Misinaların yemi sunmada, balığın iğneye yakalanmasında ve iğneye yakalanan balığın kıyıya alınmasında çok önemli bir rol oynadığı yadsınmayacak bir gerçektir. Kullandığımız misinaların doğru koşullarda ve doğru seçimlerle kullanılmasının verimi arttıracağı bilinen bir husus olmasına rağmen şu anda piyasadaki misinaların çeşitleri ve özellikleri ile ilgili kafa karışıklıkları olduğunun da altını çizmek gerekmektedir.
İyi bir misinanın sahip olması gereken özellikler genel çizgilerle çeker değeri, çap, yıpranma ve aşınmaya karşı dayanıklılık, uzama ve esneme, ıslak ve kuru düğüm tutma kabiliyeti ve kulanım ömrü, olarak verilebilir. Ancak, daha ciddi bir yaklaşımla diğer özelliklerin de göz önüne alınması eylemine gereken titizliği gösteren bir amatör için akıllıca bir yaklaşımdır. Mesela misinanın sarıldığı makinedeki duruşu, yani sarım sonrasında içe gömülü mü yoksa daha düzgün bir biçimde mi göründüğü, misinanın dış yapısının daha yumuşak, yuvarlak ve akıcı bir duruş mu sergilediği, uzun mesafe atışlarında kamış halkalarından rahat ve yumuşak bir biçimde mi geçtiği, kamış ucu sarılmaları ve diğer nedenlere bağlı karışmalar açısından avantajlı olup olmadığı, su emiciliği ve gam yapma özellikleri de dahil olmak üzere fiyatına kadar her türlü unsurun göz önüne alınması avantaj oluşturacaktır.
Tarihsel olarak 1938’de, pamuk, ipek, yün ya da suni ipek’ten daha esnek ve güçlü olduğu iddiası ile DuPont’un naylonu, yani yeni bir sentetik süperpolimer grubunu keşfi ile başlayan süreçte bir yıl sonra naylon monofilament olta ipinin üretimi devreye girmiştir. Günümüz standartlarına göre ilkel kalan bu ip fazla tutulmamış ve 20 yıl kadar eski örgülü dakron kullanımı devam etmiştir. Ancak DuPont’un 1958’de daha ince ve kaliteli Stren’i üretmesiyle, bu ürün amatör balıkçılar arasında balıkçılığı daha kolay bir hale getirmesi nedeniyle hemen yaygınlaşmış ve tutulmuştur.
Mono misinalar hala daha popülerliğini korumakta ve satılan tüm olta misinalarının üçte ikisinden daha fazlasını oluşturmaktadırlar. İsminden de anlaşılacağı üzere bu ürün, bir kalıp yoluyla erimiş plastiğin tek bir lif halinde dönüştürülmesi biçiminde üretilmekte ve sürecin çok ucuz olması nedeniyle de bir çok amatör tarafından çok sevilmektedir. Ancak, ucuz monolar genellikle kalite kontrol aşamalarında zafiyet yaşadıklarından, esneme gücü, yumuşaklık, sürtünme ve aşınmaya direnç, düğüm kabiliyeti ve gam yapma gibi hususlarda kaliteli monolar kadar verimli olamamaktadırlar. Bu nedenle de mono kullanacak amatörlerin çeşitli markaları denemesi ve bildik ve güvendik monoları seçmesi daha akıllıca olacaktır.




Naylonun keşfinden önce en popüler olta ipi olan örgülü dakron, zayıf düğüm kabiliyeti, düşük aşınma direnci ve yetersiz esneme özelliği ile üstün naylonlara yenilmiş ve günümüzde sadece birkaç etkinlikte kullanılır hale gelmiştir. 1990’ların başından itibaren Spectra, Kevlar ve Dyneema gibi yeni bir örgülü olta ipi kategorisi, yani süper misinalar ya da microfilamentler pazara girmiştir. Bu sentetik fiberler hem ince hem de inanılmaz derecede güçlü iplerdi. Her bir fiber lifinin oldukça karmaşık ve zaman alıcı süreçler sonucunda örülmesi ile ultra ince, süper güçlü ve hassas ancak bir o kadar da pahalı iplerdi. Bu ilk ürünlerin düşük düğüm kabiliyetleri, oluşturdukları boşluklar ve kötü renkleri, onların güçlü yapılarını, düşük çaplılık ve hassasiyet avantajlarını ortadan kaldırmakta, çok pahalı oluşları da bir başka dezavantaj olmaktaydı. Ancak, süper misinaların üreticileri fiber hammaddeleri ve bunları bir olta ipine dönüştürme yönünde sürekli ilerleme ve ürün geliştirme çabalarını sürdürdüler. Sonuçta da renklendirme, güç ve oltayla uzağa atılabilme özellikleri daha da geliştirildi. Süper misinaların düşük çapları monolardan daha az görünürlükleri ve amatörlerin makinelerine daha fazla ip sarabilme avantajları ortaya çıkartıldı. Süper misinaların az esnek oluşu ve oltaya vuruşları daha çabuk iletmeleri, çeker değerlerinin yüksek oluşu ve iri balıkları daha güçlü kontrol altına alışları hep birer avantaj olarak ortaya çıkmıştır.
Son olarak da daha yeni bir gelişme ile fiber liflerinin örgülü yapılandırılması yerine kaynaştırılmış (fused) misinalar ortaya çıkarılmıştır. Bu süreç tek lifli, çok ince, güçlü ve hassas bir ürün ortaya çıkarmıştır. Süper misinalar da denilen bu misinalar orijinal örgü iplere oranla çap olarak daha geniş ve biraz daha zayıf olabilirler ama uzağa atılmaları ve düğüm tutma yetenekleri daha gelişmiştir ve fiyatları da daha makul düzeydedir.
Yine yeni nesil misinalar içinde yer alan fluorocarbon misinalar ise ışığın bir maddeden geçerken yansıma derecesi olan kırılma oranına yakın düzeyde olduklarından suda neredeyse görünmez olabilme özelliğine sahiptirler. Bu nedenle de güneş ışınlarından, benzin ve batarya asitlerinden ya da diğer kimyasal maddelerden kaynaklanabilecek bozulmalara karşı dayanıklıdır ve suyu emmeyen bir özellik taşırlar. İlk olarak Japonya’da üretilen fluorocarbon misinalar, yoğun balıkçı baskısı yaşayan Japon sularında görünmezlik özelliği ile verimi arttırmış ve yaygın kullanım kazanmıştır. Özellikle çok berrak sularda büyük avantaj oluşturan bu misinalar suyu emmedikleri için de naylon olta ipleri gibi zayıflamaz ya da esneme oranları artmaz. Yoğunluklarının arttırılması ile de yıpranmaya karşı dirençleri çoğalan bu misinalar naylon iplere oranla daha kolay batabilmekte, daha az esnediği için de naylona oranla daha hassas olabilmektedirler. Bu arada bu misinaların süper misinalar gibi özellikle kullanılacak düğüm açısından dikkat gerektiren yanı vardır. Trilene düğümün kullanılması ve düğüm öncesinde de misinanın iyice ıslatılması önemlidir. Özellikle oltayla atışlarda bu misinanın ağırlığının göz önüne alınması misinanın yaratabileceği ekstra momentumun hesaba katılması önem taşır.






En fazla kullanılan misinaların mono olması nedeniyle de bu konuda ünlü bir sazan amatörü Jim Gibbinson’un bazı saptamalarına da dikkat çekmek istiyorum.
1. Piyasada çok fazla mono markası olmasına rağmen dünya çapında son derece az ve sınırlı sayıda mono misina üreticisi vardır. Bu nedenle de teorik olarak aynı mala farklı fiyatlar ödemenin çok da anlamı kalmamaktadır.
2. Birçok kaynakta belirtilen “Şu biçimde misina düğümü, şöylesi bir güç yüzdesine denk gelir!” türünden açıklamalar da yanıltıcıdır çünkü kullanılan düğümlerin gücü bir misinadan diğerine büyük farklılık gösterir. Bu nedenle seçilen misinaya atılan düğümlerin amatörlerin kendileri tarafından test edilmesi daha makul olacaktır.
3. Bazı monolar paketlerinin üzerinde belirtildiğinden daha kalın çaplı olmasına rağmen çok az mono daha incedir. Bazı monoların çapları 0.05mm boyutunda değişiklik gösterdiğinden, yer yer, hem ince, hem de kalın çaplı olabilmektedirler. Eğer yakın ya da orta mesafeli avlanıyorsanız bir milimetrenin birkaç binde biri oranında bir değişiklik önemli bir fark yaratmaz. Ancak uzun mesafeli atışlarda ince misinanın kalın olana oranla daha uzağa atılabilmesi ciddi bir fark yaratır.
4. Yukarıda belirtilen çap konusu çeker değerleri ile beraber ele alınmalıdır. Örnek olarak, iki mono ele alalım birinde 0.35mm, 6kg. çeker verilsin, diğerinde ise 0.35mm, 7kg. çeker verilsin. Mantık olarak çapı değişmediği halde çekeri daha yüksek olan 7 kilo çekerli misina daha iyi bir seçim gibi görünmektedir. Ancak deneyimlerle sabittir ki, daha az çeker verilen misina yetersiz ölçüm sonucu değerlendirilmiş olabilmekte ve aralarında önemli bir fark olmamasına rağmen daha zayıf gibi görünebilmektedir. Bu nedenle paketlerin üzerinde yazılmış değerler sadece yaklaşık bir ölçü olarak ele alınmalı, tam çap bir mikrometre ile ölçülmeli, çeker değeri de yaylı bir terazi ile ölçülerek sabitlenmelidir.
5. Geçen zamanla kalitelerinin kötüleştiği bilinen bir gerçek olan monoların raf ömrü de test edilmesi gerekenlerdendir. Bazı monolar bir yıl sonra önemli bir bozulma göstermelerine rağmen, iki ya da üç yıl bile bozulmayan monolar olabilmektedir. Tabii ki burada kastettiğim kullanılmamış ve karanlıkta depolanmış mono misinalardır.
6. Mono misinaların renklendirilmesi ya kalıptan geçirilme öncesi polymere renk eklenmesi ile olmakta ya da kalıptan çıkan işlenmemiş mono misina bir asit banyosunda işlenerek, boyanmaktadır. Her işlemin artısı ve eksisi olduğu gibi bu işlemde de hafif bir güç kaybının oluştuğu göz önüne alınabilir. Mono misinaların pürüzsüz yüzeyinin oluşması için de cilalandığı göz önüne alınırsa yine güce yönelik bir kayıp sözkonusu olabilmektedir. Hatta beyaz diye bildiğimiz mono misinaların rengi bile orijinal renk olamyıp işlemden geçirildikten sonra elde edilen renktir.
7. Bütün monolarda gerilme sonucu oluşan uzama özelliği vardır. Çeker değeri 7kg olan bir monoya 2.5kg’lık bir gerilme uygulanırsa markaya bağlı olarak yüzde 10 ile 15 arasında bir uzama meydana gelebilecektir. Eğer gerilme oranı 5kg’a arttırılırsa alt ve üst sınırlardaki rakamlar yüzde 12 ye ve yüzde 30’a kadar yükselebilecektir. Ancak birçok mono açısından bu uzama ile oluşan şok giderme özelliğini bir avantaj olarak görüp, bazen çok esneyen monolara bile yönelmenin olumlu olduğuna işaret edebilirim.
8. Bazı monolar suyu emmelerinden dolayı kuru güç açısından zayıflayabilmektedirler. 48 saatlik suda tutma sonucu yüzde beş ile on arasında bir kaybı ortalama olarak saptamışken bazılarında yüzde yirmilere varan bir zayıflama tespit edebildim. Bir misina imalatçısı dostum, renklendirme öncesinde asit banyosuna tabi tutulan monoların bu açıdan daha dezavantajlı olduğunu çünkü suyu daha fazla emdiklerini belirtmişti.
9. Aşırı gerilmeye tabi tutulan monoların değiştirilmesi gerekliliği tavsiyesini duymuşsunuzdur. Benim testlerim sonucunda bunun gereksiz olduğunu saptadım çünkü kopma noktasına kadar gerilseler bile sadece beş dakika geçtikten sonra monoların hemen hepsi eski halini alabildiğini, ya da eski değerlerine ulaştığını saptadım. En kötü olanları bile sadece yüzde on beş güç kaybettiler.
Öte yandan mono misinalar ile fluorocarbon misinalar karşılaştırıldığında ise yine sazancılar için önemli sayılacak bazı farklılıkların altını çizmekte fayda var.
1. FC misinaların gerilme ve uzama değerleri monolara oranla daha düşüktür. Bu da sazanla mücadele ederken amatörün olta ucunda daha fazla balık hareketi ve ağırlığı hissetmesi anlamına gelir.
2. FC misinalar, monolara oranla yıpranma ve aşınma açısından daha dayanıklıdırlar. Tabii ki burada kastedilen tam FC’lardır, yoksa kaplama olanlarının açıldığına tanık oldum.
3. FC misinalar daha ağır oldukları için monolara oranla daha hızlı batarlar. Bence bu FC’ların sazan amatörü için en önemli özelliklerinden biridir.
4. FC misinalar suyu emmedikleri için kuru gerilme güçlerinin tamamını koruyabilirler.
5. FC misinaların suda görünmezlik özellikleri özellikle yoğun baskı altındaki sazan avlaklarında amatöre paha biçilmez bir avantaj sağlar.
Yine amatör sazan balıkçılarının takımlarında sıklıkla yer almaya başlayan son jenerasyon ya da yeni nesil misinalar da gözümüze çarpmaya başlıyor artık. Yine ünlü bir sazancı Chris Woodrow’un bu konuda dikkat çektiği bazı hususlara bakalım.
1. Süper misinaların ilk ürünleri açısından bazı problemler vardı. Bunlar içinde bu misinaların açılması ya da bir başka deyişle tüylenmesi sıklıkla yaşanan sorunlar arasındaydı. Genelde bu misinalar bir sezonu bile çıkartamıyor, püskül püskül açılıyorlardı. Ayrıca bu misinaların kamış halkalarına sürtünmesinden dolayı aşınmaları da bir başka sorundu. Düğüm açısından ve karışmalar açısından da bu misinalar ciddi sorunlara gebeydi. Bu nedenle kaynaştırma (fusing) misinanın üretimde ısıtılarak liflerin belli oranda birbirleriyle kaynaşmasını sağlamak yoluyla yukarıda bahsedilen sorunlardan bazılarını çözebildi. Örneğin Spider Wire sert ve dolu bir yapı ortaya koyar çünkü lifleri ısı ile kaynaştırılmış özellik taşır. Öte yandan bazı ürünlerde kaynaştırma işlemi yapılmamış, üzerleri plastik bir tabaka ile kaplanmış, böylece lifler bir arada tutulmaya çalışılmıştır. İşte böylesi ürünler aşınmadan dolayı bu plastik tabakayı yitiriyor ve açılmaya başlıyorlardı.
2. Yeni nesil, (kaynaştırma ile üretilen) süper misinaların monolara oranla üstünlük sağladığı noktalar ise, monolara oranla kullanma ömürleri daha uzundur ve uzun vadede ödenen paranın karşılığı açısından daha tatmin edicidir. Bu misinalar hareketi/titreşimi transfer etme açısından daha iyidirler ve hassasiyet ile vuruş kayıtları açısından daha etkilidirler. Bu misinalar çok ama çok daha incedirler. Bu da amatörün hem uzağa olta atmasına yardımcı olur hem de makineye daha fazla misina sarabilmesine olanak tanır.
3. Yeni nesil süper misinaların yoğun ve kapsamlı alan-deneyleri sonderece pozitif ve olumlu sonuçlar ortaya koymaktadır. Özellikle “Power Pro”nun ürünü son derece olumlu olarak görülmektedir. Eski versişyonların aksine bu yeni nesil kaynaştırmalı misinaları kullanmak monoları kullanmak kadar kolaylıklar sunabilmektedir. Diğer ögrü misinalara oranla daha yuvarlak ve yekpare bir görünüm ortaya koyarlar. Her türlü makineye kolay sarılır, örgü olta ipleri gibi makinenin sarma kafasının içine gömülmezler. Daha yumuşak ve pürüzsüz bir dış görünüme sahiptir ve uzun atışlarda kamış halkalarından daha kolay geçebilmektedir. Neredeyse sıfır derece uzama ve gerilme etkisi yaratır, gam yapması düşüktür ve ince çapına oranla olağanüstü güçlüdürler.
4. Yeni nesil Süper Misina’ları kullanırken, makinenizin sarma yuvasının tabanını örtecek kadar mono sarın ve süper misinayı buna bağlayarak makineye sarın. Süper misinaların gerilimleri olmadığı için tabanda sıkı bir biçimde durabilmelerine bu mono yardımcı olacaktır. Uzak mesafelerde bile oltanıza bir balık vurduğunda bunu doğrudan olta ucunda hissedebileceksiniz. Bir diğer önemli husus da süper misinaların fiyatlarının çok yüksek oluşudur ancak bu misinaların kolay kolay aşınmadığı göz önüne alınırsa, birkaç sezon kullanılabilecek bu misinalara verilen paranın da çok heba olduğu söylenemez.
Yukarıdaki grup benim en sevdiğim takımlardan biridir. Bu takımla trofe boylarda çok sazan yakaladığımdan, bendeki yeri ayrı olan bir gruptur bu. Ana Beden Berkley’in sazan için geçtiğimiz yıllarda özel olarak ürettiği 0.38’lik çok koyuya kaçmayan kahverengi renkteki misinasıdır. Big Game serisinin bir uzantısı olarak üretilen bu grup İngiliz sazan amatörleri arasında da çok sevilmekte, tam bir mücadele misinası olarak görülmektedir. Sanıyorum Big Game serisinden kahverengi olan misinalar da aynı kalite ve düzeyde, ama adamlar daha sonra bunu sazana özel olarak üretmeye başlamışlar. Küçük bir bobin olarak üretilmiş bu misinanın daha önce bahsettiğim mono özelliklerinin hemen hepsini taşıdığını söyleyebilirim. Harika bir ıslak düğüm kabiliyeti, makinede son derece düzgün duruşu, diğer monolara oranla biraz daha ağırca yapısı, memorisi ya da gam yapma açısından da diğerlerine oranla daha dayanıklı oluşu, hem esneklik hem de dayanıklılık açısından da süper diyebilirim, çünkü makinelerimin yedek kafaları arasında hala durmakta olan bu misina defalarca kullanmama rağmen ilk gün sardığım gibi çiziksiz duruyor. Her ne kadar çeker değeri 10kg, cıvarında verilmiş olmasına rağmen ben bu değerin çok daha yüksek olabileceğini düşünüyorum. Bu nedenlerle kesinlikle bir sazan amatörünün tanışması ve denemesi gereken misinalar arasında olduğunu söyleyebilirim. Tek hoşuma gitmeyen tarafı da, genelde çok koyu renklerle avlanan biri olmadığımdan, rengi konusunda biraz daha açık renk olabilirmiş gibi geliyor bana. Genelde Dodurga’da mevsim başında ve bitki yapısı yoğun bölgelerde daha verimli geldi. Yine Kızıldamlar’da mevsim başından Ağustos’un son haftasına kadar oldukça randımanlı buldum. Yosunların kopmaya başladığı ve bitkilerde çürümenin başladığı dönemlerde ise ağırlıklı olarak yeşile kaydım.
Bu ana bedenin altına, saçakta ise, neredeyse değişmezim olan Yo-Zuri Mirage tam FC, 0.35mm. kullanıyorum. En sevdiğim FC diyebilirim, bir kurşun gibi ağır ve harika bir düğüm tutma yeteneği var. Son derece sağlam ve dayanıklı, belki biraz sert ama FC’lerin genel yapısı zaten bu sertlik, kaldı ki daha sert FC’ler de kullandım. Köstekte ise yine bir başka FC, Berkley Vanish 0.30mm. kullanıyorum. Diyebilirim ki gördüğüm en yumuşak FC bu. Ayrıca hafif altın sarısına kayan bir tonu var, bu da onu toprak alt yapılı bölgelerde daha verimli kıldı. Biraz da inceliğin verdiği bir dezavantaj olabilir ama zaman zaman da gam sorunu yaşamadım değil bu misinayla. Ancak mısırla avlandığım zamanlar genelde tercih ettiğim bir misina bu. Kısacası bu takım tam bir hayalet ekip, özellikle su berraklığının arttığı avlak ya da zamanlarda kesinlikle önerebileceğim bir kurulum bu.
Yukarıdaki takım özellikle saçak ve köstek açısından en çok kullandığım takım. Burada ana beden olarak Berkley’in IronSilk misinasını kullanıyorum. Bu yeni nesil misinada değişik bir teknikle güçlendirilmiş moleküler yapı oluşturulmuş ve polymer kimyacıları tıpkı betonu kuvvetlendirmek için çelik çubukların kullanılması gibi değişik bir teknoloji kullanmışlar. Hatta bazıları bu güçlendirme işleminin moleküler düzeyde gerçekleştirildiği için elektron mikroskoplarının bile bu sürecin ayrıntılarını belirleyemediğini ileri sürüyorlar. Her neyse, ben, ana bedende kullandığım bu misinanın son derece sağlam ve dayanıklı olduğunu söyleyebilirim. Hatta başlarda fazlaca kazık gibi bulduğum bu misinanın birkaç atıştan sonra ıslanması ve esnemesi ile yumuşadığını ve önceleri oluşan gamın kaybolduğunu da fark ettim. Özellikle yoğun bitki yapılı avlaklarda verimli bir biçimde kullandığım bu misinanın yeşil rengi de yosun yapılı avlaklara çok iyi uyum göstermekte. Sağlamlığı nedeniyle turna ve alabalık gibi dişli balıkların avında da sıklıkla kullanılan bu misinayı, Keskin, Dodurga ve Kızıldamlar’ın bitki yoğun sezon başı dönemlerinde verimli bulduğumu söylemem gerekiyor. Misinanın tek olumsuz tarafı, düğüm tutma kabiliyetindeki farklılık. Trilene ve Palomar düğümlere daha iyi tepki veren bu misinayı her zaman alıştığım düğümlerde çok zayıf buldum.
Bu takımın saçak ve köstek misinaları ise yine Yo-Zuri Mirage tam FC 0.40 (Resimdeki 0.35 değil) ve Asso Double Strength 0.40mm. Bu ikiliyi tuttuğum7-8 kg.lik sazanlarda çok verimli bir biçimde kullandım ve iddia ediyorum bu takımla 10 kilonun çok üzerindeki sazanlar zorlanmadan, rahatlıkla alınabilirler. Saçakta FC kullanmama rağmen sağlamlığı ve rengi yüzünden köstekte bir monoya Asso’ya yer verdim. Özellikle Kızıldamlar’da alt yapının Asso’ya renk olarak çok uygun düştüğünü ve mil-batak yapılı yerlerde bu takımın çok iyi çalıştığına tanık oldum. Ancak, Asso’yu özellikle büyük kanca ve gümüş yemle kullandığımda köstekte dönen gümüşün ciddi bir gama ve misinanın zayıflamasına neden olduğuna defalarca tanık oldum. Mısır ya da partikül yemlerle kullanıldığında genelde sorunsuz çalışan bu takım, bence bizim suların en iddialı ve verimli takımıdır. Bu saçak ve köstek takımını farklı ana bedenlerle de kullandım ve hep iyi sonuç aldım.
Yukarıdaki takım ise ana beden olarak klasik Berkley Big Game Yeşil, 0.38mm, saçak ve köstekte ise Asso Ultra FC Kaplama 0.45mm ve Sufix İnvisiline Tam FC 0.37mm. kullanılan bir takım. Bu takımın belki de en zayıf halkası Asso’nun kaplama FC misinası. Büyük sözüme tövbe ama çok zorda kalmadıkça hiçbir firmanın FC kaplama misinasını kolay kolay kullanmam bundan sonra. Kaplama misinalar, garip bir benzetme olacak ama bana göre kaplama lastiğe benziyor. Hani şu yol kenarlarında kabuk kabuk parçalanmış kamyon lastikleri filan görüyoruz ya onlara benziyorlar sanki. Geçen sene böyle bir FC kaplama misina kullandım, misinaya geçirdiğim stop lastiğinin içine bile dağılan lifleri doldu. Bu nedenle benim tavsiyem ya tam FC olacak ya da mono olsun daha iyi. Sufix’in tam FC’leri de çok kaliteli ve onlarla da güzel balıklar tuttuğumu hatırlıyorum ama makaralar 30m.’lik ve fiyatları da ne yazık ki pahalı.
Yukarıdaki takım da ilginç bir takım. Owner’ın Broad marka misinası belki de piyasadaki en yumuşak misinalardan biri. Çeker değeri kesinlikle abartı değil belki daha bile fazla olabilir. Özellikle rengi sezon başı kullanımı için benim çok hoşuma gittiğinden seçmiştim. Yumuşaklığı yaz sıcağında daha da artıyor ama çok dayanıklı bir misina. Misinanın bence en zayıf noktası gam yapma oranının yüksek oluşu. Düğüm kabiliyetini de vasatın üzerinde bulduğum bu misinanın fiyatı da bir başka dezavantajı olarak söylenebilir. Asso Discovery ise Asso’nun üzerine çeker değeri koymadığı iddialı misinalarından biri. Oldukça güçlü ve dayanıklı bir misina ama biraz sert buldum doğrusu. Renk seçeneklerinin olmamasının da bir dezavantaj olabileceği bu misinanın ıslak ve kuru düğüm tutma yeteneği de vasatın üzerinde sayılabilir. Yine resimde yer alan klasik Siglon misina ise misina seçeneklerinin fazla olmadığı yıllarda sürekli kullandığım ve hala daha vazgeçemediğim misinalardan biri. Yumuşaklığı, düğüm kabiliyeti, dayanıklılığı, gam yapma açısından vasatın üzerinde sayılabilecek yapısı ve hepsinden çok beni hasta eden rengi ile herhalde hiçbir zaman kullanmaktan bıkmayacağım bir monodur bu Siglon’lar. Tough, Soft, Dynamic, Ex ve V gibi modellerini de kullandım ama bu klasik olanlar benim için ayrı bir yer tutar her zaman.
Sevgili sazancı dostlar, yukarıdaki kombinasyonlara daha birçokları ilave edilebilir ama ben özellikle randıman aldığım takımları vermeye çalıştım. Dilerim sizlere biraz olsun fikir verebilmişimdir. Piyasaya hergün yeni marka ve modellerin çıkmayı sürdürdüğü misina pazarında benim naçizane tavsiyem, mümkün olduğunca ne idüğü belli olmayan marka ve modellerden uzak durup, kalitesini uluslararası olarak kanıtlamış ürünlere yönelmekte fayda olduğudur. Balıkla aramızdaki en önemli bağ durumundaki misinamızın seçimi hem balığa zarar vermeme hem de ağzımızın tadını bozmamak açısından son derece büyük rol oynamakta ve bu konudaki titizliğimiz de verimi belirleyecek bir nitelik taşımaktadır. Hepinize yapacağınız tüm avlarda misinanızın sağlam, takımlarınızın güçlü olmasını diler