3 sonuçtan 1 ile 3 arası

Konu: Ne oldu sana balık?

  1. #1
    dkoryurek dkoryurek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2010
    Mesajlar
    2.398
    Tecrübe Puanı
    548

    Standart Ne oldu sana balık?

    20 Aralık 2010, Milliyet

    NE OLDU SANA BALIK?

    Boğaz,dan çıkan balığın her geçen yıl azalmasının asıl nedeni,aşırı avlanma,. 70,li yıllarda başlayan bol balıklı şehir kültürü, ne oldu da birden yok oldu?

    Y70,li yılların ortalarına kadar Eminönü, Karaköy, Üsküdar ve Kadıköy gibi meydanlara balık satış tezgahları kurulurdu. Yuvarlak, kırmızı tablalara dizilen, yerlere serilen lüfer, kofana, palamut gibi pırıl pırıl taptaze balıklar albenilerinin yanı sıra fiyatlarındaki ucuzlukla gelip geçenleri mıknatıs gibi kendine çekerdi. Balıkçıların,Canlı bunlar, canlı,Boğaz,ın lüferi bunlar diye bağırıp çığırtkanlık yapmalarına gerek yoktu, tezgahlar arı gibi çalışıyordu. Palamudun adı fakir ekmeği,ne çıkmıştı. O yılları yaşayanlar bugün palamudun yanı sıra lüfer, kofana gibi balıkları ancak şehrin nezih semtlerindeki dükkanların tablalarında gördüklerinde ister istemez şu soruyu soruyor: Ne oldu sana balık?

    Lüfer mi, kofana mı?
    Pamuk ipliğinden veya İngiliz siciminden yapılan ağlarla avlanan balıkçıların ahşap teknelerinin boyu 15 metreyi geçmiyor, motor güçleri ise 85- 120 beygir arasında değişiyordu. Henüz balık bulucu cihazlar olmadığından avcılıkta bütün yük reisin omuzlarındaydı. Gündüz avında, sürüler halinde geçen balıkların kuyruk sularının izine bakılır, bazılarının sıçrayıp su üstüne çıkarak oynak yapmaları beklenirdi. Gece balıkçılığı ise yakamozdan faydalanılarak yapılırdı. Balıkçılar,ay karanlığı,nda denize açılır, gözcüler teknelerin burun kısımlarına uzanıp aşağı sarkar, balık sürülerinin yakamozlarını görmek için pür dikkat beklerlerdi. Motorun gürültüsü veya gözcü tayfaların ara sıra yakıp söndürdükleri el fenerinin ışığından ürken balık sürüleri harekete geçince, oluşturdukları ışık seli yakamozla kendilerini ele verirdi. Sonra bir taraftan ağlar atılır, diğer taraftan da İnşallah lüfer değildir diye dua edilirdi. Ağlar çekilirken önce yakalananların lüfer veya kofana olup olmadığına bakılırdı. Eğer öyleyse hemen iki yaka açılır sürü serbest bırakılırdı. Çünkü yırtıcı bir balık türü olan lüferlerle kofanalar pamuk ipliği veya İngiliz sicimi ağları birkaç dakika içinde paramparça ederek çekip giderdi.

    Teknolojiyle gelen felaket
    İlkel ancak denizlerdeki balık türlerine en az zarar veren dengeli avlanma 1971 yılında yayınlanan 1380 sayılı Su Ürünleri Sirküleri ile sona erdi. Başta gümrük muafiyeti olmak üzere çeşitli kolaylıklar sağlanan ve kredi muslukları açılan balıkçılar birbirleriyle amansız bir yarışa başladılar. İthal edilen çok güçlü motorlar, boyları 30 metreyi aşan sac tekneler, balık bulucu cihazlar ve naylon ağlarla donatılan gırgır takımlarının birer ikişer denize açılmaya başlamasının ardından balıkçılığımız çağ atlamıştı. Bu geçiş sırasında balıkçılara sınırsız olanaklar sağlanmış ancak bilimsel bir çalışma yapılmamıştı. Stoklar belirlenmediği gibi herhangi bir sınırlama da konulmamıştı. Denetimin de olmadığı denizlerde her şey serbestti ve ne yazık ki balıklarla balıkçılar baş başa bırakılmışlardı. İlkel balıkçılıktan elektronik balıkçılığa geçilen ilk yıllarda tam bir felaket yaşandı. Balıkçılıkta katliam benzeri yılların ardından başta uskumru olmak üzere kolyoz, kılıç, lüfer, kofana, torik ve palamut gibi balıkların avlanma miktarlarındaki aşırı düşüş fiyatların tırmanıp astronomik rakamlara çıkmasına neden oldu. Aşırı ve bilinçsizce avlanıp tüketilen balıklardan biri Karadeniz,in kalkanı, diğeri de Marmara ile Saroz Körfezi,nin orkinoslarıydı.

    SON ORKiNOS YAKALANINCAYA KADAR
    Eti kıpkırmızı olduğundan halkımız tarafından pek benimsenmeyen ancak konserve halinde tüketilen,ton, diğer adıyla orkinos 80,li yılların ortalarında Japonlar için avlandı. Orkinosun Marmara,da sürüler halinde yaşadığını öğrenip çok şaşıran Japonlar hemen İstanbul,daki ihracatçılarla anlaştı. Japonya,dan getirilen orkinos ağlarıyla donatılıp denize açılan balıkçılar Marmara,yı alt üst etti. İhracatçılar arasındaki rekabet, fiyatları çok uç rakamlara çıkardı, bazı orkinoslar bir yerli otodan daha değerli oldu.
    Bu amansız rekabet Marmara,da son orkinos yakalanıncaya kadar kıyasıya sürdü.

    Ne yapmalı?
    Ekonomik değeri yüksek, gezginci balık türlerinin her yıl okyanustan başlayıp Azak Denizi,ne kadar uzanan periyodik seyirlerinin en önemli geçiş yerlerinin başında Boğaz ve Marmara gelir. Üremek için ilkbaharda Karadeniz,e çıkan palamut ve lüfer türü balıklar, yumurta attıktan sonra sonbaharda geri döner. Balıkların her geçen yıl azalmalarının nedeni, aşırı avlanma. Marmara ve Boğaz,da en az beş yıl sürecek bir av yasağının ardından balıkçıların ağlarının derinlikleri başta olmak üzere tekne boyundan motor gücüne kadar her şey sınırlandırılıp denetlenmelidir.

    Haber: Kadir CAN

  2. #2
    Reİs Burhan Reis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Yaş
    59
    Mesajlar
    5.697
    Tecrübe Puanı
    934

    Standart

    Lüfer mi, kofana mı?
    Pamuk ipliğinden veya İngiliz siciminden yapılan ağlarla avlanan balıkçıların ahşap teknelerinin boyu 15 metreyi geçmiyor, motor güçleri ise 85- 120 beygir arasında değişiyordu. Henüz balık bulucu cihazlar olmadığından avcılıkta bütün yük reisin omuzlarındaydı. Gündüz avında, sürüler halinde geçen balıkların kuyruk sularının izine bakılır, bazılarının sıçrayıp su üstüne çıkarak oynak yapmaları beklenirdi. Gece balıkçılığı ise yakamozdan faydalanılarak yapılırdı. Balıkçılar,ay karanlığında denize açılır, gözcüler teknelerin burun kısımlarına uzanıp aşağı sarkar, balık sürülerinin yakamozlarını görmek için pür dikkat beklerlerdi. Motorun gürültüsü veya gözcü tayfaların ara sıra yakıp söndürdükleri el fenerinin ışığından ürken balık sürüleri harekete geçince, oluşturdukları ışık seli yakamozla kendilerini ele verirdi. Sonra bir taraftan ağlar atılır, diğer taraftan da İnşallah lüfer değildir diye dua edilirdi. Ağlar çekilirken önce yakalananların lüfer veya kofana olup olmadığına bakılırdı. Eğer öyleyse hemen iki yaka açılır sürü serbest bırakılırdı. Çünkü yırtıcı bir balık türü olan lüferlerle kofanalar pamuk ipliği veya İngiliz sicimi ağları birkaç dakika içinde paramparça ederek çekip giderdi.

    Teknolojiyle gelen felaket
    İlkel ancak denizlerdeki balık türlerine en az zarar veren dengeli avlanma 1971 yılında yayınlanan 1380 sayılı Su Ürünleri Sirküleri ile sona erdi. Başta gümrük muafiyeti olmak üzere çeşitli kolaylıklar sağlanan ve kredi muslukları açılan balıkçılar birbirleriyle amansız bir yarışa başladılar. İthal edilen çok güçlü motorlar, boyları 30 metreyi aşan sac tekneler, balık bulucu cihazlar ve naylon ağlarla donatılan gırgır takımlarının birer ikişer denize açılmaya başlamasının ardından balıkçılığımız çağ atlamıştı. Bu geçiş sırasında balıkçılara sınırsız olanaklar sağlanmış ancak bilimsel bir çalışma yapılmamıştı. Stoklar belirlenmediği gibi herhangi bir sınırlama da konulmamıştı. Denetimin de olmadığı denizlerde her şey serbestti ve ne yazık ki balıklarla balıkçılar baş başa bırakılmışlardı. İlkel balıkçılıktan elektronik balıkçılığa geçilen ilk yıllarda tam bir felaket yaşandı. Balıkçılıkta katliam benzeri yılların ardından başta uskumru olmak üzere kolyoz, kılıç, lüfer, kofana, torik ve palamut gibi balıkların avlanma miktarlarındaki aşırı düşüş fiyatların tırmanıp astronomik rakamlara çıkmasına neden oldu. Aşırı ve bilinçsizce avlanıp tüketilen balıklardan biri Karadeniz,in kalkanı, diğeri de Marmara ile Saroz Körfezi,nin orkinoslarıydı.

    Ekonomik değeri yüksek, gezginci balık türlerinin her yıl okyanustan başlayıp Azak Denizi,ne kadar uzanan periyodik seyirlerinin en önemli geçiş yerlerinin başında Boğaz ve Marmara gelir. Üremek için ilkbaharda Karadeniz,e çıkan palamut ve lüfer türü balıklar, yumurta attıktan sonra sonbaharda geri döner. Balıkların her geçen yıl azalmalarının nedeni, aşırı avlanma. Marmara ve Boğaz,da en az beş yıl sürecek bir av yasağının ardından balıkçıların ağlarının derinlikleri ,ağ göz açıklıkları başta olmak üzere tekne boyundan motor gücü,balık bulucularına kadar her şey sınırlandırılıp denetlenmelidir.


    Paylaşıma Teşekkürler.
    ><((((º>`·.¸¸.·´`·.¸¸.-> BALIKÇI FORUM <-.¸¸.·`´·.¸¸.·`<º))))><

  3. #3
    __BALIKCI FORUM__ özgürdeniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Yaş
    57
    Mesajlar
    5.203
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    İyide buraya yazan yada teşekkür edenler adam yazıyor büyüğünü tutmayalım ve kimsede tık yok,tühhh bıraktınmı musibet.Nerede orkinos,nerede uskumru?Terbiyesiz kirlimiydi o zamanlar deniz?Yazsanıza ne durursunuz,sorsanıza ekmek elden gidiyor.

    Ne zaman adam oluruz= Ekmeğimize sahip çıktığımızda,yokmu yazacak bir şeyiniz yada soracağnız kıyanlara....
    Müfit Çıkrıkçıoğlu
    İstanbul

    KIYI BALIKCISI


Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Cevap: 8
    Son Mesaj: 03.03.15, 07:58
  2. izmir balik hali fiyatları
    By LüFerCi in forum Günlük Balık Hal Fiyatlari
    Cevap: 1
    Son Mesaj: 06.01.14, 13:04
  3. Balıkçılık (Bulmaca) Sözlüğü
    By Burhan Reis in forum Balıkçılık Hakkında Genel Bilgiler
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 30.09.10, 23:34
  4. 22-9-2010İstanbul balık hali fiyatları
    By aFaLa in forum Günlük Balık Hal Fiyatlari
    Cevap: 1
    Son Mesaj: 22.09.10, 19:15
  5. Denizcilik bakanlığı için kampanya başlatalım...
    By sondakika1 in forum Balıkçı Kahvesi
    Cevap: 47
    Son Mesaj: 14.04.10, 06:01

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
BALIKCI FORUM