BALIKÇILIĞIMIZ VE SORUNLARINA ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Günümüzde balıkçılığımızın sorunu 10 senelerdir, denizlerimizde avlanmanın bilimsel balık stok ölçüm araştırma çalışmaları yapılmadan ve avlanan balıklarında çoğunluğunun satış boyunun altında olup, ekonomik önemi olan stokların aşırı avlanma sonucu stokların çökmesinden kaynaklanmaktadır. Bu durum her balık avcılık türünü ekonomik açıdan yaşam savaşı vermekle karşıya bırakmıştır. Bu gün balıkçımızın gündeminde, sektöre iş aş olanağı sağlayan, özellikle ekonomik önemi olan gerek dip, (demarsal) gerekse göçmen(pelajik) balık stoklarının hissedilir boyutta çökmüş olmasıdır. Balıkçımız, çöken bu canlı deniz kaynaklarımızın kendini yenileyerek mazideki haline dönebilmesi için bir yol haritasının balıkçılıktan sorumlu yönetim ve ilgililerce hazırlanarak, içine düştükleri ve yaşam savaşı verdikleri ekonomik krizden çıkış için bir ışık beklemekteler. Balıkçılar içinde bulundukları durumun ekonomik vahameti dâhil, geleceklerine güvenle bakamadıklarını çeşitli platformlarda, STK’ları aracılığı ve profesyonel balıkçılık sitelerinde dile getirmelerine rağmen, bu güne değin balıkçılığımızın geleceğine olan kuşkularına, başta balıkçılıktan sorumlu Genel Müdürlük olmak üzere, olumlu bir yanıt alamadıklarını dile getirmekteler.Dünya tarihinde, özellikle yenilenebilen doğal sucul canlı kaynaklarda balıkçılığın kaynakların çöküşüyle ekonomik ve sosyal yönleri olan krizlere girdiği bilinmektedir.Balıkçılarımız kendisi için, aş, iş veya yaşamsal önemi olan kullandığı yenilenebilen canlı kaynakların çöktüğünde veya kaynaktan üretilen ürünün kendisi için, aş- iş olmaktan uzak veya üretim için yapılan masrafın karşılanamadığını gördüğünde, bir krizin içinde olduğunu anlamakta ve gelecek kaygısı içinde çareler aramaktadır. Bu gün balıkçımızın içine düştüğü yeterli miktarda balık avlayamama veya üretememe krizi dünya balıkçılığının içinde bulunduğu krizden soyutlanamaz.Kendini yenileyebilen doğal canlı kaynakların ölçülmeden, bilinçsiz ve aşırı avlanma sonucu içine düşülen ve üreticiyi ekonomik yönden tetikleyen kriz hiç şüphesiz makul bir süreçte, balıkçıya sağlanacak ekonomik destek ve sabırla aşılabilir.Makul süreç, sucul canlının kendini yenileyebilme veya balıkçılıktan olan av baskısının bilimsel verilere dayalı bir zaman diliminde azaltılması veya ortadan kaldırılması stokun yenilenmesinde en önemli parametre olacaktır.Sabırla, avlanmadan yaşayamam diyen balıkçının egosunu yenip, balığın çoğalmasına olanak yaratan süreci bilime sadık kalarak akılcı kullanmaktır.Daha önceki yazılarımda derinliğine değindiğim; sucul canlıların üreme ve gelişimini etkileyen fiziksel, kimyasal, biyolojik birçok faktörün sucul ortam içindeki aktivitesininkontrolü, insanoğlu tarafından imkânsızdır. Bununla beraber söz konusu faktörlerin balık stoklarının çoğalma ve gelişimine olan pozitif ve negatif etkilerinin boyutları oşinografi ve balıkçılık araştırmalarıyla ölçülür ve tahmin hesapları yapılabilir.Balık stoklarının çöküşünü tetikleyen nedenlerin başında, balıkçılık kaynakların ölçülmeden veya stok tespit çalışması ve avlanabilir stokla ilgili araştırma yapılmadan kaynakların kontrolden yoksun bilinçsiz işletilmesi gelir.Maalesef, ülkemizde balıkçılığımız on yıllardır, stok çalışması yapılmadan veya avlanabilir stok tespiti saptanmadan kontrolsüz olarak sürdürülmektedir.Bilinen bir diğer gerçek, sahip olduğumuz denizlerimizden Özellikle Marmara denizi ve Karadeniz’de endüstriyel balıkçılığımız (Gırgır, Trol) on yıllardır stok tespit çalışması yapılmadan denetimsiz bir avlanma ile yürütülmektedir.Oysaki demokrasiyle yönetilen ülkelerde, özellikle, insan sağlığı açısından önemli yenilenebilen canlı kaynaklar stratejik ürün olup, bu ürünün bir üretim planlaması vardır. Hatta gelişmiş birçok ülkede balıkçılık ekonomik boyutuna göre, politikadan arınmış, özerk bir kurumsal yapıya sahiptir. Örneğin Norveç’te “Balıkçılık Araştırma Enstitüsü” adı altında özerk bir yapıya sahiptir.8333 km. kıyı şeridi ve birbirinden farklı fiziksel, kimyasal, biyolojik özellikleri olan 3 denizle (Karadeniz, Ege, Akdeniz) çevrili bir yarım ada görünümlü Türkiye’nin, tamamen karasuları içinde yarı kapalı bir iç deniz özelliği taşıyan Anadolu ve Avrupa ayıran Marmara denizi, birçok ekonomik değeri olan balıkların üreme ve kışın konaklama yeridir. Marmara denizinin bu özelliği, tabir yerinde ise, Türkiye denizleri balıkçılığına ayni zamanda bir kuluçkahane görevi yapmaktadır. Marmara denizinin Türkiye sürdürülebilir balıkçılığının geleceği açısından çok önemli bir konumu vardır. Hala hazırda Marmara denizi 2009 TÜİK kayıtlarına göre 164 gırgır ve 2500 adet küçük balıkçı teknesi ile yaklaşık 10 000 den fazla balıkçıyı istihdam etmektedir. Marmara denizi balıkçıları, av yaptıkları ve kendilerine iş-aş yaratan bu denizin önemini çok iyi bilmelerine rağmen 10 yıllardır, bu denizde sürdürülen özellikle, yasak olmasına rağmen trol avcılığına ve yüksek av gücüne sahip gırgır balıkçılığının denetimden uzak kontrolsüz aşırı avlanmasına balıkçılıktan sorumlu yönetim dahil, bu denizin balıkçılığının çökmemesi için, bir çözüm üretemediler.Bir ölçüde, balıkçı ekmeğini çıkardığı sucul canlı kaynakları aşırı avlama hırsı içinde egosunu yenemeyip stokları bilinçsizce çökertti. Fakat demokrasiyle yönetilen ülkelerde, devletin hükümranlığı altında bulunan ve vatandaşların gıdasıyla ilgili sucul canlı kaynakların yasalarla yönetimi ve bu yönetimden sorumlu kurumsal yapıları vardır. Ülke balıkçısının içinde bulunduğu bu krizden en az balıkçılar kadar da, balıkçılığın yönetim ve planlamasını üstlenmiş sorumlu kurum ve yönetimde bulunan hükümette sorumludur.Buraya kadar, balıkçılığımızın çöküşünde etkili olan varsayımların özeti, balıkçılardan kaynaklanan aşırı avlanma ile balıkçılığın yönetim ve planlanmasından sorumlu kurumun balıkçılığın seyrini bilimsel metotlar ışığında sağlıklı takip edilemeyişidir.Bugünden sonra bir beyaz sayfa açarak, balıkçılığımızın yeniden yapılanması, bilimsel temele dayalı sürdürülebilir balıkçılığın olmazsa olmazları güncellenerek, çöken balık stoklarının orta ve uzun vadede yenilenmesi için, çözüm önerilerinin neler olabileceğinin tartışılarak ortaya konmasına dönük bir yol haritasının hazırlanması çok önemlidir.Böyle bir çalışmada gündemin belirlenmesinde şüphesiz, geçmişten günümüze balıkçılığımızın üretim, av gücü, istihdam, ekonomik boyutu ve fiziki yapılanma ile ilgili arşivin taranması orta ve uzun vadede balıkçılık için hazırlanacak üretim planlamasına ışık tutacaktır.Eğer, geçmişten günümüze balıkçılığımızın kaynak (literatür)bulguları, örneğin; istihdam, balıkçılığın lokomotifi olan iş kolları ve yaratılan katma değer, insan sağlığı açısından gıda önceliği ve GSMH’ ya olan katkısı ortalama kişi başı üretim gibi veriler, ülke kalkınması için önem arz eden bir boyutta ise, balıkçılık sektörü ülke genelinde hak ettiği yere oturtulmalıdır.Bu bağlamda, tarım sektörü içinde mütalaa edilen 50 bin aktif balıkçının kişi başı/yıllık ortalama üretim miktar ve değeri ile kırsal kesimdeki 24 milyon çiftçinin kişi başı ortalama/yıllık üretim miktar ve değeri irdelendiğinde, en azından balıkçılık sektörünün, ulusal ekonomiden hak etmesi gerekli olanakların Tarım bakanlığınca istismar edildiği görülecektir.Bunun en çarpıcı örneği, Tarım sektörü içinde üretimi destekleme adı altında çiftçiye yılda hibe olarak yaklaşık 2-3 milyar TL’ verilirken balıkçının bu olanaktan mahrum edilişidir.Bugün için deniz balıkçılığında çalışan 50 bin aktif “Geleneksel Kıyı ve Endüstriyel Balıkçılığın” her yıl devlete mazot tüketimi, ağ, elektronik araçlar, bakım onarım, balık halinden geçen balık satışı, Belediye Rüsumu, (KDV, ÖİT, SSK vb.) dâhil ödediği vergiler derinliğine irdelenmeli ve balıkçılığın istihdam dâhil, devlete olan katkıları tahmin edilmelidir.Aşağıda verilen tablo: 1 de avcılık türlerine göre balıkçı teknelerinin adet, GRT, HP ve personel, tablo: 2 de isebalıkçı filomuz aktif olduğunda günde yaktığı yakıt miktarı 2 551 ton/gün, yılda tüketilen mazot miktarı ise, 397 540 ton mazot/yıldır. Bunun parasal değeri tonu 2 000TL den indirimli olarak hesaplandığında yaklaşık 795 milyon TL ,%18 KDV si hesaplandığında 143 milyon TL eder.Endüstriyel 1200 Gırgır ve Trol balıkçılarının yıllık tükettiği mazot yaklaşık 326 227 ton mazot/yıldır. Mazotun dışında balıkçının devlete vergi olarak verdiği kalemleri de sıraladığımızda oldukça çarpıcı rakamlarla karşılaşırız. Bunun yanında devletin balıkçıya balıkçı barınağı adı altında olan fiziki yatırımın dışında elle tutulur bir geri dönüşümünün olduğu sanılmıyor. Söz konusu balıkçı barınakları da çoğu kez balıkçıdan ziyade kum kosterlerine ve yatlara hizmet vermektedir. Tablo: 1. 2004yılı balıkçıteknelerin avcılık türlerine göre, adet, GRT, HP ve personel Parametreleri.
Avcılık türleri
Adet
Gros ton(GRT)
Beygir gücü (HP)
Balıkçı sayısı
Gırgır gemisi
681
130 317
870 000
12 000
Trol gemisi
512
31 050
142 500
2 816
Taşıma gemisi
400
--
--
--
Işık gemisi
218
--
--
--
Ağ parakete
13 673
58 000
242 000
27 346
İçsular
2 469
8 000
15 000
5 946
TOPLAM
17 953
227 367
1 269 500
48 108
Tablo: 2. 2004 yılı itibariyle, Türkiye deniz balıkları av gücü akaryakıt tüketimi, aşağıda verildiği gibidir.
Avcılık türü
BeygirGücü (HP)
Tüketim/saat1HP=0.179(Kg)
Tüketim(Kg) 8 saat/gün
Tüketim(ton)12 saat/gün
Tüketim(ton)150 gün/yıl
Tüketim(ton)180 gün/yıl
Gırgır gemisi
870 000
155 730
--
1 867
280 314
--
Trol gemisi
142 500
25 507
--
306
45 913
--
Ağ parakete
257 000
43 318
346 544
--
--
62 378
Toplam
1 269 500
224 555
346 544
2 170
335 162
62 378
Genel Toplam
Mazot tüketimi
2 551.5 ton mazot/gün
397 540 ton mazot/yıl
Yağ tüketimi
Mazot tüketimi (397 540) x 0.003 = 1 193 ton/yıl
Eğer yukarda açıklanan özet bilgi içerikleri sorgulanır ve balıkçılığın ulusal ekonomiye olan katkıları kabul görürse, açılacak yeni beyaz sayfada öncelikle Türkiye balıkçılığının veya balıkçılık sektörünün bir planlamasının yapılması yadsınamaz.Şüphesiz bu planlamada Türkiye balıkçılığının politikadan arınarak başbakanlığa bağlı özerk bir yapıya kavuşturulması zorunludur.Balıkçılık çok disiplinli bir bilim dalıdır. Bu bilim dalı balıkçılık mesleğinin teorik ve uygulamalı eğitimini almış bilim insan ve teknisyenlerinden oluşan kadrolarla yönetilebilir.Türkiye’nin sahip olduğu denizlerin bilimsel, etkin balıkçılık yönetimi, 4 denizimizden biri Merkez; diğer 3 denizde istasyon şeklinde fiziki alt yapı ve en az 3 adet özel maksatlı balıkçılık araştırma gemileriyle gerçekleşebilir. Ömer Faruk KARA Aralık 2011Deniz ve Balıkçılık Bilimcisi