3 sonuçtan 1 ile 3 arası

Konu: Sessizce akardı Karadeniz dereleri..

  1. #1
    Reİs Burhan Reis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Yaş
    59
    Mesajlar
    5.695
    Tecrübe Puanı
    933

    Standart Sessizce akardı Karadeniz dereleri..

    Sessizce akardı Karadeniz dereleri...
    Eklenti 6591
    "Yalnızca son ağaç kesildikten, son ırmak zehirlendikten ve son balık tutulduktan sonra; ancak bundan sonra paranın yenemeyeceğini anlayacaksınız.”
    Bir Kızıldereli Atasözü...
    Sessizce akardı Karadeniz dereleri; sessiz ama derinden; bereketini ve güzelliğini de katarak doğaya...
    Denize uzak köylerde bu derelerde çocuklar yüzerdi... Balıklar bulunurdu rengarenk... Hatta soyu tükenmek üzere olan, Ardeşen, Fırtına, Fındıklı, Arılı, Çağlayan ve Arhavi’yi kapsayan coğrafyada Kapise derelerinde yumurta bırakan ve sadece bu ilçelerin deniz kıyısında, kıyıya yakın yaşamını sürdüren DENIZ ALASI bu derelerde yaşardı...
    Gürül gürül akışlarındaki melodiye aşıktık biz yöre insanları; göz alabildiğince coşarak giden sularının duruluğunda yıkanır, ruhlarımızı temizlerdik...
    Seviyorduk ya biz bu dereleri, var mıydı ötesi; bu değerleri kaybetmemek için bundan önemli bir sebep olabilir miydi...
    Kurak, çorak arazilerde yaşayan, yeşilliği, dereyi bulamayan insanlara sormalıydı bir de bu güzelliklerin değerini...
    Kurumuş su yataklarının acı görüntülerini, katledilmiş doğanın, kesilmiş ağaçların mezarlığa dönüşmesine tanık olan, daha önce bu deneyimi yaşayıp, dün kaybettikleri için bugün pişmanlık duyanlara sormalıydı...
    Sevdiği bir şeyi koruyamamış, ona zarar verilmesini önleyememiş ve bunun öfkesini içinde biriktirmiş insanlara sormalıydı...
    Daha önce “BİZ BU DERELER ÜZERİNDE SANTRAL İSTEMİYORUZ” diyemedikleri için artık dereleri olmayan, varsa da eskisi gibi sesi çıkmayan, soluk almayan, gürleyerek akmayan, cılız su yolları haline dönüşmüş derelerine bakarak acı duyanlara sormalıydı SUSMANIN AĞIRLIĞINI...
    Bu yüzden biz susmayacağız...
    “DERELERİMİZİN ÜZERİNDE SANTRAL İSTEMİYORUZ” diye var gücümüzle bağıracağız...
    Onlar dinlemese de biz yine bağıracağız; sadece derelerimizi ve doğamızı korumak için değil aynı zamanda bu katli yapanlara karşı oluşan DİRENCİ DE BELGELEMEK için...
    Çünkü direnç olan yerde, duraksama vardır, öyle kolay ilerleyemez toplumun karşı çıktığı bir şey için yol almak isteyenler... En azından düşünmek zorunda kalırlar; yaptıkları şeyin bir bedeli olduğunu ve bir gün bu bedeli ödemek gerektiğini; tarihin bu konuda hesap soracağını düşünmeleri gerekir...
    İşte bu yüzden bizler belgelemeliyiz direncimizi; bu yüzden “Derelerimizde neden santral istemediğimizi”, neden bu işe karşı olduğumuzu yılmadan, yorulmadan,defalarca tekrarlamalıyız...
    Aşağıda, daha önce kamuoyuna açıklanmış BİR BİLDİRİ SUNACAĞIM şimdi sizlere ve böylece ben de köşemden NEDEN DERELERİMİZ ÜZERİNDE SANTRAL İSTEMEDİĞİMİZİ bir kez daha belgelemiş olacağım:
    “Fırtına Vadisi üzerinde yıllar önce, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından ‘yap-işlet-devret' modeli ile Fırtına ve Hala deresinin sularından yararlanılarak Fırtına Vadisi üzerinde kurulması planlanan Dilek-Güroluk Hidroelektrik Santrali ile başlanan oyunlar bu sefer ÇAĞLAYAN Deresi vadisinde başlanmıştır.
    Yapımı düşünülen bu 3 adet santralın yöre insanlarına fayda ve zararları ile insan ve çevre üzerindeki etkilerinin Türk ve Dünya kamuoyuna duyurulması gereklidir. Türkiye genelinde üretilen toplam enerjinin ancak binde 3'ünü karşılaması düşünülen santrallerin kurulmasında dere suyunun yüzde 96'sının kullanılması durumunda kalan yüzde 4'ü derelerin alüvyon yapısı nedeniyle yatakta kaybolacak, dereye akan kanalizasyonlarla birlikte çay üretimi için kullanılan gübrelerdeki atıkların yağmur suları ile yataklara akması sonucu oluşacak yosunlaşma, bataklık, sivrisinek başta olmak üzere her türlü pislik ve koku bulaşıcı hastalıklara neden olurken bölge insanının sağlığı ciddi anlamda tehdit altında kalacaktır.
    Bölgede toprak tabakasının yaklaşık 20-25 cm, dolayısıyla iklimin ıslak ve yumuşak olması nedeni ile Tünel açılması için patlatılacak dinamitler ve bacalara ulaşacak yolların yapımı için kesilecek 10 bine yakın ağaç büyük ihtimalle heyelanlara neden olacak, bölgede yaşayan insanlar ve yaşadıkları tarihi konaklar büyük bir risk altına girecek, erozyon kaçınılmaz hale gelecektir. Tüneller ve denge bacalarına ulaşmak için açılacak yollar nedeniyle meydana gelecek yaklaşık 500 bin metreküp pasa bugüne kadar inandırıcı bir açıklama yapılmadığından yörede büyük bir alana yayılacak, pasa örtüsü çevreyi ve canlıları tehdit edecektir. derede yaşayan kırmızı benekli Alabalık türleri de zarar görecek, dünyada eşine az rastlanan çiçek ve kuş türleri de yok olacaktır. Yeşilin her tonunun doğaya nakış gibi işlendiği binlerce tür botanik bitkisi ve kuş türünün bulunduğu gür ormanları, yaylaları, krater gölleri kemer köprüleri, yüz yıllardır akan dereleri ile adeta bir dünya cenneti olan ÇAĞLAYAN Vadisinde Küresel ısınma tartışmalarının yaşandığı bu günlerde yapılacak baraj ve regülatör çalışmaları gibi olumsuzluklar yöreye telafisi imkansız yeni bir gelir darbesi vuracaktır.
    ÇAĞLAYAN Vadisi suyunun %4'e inmesi ile kırmızı benekli alabalığın neslinin ve binlerce bitki türünün yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalması devletimizin ve başta ‘Bern Sözleşmesi' olmak üzere altına imza koyduğu ‘biyolojik çeşitliliğin korunması' na dair sözleşmelere uymama mahcubiyetinin yaşanmasına neden olacaktır. Bütün bunlarla birlikte kültürü ile iç içe mutlu bir yaşam süren vadi çevresindeki köylerin insanları yöreye en ufak bir faydası olmadığı gibi sağlığa, çevreye, canlılara, zararlı ve üstelik yörenin turizmini baltalayarak insanların gelirlerini elinden alacak bu tür baraj ve regülatör projelerinde ısrarlı olmanın mantığını anlamak mümkün değildir.”
    Son ağaç kesilmeden, son balık tutulmadan!
    "Yalnızca son ağaç kesildikten, son ırmak zehirlendikten ve son balık tutulduktan sonra; ancak bundan sonra paranın yenemeyeceğini anlayacaksınız.”
    diyen Kızıldereli Atasözünden de ders alarak, bu projelere onay verenler çok geçmeden bu doğa katliamını durdurmak zorundadırlar..
    DURDURMAZLARSA SUÇLUDURLAR...
    Gelecek kuşaklara bırakacağımız sağlıksız, kirlenmiş, tüketilmiş doğadan ve artık yaşanılmaz hale gelmiş bir dünyadan sorumludurlar...
    Çiğdem Şahin



    Kaynak

    Fındıklı Derelerinin binlerce yıldır aktığı ve çevresine hayat verdiği vadiler ,dere havzalarındaki ekolojik sistem,kültürel ve sosyal yapıları ile bölgemizi diğer yörelerden ayıran belirgin özelliklerdir. Çağlayan ve Arılı Dereleri ile ekolojik ,sosyal özellikleri aynı olan ve aynı havzadan beslenen Fırtına Dereleri de birkaç yıldır Hidroelektrik santral sorunu ile yoğun bir şekilde mücadele vermektedir.

    Çağlayan ve Arılı derelerinin aktığı vadiler, bakır ve yaban hayatı korunmuş sürdürülebilir hayati devam ettirebilen son havzalardan biridir.Küresel ısınmanın dünyamızı ciddi bir şekilde tehdit ettiği bu günlerde,doğal hayatın ve ekolojik yapının korunmasının önemi açıktır.

    Vadilerdeki yerleşim yerlerinde kendine özgün kırsal mimarisi dünya çapında öneme sahip olup turizm ve akademik çalışmalara konu olmaktadır.kaynaktan denize döküldükleri yere kadar içilebilir özelliklerini koruyan Çağlayan ve Arılı derelerinden başka bir akarsuyun bulunmadığı ülkemizde,bu derelere has endemik bir tür olan ve kırmızı benekli Deniz Alaları sadece bu derelerin sularında üreme ve yaşama ortamı bulmaktadırlar.

    Tüm canlı türlerinin yaşam kaynağı olan su,özellikle yöremizde,ekolojik sosyal ve kültürel yapının temel taşı olup,suyun olmaması halinde bu bölgede yaşamın kesinlikle olmayacağı açıktır.derelerimizin aktığı vadilerde suyun hayat verdiği çay,fındık,kivi ,bağcılık üretimleri yapılamayacak,insanlarımız ölüme mahkum edileceklerdir.İşte suyun hayat olduğu bölgemizde,hayatımızı bitirecek bir daha zamanın ve paranın geri getiremeyeceği hasarlar yapacak Hidro Elektrik santralleri yapım projeleri hayata geçirilmeye çalışılmaktadır.

    D.Karadeniz in cennet köşelerini yok edecek onlarca HES projelerinden 19 adedi her biri 1 ile 6 MW kurulu güçte olup,yaklaşık 20 km uzunluğundaki Çağlayan ve Arılı derelerinde kurulmak istenmektedir.

    DSİ tarafından Elektrik Piyasası Düzenleme Kurulunca Su Kullanım Hakkı Kanunu çerçevesinde bölgemizdeki su rejimini değiştirecek bir dizi Hidroelektrik santralı ve Regülatörü yapılması planlanmaktadır.Ülkemiz elektrik ihtiyacının yüze birlerini karşılayacağı tahmin edilen bu HES projelerinin her birine onlarca yapımcı firmanın başvuru yapması üretilecek enerjiye devletin alım garantisini vermesi düşünülmesi gereken bir durumdur.Çağlayan ve Arılı derelerinde uygulanmaya çalışılan bu projeler ile suyun bir kısmı tünellerle başka derelere akıtılacaktır.Buda bu derelerin ölmesi demektir.

    HES lerle derelerimiz suyu kuruyacağı gibi 19 adet HES in iletimini yapacak hava iletim hatları kuşların bile özgürce gökyüzünde uçmasını engelleyecektir.

    Ancak bizler,yöre insanı olarak tüm yaşam alanlarımızı ortadan kaldıran,çayın ,fındığın,kivinin yaşam alanını sona erdiren;Alabalıkların Arıların yok olmasını, insanların yok olmasını ortaya çıkaracak bu HES projelerini kesinlikle istemiyoruz.

    Hiç bir ekonomik nedenle savunulamayacak bu projeler ile yağışın eksik olmadığı,toprak yapısı nedeni ile her yıl onlarca can ve mal kaybına yol açan heyelanların artacağı,patlatılacak patlayıcı maddeler,kesilecek devasa ağaçlar,açılacak yollar ve tüneller ile elektrik iletim hatları canlı yaşamı yok edeceğinden ,geçmişimizden bize kalan bu doğa harikası yerlerde birileri rant sağlasın diye feda edilmesine müsaade etmeyeceğiz.

    Yaşamımızın devamı için bir yıldır devam eden hukuki mücadelemiz tüm engellemelere karşı devam ediyor ve edecektir.Burada yaşamdan yana olanların desteklerinin artarak devam edeceği konusunda beklentilerimizle beraber ,

    İnsanlığın geleceğini tehdit eden küresel ısınmayı hızlandıran, bölgemizdeki doğayı katleden,insanlarımızı yok
    sayan anlayışlara karşı........
    KARADENİZ İÇİN,
    TÜRKİYE İÇİN,
    DÜNYA İÇİN....

    Fındıklı Derelerini Koruma Platformu





    Eklenti 6596

    Çağlayan

    Karadeniz’in fauna ve florasına büyük darbe indiren sahil yolunda Rize- Pazar Tüneli’ni geçtikten sonra bambaşka bir aleme girersiniz. Burası Lazlar’ın coğrafyasıdır.

    Yeri gelmişken yaygın yanlışı düzeltelim. Lazlar, Lazca konuşur, Rizeliler onlara “mohti” der. Sanıldığı gibi tüm Trabzonlu ve Rizeliler Laz değildir. Karadeniz’in bu etnik nüfusu yalnız Pazar, Ardeşen, Fındıklı, Arhavi ve Hopa’da yaşar.

    Ab-ı Hayat’tan Çağlayan’a Bir de çay bahçesi vardır. Saim’in yeri. Fındıklı’nın haftasında perşembe günü hele de yaz aylarıysa dolar taşar. Köylü pazarından tereyağını, yayla peynirini, keçi peynirini, mısır ununu alan orada buluşur. Köyden çıkıp kente göçenler yıllar sonra birbirlerini gördüklerinde kadın erkek demez muhabbetle kucaklaşır. İhtiyarlar, “ha bu kimdur, kimin uşağıdur” diye birbirini dürter. Öyle keyifli sohbetler olur ki yan masada bile olsanız gülmekten kırılırsınız. Ama bizim asıl hikayemiz daha içeride. Fındıklı’nın doğu çıkışına doğru gittiğinizde gürül gürül akan derenin yanındaki yoldan sapınca tam altıncı kilometrede başlıyor. Çağlayan, eski adıyla “Abu”, yaklaşık 400 yıllık geçmişi olan bir köy. Fatih Sultan Mehmet’in Otlukbeli Savaşı’na giderken konakladığı yerden aşağıdaki bakıp “ab-ı hayat” dediği rivayet edilir. Abu ismi, Fatih’ten miras görünse de Türkleştirme politikası kapsamında Çağlayan olarak değiştirilmiş.
    Köyün girişinde ilginç bir tabela bizi karşılıyor. “Yaşam alanıma dokunma, su hayattır”. Fındıklı ahalisi elbette Çağlayan Köyü sakinleri yıllardır hidroelektrik santrallere karşı mücadele ediyor. Davalar, mitingler, basın açıklamaları, şenliklerle köylüler, Devlet Su İşleri’nin dere üzerinde projelendirdiği 7 santralin inşaatına engel olmak için var gücüyle çalışıyor. Doğu Karadeniz’de hidroelektrik santralin giremediği ve taş ocaklarının açılmadığı tek vadinin Çağlayan vadisi olduğunu söylersek bu mücadelenin ne anlama geldiği daha kolay anlaşılır.
    ><((((º>`·.¸¸.·´`·.¸¸.-> BALIKÇI FORUM <-.¸¸.·`´·.¸¸.·`<º))))><

  2. #2
    _Amatör_ Levent - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Yaş
    46
    Mesajlar
    3.298
    Tecrübe Puanı
    368

    Standart

    Teşekkürler...

  3. #3
    Balıkçı iskorpit08 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Yaş
    31
    Mesajlar
    152
    Tecrübe Puanı
    28

    Standart

    Eline sağlık çok güzel olmuş.
    YAKAMOZ TAKİPÇİSİ

    (gemi makineleri 3. mühendisi:okan çarkçı)

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Karadeniz’de kirliliğin
    By aFaLa in forum Deniz Kirliliği Haberleri
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 25.10.10, 18:13
  2. Asıl suçlu kim?balıkçımı?
    By TUNCAY ŞEKER in forum Balıkçı Kahvesi
    Cevap: 17
    Son Mesaj: 18.03.10, 08:24
  3. Cevap: 4
    Son Mesaj: 17.01.10, 18:31
  4. Karadeniz dereleri de intikamlarını alacaktır
    By aFaLa in forum Güncel Deniz Haberleri
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 18.09.09, 13:38
  5. Cevap: 0
    Son Mesaj: 07.04.09, 21:35

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
BALIKCI FORUM