5 sonuçtan 1 ile 5 arası

Konu: Namibia (Namibya) Belgeselden

  1. #1
    __Baba Yalçın__ Baba Yalçın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2011
    Mesajlar
    912
    Tecrübe Puanı
    185

    Standart Namibia (Namibya) Belgeselden

    21-1-2011-Cuma günü, National Geographic'de öğlen saat 12.00-12.30 arası çünkü başını kaçırdım. Tv.deki belgeseli kağıda yazmaya çalıştım, yetişebildiğim, yazabildiğim kadarını aktarayım. Belgeselin başı Gana'yla başlıyor..,,ama esas olay devamındaki konuda..,,bunu bilenin elinde cd varsa buraya koysun..,,tatlı su kurnazlarıda izler belki..,,

    Balıkçılıkla, Vahşi Hayatın Katledilmesi Arasındaki İlişki

    GANA


    Gana'nın balık nüfusu yarıya inmiş, nüfus arttıkça av baskısıda artacak. AB'nin sübvanse ettiği balıkçılık filosu, balık hırsızlığının yarısından fazlasından sorumlu. AB işin farkına varınca sübvanseleri geri alıyor, bu durumda balık stok baskısı azalacak. Burda ana konuyu aklımda kaldığı kadar özetliyeyim, eğer balıkçılıkta mahsul bolsa, yaban hayvanları artıyor, eğer ab balıkçılık filoları canına okuduysa balık azaldığında yaban hayvanları katliamı başlıyor. Özetle bu. Burdan diğerine geçiyorum. Bakalım sonunda ne çıkacak.
    --------------------------------------------------------------------------
    NAMİBİA (Namibya)

    Namibya'da
    denizden gelen kötü koku sülfür, çürük yumurtanın, en çürümüş halinin kokusu, bilim adamları soruyor kimse ne olduğunu bilmiyor, araştırıyorlar. Okyanusun rengi değişiyor, Kahverengi, sarı, limon gibi, sonraları süt gibi beyaz ve sapsarı oluyor ve balık yığınları karaya vuruyor. Her çeşit tonlarca balık çoğuda canlıydı şoke edici bir görüntü. Kokan kasaba, renk atan okyanus, ölü balık kusan okyanus, neler oluyor!!! Konu deşildikçe daha öncede benzer mesajlar var. 80 yıl önce farkedilmiş Hidrojen Sülfit olayları aynı gözlem. Ama nedenleri için hiç bir ip ucu vermiyor. Bunu kimse araştırmamışmı, kimse araştırmamış. Keşfedilmemiş bilgiye dalıyor (tek başına cevap bulmaya çalışıyor) Tek başına olmayı umursamazsanız. Araştırma tortu araştırması Okyanus zemininde araştırma, tortuda yüksek oranda sülfit bulundu. Tortu kolu yanında çok önemli sır, açık tortu en büyük bakteri, metan gazıda yayılıyor. Şiddetli metan patlamaları, metan patlıyor. (Hidrojen Sülfit felaket boğuyor) Okyanus uzaydan uydu kullanılarak izlenince, patlama belirtisi olan renk, beyaz değişimleri geçmişteki sülfit belirtileriyle kaydedip, uydular erken uyarı sistemi görevi görüyor. Uzun incelemeden sonra ilgi çekici bir şey saptandı, inanılmaz bir şey oluyordu. Okyanusta renk değişimi tespit edildi. Numuneler alındı, labratuar sonuçları, bir dizi patlama gerçekleştiği gittikçe patlamalar büyüyor. Bir kaçyüz metre büyüklüğünden, binlerce metrekareye nasıl büyümüştü, gerçek gizem buydu. Aynı alanda, bu kadar büyük alanda, gerçekleşen neydi!!
    Derin sudaki patlamaya nadir olarak karşılaşılıyordu. Çok kısa sürede (çöl yağmurları) okyanus atmosferi, fırtına okyanus üzerinde basınç azalıyor, üstteki azalan basınçla birlikte dipteki basınçta düşünce her yana gerçekleşen patlamalar bomba gibi çok hızlı gerçekleşiyor. Hidrojen Sülfit patlama yapıyor. Balıkçılıkla ne ilgisi var!!! Sadece kıyı değil açıktada var. Balık soylarını yabancı balıkçı filoları yok etti. 10 yıl önce 1 milyon ton tutulan sardalya, 40 yıl önce 10 milyon ton sardalya avlandığı tahmin ediliyor. Bu inanılmaz sayıda balık demek. 100 milyon değil, 100 milyar tane balık demektir. Sardalyalar derin sudaki patlamaları engelliyor. Tortu gaz kaynağını azaltıyor, sardalya azaldıkça daha çok patlamalara yetişilmiyor, her yere sıçrıyor, patlamalar yavru balıklarıda öldürüyor, patlamalar yayılınca gezegeni karbon gibi ısıtan gaz, METAN atmosfere katılan sera gazı gibi iklim başlangıcı tahmin edilenden çok daha büyük sonuçlar doğuracak.

    Balıkçılık Küresel ısınmayı nasıl etkiliyor.

    " PLANKTON YİYİCİLERİN YOK OLMASI,
    KÜRESEL ISINMAYI TETİKLEYECEK "

    (İstavrit, Hamsi, Sardalya, Çaça, Gümüş ve türevleri)

    Bir Balık Kurtarmak, Gezegeni Kurtarmak Demektir.

    Balıkları korumak kendimizi korumak demektir.

    NAMİBİA (Namibya)

    -------------------------------------------------------------------------
    Belgeseli yeni gördük ve yazdık, bakalım 12 Nisan 2010'da M.O.S.K'da 1.ci bölüm sonunda ne yazmışım.

    "Ekolojik Dengede, Bir Noktada Kırılma Olursa Tamamı Etkilenir"

    Başka ne demişiz!!??

    Mavi Ormanın Son Kralı, 4.cü bölüm 9.uncu maddede ne yazmışız.

    Marmara Denizi 2.ci aşamada 3.cüde iş biter uyarıyorum. İstavrit çaparileri (eski) İstavrit geliyordu. Şimdikiler kıl gibi incecik. Sebebi önceleri etçil plankton "Zooplankton" şimdikiler, bitkisel plankton "Fitoplankton" olduğu için, yağış azaldığında, rüzgar, akıntı azaldığında, gün ışığı ve ısı arttığında,,,
    " ONLARI YİYECEK BALIKLARDA YOK EDİLDİĞİNDE "
    hızla çoğalıp, denizler açık yeşil oluyor. Bu iş ilk 1993'te başladı. Bazı havuz suları gibi. Aşırı çoğalıncada kendi yapısı bozularak sümüksü bir hal alır.
    Al sana Kaykay, Lez.
    Bu Marmara Denizi için S.O.S' tir uyarıyoruz!!!?? Son İhtar..,,

    Sayın Ahsen Yüksek Hocama, saygılarımı sunuyorum.
    Bizde ne oldu boğazı kapatacaklardı, gidip gedik açtılar, yetermiydi yetmediği Marmara'da çinakopçuluk, ordaki AIS görüntülerine bakın anlarsınız ne yazdıysak O, nokta virgül yerine gelecek.
    Yalnız yazıda tabiiki tv.'ye yetişemem, can alıcı yerlerini yazdım, 2-3 yerinde cümle düşüklüğü var, hızlı yazımdan kaynaklı takıları sonradan koymadımki yanlış anlam çıkmasın, yada olduğu gibi idare ediceksiniz.
    -------------------------------------------------------------------------
    Belgeselde Hidrojen Sülfit, diye bahsettiği kimyager değilim ama bizim Karadeniz'deki Hidrojen Sülfür olmalı, (aksi var diyen yazsın) öğrenmenin sonu yok.
    Beyaz tortuya gelince bazı liman içlerinde bazı zamanlarda gördüm.
    Şimdi durum buysa Karadenizde, Marmara'da Hamsi, Sardalya, İstavrit , Çaçaya esas duruşta durup bir dediğini iki etmemeleri gerektiğini öğrenirlermi bilmem..,,
    Arşivime girmek kısmet olurda o konuyu bulursam, Karadeniz'in alev alıp yanması, (gemi geçerken bir sigara izmariti atıyorsun ve güm) metan patlaması ihtimali eğer bu ihtimal gerçekleşirse etrafta kimse kalmaz. Çağ değişir. Anlatırsın anlatırsın biri çıkar sorun nedir, der.,,Şaka gibi. Halbuki sorunun tam göbeğinde olduğunu anlamazmı, anlamamazlığa mı gelir.
    Rahmetli Anneanem (beni inanılmaz severdi) bir gün döne döne arıyor ne arıyorsun gözlüğümü arıyorum gazete okuyacağım dedi, Anneanneciğim gözündeki gözlük değilmi deyince nasılda şaşırır, sonrada tebessüm ederdi. Bunlarınkide böyle hele, kural koyuculara hiç girmiyeyim.
    Hani iskambil oynarken kağıt dağıtma sırası gelen sorar ya bazen sıra kimde diye, şöyle cevap alır, her zaman soran dağıtır. Sizler tamamlarsınız artık.
    Reisler hakikatleri bilse, Marmara'da İstavritin, Karadeniz'de Hamsinin, Ege'de Sardalyanın sırtını sıvazlayıp, balıklı göldeki balıklar gibi elleriyle beslerdi. Akıllanma ihtimallerimi, SIFIR bile çok büyük bir rakam. Frene basıp saygılar diyorum.
    Konu Baba Yalçın tarafından (25.07.13 Saat 15:12 ) değiştirilmiştir.
    Baba Yalçın

  2. #2
    __Balıkçı Reisi__ byeebyee - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2011
    Mesajlar
    345
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    """Marmara Denizi 2.ci aşamada 3.cüde iş biter uyarıyorum. İstavrit çaparileri (eski) İstavrit geliyordu. Şimdikiler kıl gibi incecik. Sebebi önceleri etçil plankton "Zooplankton" şimdikiler, bitkisel plankton "Fitoplankton" olduğu için, yağış azaldığında, rüzgar, akıntı azaldığında, gün ışığı ve ısı arttığında,,,
    " ONLARI YİYECEK BALIKLARDA YOK EDİLDİĞİNDE "
    hızla çoğalıp, denizler açık yeşil oluyor. Bu iş ilk 1993'te başladı. Bazı havuz suları gibi. Aşırı çoğalıncada kendi yapısı bozularak sümüksü bir hal alır.
    Al sana Kaykay, Lez. """

    bunun etkilerini nat. geo. nun bir belgeselinde detaylıca irdelemişlerdi.. ve kuzey denizlerdeki ısınmanın sorununu, buzulların erimlerini, canlı populasyonunun dengesinin bozuldugunu çok güzel bir şekilde dile geitrmişlerdi.. dediginiz gibi bu zincirde bulunan hamsi sardalya çaça gümüş istavrit türlerindeki azalış ve dengesizleşme cok reaksiyonlu birbirleriyle... bu zincirden bir baklayı zayıflatırsanız, zaten o zincirden hayır gelmez, dediginz gibi al sana salya vs..ısındıkça yosun rengi deniz.kokusu bile degişior... ki öncelikle bu türleri azaltan gücü ya ortadan kaldıracaksınız, ya azaltacaksınız minimalize edeceksiniz, ya deneticeksiniz yada bilinçli tüketiciyi oluşturarak sitemi bozmadan tuketeceksiniz... ısıya ruzgara akıntıya çaresi warsa kimsenin bilmem..:) saygılar..

  3. #3
    __Baba Yalçın__ Baba Yalçın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2011
    Mesajlar
    912
    Tecrübe Puanı
    185

    Standart

    Rüzgar, akıntı, ısıya çare yok tabiki reisim. Denizdeki herkesin bildiği konu yem dediğimiz balıkları Hamsi, İstavrit, sardalyası, çaçası, gümüşü ne yer, çinakopu, lüferi, kofanası, palamutu, toriği, onu ne yer, orkinosu, kılıcı,, pekii en öndeki yem dediğimiz sinsile ne yiyor. PLANKTONLARI,,Sen diyor Yaratıcı, sizlere bahşettiğim bu ekosistemi hunharca katledersen başına ne belalar açacağının farkında bile değilsin diyor. Yani ilk halkalardan, en küçücüğünden gözünle toz gibi gördüğün yeminin yeminle bile dünyayı sana dar ederim diyor Yaratıcı. Hikmete bak, komşu kızı hikmet değil bu, zamanla oluşup dibe çöken (birde yer altından geleni var oda ayrı) yukardaki anlatılan reislere çok açık. Bermuda şeytan üçgeninde bile bu konunun parmağı olduğunu okumuştum, nasıl ne şekilde olduğunu ama kimbilir nereye koydum. Dev bir paraşüt düşünün değişik boylarda yukarda ölçü vermiş ya şu kadar metre boyunda, şukadar metrekare diye, dalgıcın tek iri çıkan hava kabarcığının şeklinde düşünün, boyutunu istediğin kadar büyütebilirsin. Uzatmıyayım aynı dili konuşuyoruz. Saygılar.
    Baba Yalçın

  4. #4
    Vip Üye bnymnblr - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Yaş
    41
    Mesajlar
    1.158
    Tecrübe Puanı
    185

    Standart

    Bu konuya bu şekilde yaklaşmanız inanın çok isabetli...
    Bu konuyu bir kere okumak yetmez sürekli okuyarak idrak etmeliyiz.
    anlatılan önemli mesajlar var.

    Bir zamanlar paylaştığımız bir konu başlığı da bu konuya işaret etmektedir.

    http://www.balikcilar.net/showthread...0940#post50940

    http://www.balikcilar.net/showthread...ight=karadeniz

    konudan ufak bir alıntı
    Karadeniz dünyanın en büyük hidrojen sülfür rezervidir. 150-200 metre arasında değişen derinliklerin altında yaşam yoktur. Suda oksijen bulunmaz ve H2S yüklüdür. Hidrojen Sülfür bulunduğu yerdeki tüm eko sistemi öldürür, sahil balıkçılığını yok eder.
    Bünyamin

  5. #5
    __Baba Yalçın__ Baba Yalçın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2011
    Mesajlar
    912
    Tecrübe Puanı
    185

    Standart

    Teşekkürler Bünyamin'cim, söylediğin yeri hızlıca okudum benim arşivdeki daha değişik muhteşem ama bulma şansım biraz zor, burdakikerde iyi, ben devamlı giremediğim için, yer imlerine başlığı kaydettim, neyse ordakilere ilaveten, burda yazdığımı hatırlıyorum, 1990'lı yıllar ortasında bir Nato gemisinin yaptığı araştırma sonuçlarına göre oksijenli kısım 100mt. diye dinlemiştim, tabi cetvelle çizmiş gibi olmayacağı için ortalama 90mt. diyelim. Galapagos'la ilgili kısmı belgeselde en az 3 kere seyretmiştim. Kıtaların yer kabuğu hareketleriyle oluşan boğazlarımız falan diye uzunca yazmıştım tekrar girmiyeyim. Geçen Tv'de izlemiştim, enerji bütün ülkelerin sorunu petrol (kara altın) uğruna ülkeler işgal ediliyor, tamam. Ama balıkta (Islak altın) bir ara elimde resimli yazı vardı, birilerine vermiştim, balık yüzünden, İzlanda, Norveç nerdeyse savaşacaklardı. Karadeniz'de petrol deyince, Karadeniz'in iç deniz hali, burdaki ülke siyasilerinin duyarsızlığı, öbür tarafta A.B.D. Florida Keyleri (1955 yılından bu yana teknelere demir attırmadığı bölgeler vardı, belgeselde izlemiştim, demir için dipte özel tonozlar dalarak yapılıyor ancak onların şamandrasına bağlıyabiliyorsun, görüş mesafesi yanlamasına 40-50 mt. ölü denizlerle daha düşebilir tabi, o anki görüntü öyleydi, sen ben hariç yok yoktu) Birde muhteşem kelimesinin bile sönük kaldığı Meksika'nın 750 mil uzunluğundaki, Cortez körfezi (Kortez Denizi) 5-5.5 mil'den-10.5 mile kadar çıkan akıntısıyla içindekilerle her balıkçının rüyasına girecek bir yer (2.5 saatlik muhteşem belgeseldi) biraz uzadı ama Meksika Körfezindeki petrol kazasındaki paralı devlerin acizliği, teknolojilerin yetersiz kalışı sonrasında olanlar hepinizin malumu, adını bile yazmıyorum, aklıma bile getirmek istemiyorum, anladınız siz onu..,,N.G. Bel.'dende anlaşılacağı üzere, hemen birileri canlı zarganaya atlayan LÜFER gibi atlayıp, 3 taraf denizlerle çevrili, şu kadar kirli muhabbetine girmeden, elini cebine soktun tık yok, o zaman paran kadar konuşursun, hani hanımlar (kızmasın) vitrin gezerlerde bir şey almazlarya bazen, tezgahtarda alıcı sanıp, mal satmaya uğraşırlar ona benziyor. Çinakopun başına gelenleri saat saat görmüşsündür. Neyse parasız yapılacaklar, az para ile yapılacaklar, paran çoksada o işleri yaparsın, değilmi cancağızım. Onu bunu dinleyecek vakit yok, çok acil yapılacakları 8-10 yıldır haykırdık, haykırıyoruz, TIK
    YOK. Yeryüzündeki en basit iş denemeside bedava. Saygılar.
    Baba Yalçın

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
BALIKCI FORUM