3 sonuçtan 1 ile 3 arası

Konu: Savaş yıllarında boğaziçi anılarım

  1. #1
    Reİs Burhan Reis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Yaş
    59
    Mesajlar
    5.697
    Tecrübe Puanı
    934

    Standart Savaş yıllarında boğaziçi anılarım

    İKİNCİ CİHAN HARBİ YILLARINDA BOĞAZİÇİ ANILARIM

    1941-1942 yılları, Alman harbinin en şiddetli dönemi. O sıralar ortaokul ve lise talebeliğim yıllarına rastlar. Harbin korkunç sıkıntıları, yokluklar, hastalıklar, tifüs salgınları, beşinci kol korkuları her tarafı sarmış! Sokaklarda asık suratlar, gülmeyen yüzler!


    Evimizin sahile yakınlığı dolayısıyla biz sahil çocukları daha çok denizle haşır neşir olurduk. Botlarımızı, sandallarımızı evimizin bahçesinde kendimiz yapar, kürek çeker, yelken kullanır, balığa çıkardık. O zamanın denizleri her çeşit balıkla doluydu. İskeleden veya tekneden denizin dibine baktığımızda , yirmi metre derinlikteki balıkları, kayaları, yosunları net şekilde görürdük. Çocukluğumun geçtiği Üsküdar Şemsipaşa kıyılarında, rıhtım taşlarını yalarcasına geçen hamsi sürüleri, uskumru sürüleri, bazen onlara saldıran torik balıkları ve sürülerin ok hızı ile dağılmaları, birkaç saniye sonra tekrar ordu gibi düzene girip yollarına devam etmelerini, rıhtım taşlarının üzerinden akvaryum seyreder gibi bakardık. Rahmetli annem çocuklar denizden balık getirin derdi. Balıkçıdan balık almaya lüzum kalmadan sahile iner, bir balıkçı kepçesini kendimizi göstermeden, uskumru sürüsünün baş tarafından ani bir hareketle daldırdığımızda o günkü balık ihtiyacımız karşılanırdı! Bazen de bunlara lüzum kalmaz, rıhtım taşları arasında , orkinos balığından yaralı olarak kurtulan torik balığını diri diri eve getirirdim. Şiddetli, karlı, tipili kış günlerinde, "kırgın" tabir edilen balıkların gamzelerine kar suyu kaçınca, sersemleyip karaya vurmaları bir alem olurdu! Erkek, kadın, çoluk çocuk kıyılara koşar, sahilden her çeşit baygın balıkları toplardı. Torik, palamut, uskumru, kefal, kalkan... İstavrit balığı ise balıktan sayılmazdı. Şimdilerde ancak Beyoğlu'nun balık pazarında lüks balıkçılarında milyonlarca liraya satılan torik balıklarını, balıkçıdan alanlar evlerine kağıda sararak saklayarak götürürlerdi. Torik balığı fukara balığı sayılırdı. Bir de bu zavallı balığın adı kötüye çıkmıştı. Bol torik akını olunca harp alameti sayılır! "Allah fakir fukaraya acıyor" denirdi.


    Üsküdar Anadolu spor kulübü'nün yarı yıkık kayıkhanesinde, Ayvansaray'lı Rahmetli Kazım usta kayık yapardı. Tatil günlerinde, boş zamanlarımda, en ufak fırsatta kulübün kayıkhanesine gider, sandalın nasıl yapıldığını en ince teferruatına kadar zevkle takip ederdim. Rahmetli Kazım usta, sandal yapımının kritik noktalarını çırağından bile saklar, bana en ince detayına kadar öğretirdi. Çünkü arkadaşım olan oğlunun bu mesleğe alakasızlığına kızardı. O zamana kadar bir iki tane basit bot yapıp sahillerde dolaşır, yelken kullanırdık. Nihayet evimizin bahçesinde 4,5 metre bir sandal yapmaya karar verdim. Artık "CİNA" adındaki bu teknem ile balığa çıkmaya başladım. Cina Lolobricida'nın en popüler zamanı.

    Boğaziçi'nin her koyunun her köyünün ayrı bir güzelliği var. Kış aylarında torik balıkları Vaniköy koyunda yataklardı. O zamanlar şimdiki gibi misina (Naylon) veya bağırsak oltalar yoktu. İngiliz siciminden, at kuyruğundan bükerek oltalar yapardık. At kuyruğu oltaların özelliği ise daha az dolaşır, hem de esnekliği sayesinde balıkları yorar, kopması önlenirdi. Uçlarında yarım kilo ağırlığında iğneli kurşun seğirtmeleri denize salar, beş altı kiloluk toriklerden yirmi, otuz çift torik tutardık. Tuttuğumuz balıkları çifti 5 kuruştan İtalyan, Yunan motorlarına satardık. İtalyan veya Yunan bayrağı taşıyan balıkçı motorları oltacıların arasında dolaşır, "Gümüş gümüş" diye bağırarak (ne manaya geldiğini bilmiyorum) balık toplarlardı. Lakerda veya konserve yapmak için memleketlerine götürürlerdi.

    O tarihlerde takma motor falan yoktu. Hep kürek çekerek gezerdik. Hatırladığıma göre Amerikan sefaretinin "Blu Caket" adında bir tenezzüh motoru, bir de kuzguncuk'da Mehmet Ali Aybar'ların yalısının rıhtımında, mataforaya çekilmiş teknelerinde takma motor bulunurdu. Gıpta ile seyrederdik.

    Balık bazen seğirtmeye bazen de yemliye gelirdi. Kanlıca koyunda, yirmi yirmibeş kulaç derinliğine atıp çektiğimiz seğirtmeye Saldıran balığın , seyirtme ağzından girer gamzelerinden çıkar, arakadan gelen diğer balık da seğirtmeyi yutardı. İki balık birden... 10-12 kilo ağırlığındaki balığın sağa sola fişeklemeleri oltayı çekmemizi zorlaştırırdı. Balık sandala iki üç metre yaklaştığında "kakıç" tabir edilen ucu iğneli sopa ile balığı sandala alırdık. Yemli balık tutacaksak, yemi bulmak gayet kolaydı. Kuzguncuk, Beylerbeyi, Vaniköy'ün herhangi bir yalısının kayıkhanesine girip, bir iki kepçe daldırıp yeteceği kadar istavrit, kıraça veya hamsiyi taze yem olarak kullanırdık. Tuttuğumuz balıkların bir kısmını komşulara dağıtırdım. O kadar bol balık vardı ki doğrusu pek makbule de geçmezdi.

    Torik balığı balıkçılarda kilo ile değil tane ile satılırdı. Balık akınının bolluğuna göre tanesini on veya yirmi kuruştan satarlardı. Geceleri Vaniköy koyunda yemliye çıktığımızda, yüzlerce balıkçı bir taraftan balık tutar, hem de karşı sahildeki gazinoların şarkılarını dinlerdik. Ortaköy camii önünde, Bebek, İstinye sahillerinde Çinakop, lüfer yataklanırdı. Bu yakada balık tutarken karşı sahildeki ezan sesleri rahatça dinlenirdi.
    MEHMET ÖZKASIM

    Alıntı


    ><((((º>`·.¸¸.·´`·.¸¸.-> BALIKÇI FORUM <-.¸¸.·`´·.¸¸.·`<º))))><

  2. #2
    denizkurdu85

    Standart

    vay be reis bunları dedemde hep anlatır çok güzel günler yaşamış eskiler inşallah bizden sonrekiler bu günleri aramaz

  3. #3
    S- Moderators Ali41 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2009
    Yaş
    59
    Mesajlar
    2.353
    Tecrübe Puanı
    333

    Standart

    paylaşım için teşekkürler. bu anlattıklarının çoğunu bende amcamdan dinlerdim. rahmetli o yıllarda galata köprüsünden at kılıyla tuttuğu palamutları torikleri hep anlatırdı. ama o günler gelez artık geçmiş ola.

    Ali TEZER

    KOCAELİ / İZMİT


Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. İlk milli savaş gemisi seyirde
    By Ali41 in forum Güncel Deniz Haberleri
    Cevap: 1
    Son Mesaj: 20.11.10, 06:40
  2. Savaş gemisine baskın
    By Ali41 in forum Magazin
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 12.05.10, 04:56
  3. Boğaziçi ve Kayık Kültürü" Kitabı
    By Burhan Reis in forum Magazin
    Cevap: 1
    Son Mesaj: 09.05.10, 22:06

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
BALIKCI FORUM