Yıllık 400 milyon dolarlık ihracat gerçekleştiren kültür balıkçıları bürokratik işlemlerin uzunluğu, pahalı akaryakıt ve kira ücretlerinden şikâyetçi. Balıkçılar şartların düzeltilmemesi durumunda çiftliklerin Cezayir'e kayacağını söylüyor.

Uzun süredir kıyıya yakın olmaları ve turizmi olumsuz etkilemeleri nedeniyle tartışma konusu olan balık çiftlikleri, sessiz sedasız büyük bir dönüşüm geçiriyor. Bir süredir kıyıdan denizin ortasına doğru yerleşen çiftlikler, artık son teknolojilerle balıkları besliyor ve dünyanın dört bir yanıyla birlikte Türkiye'de tüketime sunuyor. Sektörün en büyüğü niteliğindeki Kılıç Balık'ın Direktörü Hakan Adamcıl, balık çiftliklerindeki teknolojiye yurtdışından talep geldiğini belirtiyor. Sektör, komşumuz Yunanistan'ın da ilgi alanında. Yunanlılar şu anda Türkiye'deki çiftliklerin yüzde 35'ine hâkim olmuş. Türkiye pazarının cazip olduğuna dikkat çeken Adamcıl, "Çok ciddi bir pazar potansiyeli var. Tüketim biraz daha artarsa Türkiye'deki kültür balıkçılığı sadece iç pazara yeter" diyor. Doğal ortamında yetişen balığın fareyle bile beslenebileceğini belirten Adamcıl, "Çiftliklerde ise hijyenik üretim var. Avrupa Birliği'ne ihraç ettiğimiz tek hayvansal ürün kültür balığı" diye konuşuyor.
Uzun bir süre tartışmaların merkezinde bulunan balık çiftliklerini görmek için sektörün kalbi durumundaki Bodrum'dayız. Sektör sık sık kötü haberlerle gündeme gelmekten rahatsız ve önlerindeki yeni dönemi anlatıyor. Muğla Kültür Balıkçıları Derneği verilerine göre de Türkiye'de üretilen su ürünlerinin yüzde 22'si kültür yolu ile üretiliyor ve kültür balıkçılığında üretim miktarı 118 bin ton düzeyinde. Deniz ve iç su dahil toplam çiflik sayısı 1.470 iken, denizlerde ise 311 adet çiftlik var. Sektörün yavru ihtiyacı ise kuluçhanelerden karşılanıyor. Şu anda 20 adet kuluçkahaneden 220 milyon adet yavru elde ediliyor. Sektörde 1 milyar dolarlık sabit yatırım bulunurken 500 milyon dolar üzerinde canlı balık değeri ve 400 milyon dolara yaklaşan ihracat boyutu bulunuyor. Kıyılardan taşınma sürecinin çok kısa sürede tamamlanacağını belirten derneğe göre sektörün sorunlarının giderilmesi durumunda üretimin kısa vadede 200 bin tona, uzun vadede 600 bin tona çıkarılacak. İhracat değeri de 1 milyar doları aşabilecek.

Yunanlılar pazar kapma yarışında
Muğla Kültür Balıkçıları Derneği Müdürü Ufuk Akbıyık'ın verdiği bilgilere göre Türkiye'de büyümeye çalışan kültür balıkçılığına talip bir ülke var: Yunanistan. Son dönemde Yunanlı firmaların Türkiye'deki balık çiftliklerini almak için harekete geçtiğini belirten Akbıyık, Yunanlıların iç pazardaki payının yüzde 35 civarında olduğunu belirtiyor. Yunanlı firmaları Türkiye'ye dönük harekete geçiren unsur ise iç pazar. Şu anda sektörde üretilen balıkların yüzde 70'i ihraç edilirken sadece yüzde 30'u iç pazarda tüketiliyor. İhracat yapılan ülkeler İtalya, İspanya, Hollanda, Almanya, Yunanistan ve İngiltere olarak sıralanıyor. Ancak Türkiye'de balık piyasası ciddi bir büyüme potansiyeli taşıyor. Halen Türkiye'deki balık tüketimi kişi başına 8.6 kilogram düzeyinde. Dünya ülkelerindeki ortalama ise 16 kilogram düzeyinde.

Balık fareyle bile beslenebilir
Sektördeki gelişimi göstermek için gezdiğimiz örnek çiftlik Kılıç Şirketler Grubu'na ait. Kılıç Şirketler Grubu Kafes İşletmeleri Direktörü Hakan Adamcıl, daha önce tartışılan karaya yakın çiftlikler döneminin kapandığına dikkat çekerken çiftliklerin tamamının çok kısa bir süre içinde açığa taşınmış olacağını belirtiyor. Kılıç Şirketi'ne ait gezdiğimiz çiftlik ise en yakın karaya 4170 metre uzaklıktaydı. "Neden kültür balıkçılığı" sorusuna ise Adamcıl, "Çünkü üretim kontrollü ve fiyat avantajı söz konusu. Üstelik doğadan yetişen balığın ne yediği belli değil, lağım kenarlarında fare yiyerek beslenen balıklar bile var. Balık çiftliklerinde ise üretim hijyenik koşullarda yapılıyor" diyor. Adamcıl, balık çiftliklerindeki üretim süreçlerini de anlatıyor. Kuluçkahanelerde yetiştirdikleri yavruları 2-5 gram arasında balık çiftliklerine getirdiklerini belirten Adamcıl, tamamen bilgisayara dayalı bir sistemle balıkların gelişimlerini izlediklerini belirtiyor. Balıkların satışa hazır hale getirilmesine, balıkçılıkta "hasat" deniyor. Levreklerin balık çiftliklerindeki hasatı için ortalama 18 ay gerekirken çipurada bu zaman 12-14 ayla sınırlı.

AB'ye ihraç edilen tek ürünümüz
Adamcıl, halen sektörün, AB'ye ihracat yapan tek "hayvansal üretimi" gerçekleştirdiğine dikkat çekiyor. Et ve süt üretiminde Türkiye'nin AB'ye ihracat yapamadığını belirten Adamcıl, "Biz ise yüzde 70 ihracatla ayakta duruyoruz, en ufak bir sorunda ihracatımız biter. Balık çiftliklerinde iç piyasaya dönük üretim, dış piyasaya dönük üretim gibi bir ayrım da yok. Tüm balıklar aynı standartlarda üretiliyor" diye konuşuyor. Adamcıl, balık çiftliklerinde kullandıkları teknolojiye yurtdışından talip olan ülkeler olduğunu da belirtiyor. Adamcıl, sektör devletten ne istiyor sorusuna ise "Bürokrasinin azaltılması" yanıtını veriyor. Şu anda projelerin 2 yıl gibi bir sürede izin aldığına dikkat çeken Adamcıl, "13 ayrı birimden izin alıyoruz. Bürokratik işlemler hızlanırsa, Avrupa pazarında Türkiye en büyük olur" diyor. Mersin'in de balık çiftliklerinin gelişiminde önemli bir yer tutabileceğini belirten Adamcıl, şartların zorlaşması durumunda ise balık çiftliklerinin Cezayir'e kayacağını kaydediyor. Adamcıl, "Şu anda Türkiye'de balık çiflikleri için dönümler 25 bin YTL'den başlıyor. Cezayir'de ise alan kiraları düşük. Akaryakıt ise Türkiye'dekinin onda biri fiyattan satılıyor" diyor.


Ülke genelinde 1.470 çiftlik var
- Türkiye'deki su ürünlerinin yüzde 22'si kültür yolu ile üretiliyor.
- Üretim miktarı 118 bin ton düzeyinde.
- Denizlerdeki 311 çiftlikle birlikte toplam çiftlik sayısı 1.470.
- Sektörde 1 milyar dolarlık sabit yatırım bulunuyor.
- Sektörde üretilen balıkların yüzde 70'i ihraç ediliyor.
- Yıllık ihracat miktarı 400 milyon dolara yakın.
- Yunanlıların iç pazardaki payı yüzde 35 civarında.