at kılında görülen kadar yıkıcı olmayacaktır. Ağlarda kullanılan pamuk örgü ipler de olta ipi olarak kullanılmakla beraber çok yumuşak ve sık bükümlü olduklarından sürekli karışma tehlikesi vardı. Bu arada keten, kenevir, keçi kılı, naylon gibi malzemelerden de olta ipleri yapılıp kullanılmıştır. Özellikle büyük balık avlarında at kılı olta iplerinden yapılan bedenler ve köstekler fazla kalın olmakta ve balığı korkutmaktaydı. Buna çare olarak bedenler, ipek böceğinden alınan ipek kesesi ile yapılırdı. Koza örmeye hazır olan ipek böcekleri alınarak 24 saat sert beyaz sirke içinde bekletilir, daha sonra ayıklanarak beyaz ipek macunu ile dolu keseleri zarı patlatılmadan dikkatlice alınır ve kese içinde bulunan ipek macunu çekilip uzatılarak 35 - 40 cm. boyunda olta ipleri elde edilirdi. İnce veya kalın olmasının sağlamlık yönünden pek farkı yoktu. İpek böceğinden elde edilen bu beyaz olta iplerinin bir teli sağlamlık bakımından 10 - 12 at kılına karşılık geldiğinden beden ve köstek yapımında başarı ile kullanılırdı. Bu şekilde elde edilen olta ipine de MİSİNA denirdi. İşte bugün tüm olta ipleri için kullandığımız misina terimi de buradan gelmektedir. Bu kadar tarih yeter ama meraklıysanız daha fazla öğrenmek isterseniz bu sitenin kaynaklarından olan Prof. Atilla Alpbaz ve Arif Özer' in "Olta Balıkçılığı, Tüm Yönleriyle" kitabına bakabilirsiniz.

Bugün artık ne at kılı büküyoruz ne ipek böceklerini sirkeye atıyoruz, gidip kolayca istediğimiz çap ve kalitede olta ipi alabiliyoruz. Oldukça da ucuz bir fiyata. Tabii bu sıçramanın arkasında da ikinci dünya savaşında hızla gelişen öldürmek amaçlı savaş teknojisinin payı var. Biz şimdi piyasada neler var, bunlar nerelerde nasıl kullanılır ona bakalım.

Monofilament olta ipleri. Bildiğimiz ve en yaygın kullanılan tek lifli naylon olta ipi yani hep dediğimiz gibi misinamız bu işte. Türkiye'de misinalar 0,10 mm. den başlar 2 mm., ve gerekirse daha kalın çaplara kadar gider. Bu sıralama da 010, 015, 020 gibi 0,05 mm. artar. Oysa dünyada 0,01 mm. artışlarla elde edilen 014, 017, 022, 028 gibi ara çaplar da vardır, böylece amatörün seçim şansı artar bu uygulama ülkemizde de giderek yaygınlaşmaktadır. Türkiye'de misinalar çaplarına göre tanımlanır mesela 30 numara demek 0,30 mm., çaplı misina anlamına gelir. Bazı ülkelerde de misinanın çapı yerine kopma test değeri yazılır. 3,8 kg. veya 10,6 kg. gibi. Tabii İngiliz birim sisteminde libre veya pound yazılır 23 lbs gibi. (1 libre = 455 gr.) Başka bir uygulamada da hem çap hem de test değeri yazılır ki en iyisi budur. Mesela 0,50 mm. / 19,6 kg. gibi. Renk renk, çap çap satılan misinalar üretimlerinde kullanılan teknoloji ve kalitelerine göre firmadan firmaya hatta aynı firmanın farklı üretimlerinde farklı test değerleri verirler. O nedenle ben burada şu çapta misina bu kadar yük çeker demiyorum; alırken sorun iyice öğrenin, doğrusu bence budur. Olta iplerinin çekme kuvvetlerinin sınıflandırılmasında ayrıca Klas denen sistemde kullanılır. Daha çok açık denizlerde büyük avlarda kullanılan sisteme göre verilen değer olta ipinin fiziksel olarak taşıyacağı yükün çok üstündedir. Buna göre o olta ipi ile üstünde yazan klas değerinde belirtilen ağırlıkta balık yakalanmıştır. Ustalık ve gerçek bir meydan okumaya örnek olan bu şaşırtıcı rekorları görmek için tıklayın. Bu değerin tespitinde uluslararası bir kuruluş olan IGFA (International Game Fishing Association) tarfından onaylanmış olması gerekmektedir. Üretici firmalar hem prestij hem de malzemelerinin güvenirliğinin kanıtlanması için bu klas değerine çok önem verirler ve uluslarası yarışmalarda bu amaçla sponsorluk da yaparlar. Monofilament misinalar yanda görüldüğü gibi makaraya sarılı veya kangal olarak satılırlar. Mesela 100 metrelik kangal bir misina herbiri 25 metrelik 4 ayrı kangaldan oluşur. Makaraya sarılı iken mantara veya makinaya sarmak o kadar dert değil ama kangalın mantara sarımında dikkat etmek gerekir, karışabilir. Mantara sarılacak kangal misina önce yerde duran bir şişeye geçilir, daha sonra ucu bulunur ve ilk kangalı oluşturan bağ ipi kesilir. Bulunan uçtan dikkatlice mantara sarımı yapılır. Sarım esnasında kangal misinanın şişeden çıkmaması gerekir. Makina için alınacak misinaların makaraya sarılı olması tercih edilmelidir, kangal misinalar makinaya sarıma uygun değildir. Makara ile alınan misinanın makinaya sarımında, makara ortasındaki delikten bir çubuk geçirilir, sarım esnasında makaranın serbestça dönmesi sağlanır; bu misinanın gam yapma şansını azaltır. Sarımdan önce misinaların gamının alınması faydalıdır, bunun için en iyi yol denizde veya gölde ağır yolla ilerleyen tekneden misinayı serbestçe salmaktır. Yine de sarım esnasında çok sıkı sarmamak gerekir. Çok sıkı sarılan veya ağır yüklerde uzayan özellikle çok yumuşak misinalar kendi içlerinde bükülürler helisel (spiral) bir hal alırlar ve oltanın karışmasına neden olabilirler. Tabii her konu da olduğu gibi bu monofilament olta iplerinde de fantastik teknolojilere yapılmış, fantastik fiatlara satılanlar da var. Floura Karbon misinalar gibi, bu misinaların iddiası suda neredeyse görünmez olmaktır. Diğer naylon iplerin yapısına su alıp suyun mercek etkisi yapması sonucu görünür olması floura carbonlarda önlenmiştir bu şekilde misina görünmez denmektedir. Tabii bu da daha kalın olta ipi kullanıp görüntü vermemek anlamına gelir özellikle beden olarak kullanıma uygundurlar. Ancak sert olmaları ve düğüm seçmesi de problemli yanlarıdır. Bence o kadar yükseklere çıkmanın anlamı yok, iyi bir firmadan test değerleri güvenilir bir monofilament işimizi rahat rahat görecektir.

Son yıllarda piyasa da örgü olta ipleri (braided fishing line) de oldukça yaygındır. Bunlar monofilament gibi tek telli değil birkaç telin örülerek bir araya getirilmesinden yapılmışlardır. Yani at kılından örülerek yapılan ilkel olta iplerinin yüksek teknoloji ürünü olanı diyelim. Eskiden yaygın olarak kullanılan ama şimdi piyasadan kalkan dakron olta ipleri ile aynıdır denebilir, teknolojisi daha iyidir tabii. Bu misinalar fiber gibi sentetik malzemelerden yapılırlar. Pek çok firma tarafından farklı ticari markalarla piyasa da bulmak mümkündür. Örgü misinalar doğal olarak monofilamentten daha pahalıdır. Monofilament ile kıyaslanınca küçük çaplarda oldukça büyük yükler taşırlar. Mesela iyi kalite bir 050 mm. monofilament misina en fazla 19-20 kg. taşırken aynı çapta örgü olta ipi 50 kg. civarında test yükü verir. Bu amatöre daha az görüntü verecek ince takımla çalışma şansı verir. İnce takım avcı takım, uzun atış demektir. Örgülerin ince ama sağlam olma özelliği son yıllarda beden veya köstek olarak kullanılmalarını yaygınlaştırmıştır. Ama ben örgü olta iplerini tavsiye etmem. Nedenine gelince. Birinci ve en büyük dezavantajı kötü düğüm tutma özelliğidir. Düğümler iyi sıkışmaz. Gam yapma eğilimi fazladır, bu da beden olarak kullanıldıklarında problem yaratır. İnce misina uzun atış olarak bilinse de örgü olta iplerinin atışta gösterdikleri performans pek iyi değildir. Örgülerin batan ve yüzen tipleri vardır. Batanlar biraz daha pahalı olur. İhtiyacınıza göre seçiminizi yapacaksınız, bu bilgi makara veya kutu üzerinde yazar. Ben daha çok batan tipleri kullanıyorum. Ama su üstü sürütmesi gibi uygulamalarda yüzen tipleri kullanmakta yarar olacaktır.

Örgü olta ipleri ile sık sık karıştırılan ama teknolojisi farklı olan Fusion olta ipleri, hem çok daha iyi düğüm tutma hem, çok iyi atış özellikleri ile tercih edilebilir. Fusionlar da fiber veya microdyneema isimli sentetik malzemeden, malzemenin çok ince liflerinin özel yöntemlerle birleştirilmesi ile hazırlanmış ve üzerleri özel sentetik bir madde ile kaplanmıştır. Piyasa da en yaygın olarak bilinen ve kullanılan ticari markalardan Berkeley Fireline ve Spiderwire biraz fiatlı da olsa bu paraya değecek sonuçlar verirler. Amerikan Mitchel firmasının ürettiği ve Fusion ticari markası ile piyasada satılan olta ipi tecrübeme göre diğerlerinden daha iyi düğüm tutuyor atışta ve sarnada diğerleri gibi alışkanlık istiyor. Her tür olta ipini kullanmıış olarak ya monofilament ya da fusion derim. Mesele ben 0,12 mm Fireline misina ile atıp çekme takımı kullandım test değeri 7 kilodan fazla. Aynı takımda monofilament kullanırsam 0,25 veya 0,27 ye kadar çıkıyorum bu da atış mesafesini, hele hele hafif kaşıklar kullandığımda, kötü etkiliyor. Hem örgüler hem de fusionlar makaraya sarılmış olarak satılırlar kangal olarak ticari şekli yoktur. Bunlar da aynen monofilament gibi ya çap, ya da kopma test değeri ile tanımlanırlar.

İster örgü ister birleştirme (Fusion) teknolojisi ile üretilmiş olsun bu tür olta iplerinin naylon ipler gibi esneyerek üstüne yük alma özelliği yoktur yani esnemez. Bu da özellikle iri balık avında balığın ani fişeklemelerinde dikkatsiz davranılırsa kamış kırılması gibi hasarlara neden olabilir. Yani bence yüksek teknoloji olta ipi kullanarak incw takım yapılsa da kamış ve makaranın daha güçlendirilmiş olarak seçilmesi gerekir ki, bu da masrafı daha da arttırır. Bildiğim kadarı ile de okyanuslarda büyük balık avlarında halen bilinen ama yüksek kaliteli naylon ipleri kullanılmakta; böylece uzun kaloma almış balığın sert sıçramaları veya dalışlarından gelen yük büyük ölçüde olta ipi tarafından sönümlenmektedir.


Son olarak alabalık avında yapay sinek (fly) takımında kullanılan olta ipinden bahsedelim. Aslında bunlarda sonuçta örgü (dakron) teknolojisinin ürünüdür. Uçlarına ince özel bedenler, bedenlere de yapay sinek (böcek, uçan haşere, larva) taklidi olacak şekilde tüyler ve iplikle donatılmış iğneler bağlanarak kullanılırlar. Biraz ağırca olmaları av tekniği gereği uygulanan savurma hareketleri sırasında kıstırma konulmayan ip ile uzun mesafe atışı yapılabilesini sağlar. Farklı renklerde olabilirler. Bunların da batan ve yüzen tipleri vardır. Batan tipleri daha çok denizde yapay sinekle alabalık avı uygulamalarında kullanılır, denizlerde palamut, kılıç gibi balıkları da fly takımı ile avlamak mümkündür; yüzer tipler göller ve akarsulara daha uygundur, yine de batan tiplerin de göller ve akarsularda kullanım alanı vardır. Fly (yapay sinek) yöntemi ile avlanma denince akla alabalık avı geldiğinden bu konunun daha derinlemesine anlatımı ve açıklamalar alabalık sayfasındadır.

Ticari olarak 100 metrelik boylarda satılan olta iplerinin değişik uygulamalar için 1000 metrelik hatta daha uzun ambalajlarını dahi bulmak olasıdır. Özellikle okyanusta kılıç balığı gibi balıkların avında kullanılan olta ipleri uzun olur. Çünkü bu büyük balıklarda her şey gibi kaloma da büyük olur. Normalde 30 - 40 metre maksimum kaloma yeterli iken bu balıklar yüzlerce metre olta ipini alabilirler.

Her ne olta ipi kullanırsanız kullanın özellikle deniz de kullanımdan sonra tatlı su ile hafifçe çalkala***** kurutun. İyice eskimesini pullanıp, kopma değerinin azalmasını beklemeyin; hayatta nadir karşılaşabileceğiniz bir balık bu yüzden kaçabilir. Özellikle ucuz olan manafilament kullanılıyor ise sezonda en az bir kere yenileyin. Örgü veya fusionlar da sezon da kullanılma miktarlarına göre sezon sonunda yenilenmelidir, ama nispeten daha yüksek teknoloji ve daha sağlam olduklarından, çok fazla yıpranmamış ise iki sezon çıkarması mümkündür.

Balıkların görmeyeceği misina yoktur. Evet ne yapsanız görürler ama yine de yakalanırlar, çünkü onun ne olduğunu anlamazlar, anladıklarında da iş işten geçmiş olur. Yakalama miktarını ve şansını arttırmanın yolu avlandığınız suların rengine (bu özellikle tatlı sularda önemlidir), ışık durumuna göre renk seçmek balığı ürkütmeden vurmasını sağlamaktır. Ve tabii hep söylediğim gibi ince takım ince takım. Bu sizin balık yakalamaktan aldığınız zevke heyecan da katacaktır. Bakın Osmanlının son dönemlerinden yazar ve usta bir amatör balıkçı olan Asaf Muammer bey o zamanın Boğaziçi balık avcılığını anlatırken misinalar için ne demiş. " Misinanın gayet ince olması şarttı. Sefa erbabı, (burada o dönemde zevk için balıkçılık yapan zengin amatörleri kastediyor) kullandığı oltanın her an kopma tehlikesine maruz kalmasını tercih eder, böylece bedii helecana ilaveten bu yüzden de bir helecan duyardı." Eh, daha söylenecek ne kaldı ki?

Rastgelsin, misinalarınız hep sağlam olsun.........