15 Ağustos 2016

Su ürünlerinin avcılığını ve ticaretini düzenleyen 1380 sayılı kanuna ek olarak, 2016-2020 yılları arasında yürürlükte olacak 4/1 numaralı tebliğ, 13 Ağustos 2016 Cumartesi günü, Resmi Gazete’de yayınlanarak, yürürlüğe girdi.

Bu tebliğ uyarınca, hali hazırda 20 cm olan lüferin avlanma alt boyu 18 cm’e çekilmiş bulunuyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Organizasyonu FAO’nun “sürdürülebilirlik adına, türün en az bir kez üremesine fırsat verilmeli” uyarısını hatırlatmaya, lüferin üreme boyunun 27 cm olduğunu vurgulamaya gerek olmadığını düşünüyoruz. Zira lüferin üreme boyunu belgeleyen bilimsel rapor da, lüferin tükenişe girdiği analizini içeren son dönem çalışmaları da Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nda mevcut.

Slow Food Fikir Sahibi Damaklar hareketi olarak, tarifsiz bir hüzün, ağır bir hayal kırıklığı ve derin bir öfke hissediyoruz!

Su ürünlerinin avcılığında daha iyi, daha temiz ve daha adil koşullar oluşturulması adına 6 yıldır yürüttüğümüz kampanyamız, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na sunduğumuz görüşlerimiz, denetimin adaletle gerçekleşmesi adına attığımız tüm adımlar ve balıkçılarla katmanlı diyaloğumuz neticesinde…

Hüzünlüyüz, zira 4/1 numaralı tebliğin bize söylediği en önemli şey, bunun artık bir ihtimal değil bir gerçeklik olduğu. Orkinosun, uskumrunun ardından lüferin de sularımızı terk etmesi, artık kaçınılmaz.

Hayal kırıklığı yaşıyoruz, zira tebliğe katkı için sunduğumuz önerilerin hiç birine itibar edilmemiş. Önerilerimizin hiç birine cevap niteliğinde bir düzenleme sunulmamış. Benzer hayal kırıklığı balıkçı örgütleri ve bilim insanlarınca da yaşanıyor.

Ve öfkeliyiz.

Öfkeliyiz, zira denetimin zaten gerçekleşmediği bu alanda, tezgahlarda yavru balıkların satıldığı, yaz vakti toriklerin pazarları süslediği, Adalar bölgesinde trollerin çekildiği ve hal satış listesinde “demet lüfer” tabirinin dahi yer alabildiği bir dönemde… bilime, adelete ve sürdürülebilirliğe yani ekolojiye uygun yasalar ve tebliğler çıkması adına gecemizi, gündüzümüzü harcadık; yıllar boyu süren kampanyalarımız ile kamuoyunda bir uyanışa emek verdik ve tüm arzumuz İstanbul’un, Boğaz’ın ve Marmara’nın gelecek kuşaklara biraz daha az hasarla miras kalması oldu. Oysa bugün, yokoluşun kıyısında çaresiziz. Bu çaresizlik bizi öfkelendiriyor.


Doğa konuşamıyor, makaleler, söylevler kaleme alamıyor.

Biz lüfere ses olmaya çalıştık.

Lüferin İstanbul coğrafyası ile ilişkisini seslendirmeyi denedik. Naif bir dil benimsedik, İstanbul lüfere hasret kalmasın dedik. Şiddet dolu bir dünyada Trabzon da hamsisine, İzmir çipurasına, Bodrum dil balığına sahip çıksa neler değişir diye hayal ettik. Bu gayretimiz aslen gelecek kuşaklara ve bu gezegene sorumluluklarımızın özetiydi. İyi, temiz ve adil bir yarın için gayretin zarif bir katmanıydı. 4/1 numaralı tebliğ vicdanımızda, ekolojimizde ve geleceğimizde tamiri imkansız bir yara açtı.

Bereket onu koruyanın mirasıdır çocuklarına, unutmayalım. Dolayısıyla denizlerimiz, sucul hayat ve bunlara sadece bir sembol olarak lüfer de, aslen bir emanetten ibaret.

Hıyanet edemeyiz.

İyi, temiz ve adil bir yönetim, sürdürülebilir uygulamalar ve bereketini kaybetmemiş bir coğrafya adına Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nı 4/1 numaralığı tebliği acilen gözden geçirmeye davet ediyoruz.


SLOW FOOD FİKİR SAHİBİ DAMAKLAR


dip not (1) Slow Food Fikir Sahibi Damaklar hareketinin GTH Bakanlığı’na 4/1 numaralı tebliğ için sunduğu öneriler: https://goo.gl/ByP1Kr