4 sonuçtan 1 ile 4 arası

Konu: Olta iğnesi (kanca)

  1. #1
    Balıkçı oltacı tayfun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Yaş
    62
    Mesajlar
    1.092
    Tecrübe Puanı
    124

    Olta iğnesi (kanca)

    OLTA İĞNESİ (KANCA)


    Balık avcılığında en önemli konulardan birisi de olta iğneleridir.Balığın yakalanmasını sağlayan malzeme olarak her balık türünün farklı boyları için uygun iğne seçimi, avcılığın başarılı olmasında en önemli etkendir.
    Sağlam paslanmayan , ucu çok sivri ve düzgün yapıli oltalar seçilmelidir. Oltanın yapısı ne kadar pürüzsüz ve düzgün ise avcılık da o kadar işlek olur. Uç kısmının kütlesmesi avcılığın başarısız olmasını baştan kabul etmek demektir. Yine kancalar tek olduğu gibi üçlü de olabilmektedir. Üçlü kanca tatlı su balıkçılığında yaygın olarak kullanılır. Turna ve levrek avında yemli olta ucunda bu kancalar bulunur. Yapay yemlerde de (kelebek olta, rapala, kaşık vs.) bu kancalar iş görür.
    Balık avı için olta şekli ve numarası seçiminde tecrübeli olmak gerekir. Bu konuda en iyi tedbir avcılığına gidilecek balık konusunda usta bir balıkçıdan bilgi istenmesidir. Olta iğnesi, balık tutmak üzere, özel olarak hazırlanmış demir bir çengeldir şeklinde açıklamalarımızı tamamlayabiliriz.
    İğne Çeşitleri
    Balığı tutmak ve kaçırmamak üzere yapılmış demirden bir çengel. Özel olarak
    hazırlanmış bu demir çengelin ucu da son derece sivri ve balığı yakaladıktan
    sonra kurtulmaması için damak tabir edilen ters bir ikinci sivri uç şekilde
    yapılmıştır.İğnenin sapı gerekli kalınlıktaki misinayı bağlamak içindir. Pala
    misinanızın düğümünün kaymasını engeller. Bu engelleme bazı iğnelere konulan
    küçük bir göz yardımı ile de yapılır. Böylece göze bağlanan misina
    kaymaz.İğneler yapıldığı biçime, ebatlarına, renk ve işlevlerine göre
    sınıflandırılmışlardır. Yapıldığı madenler de farklıdır.Bütün mesele; nerede nasıl
    bir iğnenin kullanılacağı bilgisine sahip olmakla beraber, iğnenin, sağlam ve ucu
    son derece keskin, kolay kolay paslanmayan, yakalanan balığın kolaylıkla
    kurtulamayacağı bir yapıda olmasıdır. Aynı zamanda yakalanacak balığın ağız
    ve çene yapısı ile balığın beslenme alışkanlıkları iğne seçiminde önemli
    faktörlerden biridir. Kesici dişlere sahip balıklar için kullanacağınız iğne sapı
    uzunluğu ve kalınlığı kırıcı bir diş yapısına sahip balıkla aynı olamaz. Kırıcı
    dişlere ve çene yapısına sahip bir balık için kullanacağınız iğne; kalın ve kısa
    saplı aynı zamanda geniş bir dirseğe sahip olacak iken kesici dişli bir balık için
    uzun saplı bir iğne seçmek son derece faydalıdır. Bazı balıklarda ilave çelik
    beden kullanılması faydalıdır. Böylece misinanız balık tarafından kesilmez.












    İnce iğnelerin küçük, kalın olan iğnelerin de büyük balıkları yakalamakta
    kullanılacağı aşikardır.
    Farklı amaçlar için tasarlanmış ikili üçlü iğneler de vardır. Bunlar tek iğnelerin
    birleştirilmeleri ile oluşturulur. Dörtlü hatta altılı olanları bile vardır. İkili olta
    iğneleri üzerinde iki adet sivri ucu bulunan iğnelerdir. Yapma yem
    oluşturmada kullanılan ikili olta iğnelerinin takılma şansları zayıf olduğu için
    pek fazla aranmamaktadır. Üçlü olta iğneler, üzerinde üç adet sivri ucu
    bulunan iğnelerdir. İkili iğnelere bir üçüncüsünün ilavesi ile oluşturulmuştur.
    Kaşıklar, yapma yemler, seğirtmelerde çok kullanılır. Üzerinde dört adet sivri
    uç bulunan iğneler dörtlü iğnelerdir. Fazlaca aranan bir iğne değildir. Zira
    üçlü iğneler aynı işi görür. İğne iriliklerini belirleyen sayılara numara adı
    verilmektedir.
    İğnelerin özelliği de kalite numarası ile belirlenmiştir.
    İğnelere toplu bakış...
    İğneler, balığı yakalacak olan asıl araçlardır. Bu nedenle en kritik bileşenlerden biridir. Ama diğer hususlarda olduğu gibi bu hususta da pek bir sıradan davranırız. İğneler konusunda malzemeciye giden bir amatör, seçimini çok acemice yapar. Hatta balık işinde usta denen olsa bile. Daha kötüsü elimizdeki literatür bu konuda pek bir cimridir ve temel bilgilerde pek kıttır. Doğru iğneyi seçmenin ilk şartı, iğneleri yeterince tanımaktır.
    İğne, temel olarak 5 bölgeden oluşur:
    Göz/pala: İğnenin bağlanması için gerekli olan bölgedir. İnce malzeme ile yapılan iğnelerde, ucuz tip iğnelerde iğnenin yapıldığı tel bu uçta ezilerek yassılaştırılır ve damak dediğimiz oluşum ortaya çıkar. Kalın veya biraz daha kaliteli malzemeden yapılan iğnelerde ise tel halka yapılarak bir delik oluşturulur ve göz adını alır. Temel kaide olarak gözlü iğneler tecih edilmelidir. Ama elbette göz/pala ayrımı tek bakılacak husus değildir. Gözlü iğnelerde misina daha sağlam olacak şekilde bağlanabilir, çelik tel vs. bağlamak daha rahat ve sağlam olur.
    Beden: İğnenin göz bölümünden itibaren, geriye bükülmek üzere kıvrılmaya başladığı bölümdür. Bazen bu bölümde, pala olarak adlandırılır, ama yanlıştır.
    Ağız: Bedenin kıvrıldığı noktadan, telin sivrilmek üzere pahlandığı bölüme kadar olan kısmıdır. Bu bölümün genişliğine "ağız açıklığı" denir.
    Uç: İğnenin sivri olan kısmını ifade eder.
    Damak: Bazı iğnelerde -ki çoğu iğne bu bazılarına dahildir- yemin iğneden kurtulmasını önlemek üzere ucun başladığı yerde malzemede bir kertik açılarak oluşturulan bölgedir.
    İğneler, pala, beden vs. gibi bölgelerinin şekline göre çeşitli isimler alır. Fakat bir kaç husus genel geçer olarak vurgulanabilir. İlk mesele damak problemidir. Pek çokları damağın balığın iğneden kurtulmasını önlediğini düşünür. Bu gerçek olsaydı, balık tutmak çok daha kolay olurdu. Elbette küçük bir fark yaratacaktır bu damak. Fakat, sağlam (iri) bir damak, aynı zamanda balığın bir zara benzeyen ağzında daha geniş bir yırtık açılması demektir. Bu aynı zamanda iğnenin balığın dudağına oturmasının güçleşmesi demektir. İşte bu dezavantaj, büyük damağın zaten pek bir az olan avantajını ortadan kaldırır. Fakat, yemin iğneden kurtulmasını zorlaştırmakta iyi bir damak tartışılmaz bir üstünlüğe sahiptir. Fakat şu unutulmamalıdır, iri bir damağı yemden geçirmek demek, yemi daha fazla tahrip etmek demektir.
    Beden uzunluğu biraz çetrefilli bir konudur. Uzun bedenin en büyük faydası dişli balıklarda görülür. Balık misinaya daha zor ulaşır. Diğer yandan yemi bütün olarak yutan balıklarda bedenin uzun olması, iğnenin mideye inmesini bir miktar zorlaştırır. Ama iğne uzun olunca, yemi tırtıklayan türlerde bilhassa, balığın iğneyi ağızlaması ihtimali bir miktar düşer.
    Beden uzunluğu tek kriter değildir elbette. Asıl önemli olan iğne elemanlarının oluşturduğu kombinasyondur. Balığın türüne, yemin türüne, av stiline vs. göre beden, ağız vs.etkinliği değişir. Ayrıca, bazı tür iğneler, bir takım aksesuarlara da sahiptir. Örneğin, bazı iğnelerde beden üzerinde yemi tutmak üzere ekstra damaklar bulunur. Bazı iğneler yosunlara takılmayı sözde önlemek -genelde pek faydalı olmaz- için gözden uca uzanan esnek bir tele sahiptir. Ama asıl farkları iğnenin genel profili ortaya koyar, bu gibi küçük aksesuarlar bazen çok faydalı olsalarda, iğneyi diğerlerinden ayıran husus olmaktan uzaktırlar.
    İğneler temel olarak iki gruba ayrılabilirler. Çember iğneler ve konvansiyonel "J" iğneler. İğneleri bu kadar net bir şekilde ayırmaya yetecek bu fark ne olabilir? İğnenin, balığı yakalama yöntemi.. "J" tipi bildiğimiz iğneler balığın yutması daha sonra yuttuğu yerde takılması prensibine göre çalışır.
    Genel olarak, balık iğneyi yemle birlikte yutar. Biz ise, iğneyi, yukarı doğru çekeriz. Böylece genelde üst damağına bir yerlere takılır. Çember iğnelerde ise, mesele tamamen farklıdır.



    Balıkların pek çok türü, lüfer, orkinos vs. yemi alınca, çoğu zaman ileriye doğru yüzmez, bazen yanlara ama genelde geriye döner gider. İşte çember iğne bu tür balıklar için icat edilmiş bir iğnedir. Bu geri dönüş hareketiyle iğne çenenin kenarından balığı yakalar. Balık, kendi kendini tasmalamış olur. Ama çütre gibi türler bu hareketi yapmazlar ve çember iğnelerle yakalama şansınız olmaz. Çember iğnelerin en önemli özelliği, ölümcül balık yaralanmalarını çok dramatik şekilde azaltmasıdır. Yurtdışında pek çok bölgede bu tür iğnelerin kullanımı, bilhassa yakala-bırak yapılan yerler için, zorunlu tutulmaya dahi başlanmıştır.
    Çember veya "J" iğneler temelde aynı modellere göre şekillendirilirler. Fakat, çember iğnelerin yapısı gereği çok fazla çeşitleri olmaz, zaten olması da gerekmez. Çember iğnenin belirleyici özelliği, ucun sivri yerinin iğne bedenine dönük olmasıdır.
    Alt türleri sayarsak, upuzun bir listeyle karşılaşırız. Bildiğimiz kadarıyla bu türleri ve püf noktalarını incelemeye çalışacağız. Ama buna geçmeden, kısaca, genelgeçer hususlara bir göz atmak daha uygun olacaktır. İğneler denince en önemli husus boyu posu olmaktadır. Öncelikle iğnenin boyu posu nasıl belirlenir diyoruz ve numarala bakıyoruz. İğne üreticileri için aralarında uzlaşılmış bir büyüklük/numara standardı yoktur. Genellikle, bir iğne bir model nosu birde büyüklüğünü belirten bir numarayla anılır. Bazıları, model nosunu kalite nosu olarak farzeder. Ama bu biraz yanlış bir tabirdir. Model nosu, üreticinin verdiği bir koddan ibarettir.Büyüklük numarası ise döfakto bir standarda oturmuş gibidir. Genel olarak, 1 ile başlar ve 1,2,3,4 şeklinde gider. Bu sistemde numara arttıkça iğne küçülür. Modele göre, 8, 14, 24 gibi numaralar olabilir. Bazı modellerde seri ikişer vs. artabilir.. Bu seri genel geçer, sıradan küçük boy, kilo altı balıkları hedefler. Kiloluk ve daha büyük olanlar için ise, bu defa 1/0 ile başlayan bir seri numarası kullanılır. 1/0, 2/0 gibi gider. Burada sayı arttıkça iğne büyür. İğnenin modeline göre karakteristik beden/ağız açıklığı oranı vs. gibi temel özellikleri seri boyunca korurlar. Bazı markalar, MUSTAD gibi, ağız açıklığını baz alırlar; hemen hemen tüm modellerinde, aynı numaranın ağız açıklığı aynıdır.

    Kaide olarak iğnenin ağız açıklığının balığın ağzına rahat girecek kadar düşük, iğnenin malzemesinin vs. de balığı taşıyacak kadar sağlam olması gerekir. İğne balığın ağzının yarısı ile tam boyu arasında ise daha iyi netice verir. Diyelim, 1 cm ağzı olan bir balık için, 5 .. 10 mm arası büyüklükte ağız açıklığına sahip iğneler kullanışlıdır. Daha küçük ve daha büyük iğneler yakalama şansını düşürür. Birebir bakınca, alt sınıra yaklaştıkça iğnenin avcılığı artar. Yani daha küçük iğne, daha avcı olacaktır. Fakat büyük bir balık denk gelirse, avcı olmaktan uzak olacaktır. Bu, iğne numara seçiminin hedeflenen boya göre yapılması gereğini ortaya çıkarır. Büyük balıkları küçük iğnelerle yakalamak pek kolay değildir.
    Aranan bir diğer husus ise, iğnenin dayanıklılığıdır. Bilhassa deniz için, paslanmayan iğneler tercih edilir. Fakat işin birde ekolojik yönü vardır. Diyelim büyük yada dişli bir balık isabet etti ve kösteği koparıp gitti. Paslanmayan bir iğne, balığın ağzında kalacak ve büyük ihtimalle enfeksiyona sebep olup balığı öldürecektir. Aynı şekilde takılan takımlarda benzer sorunlara yol açabilir. Paslanan bir iğne ise, kısa sürede denizde eriyip gidecektir. Ama elbette böyle bir iğne daha kısa ömürlü olacaktır.
    Bazen pek önemli olan bir hususta, iğnenin rengidir. Bazı türler için bazı renkler daha iyi netice verecektir..

    İğnelerin en temel sınıflandırması, çember ve "J" olarak yapılsada, farklı özelliklerine göre "kahle, kirby, aberdeen" gibi sınıflandırmada yapılmaktadır. Bu isimler genellikle iğneyi ilk defa geliştirip piyasaya sürenlerin adlarıdır..
    Temel iğne çeşitleri
    Aberdeen:
    Bu tip iğnelerin belirleyici özelliği bariz şekilde uzun olan bedendir. Ayrıca ağız dirseği, bariz şekilde dairesel olup, uç kısmı dairesel hattın uzantısı şeklindedir. Bilhassa kalkan, mezgit, levrekr gibi yemi patır kütür yutan balıklarda iğnenin beden kısmının ağızda kalmasıyla baskıyı dengelemesi, böylece daha kolay saplanması nedeniyle tercih edilir. Diğer yandan iğnenin balıktan çıkarılması da kolaylaşır. Uzun sapı lüfer gibi dişli balıklar içinde bir avantajdır, balık misinaya daha geç ulaşır ve zor keser.. Fakat, balığı alma, yani takılma yönünden lüfer gibi ısıran balıklarda daha az etkilidir..
    Aberdeen iğneler açılmaya karşı zafiyetlidir. Küçük iğnelerle büyük balık yakalamak daha güçtür. Diğer yandan, yemi parça parça alan balıklarda, iğneye yandan yaklaşma durumunda kavisli hat ucun batmasını güçleştirir. Bu form balığın ağzından kolay sıyrılmayı sağlar.. Sertçe tasmalamak elzemdir.. Diğer yandan yemi büsbütün yutan balıklar için bu form çok etkili olabilmektedir.
    Uzun beden sayesinde canlı yemler, sülük ve yaprak yemler için uygundurlar. Kesilmiş kurt, midye içi gibi yemler çok etkili olmaz.


    Kirby:
    Bu iğnelerin belirleyici özelliği, ağız/dirsek kısmının aşağıya düşen dirsek şeklinde olmasıdır. Bu dirsek kavisli olarak uç kısmına kıvrılır ve uç bedene doğru uzanır. Bu sayede, yemden parça alıp gitmeyi seven balıklar için son derece etkili bir tuzak hazırlar. Fakat, dirseğin düşüklüğü nedeniyle uygun zamanda tasmalama kritik önem taşır.. İzmarit, lüfer, istavrit gibi balıklarda ortalama etki gösterir. Fakat, diğer balıklar içinde uygundur, açılmaya dayanıklıdırlar. Basitçe, hiç bir tür için bitirici olmaz, ama pek çok tür için ortalama ve yeterli avcılık sunar..

    Midye içi, kesik kurt gibi yemlerin, ağız boşluğunu kolayca doldurup iğnenin uzunu ulaşılmaz hale getirebilmeleri başlıca sorundur.. Yemi, beden tarafına geçirmeden, dirseğine takmak iyi netice verirken, balığı ürkütür..
    Canlı yemler için uygun değildir.. Kıvrımlı dirsek canlı balığı çok çabuk hırpalar..
    Limerick:
    Bu tür Kirby'ye çok benzesede, dirseğin uca dönüş açısı ucun bedene paralel durması ile ondan ayrılır. Diğer yandan ilk anda görülmeyen özelliği, dirseğin dövülerek açılmaya karşı güçlendirilmiş olmasıdır. Kirby'den daha zor açılan, bilhassa alabalık gibi seri hareket eden balıklarda etkilidir. Fly ve kurt kullanımında özellikle tavsiye edilir..
    Coarse/Match/Crystal:
    Temelde aynı olan bu iğneler, limerick'ten kısa beden ile ayrılır. İzmarit, kefal gibi emerek yutan balıklarda daha etkilidierler. Yapısal olarak, kalın tel olanlar Crystal olarak sınıflanır. Kalın beden kullanımı nedeniyle genelde Crystal türü olanlar daha çok limerick'e benzer ve beden nispeten uzundur..
    Chinu:
    Geniş ağız, kısa beden ve içe bakan uçla belirgin bir profile sahiptirler. Bu tip iğneler özellikle kesilmiş karides, kurt, lokma beyaz yem gibi küçük parça yemlerle, balık yumurtaları, mısır vs. kullanımı için uygundur. Geniş ağız sayesinde iğnenin ucu serbest kalır ve balığın ağzına daha kolay oturur. Yapısal olarak beden kalındır ve misina için göz kullanılır. Bu sayede, çipura, mercan, sazan gibi balıklar için uygun olurlar..
    Kahle:
    Bu iğneler prensip olarak çember iğnelere benzerler. Fakat ucun bedenden uzak olması, onları çember olmaktan da uzaklaştırır. Bilhassa canlı yemde etkindir. Yem, nispeten düz olan dirsek üzerinde yerleşir. Misina yukarıdan çektiği için, nispeten yere paralel durur ve balık gelip yutunca, genelde tasma filan pek gerekmeden yakalanmış olur. Fakat çember iğnelerin aksine, genelde balığın midesine oturduğu için ölümcüldür. Tasmalama yapmak başarı şansını bir hayli artırabilir..
    Bu iğnelerin çeşitli küçük eklemelerle elde edilmiş pek çok varyasyonu mevcuttur. Diğer yandan, iğnelerin bazıları bedende ekstra damaklar (kurt vs. yemi bedende tutmak için), kurt vs. takılması durumunda daha iyi yemi sunabilmek üzere dirsekler vs. vs. sunar.. Bunlar temelde bazı özgün istekleri karşılar. Temel iğne çeşitlerini böylece özetlemiş oluyoruz. Detaylı olarak, "şöyle de bir tür vardır, bu işte iyidir" gibi bilgileri zamanla ekleyeceğimizi ve hep birlikte geliştireceğimizi umuyorum..
    http://www.balikcilar.net/image.php?type=sigpic&userid=11&dateline=122962411  7
    Balıkçılık sevgi,
    Sabır,
    Soğuk kanlılık ve refleks ister!!!!!

  2. #2
    Meraklı
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Yaş
    40
    Mesajlar
    11
    Tecrübe Puanı
    14

    Standart

    paylaşım için teşekkürler balık avında holta çok önemli çünkü
    b2

  3. #3
    __BALIKCI FORuM__ kenane - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesajlar
    2.419
    Tecrübe Puanı
    352
    .



    "Denizlerimize içtiğimiz suya gösterdiğimiz özeni gösterelim."

    Kenan Haydan
    (Tevellüt; Teşrini evvel miladi 1964)
    YENİKÖY-İSTANBUL

    http://www.amazing-animations.com/animations/fish40.gifhttp://img451.imageshack.us/img451/3605/coadmin7nz9.gif


  4. #4
    __BALIKCI FORuM__ kenane - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesajlar
    2.419
    Tecrübe Puanı
    352

    Standart

    İĞNELER:

    Balik avciliginda en önemli konularan biriside olta igneleridir.Baligin yakalanmasini saglayan malzeme olarak her balik türünün farkli boylari için uygun igne seçimi avciligin basarili olmasinda en önemli etkendir.

    Igne seçiminde öncelikle dikkat edilmesi gereken konu kalitedir.Saglam paslanmayan ucu sivri ve düzgün yapili igneler seçilmelidir.Piyasada ayni boy ölçüsünde olmakla beraber sekilde pek çok igne mevcuttur.Agiz kivrimi ayni oldugu halde sapi uzun-kisa-orta boyda olan çesitleri vardir.

    Baglanti yerleri halka seklinde olanlarin yani sira kütlestirilmis olanlarida vardir.Renkleri siyah-beyaz-sari-kahverengi olabilmektedir.Oltanin yapisi ne kadar pürüzsüz ve düzgün ise avcilikta o kadar islek olur.Uç kismin kütlesmesi avciligin basarisiz olmasini bastan kabul etmek demektir.Bu nedenle pek çok basarili avci igne üzerinde en ufak bir tereddütü oldugunda igneyi hemen degistirir. Pasli ucu çok az kütlesse bile igneyi hemen atarlar ve yenisini takarlar.Zaten igne günümüzde oldukça ucuza pazarlanmaktadir.Hele kutu ile 50 - 100 tanesi birden alinir ise çok ucuza gelir.Bu nedenle ignede en ufak bir paslanma körelme egrilmekirilma belirtisi olan ve olta üzerinde sir çatlamasi görüldügünde bu igneler tereddütsüz degistirilmelidir.

    Balik avi için olta sekli ve numarasi seçiminde tecrübeli olmak gerekir. Bu konuda en iyi tedbir avciligina gidilecek balik konusunda usta bir balikcidan bilgi istemektir.Çünkü Uygun bir olta kullanilmadigi sürece avda basarili olma sansi hemen hemen hiç yoktur veya azdir.

    Olta igneleri sekil bakimindan her hangi bir seyin takilmasina ait çengel veya kancalara benzemekteler isede gerek çengel gerekse kancadan farkali taraflari vardir.her seyden önce bir olta ignesinin battigi yerden kolay kolay çikmamasi öngörüldügü için uç kismi çok sivri olmalidir.ayrica kanca da ignenin ters yönde olmak üzere ikinci bir uç açilmistir.Buna oltaci deyimi ile " DAMAK " denilmektedir.Damagin kendisinden beklenen isi görebilmesi için sivri uca siddetle ihtiyaci vardir.Çünkü sivri uç baligin etine ne kadar çabuk ve fazla girerse damak kendisinden beklenen isi okadar.Iyi basarir.Bu amaç içinde çok kere olta ignelerinin uçlarini bileyenlere bile rastlanmistir.

    Olta ignesini geregi gibi belirlemek ve tarif edebilmek için bir takim isimlerin ve numaralarin bilinmesi gerekmektedir.Örnegen bir olta ignesinin görevi baligi yakaladiktan sonra da kaçirmamaktir.Bu amacin en uygun sekilde olusturulabilmesi için olta igneleri üzerinde bazi degisikliklel düsünülmüstür.Bir takim gereksinmeler sebebi ile olusturulan bu degisiklikler birer numara ile belirlenmektedir.Butür numaralandirmaya" KALITE " igne iriliklerini belirleyen sayilara da " NUMARA " adi verilmektedir. Bir igne üzerinde olusturulan herhangi bir degisiklik bir kalite numarasi alir.

    Böylece igneleri binlerce türü arasindan kolayca seçmek ve ayirmak mümkün olur.

    Olta ignelerinin iriliklerini belirleyen numaralar ise iki bölüme ayrilmaktadir.Birincisi 1 numaranin sag tarafinda kalanlar ikincisi ise 1 numaranin solunda kalanlardir.Demek ki iki seri numarasi arasinda bir merkez nokta vardir.Bu merkez noktayi bütün ignelerin bir numarasini tasiyan iriligi olusturmaktadir.Bir numaradan saga dogru siralanan sayilar ignedeki küçülmeyi sola dogru siralanan sayilarda irilesmeyi gösterir.Ancak her iki siradaki sayilari söylerken rakamlari birbirine karistirmamak ve bir deyislede Istenilen irilikteki igneyi belirleyebilmek için bir numaranin solunda kalan numaralarin önüne birer sifir eklenir.yani bir numara iriligindeki ignenin daha büyügünü belirlemek için istenilen igne iriligi numarasinin 1/0 2/0 5/0 7/0 9/0 .... gibi bir deyim kullanilir.

    Örnegin: saticidan uskumru çaparisi donatmak için "bana uskumru ignesi ver " denilmez.Denilirse sanatta bilinçli bir kisi olunmadigi anlasilir.O zaman istegin yerini bulmasi saticinin insafina bagli kalir.Ama "bana 1795 kalitenin bir veya iki numarasindan " ver denildigi zaman bir yanlislik olmaz ve istenilen igneye büyük bir kolaylik ve rahatlik içinde kavusma olanagi bulunur. Bir olta ignesini geregi gibi taniyabilmek için olta ignesi üzerindeki isimlerin bilinmesi gerekir.

    Bu isimler sivri uçtan baslamak üzere

    Sivri uç

    Damak

    Dirsek

    Sap

    Boyun

    Pala ( göz) olarak belirtilebilir.


    Bir olta ignesinin üzerinde yanda belirtilen alti ozellikten biri yoksa o igne olumlu bir avlama araci degildir.Yalniz bazi paragat ve kakiç igneleri damaksizdir.Bu ignelerin kullanildiklari yerler sinirli oldugu için tarifimizin disinda tutuyoruz.

    Olta ignelerini özelliklerine görede asagidaki türlere ayirabiliriz.

    Palali igneler

    Delikli igneler

    kertikli igneler

    Benekli igneler


    Bu dört igneden en çok kullanilani Palali ignelerdir.Bundan sonra delikli daha sonrada yapma yem hazirlanmasinda veya igneye yumusak yem takilmasi gereksinmesinde kertikli igneler kullanilir. Benekli ignelerin kullanimlari veya kullanilis yerleri çok az oldugundan fazla bir açiklamaya gerek yoktur. Olta ignelerinin bu görünümlerinden iki ayri olusum içinde daha olduklari görülür.Birincisi düz ve ikinciside çapraz yapida olanlaridir.

    Bir herhangi yüzey üzerinde birakildigi zaman bu yüzey üzerinde her noktasindan degebilen ignelere düz ayni yüzey üzerinde olup sivri ucu havada kalan ignelere de çapraz igne adi verilmektedir.

    Düz ignelerin öncelikle kullanilmalari gereken yerlered capraz igne kullanmak süphesiz ki iyi bir girisim olmaz.Örnegin: levrek paragatlari ile sürütme sureti ile kullanilan olta takimlari canli yem kullanilmasi gereken takimlarda çapraz igne kullanilmasi bir bakima dogru degildir.

    Bazi olta balikcilari çapraz ignelerin düz ignelerden daha kullanisli oldugunu söylerler.Sebeb olarakta çapraz ignelerin düz ignelere oranla baligin agzina batma sanslarinin daha fazla oldugunu savunurlar.çünkü yem ile birlikte baligin agzina giren çapraz ignenin sivri ucu daima yukarida durdugundan agizlanan yem balik tarafindan tekrar geri atilmak istense bile ige ucu agzin boslugundaki deriye hemen ilisir ve hafif bir direnme ilede daha derine batarak kalir.Halbuki ayni durum düz igneler için düsünülemez.Igne agiz boslugu içine yatmis olsa bile direnme aninda bulundugu yere takilacagi yerde siyrilip çikar diye düsünürler.

    Durum hiç te söylendigi gibi olmamakla beraber bu derece büyütmege de degmez.Böylece olta ignelerinin kullanildiklari yerlere göre degerlendirilmeleri gerektigi anlasilir.

    Oltaci dükkanlarinda kutular dolusu gördügümüz igneler süphesiz ki birbirlerinin aynisi degildir.Bunlarin ilk bakista irili ufakli olduklari elbetteki gözden kaçmamaktadir.Ancak burada deginmek istedigimiz husus olta ignelerinin iri veya ufak oluslari degildir.Onlara biraz dikkatlice bakilacak olursa birbirlerine uymayan ayri özellikler içinde olduklari görülür.Bu özelliklerden bazilari;

    Genis veya uzun sapli

    Genis veya dar dirsekli


    Dirseklerinin yuvarlak veya oval biçimli olmalaridir.

    Olta ignelerinin uzun yada kisa sapli olmalari önemli bir özelliktir.Uzun sapli ignelerin kullanilmalari gereken yerlerde kisa sapli igneleri kullanirsak elbetteki olumlu bir davranis olmaz. Bilindigi gibi sularimizdaki balik türleri birbirlerinin ayni degildir.Bilim adamlari dünya üzerinde onbinden fazla balik türü tesbit etmislerdir.Bunun hiç süphe götürmezki yüzlerce türü de sularimizda yasamaktadir.Her türün kendisine has yasam özelligi ve bu yasamini sürdürebilmesi içinde kendine has beslenme biçimi vardir.

    Bazi baliklar besinlerini koparip parçalamak bazilari ezip ögütmek bazilarida oldugu gibi yutmak sutetiyle alirlar.Besinlerini koparip parçalamak suretiyle alan baliklara balikçilar canavar adini vermektedirler.Bunlar hirçin ve yirtici olarak yasamislardir.Isirdiklari yemi bir anda koparip almak gücüne de sahiptirler.Doga onlari bu isi kolaylikla becerebilecetleri sekilde yaratmistir.Bu bölüm içerisine giren baliklarin dis yapilari incelenecek olursa insana ürperti verebilecek olanlarina bile rastlandigi görülür ki bu disler ustura gibi keskin kerpeten gibi de kuvvetlidir.

    Avlanmak istenilen balik disliler grubunda ise takima konulmasi gereken ignelerin uzun sapli olardan seçilmesine gayret edilir.Hatta bazen uzun sapli ignelerin kullanilmasi bile insani tedirgin eder.

    Bu huzursuzluk ignenin yetmeyecegi inancindan gelir.O zaman takima çelik tel veya zoka gibi elemanlarin eklenmesi ön görülür.Diger yandan ögütücü ve yutucu baliklarin avinda bu tür grisimlere gerek yoktur.Çünkü onlarin dis yapilari kesip koparma yeteneginde degildir ama bazilari bedenlerden ziyade ignelerde etkili olabilmektedir.Biçimine getirdikleri takdirde igneleri egip bükebildikleri gibi çöp gibi de kirabilirler.Bu bakimdan bu türlü baliklarin avi öngörüldügü zaman kisa sapli kalin yapili ve genis dirsekli ignelerin seçimine gidilir.

    Dirsekleri oval yapili igneler sadece Mersin paraketalarinda kullanildiklari için fazlaca önem vermiyoruz.

    Igne her ne türlü olursa olsun görecegi is ayni oldugu için zorunluluk halinde birinin olmadigi yerde digerini kullanma olanaginin bulundugu da unutulmamalidir. Bunlar tek ignelerin birlestirilmeleri ile olusturulur. Ikili üçlü dörtlü hatta altili olanlari bile vardir. Çok uçlu ignelerin kullanilabilecekleri yerler ikiye ayrilir. Birincisi yapma yemlerle kasiklarda ikinciside seyirtme yüksük ve çarpma gibi elemanlarda kullanilanlardir. Geceleri canli yem takilmak sureti ile bazi paraketalarda kullanildiklari ve hatta tatli sularda gene canli yem takilmak sureti ile Turna baligi avinda kullanilan olta takimlarina baglandiklari da görülür. IKILI OLTA IGNELERI Üzerinde iki adet sivri ucu bulunan ignelerdir. Yapma yem olusturmada kullanilan ikili olta ignelerinin takilma sanslari zayif sayilmakta oldugundan pek aranmamaktadir. ÜÇLÜ OLTA IGNELERI Üzerinde üç adet sivri ucu bulunan ignelerdir. Sekil itibari ile ikili ignelere bir üçüncüsünün eklenmesi ile olusturulmustur. Kasiklar yapma yemler seyirtmeler yüksükler ve çarpmalarda çok kullanilir. DÖRTLÜ OLTA IGNELERI Üzerinde dört adet sivri uç bulunan ignelerdir. Bunlarin görecekleri is üçlü olta ignelerine de gördürülebilecegi için fazlaca aranmamaktadir. ALTILI OLTA IGNELERI Üzerinde alti adet sivri ucu bulunan ignelerdir. Deniz dibine kaçirilan olta takimlari veya herhangi bir seyi taktirip alma islerinde kullanilir. Çarpmalarda kullanilmasi da öngörülmekte ise de çarpmalar yasaklanan bir eleman olmalari nedeni ile üzerinde fazlaca durmayi gerekli görmemekteyiz. ÇOK IGNELI KANCALAR Kalamar ve mürekkep baligi avinda kullanilan semsiye oltalarda igne sayisi 1 merkezde 20 iki merkezde ise 40 a kadar çikabilmektedir.

    YADA;

    İĞNELER KANCALAR

    İğneyi “balığı tutmak ve kaçırmamak üzere özel olarak hazırlanmış :-):-):-):-)l bir çengeldir” diye kısaca tarif edebiliriz.

    Bir avcının en önemli malzemelerinden birisi olta iğneleridir. Yaklaşık İ.Ö. 2000 yıllarında Mısır’daki bazı yapıtlar üzerinde iğne ile balık avlayanların figürlerine rastlanmaktadır. İ.Ö. 4. yüzyılda balıkçılığın kitabını çıkartan Çinlilerden kalma belgelerde balık avı anlatılırken iğneden bahsedildiğini görüyoruz daha bir çok uygarlığın balık tutma aracı olarak iğne kullandığını bazı kaynaklar belgelemiştir.

    İnsanoğlunun ilk gereçlerinden biri olan balık iğnesinin atası yaklaşık 25 cm. uzunluğunda her iki ucu sivri oltaya sabitlenmiş bir tahta kemik veya taş parçası idi. Bu ilkel iğne yemle kaplanırdı. Eski çağlarda madenlerin kullanılmaya başlamasıyla iğnede günümüze kadar birçok değişikliğe uğrayarak gelişmiştir.

    İğneler biçimlerine boylarına renklerine ve işlevselliklerine göre sınıflandırılmıştır. Bu sınıflandırma günümüzde TUZLU SU İĞNELERİ ve TATLI SU İĞNELERİ gibi 2 ana ayrımda değerlendirilmektedir.

    Tarihi Eski İğneler,

    Makau Hawai kemik iğne ( köpek veya balina kemiği kullanılırmış )


    5000 yaşından büyük Oman deniz saylangozu kabuğundan iğne


    30.000 yıllık bir iğne, Paskalya Adası, İnsan ( balıkçı ) kemiğinden


    Hawai çift parça Modern iğne


    Mauri olta iğnesi


    Solomon adaları olta iğnesi


    1000 yıllık avrupa demir olta iğnesi


    10.000 yıllık iğne afrika


    7000 yıllık Norveçte bulunmuş olta iğnesi


    Yine Norveçte bulunmuş 4000 yıllık bir iğne


    5000 yıllık Japon iğne


    İsveçte mağara duvarı işlemesi ( 25.000-30.000 yıllık)


    1824 te Yeni Zellanda da resm edilmiş iğneler


    10.000 yaşında iğneler


    Amerikan Chakoia Kızılderili iğnesi 1000 yaşında

    .



    "Denizlerimize içtiğimiz suya gösterdiğimiz özeni gösterelim."

    Kenan Haydan
    (Tevellüt; Teşrini evvel miladi 1964)
    YENİKÖY-İSTANBUL

    http://www.amazing-animations.com/animations/fish40.gifhttp://img451.imageshack.us/img451/3605/coadmin7nz9.gif


Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
BALIKCI FORUM