Samsunun Denizcilik Potansiyeli


Vira Samsun'da Medeniyetlerin İzini SürüyorSamsun'da; turizmin vazgeçilmez üçlüsü deniz, kum ve güneşin yanı sıra, alternatif turizm aktivitelerinin gerçekleştirildiği alanları iç içe bulmak mümkün. Yakakent'ten Terme'ye kadar uzanan sahil bandı üzerindeki geniş ve doğal plajlar denize girmek için ideal. Yakakent Çamgölü mevkiinde çam ormanlarıyla kaplı yemyeşil tepeler, masmavi sulara inerek sizi bambaşka bir dünyaya götürüyor. Eşsiz güzellikteki sahili ile şirin bir kıyı kasabası olan Yakakent'de gün batımı, gerçekten görülmeye değer. Terme'nin en ilginç özelliği ise, tarihin ilginç ve çekici savaşçı kadınlarının yaşadığı yer olarak bilinmesi. Sahil bandı üzerinde bulunan Alaçam, Bafra ve 19 Mayıs ilçelerinin bir bölümünü kaplayan Kızılırmak Deltası; sulak alanı, flora ve faunasıyla ülkemizin eko-turizm alanındaki en ilginç köşelerinden biri. Deltada; 19 Mayıs İlçesi, Yörükler mevkiinde ilkbaharda tabanı tamamen suyla kaplanan Yaprakdöker ağaçlarından oluşmuş Galeriç Ormanı, yaban hayatı açısından oldukça ilgi çekici.Samsun, termal turizm açısından da önemli merkezlere sahip bir bölge. Havza ve Ladik kaplıcaları en iyi bilinen sağlık merkezlerinin başında geliyor. Ladik kaplıca sularının, organizma üzerinde uyarıcı etki yaptığı söyleniyor. Bu nedenle bu suya 'gençlik suyu' adı veriliyor. Samsun, doğal güzelliklerinin yanı sıra, tarihi yapısıyla da dikkat çekici. Paleolitik Dönem'de yerleşim yeri olarak kullanılmış Tekkeköy mağara-kale yerleşimleri, Bafra İkiztepe ve bugün bile sularını, galerilerini, merdivenlerini, görebileceğimiz 3000 yıl öncesinden gelen Kızılırmak Vadisi'ndeki Asar Kale; Paflagonlara ait kaya mezarları, Amazonların yaptığı ileri sürülen Garpu Kalesi görülmeye değer yerlerin başında geliyor. Amisos'tan Samsun'a Samsun'un ilk ismi Amisos olup, şehir İyonyalılar (Miletliler) tarafından kurulmuş. Ancak, bundan önce Gaskarlar tarafından da burada bir yerleşim yeri kurulduğu (MÖ 3500) biliniyor. Bu yerleşim yeri, denizden gelebilecek tehlikelerden korunabilmek amacı ile kıyıdan uzak, vadi içinde ve yamaç eteklerinde bulunmaktadır. Buradaki yerleşim yerinin adının şehrin eski isimlerinden olan Enete, Simisso, Sinusso ve Peiraeurs'dan hangisi olduğu tespit edilememiştir. Selçuklu Türkleri şehri fethedince mevcut yerin hemen yanına yeni bir yerleşim yeri daha kurarlar ve buraya 'Samsun' ismini verirler. 'Samsun' ismi, Selçuklu Türklerinin verdiği özel bir isim olup, eski 'Amisos' ile ne kelime, ne de mana olarak bir ilgisi yoktur. Türkler şehir merkezine Samsun, il sınırları ile çevrili bölgeye ise 'Canik' demişlerdir. Samsun'un tarihi Hititlere dayanır. Anadolu'da ilk siyasi birliği kuran Hititler, bu bölgeye hakim olup, Orta Karadeniz'deki eyaletlerine 'Gasgas' ismini vermişlerdir. MÖ 562 yılında Miletliler, ticari bir koloni olarak 'Amisos' şehrini kurarlar. Daha sonra Frikyalılar, bu toprakların bir kısmına sahip olurlar. Aynı asırda Persler, Anadolu'nun büyük bir kısmı gibi, bu bölgeyi de ele geçirirler. MÖ 1. yüzyılda, bütün Anadolu gibi Samsun'un da içinde bulunduğu bu bölge Roma İmparatorluğu'nun eline geçer. MS 395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye bölününce, bölge bu kez Doğu Roma'nın (Bizans) payına düşer. Bizans İmparatoru Justinianus Devri'nde şehir gelişir. 1071 Malazgirt Zaferi'nden sonra, Selçuklu Türklerinden Anadolu Fatihi Kutalmışoğlu Süleyman Şah'ın komutasındaki Türk Ordusu, bütün Anadolu gibi bu bölgeyi de fetheder. Bizans'ın tahriki ve Roma kilisesinin de teşviki ile başlayan Haçlı Seferlerinin birincisinden sonra Selçuklular, bazı kıyı şehirleri gibi bu şehri de terk ederek Anadolu içlerine çekilirler. Cenevizlilerin Karadeniz ticaretini ele geçirmeleri üzerine, Samsun Limanı'nın önemi artar. Sultan Keykavus ve kardeşi Sultan Alaeddin Keykubat, Trabzon Rum İmparatorluğu'nu doğuya doğru iterek küçülmesini sağlar. Samsun Limanı, bu dönemde Kırım ile olan ticareti sebebiyle oldukça gelişen Sinop yanında sönük kalır. Bu devirde iki Samsun bulunmaktadır: Bugünkü Samsun'un bulunduğu yerde 'Müslüman Samsun' ile 2-3 km. kuzeybatısında, çoğunluğunu gayrimüslimlerin teşkil ettiği Ceneviz Ticaret Sitesi olan 'Gavur Samsun' veya 'Kara Samsun'. Ceneviz Sitesi olan Kara Samsun, 14.asırda Osmanlı hakimiyetini kabul eder ve Cenevizliler şehri ateşe vererek gemilerine binip kaçarlar. Böylece şehir Osmanlıların eline geçer. İsfendiyar oğlu Hızır Bey'in elinde bulunan Müslüman Samsun ise Çelebi Mehmed kuvvetlerine karşı koyamayacağını anlayınca muharebesiz teslim olur. Böylelikle Samsun, her iki şehir merkezi ile birlikte 15. asırda kesin olarak Osmanlı Devleti'ne katılır. Samsun, Osmanlı devrinde, ikinci derecede bir Karadeniz limanı olmuştur. Şehirde askeri ve sivil tersaneler bulunmaktadır. 19. yüzyılın ilk yarısında ise, Haznedaroğulları yönetiminde kalır. Bu dönemde buharlı gemilerin Karadeniz'de ticareti canlandırması, kentin gelişmesine neden olur. 1869'da çıkan yangın Samsun'un tamamını kül haline getirir. Ancak o dönemde zengin bir ticaret merkezi olan Samsun, yangından sonra çabuk kalkınır. I. Dünya Savaşı sırasında deniz ticareti felce uğradığı için, ekonomik yönden büyük sıkıntılar çeken Samsun, 1915'te Rus savaş gemileri tarafından dört kez topa tutulmuş ve büyük ölçüde hasar görmüştür. I. Dünya Savaşı'ndan sonra parçalanan ve düşmanlar tarafından istila edilen vatanımızı kurtarmak için harekete geçen Mustafa Kemal Paşa 9. Ordu Müfettişi sıfatıyla 'Bandırma Vapuru' ile 19 Mayıs 1919'da Samsun'a gelerek, 'Milli Mücadele'yi başlatmıştır. Samsun bu özelliği nedeniyle Kurtuluş Savaşımızın simgesi durumuna gelmiştir.Amazonlar diyarı: TermeTerme deyince akla Amazonlar gelir. Amazonlar, çok eski çağlardan bu yana birçok bilim adamının ilgisini çekmiş, sanatçılara esin kaynağı olmuş, efsanevi savaşçı kadınlar topluluğudur. Yunan mitolojisinde Amazonlar olarak yer alan ve daha iyi ok germek için bir göğüslerini dağlayan savaşçı kadınların, bir zamanlar Kuzey Karadeniz kıyılarında yaşadığı sanılıyor. MÖ 12. yüzyılda bir grup Amazon'un Anadolu'da yaşadığı ve başkentlerinin Terme olduğu söyleniyor. Amazonlar konusunda anlatılanlar MÖ 20.-12. yüzyıllar arasını kapsar. Kaynaklara göre bu savaşçı kadınlar, savaş tanrısı Ares ile Harmonia'nın (ya da Afrodit'in) kızlarıdır. Bunlar at üstünde savaşır, ok ve yay dışında, 'Labyrs' denen iki ağızlı balta kullanırlarmış. Bu baltaya; hem Girit, hem de Hitit kabartmalarında rastlanır. Amazonlarla Hititler aynı bölgede yaşamıştır. Bu yüzden kimi bilim adamları, Amazonların Anadolu topraklarında bir Hitit kalıntısı ya da Hititlerle ilgili bir anı olduğunu öne sürmüşlerdir.Halikarnas Balıkçısı, Anadolu Efsaneleri adlı eserinde, Amazonların Hitit savaşçı kadın papazlarından olduğu görüşü üzerinde durur. Kimi kayıtlara göre Amazonlar, uzun saçlı İskit savaşçılarıdır. Yenilmez ve güçlü oluşları bundandır. Amazonların yurtları ile ilgili bilgiler de çelişkilidir. Genellikle Karadeniz'de Terme (Thermodan) Çayı'nın kıyısında Themiskyra Kenti'ni kurdukları ve orada yaşadıkları anlatılır. Bazı kaynaklar da onları Kafkas eteklerine, Trakya'ya ya da Güney İskitya'ya Tuna ağzına yerleştirirler. Anadolu'nun hemen her yerinde adlarına rastlanması, bu ikinci kaynağı zayıflatır. Ertuğrul Fırkateyni ve Yakakent-Kushimato kardeşliğinin hikayesi: Yakakent; Karadeniz kıyısında mavi ile yeşilin birleştiği, Sinop ile Samsun arasındaki geçit noktasıdır. İlçe ekonomisi tarımsal karaktere sahip olmakla beraber balıkçılık, ekonominin can damarını oluşturmaktadır. Karadeniz'de avlanan her türlü balığı ve dünyaca ünlü 'Mersin Balığı'nı burada bulmak mümkündür. Sayıları yetmişe yakın irili ufaklı balıkçı tekneleriyle balık avlanmaktadır. Ayrıca deniz ürünlerini değerlendiren özel sektöre ait iki fabrika bu ilçe sınırları içinde bulunmaktadır. Bu fabrikalarda vatoz, köpek balığı ve kum midyesi gibi bazı deniz ürünleri işlenip şoklanarak, Fransa'ya ihraç edilmektedir. Ama Yakakent'i farklı kılan en önemli özellik Japonya'daki Kushimato Balıkçı Köyü ile kardeş olmasıdır. Bu kardeşliğin hikayesi de Ertuğrul Fırkateyni'ne dayanır. İşte bu ilginç hikayenin öyküsü: 1890 yılında Padişah Abdülhamit Japon İmparatoru'nun amcasının bir savaş gemisiyle İstanbul'a yaptığı dostluk ziyaretine karşılık vermek üzere, 'Ertuğrul Firkateyni'ni Japonya'ya gönderir. Osman Paşa'nın kumandasındaki gemi Yokohama Limanı'nda demirler, kumandan Japon halkı tarafından sevgi gösterileriyle karşılanır. Ertuğrul, yurda dönmek için yola çıktıktan sonra Funakora kıyılarında korkunç bir tayfuna tutulur. Azgın dalgalara dayanamayan yelkenli savaş gemisi kayalara çarparak parçalanır. Olay Kashino Adası'nın Pasifik Okyanusu sahillerinde meydana gelir. Kaza geç saatlerde olduğundan denizcilerin çoğu sulara gömülmüş, 581 şehit verilmiştir. Adanın tepesindeki fenerden kazayı gören fenerci ada halkını yardıma çağırır, büyük çaba gösteren Japonlar sadece 69 kişiyi kurtarabilirler. Tarihteki bu acı olay dünyanın iki ucunda bulunan iyi niyet, dostluk ve sevgi hisleriyle yaşayan iki beldeyi birbirine bağlamaktadır. 1963 yılında Japonya'ya giden Türk-Japon Parlamenterlerarası Dostluk Kurumu Başkanı Manisa Senatörü Ferit Alp İskender ile Samsun senatörü Dr. Fethi Tevetoğlu, Kushimato (Kashino)'da bulunan Ertuğrul şehitliğini ziyaret ederler. Dr. Fethi Tevetoğlu, Kushimato'nun balıkçı köyü Kashino'yu Yakakent'e benzetir. Türkiye'ye dönen parlamenterlerimiz aynı yıl iki balıkçı köyünün kardeş köy olması yolunda girişimlerde bulunurlar. 12 Aralık 1963 yılında Japonya ve Türkiye'nin bu iki balıkçı köyü törenle kardeş köy ilan edilirler. O günden sonra her yıl belediye tarafından 'Yakakent-Kushimato Kardeşliği Deniz Oyunları Şenliği' düzenlenir. Temmuz ayının ikinci veya üçüncü haftaları arasında uygun bir tarih seçilerek yapılan şenliklerde; müzik, spor yarışmaları, deniz oyunları ve kermes düzenlenmektedir. Tarihe iz düşen vapur: BandırmaBüyük önder Mustafa Kemal Atatürk'ü 9. Ordu Müfettişi olarak kurmayları ile birlikte İstanbul'dan Samsun'a getiren Bandırma Vapuru, bağımsız Türkiye Cumhuriyeti'ne giden yolda çok önemli bir görev yaparak, tarihteki yerini almıştır. Gemi 1878 yılında İngiltere'nin Glasgow Kenti'nde Mac. Intyre Paisley - Huston and Cardett tezgahlarında 21 sıra numarası ile 279 grostonluk yolcu ve yük vapuru olarak inşa edilmiştir. Geminin ilk sahibi Dussey and Robinson Şirketi gemiyi, 'Torocaderto' adı altında beş yıl çalıştırır. 1883 yılında Yunanistan'da H. Psicha Preus Firmasına satılır. 'Kymi' adını alan geminin Londra'da olan kaydı da Pire Limanı'na alınır. 1890 yılında H. Psicha Preus Firması gemiyi başka bir Yunanlı firma olan Cap. Andereadis Firması'na satar. Vapur 12 Aralık 1891 tarihinde kaza sonucu batar, aynı yıl içersinde yüzdürülür. Kymi adı ile 'İstanbul Rama Derasimo' Firması'na satılarak İstanbul Limanı'na kaydedilir. 1894 yılında Pire Limanı'ndaki kayıt o zamanki Deniz Yolları İşletmesi anlamına gelen 'İdare-i Mahsusa'ya nakledilir ve Türk bayrağı çekilerek, adı 'Panderma' olarak değiştirilir. Marmara Denizi kıyılarında; Tekirdağ, Mürefte, Şarköy, Karabiga, Erdek arasında yük ve yolcu seferleri yapmaya başlar. İdare-i Mahsusa statü değiştirerek 28 Ekim 1910 yılında 'Osmanlı Seyrüsefain İdaresi' olunca, 'Bandırma' olarak değiştirilerek, posta vapuru haline getirilir. 19 Mayıs 1919 tarihinde Atatürk ve silah arkadaşlarını Samsun'a getirdikten sonra yine posta hizmetlerine devam eder. 1924 yılında da 'Türkiye Seyrüsefain İdaresi' tarafından hizmet dışı bırakılır. Bandırma adını aldıktan sonra birkaç kez kaza geçirdiği, yük taşımacılığı yaptığı tarihlerde İngiliz yapımı E11 model denizaltıya çarptığı, attığı torpido sonucu batmak üzere olduğu, daha sonra motorunun büyük bir arıza yaptığı elde edilen bilgilerde yer almaktadır. 1925 yılında gemi Bozmacı İlhami isimli Türk armatöre satılır ve aynı armatör tarafından dört ay içinde Haliç Feneri'nde hurda olarak parçalanır. İşte 19 Mayıs 1919 tarihini simgeleyen en önemli vasıta olan Bandırma Vapuru'nun özgün bir örneğinin eksikliği hissedilerek, aslına uygun ölçülerde yapımı için Samsun'da yoğun bir çalışma başlatılır. 2000-2001 yılında yatırım programına alınır ve 09. 05. 2000 tarihinde ihale edilip yapımına başlanır. Doğu Park dolgu sahası mevkiinde 2 bin metrekaresi karada, bin metrekaresi denizde olmak üzere üç bin metrekare alan, gemi-müze yapımı için Milli Emlak İdaresi'nce il özel idaresine 29 yıllığına tahsis edilir. Gemi Taşkınlar Gemi Sanayi Ticaret A.Ş. tarafından yapılıp, teslim edilir. Şu anda müze olarak kullanılan geminin boyu 47.70 metre, genişliği 6.83 metre, yüksekliği ise, 4.27 metre. Bundan seneler önce cumhuriyet tarihimiz için çok önemli olan Bandırma Vapuru dört ay gibi bir sürede yok edilirken, bugün hiçbir zaman aslı gibi olmayacak olsa da, tarihimizi geri iade edenlere teşekkür ediyoruz. 'Mavi bayrak' kararlılığıSamsun'da herkes 'Mavi Bayrak' konusunda seferber olmuş durumda. Tabii bunun için olmazsa olmaz şartlar var. Bunlardan en önemlisi de Turizm ve Kültür Bakanlığı'nın haklı olarak şart koştuğu atık su arıtma tesisi. 'Mavi Bayrak' alabilmek için denize kanalizasyon akıtmamak yeterli değil. Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz da, 'istediğiniz kadar denize kanalizasyon akıtmayın, istediğiniz kadar tesis yapın ama atık su arıtma tesisi olmayanlara Mavi Bayrak verilmiyor' diyerek bu konuya dikkat çekiyor. Karadeniz Bölgesinde mavi bayrak taşıyan hiçbir yerin olmadığını vurgulayan Başkan Yusuf Ziya Yılmaz şöyle konuştu: 'Türkiye'de 300 tane mavi bayrak alan yer var. Bunların çoğu Akdeniz ve Ege Bölgesi'nde bulunuyor. Karadeniz'de mavi bayraklı yer olmayışı, plajların kirli olduğu anlamına gelmiyor. Bunun nedeni hiçbir yerde atık su arıtma tesisinin olmayışı. Samsun, 'Mavi Bayrak' almayı hak ediyor. İnşallah 2,5 yıl içinde atık su arıtma tesisimizi yaparak, Karadeniz'in ilk Mavi Bayrak alan kenti olacağız'.Mersin Balığı tehlikedeİstatistiklere göre, Türkiye'de avlanan balık miktarının yaklaşık yüzde 80'i Karadeniz'den elde ediliyor. Samsun Bölgesi'ne gelince: Bölgede şimdilerde daha çok hamsi, barbunya, istavrit, kefal; tatlı sularda ise, kerevit ve akbalık avlanıyor. Ancak bölgede, geçmişteki balık çeşitliliği yok olmuş durumda. Kızılırmak ve Çarşamba'nın Yeşilırmak havzalarında bolca bulunan ve avlanan 'Mersin' balığı ise, Karadeniz'de nesli tükenen ve korunması gereken balık türlerinden. Samsun Su Ürünleri Komisyoncuları Derneği Başkanı Davut Kıyak'a göre de; Samsun'da eskiden çok ve çeşitli balık türü varken, bugün bu çeşitlilik azalmış durumda. Balıkçı gemilerinin mevzuat yönünden, ağır tonajlı yük gemileriyle bir tutulduğunu belirten Davut Kıyak, 'Bu da balıkçıları, uyulması imkansız kanunlarla baş başa bırakıyor' dedi. Samsun Atakum'da şehir kanalizasyonunun halen denize aktığının altını çizen Kıyak, kanalizasyonlara önlem alınmasının şart olduğunu söyledi. Sahil yolunun, ulaşım açısından kendilerine büyük kolaylık sağladığını ifade eden Davut Kıyak, böylece balık sevkıyatında büyük ölçüde rahatladıklarını vurguladı. HASAN BASRİ GÜZELOĞLUSamsun ValisiSamsun Denizcilikte Bölgenin Merkezi OlacakSamsun; birikimleri, stratejik konumu, kalkınma adına kullanılabilir dinamikleri ve güçlü kent kimliği ile bölgesinin belirleyicisidir. Deniz kıyısında olması bu şehri ayrıcalıklı kılmaktadır. Gelişme potansiyeli taşıyan denizcilik, ilimizin gelişmesi ve kalkınması açısından önem verilmesi gereken bir sektör. Gemi inşa sanayi; sağlayacağı istihdam ve çarpan etkisiyle diğer sektörlere de etki edecektir. Denizciliğin gelişmesi için işlerlik kazanmış liman, limanla bağlantılı ulaşım araçlarının çeşitlendirilmesi ve lojistik destek hizmetlerinin sunulması gerekmektedir. Limanınız olabilir, ancak gelen gemiler yük boşaltmak için 2-3 gün beklerse, limanın etkinliğinden bahsetmek mümkün olmaz. Bunların yanında denizciliği sadece taşımacılık olarak görmemeli; marinası, balıkçılığı, insan taşımacılığı boyutuyla da düşünmek gerekmektedir. Samsun- Kavkaz Demiryolu Hattı, Rusya ile ticaret hacmini artırmaya yönelik deniz ve demir yolu ulaşımı devreye sokulacak olup, ihraç ürünlerinin Samsun'da toplanarak tren yüklü feribotlarla Karadeniz üzerinden Kavkaz Limanı yoluyla Rusya'ya dağıtılması hedeflenmektedir. Ayrıca Sanayi rıhtımı yapılacak, feribot yanaşma rampa kapasitesi genişletilecektir. Tüm bu çalışma ve yatırımların tamamlanması ile Samsun denizcilikte bölgenin merkezi konumuna ulaşacaktır.Denizin insanlarımıza sevdirilmesi için eğitim şartDenizden etkin yararlanmak, bir eğitim ve kültür meselesidir. Belediyenin sahil bandında yaptığı düzenlemelerle Samsun; kıyı ve denizle buluşmuş, sahil tüm boyutlarıyla gerçek bir zenginlik ve dinlenme alanına dönüşmüştür. Tüm bu olumlu gelişmelere rağmen insanımızın denizden daha çok yararlanması için bilgilendirme ve bilinçlendirme çalışmalarının her düzeyde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Denizin önemi, insan için faydası ve sürdürülebilir bir çevre anlayışı ile bu doğal güzelliğimizin eğitim süreciyle başlayarak, insanlarımıza sevdirilmesi şarttır. Sahip olduğumuz doğal güzelliklerin, yaşamımızla bütünleştirilmesi gerektiği fikrindeyim. Bu anlamda deniz tüm unsurlarıyla birlikte hayatımızla bağdaştıracağımız ve gelecek nesillerin kullanımına aktaracak şekilde sürdürülebilir kılacağımız bir nimettir. Deniz turizminin geliştirilmesi açısından planlanan çalışmalarımızdan bir tanesi de 'Deniz Sevgi Parkı'dır. Bu park içerisinde denizcilikle ilgili kullanılan tüm materyal ve malzemeler sergilenecek, denizciliğin genç nesillere sevdirilmesi açısından önemli bir çalışma gerçekleşecektir. Karadeniz'de kruvaziyer turizm de geliştirilmelidir. İlimizdeki yüzme havuzlarında yaz-kış sürekli yüzme kursları düzenlenmektedir. Özellikle yaz aylarında yaşanan boğulma olayları hepimizi üzmektedir. Yüzme becerisini küçük yaştan itibaren çocuklarımıza kazandırmalıyız. Eğitim sürecindeki çocuklarımıza deniz kültürünü aşılamak üzere, deniz izciliği projesini bu yıl başlattık. Deniz, olaylara geniş perspektiften bakma ve özgür düşünme hissi vermesi açısından da önemlidir. Samsun; yakın gelecekte Karadeniz kıyısı ve çanağındaki ülkelerin buluşma merkezi olacaktır. SUAT KILIÇAKP Samsun MilletvekiliKaradenizli Denizciler 'Vira Bismillah' DemeliSamsun genel olarak denizi görenlerin, denize girmedikleri bir şehir. Son dönemdeki hedefimiz; deniz kenti olan Samsun'u denizle kucaklaştırmak. İstiyoruz ki, sadece Samsun'da yaşayanlar değil, Samsun'dan geçenler bile denizlerin en güzeli olan Karadeniz'i hissetsin. Samsun Limanı Türkiye'nin beşinci büyük limanıdır, ancak hala devletin elinde. Bürokratik hantallığı görmek için Samsun Limanı'na bakmak yeterli. Bu nedenle limanın bir an önce özelleşmesi ve yenilenerek aktif hale getirilmesi Samsun için hayati önem taşıyor. Samsun'da otuz yıldır konuşulan tersane yatırımları konusunda, ancak son beş yılda ilerleme sağlanabildi. 2003 yılında öncelikle bir tersane alanı belirledik. Tekkeköy'deki 1000 dekarlık dört parsel arazinin tahsislerini verdik. 25 milyon YTL'ye mal olacak. Mendireklerin temelini nisan ayında attık, bitirilme tarihi ise, 2009 yılı sonu. Tabii faaliyete başlamak için bu tarihin beklenmesini istemiyoruz. Tahsisler öncesi söz veren yatırımcılar, 'Siz mendireklerin temelini atın, biz de kızakların temelini atacağız' demişlerdi. Biz sözümüzü tuttuk, yer tahsisi alan firmaların da sözünün eri çıkacağına kuşkum yok. Gemi inşa sanayi emek yoğun bir sektördür. İnsanların işe, aşa, ekmeğe, iyi şartlarda yaşamaya ihtiyacı var. Gemi inşa faaliyetinin başlamasıyla birlikte binlerce insan için bu alan ekmek kapısı olacak. Elbette kazanılan paralar da, Samsun'un kent ekonomisini ayağa kaldıracak. Armatörler, gemi sanayicileri, kaptanlar ve diğer denizcilerin yetiştiği kaynak Karadeniz. Ancak Karadeniz'in denizcileri, buraya gereken ağırlığı yeni vermeye başladı. Peki bu yeterli mi' Değil. Karadeniz'i keşfetmek, tanıtmak, Karadeniz limanlarını daha aktif hale getirmek için bütün Karadenizli denizcilerin 'vira bismillah' deme vakti gelmiştir. Samsun'da hizmet vermekte olan bir yat limanımız ve bu limanı da bünyesinde barındıran bir yelken kulübümüz bulunuyor. Daha fazlası için talep, arzı yaratacak. Ayrıca Samsun'da yeni yatırımcılara yat tipi deniz araçları yer tahsisine başladık. Mevcut deniz aktiviteleri bu etkileşimle zaman içinde daha da gelişecek diye düşünüyorum. Samsun bir deniz kentidir ve denizin getirdiği bütün imkanlardan istifade edecektir. Aslında her Karadenizlinin az çok irtibatı vardır denizle. Mesela fırsat buldukça deniz kıyısında sonsuzluğa dalmak hayat bahşediyor bana. Karadenizlilik bir kimliktir. Denizle iç içe olmayı denizde hayat bulmayı gerektirir. Karadeniz'in ipek yoluBalıkçılık adına bir numaralı sorun bilinçsiz avlanma. Eğer böyle giderse Karadeniz'de bile balığa hasret kalacağız. Balıkçıların bilinçlenmesi gerekiyor. Denizler Allah'ın denizi, ama yaradılışın kurallarına uyulmazsa, yumurtlama mevsimleri ve göç yolları korunmazsa bereketi kalmaz denizlerimizin. Ben Karadeniz'in doğasını tahrip eden her şeyin karşısındayım. Mesela biz 2002 yılında iktidara geldiğimizde Karadeniz Sahil Yolu'nun ihaleleri yapılmış, işin yüzde 40'ı tamamlanmıştı. Bize düşen başlanan ve 15 senede ancak yüzde 40'ı inşa edilebilen bu yolu tamamlamak oldu. Bu işi beş sene gibi kısa bir zamanda bitirmek de, yine Başbakan Erdoğan'a nasip oldu. Projesi yanlış olsa da, bu yol Karadeniz için geçmişin 'İpek Yolu' kadar önemli bir yoldur.YUSUF ZİYA YILMAZSamsun Büyükşehir Belediye BaşkanıSamsun'u Denizle BuluşturdukBiz göreve gelinceye kadar Samsun, sahil kenti olmasına rağmen denize sırtını dönmüş, küsmüş ve denizden faydalanamaz hale gelmişti. Biz, şehir ile deniz arasındaki kütleleri kaldırarak, şehri deniz ile buluşturduk. Sekiz kilometre uzunluğunda, gezinti, bisiklet ve sosyal aktivitasyon yolu yaptık. Liman içerisinde, belki de Türkiye'nin en büyük çevre projesini gerçekleştirerek tam 1200 gemi yükü sedimantasyon çıkarttık. Şehrin tam önüne; üç tane beşer bin kapasiteli, içerisinde su oyunları, vitamin barı, spor alanları olan plajlar yaptık. Samsunlu vatandaşlarımız evlerinden mayolarını giyip en fazla yürüme mesafesiyle bu plajlara beş dakika içerisinde ulaşabilmektedirler. Şimdi de batı park alanında iki denizden oluşturulmuş göl arasına 700 metre uzunluğunda bir kanal inşa ediyoruz. Bu kanalda kano, kürek vs. gibi su oyunları ve yarışmaları düzenlenebilecek.Deniz taşımacılığı ve ticaret geliştirilecekŞehrimizin tersaneler bölgesi olması kadar doğal bir açılım olamaz. Karadeniz insanının deniz ile ilişkisi sadece balıkçılıktan ibaret değil. Balıkçılığın yaygın olmasının yanı sıra, doğru iş gücü var ve bu iş gücünü gemi sanayine yönlendirmek doğru bir açılım olacak. Bölgede denizciliğin geliştirilmesi için özellikle dağılan Sovyetler Birliği ülkelerinin yer aldığı Karadeniz'in karşısındaki ülkelerle deniz taşımacılığı ve ticareti geliştirilmelidir. Samsun Büyükşehir Belediyesi olarak da, bu konudaki çalışmalarımız sürmektedir. Bu gelişmeler neticesinde ekonomik olarak da canlılığın yaşanması kaçınılmaz olacaktır. Çünkü gemi inşa sanayi, yan sanayi ile birlikte önemli bir ekonomik hareket oluşturuyor.A. İHSAN KALKAVANDTO Samsun Şube Temsilcisi ve CHP İlçe Başkanı Balıkçılar Yetim BırakıldıSamsun her yönüyle stratejik bir liman ve önemli bir ihracat-ithalat kapısıdır. 89. yılını kutladığımız ulu önderin Anadolu'ya ayak bastığı bir liman kentidir. Yaklaşık 52 deniz mili uzunluğundaki kıyı şeridiyle Karadeniz sahilinde önemli bir yer tutmaktadır. Ayrıca son yıllarda hazırlanan projelerlerle tersaneler bölgesi olma yönünde ilerlemektedir. Bölgemizde denizciliğin geliştirilmesi için, deniz yolu ile yolculuğun teşvik edilmesi yönünde çalışmalar yapılması şart. Bu röportajı yaptığımız sırada, Samsun Limanı da özelleştirildi. 'Ceynak Grup' Samsun Limanı'nı 39 yıllığına çalıştırma hakkını aldı. Ben bu özelleşme sonrası, ilimiz sınırlarında bulunan diğer iskele ve limanlarla ilgili olumlu bir rekabet olacağı kanısındayım. Samsun Limanı'nın konumu ve büyüklüğü de düşünüldüğünde, bu özelleştirmenin çok faydalı olduğu inancındayım. Samsun halkı denizi ve amatör balıkçılığı çok seviyor. Fakat bu sevdiklerinden yeterince faydalanamıyor. Çünkü limanın konumu yıllarca Samsun Şehri ile denizi ayırdı. Sahil yolu ile Samsunluların bu hasreti hafifledi. Şehrimizin batısında bulunan Atakum'dan başlayarak, Taflan'a kadar olan sahil şeridi, halkın denizden yararlanmasını sağlıyor. Burada bir konuya değinmeliyim. Şehrimizin batı-park ve belediye evleri mevkiindeki balıkçı barınakları bir düzen dahilinde ve aynı tip barınak evleri ile yapılandırılırsa şehrimize bir güzellik getireceği gibi, amatör balıkçılarımızı da sevindirecektir. Ayrıca belediyelerin deniz kenarlarından kaçak kum almaları da kesinlikle engellenmelidir. Bölgemizdeki balıkçılar kesinlikle yetim bırakılmışlardır. Aşırı denetimler altında mağdur durumdalar. Buna karşılık, mevcut balıkçılarımızın eğitimsizliği, balıkçılık konusunda bilinçli olmamaları, sadece plansız avcılığa yönelmeleri zaten tükenmekte olan kaynakları bitirmektedir. Çevre kirliliğini de bunları üzerine koyunca zaten tükenmekte olan kaynaklarımızın bitmesi kaçınılmazdır. Bölgede aşırı avcılık söz konusudur. Balıkçılarımızın teknelerinin bakımları için yer bulunmaması da önemli bir sorundur. Bunun için Kirazlık Balıkçı Barınağı'nın çekek yerinin yapılarak faaliyete geçirilmesi gerekmektedir. Liman içerisine de ISPS kod nedeniyle giremeyen balıkçı gemilerinin bu durumuna, sezon açılışına kadar çözüm getirilmelidir. 'Doğaya ihanet'Karadeniz sahil yoluna kesinlikle ihtiyacımız vardı. Karadeniz Sahil Yolu'nun yapımında; tünellerin az kullanılmasının, viyadük düşünülmeden yolun yüzde 90'nının denizin doldurulması yoluyla yapılmasının tarihi bir hata olduğu inancındayım. Hatta biraz ileri gideceğim;'doğaya ihanet' diye düşünüyorum. Bu yazımı okuyan ve Karadeniz'i son 5 yıl içinde görmeyen vatandaşlarıma şunu söylemek istiyorum. Samsun'dan Hopa'ya kadar yapacakları seyahatte Rize'nin 'İyidere ve Derepazarı ' ilçeleri arasındaki Sarayköy ve Yalıköy sınırlarından geçerken, tünelleri kullanmayıp eski yolu tercih etsinler. O zaman bana hak verecekler. Bu iki güzel köyün güler yüzlü ve misafirperver insanları; köylerinin ekolojisi bozulmasın diye sahillerinin varlığını koruyan rahmetli Vuslat Sadıkoğlu annemizle sevgili Şadan Kalkavan ağabeyimize ve bu projenin tadilatını sağlayan herkese minnetlerini sunuyorlar. Şayet sahil yolu yapımında herkes onlar kadar sorumluluk taşısaydı, sahil yolu dört dörtlüktü.ERTAN KAYASamsun Yelken Kulübü-Antrenörİnsanlar Denizden Uzak YaşıyorSamsun Yelken Kulübü'nde şu anda 50 sporcumuz var. Özellikle yaz mevsiminde yelken sporuna yoğun ilgi oluyor, fakat okullar açılınca bir anda ilgi azalıyor. Okul sezonunda faal 20 sporcum var. Aslında sporcularımız başarılı. Mesela Yaşar Kabakçıoğlu, milli takımlar seviyesinde üç sene süreyle kulübümüzü ve Türkiye'yi temsil etti ve yarışmalara katıldı. Alt yapıdan yetişen iddialı sporcularımız var. Bu sene yarışmalarımız yeni başladı, daha sağlıklı sonuçları sezon sonunda alacağız. Yaşadığımız en büyük sorun sporcu bulamamak. Milli eğitimin mevcut sistemi, çocukları yalnızca soru çözme makinesi haline getirmekte. Sosyal faaliyetler, sportif faaliyetler hemen hemen hiç yok. Yaz mevsiminde spora başlayan yelkenci adayları, okullar açılır açılmaz sporu terk ediyorlar. Aileler de, yelken sporundan habersiz. Devletten tek beklentim; geleceği biçimlendirme konusunu, yetersiz olan dersanelere bırakmasınlar.Evlatlarımız dört duvar arasında, dört seçenekten birini seçerek gelecek kurmasınlar. Sadece ders başarısı, çocuklarımızın geleceği halini aldı. Spor, boş zaman değerlendirme aracı olarak görülür oldu. Bu noktada özel sektör de yelken sporuna sponsorluk desteği vermeli. Unutmayalım, denizciliğimizin temelleri bu kulüplerde atılacaktır. Eğitimcilerin düğmeye basması gerekiyorTürkiye'nin genelinde denizciliğimiz yetersiz. Samsun'daki denizcilik sektörü, Türkiye'nin geneline bakınca hatırı sayılır durumda bence! Kısmen Samsun limanına ticari gemiler girip çıkıyor, tabii ki çok yetersiz. Profesyonel balıkçılığın hali ortada. İnsanlar denizden çok uzak yaşıyor. Samsun Amatör Balıkçılar Barınağı'ndaki tekneleri parmakla sayabilirsiniz. Sayıları o kadar az. Denizle yaşamayı unutmuş milletlerin bu konudaki sorunları bir anda çözülemez. Her şey eğitimcilerin düğmeye basmasıyla olur. Biz okullarda tanıtımlar yapıyoruz. Kulübümüze küçük yaş gruplarından öğrencileri getirip, seminerler veriyoruz. Hem velileri hem öğretmenleri, hem de öğrencileri bilgilendiriyoruz. Deniz izcileri ile iş birliği yapıyoruz. Daha fazla insana ulaşmak, tek çabamız olmalı. İstanbul medyası, Anadolu'daki denizliliğin ne durumda olduğunu sürekli haber yapmalı. Yelken kulüplerindeki sorunlar hep aynı. Sporcu yetersizliği' Kış mevsimlerinde denizden tamamen kopuk yaşıyor sahil kasabaları. Bu konular sürekli işlenmeli ki, gerçekten bunun bir sorun olduğu anlaşılsın.Vira Dergisi