Sayfa 1/20 1234567891011121314151617181920 SonSon
197 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Slow Food, Fikir Sahibi Damaklar konviviyumu kurucu lideri Defne Koryürek'in 7. Karaburun Şenliği'ne

  1. #1
    __BALIKCI FORuM__ kenane - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesajlar
    2.419
    Tecrübe Puanı
    352

    Standart Slow Food, Fikir Sahibi Damaklar konviviyumu kurucu lideri Defne Koryürek'in 7. Karaburun Şenliği'ne

    Ağustos 09, 2010
    Slow Food, Fikir Sahibi Damaklar konviviyumu kurucu lideri Defne Koryürek'in 7. Karaburun Şenliği'ne yolladığı mesaj:


    Sevgili Dostlarım,

    Slow Food'un İstanbul'da yapılanan bir kolu olarak, geçen bahar, Boğaz'ın sultanı lüferin hızlı bir tükenişe gittiğini fark ettik ve gecikmişliğimize kahrolarak bir kampanya başlattık: "İstanbul Lüfer'e Hasret Kalmasın!"

    Kooperatifler, birlikler, Tarım Bakanlığı, basın, şefler, aşçılar ve işletmecilerle birlikte tüketicinin ortak değeri lüferi korumak, onun varlığını devam ettireceği düzenini yeniden sağlamak için neler yapılabilir araştırmaya giriştik.

    Detaylarını okumuşsunuzdur basından, kampanya neticeye ulaşmış değil henüz ve daha çok işimiz, aşılacak çok engelimiz var. Tarım Bakanlığı'ndan bir yanıt alamadıysa da İstanbullu'dan aldığı muazzam destekle güçlenen kampanyamız bu sonbahar yükselerek devam etmek durumunda, taa ki çocuklarımız da lüfer balıklarını, bizim çocukluğumuzdaki gibi hamsi sürülerinin peşinde Boğaz'dan geçerken görsünler.

    Ama, sürdürülebilirliğe gönül vermiş biz Slow Food'cular için bir türü korumaktan ötesine bakabilmeyi önemli buluyorum. Zira soru çok vahim cevaplar içeriyor: "sadece lüfer mi yok olmakta ve sadece İstanbul'da mı?"

    Hızlı bir google taraması bile size gösterecektir: İstanbullu lüfer yok oluyor diye feryad ederken, Bodrum ve Kuşadası'nın dil balığı; Sapanca Gölü'nün kızılkanat, turna, yayın ve sazan balıkları da yok olma tehlikesiyle karşı karşıyalar. İstanbul'un istakozu, kolyozu, istiridyesi, orkinozu çekilmişken uzaklara, gene Sapanca'nın tatlı su levreği, kadife balığı, kaya uskumrusu, yılan balığı, gökmen balığı ve istakozunun nesli tümüyle tükendi bile! Dünya genelindeyse tehlikede olan balıklar neler diye liste yapmaya gerek yok, öyle vahim senaryolar var ki! Temmuz ayında İngiliz Times gazetesine konuşan Kanada'nın British Columbia Üniversitesi'nden Profesör Daniel Pauly büyük balıkların nüfusunun son yüzyılda yüzde 95 oranında azaldığına vurgu yaparak, bu yüzyılın ortasına geldiğimizde ton balığından morina balığına kadar birçok türün yok olabileceğini söyledi. New York Üniversitesi'nden Profesör Callum Roberts ise balinalarla başlayarak tüm -- dikkatinizi çekerim: tüm - deniz hayvanlarını yok ettiğimizi söylüyor.

    Peki, neden? Nasıl?

    Sapanca Gölü örneğine bakalım mı?

    Sapanca Gölü, her iki kenarından da geçen karayolları, suyuna bırakılan evsel ve sanayi atıkları, nüfus artışına ve sanayiileşmeye bağlı aşırı su çekimi vs nedenleri ile hızla kirlenmiş bir gölümüz. Bu hıza küresel ısınmanın su kaybını arttırıp, yağışları azaltması faktörü de eklenmiş. Yetmemiş, Sapanca Gölü'nü besleyen dereler de kazanç, karlılık odaklı su firmalarına kiralanmışlar. Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Savaş Ayberg'in tahminlerine göre, kirlenme bu hızla devam ederse, "Sapanca Gölü birkaç yıl içerisinde İstanbul Küçükçekmece gölü gibi bataklık olacak." O zaman da bataklığı doldurup ilk depremde yerle bir olacak ama çevresi duvarlarla kapalı, havuzlu, otoparklı diye herkesin pek beğeneceği lüks siteler inşa ederiz, herhalde.

    Hadi, bir örnek daha, zira "Sapanca Gölü küçük, tabi" diyenler olabilir!

    Kıyılarında kurulu 6 ülkenin paylaştığı ve hamsisi, kalkanı dahil tüm kaynakları itibarı ile hem ortak hem de yerel değerimiz, Karadeniz'e dönelim.

    Tuna, Don, Dinyeper'in beslediği, dip akıntılarıyla sularına Akdeniz'in karıştığı dünyanın en büyük anoksik havzası Karadeniz'in kıyı şeridinde, kanalizasyon sistemine bağlı, yaklaşık 10milyon nüfus var ve yılda 571milyon m3 evsel atığın buraya aktığı tahmin ediliyor!

    Çılgınca, değil mi?

    Karadeniz'i besleyen en önemli nehirlerden Tuna'ya da bakalım, isterseniz.

    120'den fazla koldan gelen suyu alarak Almanya'dan yola çıkan Tuna Nehri, Almanya, Avusturya, Slovakya, Macaristan, Hırvatistan, Sırbistan, Bulgaristan, Romanya, Moldova ve Ukrayna gibi son derece sanayileşmiş ülkelerden, bu ülkelerin tarımsal alanlarından ve Budapeşte, Passau, Linz, Viyana gibi yoğun yerleşim bölgelerinden geçerek Karadeniz'e dökülür. Rakamlarla ifade edersek Tuna Nehri üzerinde yaşayan 81 milyon nüfus, her yıl, 60 ton civa, 900 ton bakır, 1000 ton krom, 4 bin 500 ton kurşun, 6 bin ton çinko, 60 bin ton fosfor, 340 bin ton azot ve 50 bin ton petrol kirliliğini Tuna yoluyla Karadeniz'e boşaltmakta!

    1965 yılından bu yana ticari olarak avlanan 23 adet balık cinsinden, bügün ancak 5 adedinin avlanabildiği kimseyi şaşırtmayacaktır, sanırım!

    Dünyayı da bir Sapanca Gölü ya da Kardeniz gibi gördüğümüzden olacak, her köşesini birbirine bağlıyor, köprüler dikmek için ormanları yok ediyor, derelerin üzerine yollar inşa ediyor, sanayiiler kuruyor, atıklarını balığını yediğimiz sulara boşaltıyor, kıyısına şehirler inşa ediyor, hızla çoğalıyor ve kaynakları, özellikle de suya bağlı kaynakları fütursuzca kullandığımız "modern" bir sistemin içerisinde herşeyin bize ait olduğu yanılgısı iliklerimize kadar işlemiş, arsızca oturuyor, şuursuzca tüketiyoruz.

    Balık falan da, kalmıyor. Haliyle.

    Boşuna değil, Profesör Callum Roberts'ın balinalarla başlayarak tüm deniz hayvanlarını yok ettiğimizi söylemesi.

    İnsan, en bencil memeli --diye öğretmeliyiz, çocuklarımıza, okulda.

    Bu durum bitmiyor elbette, zira insan denizlerini kirlettiği, suyunu kullanılamaz hale getirdiğini anladığı andan itibaren "aynı kirletme devam edecekse, biz aç kalacağız" diyecek kadar zeki ancak, çok yazıktır ki çözümü "temizlemekte" göremeyecek, "balık çiftlikleri kurmakta" bulacak kadar da vasat bir kalbe sahip! Zira 1 kilogram çiftlik balığı elde etmek için 4 kilogram deniz balığı yakalamak, onu öğütmek ve yem yapmak gerekiyor!

    Ama tercih ediliyor.

    Neden?

    Basitleştirerek izah edeyim: bir balık çiftliği kurmanız için balıkçı olmanız gerekmez! Süpermarket ekonomisinin karlılık teknolojisini kavramış herhangi bir girişimci bürokrasisini tamamlayıp, teşviklerini bankaya yatırıp bir çiftlik kurabilir. Yem fabrikaları ile ortaklık yapması karınadır, hele bir de yem fabrikası kurarsa, daha da kazançlı olacaktır yatırımı. Bu yem fabrikalarına gelecek balık küçük ölçekli balıkçı tarafından da tutulabilir, endüstriyel balıkçı tarafından da. Fark etmez. Önemli olan fiyatıdır. Geçen yıl Karadeniz'de kilosu 17 kuruştan hamsi, yem fabrikalarına satıldı, siz anlayın düzenin çiftlik sahibi adına karlılığını! Bu balıkçılara ne yem fabrikasının ve ne de balık çiftliğinin "şu kadar balığa ihtiyacım var, kilosu şu kadardan alacağım" diye bir tahaüdü olmadığı gibi, sosyal bir bağlılığı bile yoktur, zira, balık olmazsa, bu yem fabrikaları batmaz, çiftliklerdeki balıklar da aç kalmazlar: soya, girer devreye. GDO'lu tercih sebebidir, zira maliyeti daha da düşük olur!

    Hükümetler de, yukarıda çıtlattım zaten, teşvik verirler bu işletmelere. Nihayetinde vergi bağlamında küçük balıkçıyı değil, şirketleşmiş çiftliği tercih ederler. Bir de, biliyorsunuz, ekonomik büyüme var: bir yandan yatırım artarken, diğer yandan da tüketim artacak! E, kendinizden hesaplayın, evinde hamsi kızartmak yerine somon buğulamayı tercih eden arkadaşlarınızın sayısını bir düşünün!

    Bitmiyor, dostlarım, devam etmeliyim:

    hükümetlerin vergilendirebilme ve ekonomi büyütme kaygısı ile aşırı avlanan balıkçı bu sistemde asıl para eden balığından olur, önce. Yani Karadeniz kirlenip durduğu için zaten azalan hamsi bir de çok avlandığında ondan beslenen lüfer de yok olur! Hamsinin fabrikaya teslim fiyatı kiloda 17 kuruşken, oysa, gerçek boyutlarında bir lüferin 300 gr hali en az 20 liradır! Ama, bulamaz kimse, 300 gr çekecek lüferi!

    Bununla da bitmez, malesef:

    balıkta kıtlık başladığında ithalatın önü açılır, uskumruda olduğu üzere. Dolmasının adı yeter canım uskumru, İstanbul'a Norveç'ten gelmeye başladığında da, Çanakkale'nin Sardalya festivali için niyet edilen balık da Yunanistan'dan gelir: 8 kiloluk kasası İstanbul Su Ürünleri Hali'nden teslim 65 liraya! Çanakkaleli kilosunu 10 liraya bulduğunda bayram ederken, İstanbulUn Bakırköy'deki Su Ürünleri
    Kooperatifi, Hal'e, hemen aynı gün Boğaz'da tuttuğu sardalyayı 8 kiloluk kasasına 6 liraya satamayacaktır ama!

    Ayniyle vaki, tek kelime eklemedim üzerine!

    İnsan, en bencil memeli ve aynı zamanda da en arsız, en şuursuz olanı --diye öğretmeliyiz, çocuklarımıza, okulda.

    Tüm bu anlattıklarımın her biri biz anlatıyor, zira.

    Lüfer İstanbul'un mu? Bir İstanbul mudur, Lüfer'e hasret çeken?

    İnsan yok ederken kaynaklarını, kendi yok oluşunu ne kadar geciktirebilecektir?

    Uskumru dolmasının, hamsi kuşunun, Boğaz'da lüferin peşinden zıplayarak giden orkinosun eksildiği bir dünyada, insan, bu eksikleri yeni bir gömlek ve ya son moda bir cep telefonu ile daha ne kadar doldurabilir ki?

    Bu soruları herkese soracak cümleler kurmanızı ve Slow Food'a, İstanbullu'nun lüfer kampanyasına el vermenizi diliyorum, sularımızın, balıklarımızın, balıkçımızın ve çocuklarımızın geleceği adına.

    Hürmetlerimle.
    D.Koryürek

    Kaynak: Slow Food İstanbul Blogu

  2. #2
    Vıp üye İhtiyar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar
    4.641
    Tecrübe Puanı
    957

    Standart

    Ne diyebilir, ne ekleyebiliriz ki.

    Sapla saman birbirine karışmış gidiyor, balığımız, kültürümüz, örf ve adetlerimizle birlikte.

    Dilerim, bu feryatları bir duyan, bir kulak veren olur, hepsinden önemlisi de çözüm arayan ve bulan yetkililer bulunur.

    Birden aklıma geldi.
    Baltalimanında kurulu bulunan Hidrobiyoloji Araştırma Enstitüsünü oradan kaldırıp Sapanca Gölünün kenarına nakletmişlerdi.
    Sapanca gözler önünde tükenip giderken bu enstitü hiç mi rapor hazırlamamış, hazırlamış da bunu hiçbir göz görmemiş, hiçbir kulak duymamış mı?

    Taaccüp.!!!
    Herkes, ne yaparsa kendisine yapar.

    M.Mahir Ersin
    İstanbul 1945

  3. #3
    __BALIKCI FORUM__ özgürdeniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Yaş
    57
    Mesajlar
    5.203
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Niye hamsiye ben İstanbulda kg 5 Tl öderken bu balık 17 kuruş etsin?4Kg ekolojik hamsiden üretilen 400 gram çipura,yani ne olduğu bilinmez çiflik balığı üretilsin diyemi?Elimizdekinin kıymetini bilmiyoruz,500 ton değilde 100 ton tutalım ama balıkçınında eline para geçsin.Yazık değilmi koca takımlar bir çok insan suyun içinde çalışıyor,girse ceplerine 3 kuruş fazla bayram olmazmı?Kim sevinmez,oltacısıda,trolcüsüde,uzatmacıda kimse demez o gırgırcı o şucu yada bucu neticede balıkçı.Yüreğinize sağlık Defne Hanım...
    Müfit Çıkrıkçıoğlu
    İstanbul

    KIYI BALIKCISI


  4. #4
    ___BALIKCI FORUM___ aFaLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Yaş
    56
    Mesajlar
    12.942
    Tecrübe Puanı
    2443

    Standart

    paylaşım için teşekkürler ..
    Kotalara uyulsa karaneizde yeterli olunacaktır ama ne yazıkkı kota diye bağıranlar bu kotaları ve yasakları deliyorlar nedense bu olaya bir anlam veremiyorum bu reisler hacı hoca takımı olacak ama allah korkusu yok nedense karadenizde o kadar hamsi motoru var gündüz ağ sarmadılar bu hacı motoru nedense kimseyi taklamadan balık tuttu neden...
    17 kurusa yem fabrikalarına verdiler ama tezgahlarda 4-5 tl balık yedi ....





    Büyük balık küçük balıktan uzun yaşar
    Metabolizması yüksek balık düşük olandan uzun yaşar
    Soğuk sudaki balık sıcak sudakinden uzun yaşar


  5. #5
    REİS LüFerCi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Yaş
    32
    Mesajlar
    3.474
    Tecrübe Puanı
    396

    Standart

    Çılgınca, değil mi?

    Karadeniz'i besleyen en önemli nehirlerden Tuna'ya da bakalım, isterseniz.

    120'den fazla koldan gelen suyu alarak Almanya'dan yola çıkan Tuna Nehri, Almanya, Avusturya, Slovakya, Macaristan, Hırvatistan, Sırbistan, Bulgaristan, Romanya, Moldova ve Ukrayna gibi son derece sanayileşmiş ülkelerden, bu ülkelerin tarımsal alanlarından ve Budapeşte, Passau, Linz, Viyana gibi yoğun yerleşim bölgelerinden geçerek Karadeniz'e dökülür. Rakamlarla ifade edersek Tuna Nehri üzerinde yaşayan 81 milyon nüfus, her yıl, 60 ton civa, 900 ton bakır, 1000 ton krom, 4 bin 500 ton kurşun, 6 bin ton çinko, 60 bin ton fosfor, 340 bin ton azot ve 50 bin ton petrol kirliliğini Tuna yoluyla Karadeniz'e boşaltmakta!
    İstanbullu lüfer yok oluyor diye feryad ederken, Bodrum ve Kuşadası'nın dil balığı; Sapanca Gölü'nün kızılkanat, turna, yayın ve sazan balıkları da yok olma tehlikesiyle karşı karşıyalar. İstanbul'un istakozu, kolyozu, istiridyesi, orkinozu çekilmişken uzaklara, gene Sapanca'nın tatlı su levreği, kadife balığı, kaya uskumrusu, yılan balığı, gökmen balığı ve istakozunun nesli tümüyle tükendi bile! Dünya genelindeyse tehlikede olan balıklar neler diye liste yapmaya gerek yok, öyle vahim senaryolar var ki! Temmuz ayında İngiliz Times gazetesine konuşan Kanada'nın British Columbia Üniversitesi'nden Profesör Daniel Pauly büyük balıkların nüfusunun son yüzyılda yüzde 95 oranında azaldığına vurgu yaparak, bu yüzyılın ortasına geldiğimizde ton balığından morina balığına kadar birçok türün yok olabileceğini söyledi. New York Üniversitesi'nden Profesör Callum Roberts ise balinalarla başlayarak tüm -- dikkatinizi çekerim: tüm - deniz hayvanlarını yok ettiğimizi söylüyor.

    Birde asırı av baskısı olunca balık stokları iflaş edmiş bizim hala ne kadar balık avlanacak kotalar bellimi arkadaşlar...
    BüleNt
    İSTANBUL


  6. #6
    __BALIKCI FORUM__ özgürdeniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Yaş
    57
    Mesajlar
    5.203
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Değil,Bakanlıkta uğraşanlar var ama bütçe büyük sorun.Maalesef bizler kendimizi oy veren+ekonomiye katkı sağlayan unsurlar olarak oralara tanıtamamışız.Dolayısıyla bizim için mücadele edenlerde yalnız,sadece siyasi ilişkilerle bir yerlere varılmaya çalışılmış ki çoğu ters tepti ve güvenilirliğide zedeledi(uluslara arası suyun avcılığa açılması gibi)bundan sonra tekses tek vücut Ankarayıda sallamalıyız.Biz değilmiyiz yoksa oralara gidenide seçen?
    Müfit Çıkrıkçıoğlu
    İstanbul

    KIYI BALIKCISI


  7. #7
    Balıkçı Kulek Reis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Yaş
    73
    Mesajlar
    1.854
    Tecrübe Puanı
    219

    Standart

    Alıntı özgürdeniz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Değil,Bakanlıkta uğraşanlar var ama bütçe büyük sorun.Maalesef bizler kendimizi oy veren+ekonomiye katkı sağlayan unsurlar olarak oralara tanıtamamışız.Dolayısıyla bizim için mücadele edenlerde yalnız,sadece siyasi ilişkilerle bir yerlere varılmaya çalışılmış ki çoğu ters tepti ve güvenilirliğide zedeledi(uluslara arası suyun avcılığa açılması gibi)bundan sonra tekses tek vücut Ankarayıda sallamalıyız.Biz değilmiyiz yoksa oralara gidenide seçen?
    Haklısın Müfit oldukça yüksek bir oy potansiyeline sahip olan balıkçılar bu olanağını karşı tarafın taktik tekniğine bakarak aslanlar gibi değerlendirebilir.
    H.Hüseyin Külek
    1946-İstanbul-Ataköy-(A rh-)
    Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler




    Söz veriyorum
    Çinekop tutmayacağım,satın almayacağım,Tutanlara engel olacağım

  8. #8
    __BALIKCI FORUM__ özgürdeniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Yaş
    57
    Mesajlar
    5.203
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Kendi adıma ve çevreme sürekli sesleniyorum balıkçılıkla ilgili projeler üretmeyen,sözünde durmayan hiç bir adayı vekilim tayin etmeyecek ettirmeyeceğim.Bunun içinde sonsuza kadar mücadelem sürecek,bakalığı boş verdik ama en azından bir Genel Müdürlüğümüz olmalı+gereken saygıda hakkımız.
    Müfit Çıkrıkçıoğlu
    İstanbul

    KIYI BALIKCISI


  9. #9
    Balıkçı
    Üyelik tarihi
    Feb 2010
    Mesajlar
    10
    Tecrübe Puanı
    11

    Standart

    valla arkadaşlar karamsar konuşmak istemiyorum ama devamlı konuşuluyor yazılıyor çizilyor ama elde var kocaman SIFIR maalesef hiç kimse taşın altına elini kimse sokamıyor belkide sokturmuyorlar bizim arkamızda dayımız amcamız yokkk yokk yooooook balık bitmiş! trol çoğalmış dünün mazot kaçakçıları trolcu olmuş balıkçı????? olmuş ne yaparsak yapalım fotoğraf çekelim kameraya alalım kontrol makenizması calışmadıktan sonra faydasız lüfergiller yok olmuş veya diğer türler yok olmuş mesela midye yok olmuş kimin umurunda sorarım size ???sze bir örnek vereyi yaşanmış nekadar doğru bilemem ama paylasmak istedim X kooperatifine kayıtlı midyecilik yapan arkadaşım yasak yerde avlandığı için 480.00 tl ceza yedi ve hemen trolcu arkadaşından yardım istedi malum çok para arkadaşı devrede ve sonuç ceza 70.00 tl evet yanlış okumadınız sadece 70.00 tl ve yırtınıyoruz ki yasalar uygulanmıyor bir örnek daha mazot kaçakçılığından yakalanan bir kişinin teknesi bağlanıyor 10 gün sonra dayıları amcaları olduğu için tekne sahibine veriliyor atıyorum yakıt 1 ton ise bir kalem oynama ile 10 litre oluyor daha ne diyeyim bunların hepsi balıkçı sınıfında içimizde yaşıyor barınıyor barındırıyoruz maalesef hiç kimse yakınmasın hayıflanmasın kabahat bizlerde neden bunları kendimize soralım şapkalarımızı çıkaralım masaya koyolım artı ve eksilerimizi tartalım kendimize öz eleştiri yapalım önce çuvaldızı kendimize iğneyi başkasına batıralım boşuna feryat etmeyelim untmayalım ki DÜNYANIN EN VAHŞİ YARATIĞI İNSANOĞLUDUR YOK ETMEK İÇİN ELLERİMİZDEN GELENİN FAZLASINI YAPIYORUZ VE YAPMAYA DEVAM EDECEĞİZ HEP BİRLİKTE ''İŞTE EN ACI GERÇEK BU ARKADAŞLAR BİR AN ÖNCE HEPİMİZ ELELE VERİP DURUMA ÇARE BULMALIYIZ YENİ PROJELER ÜRETMELİYİZ VE BUNA BÜROKLATLAR, KOOPERATİFLER, DERNEKLER ,VAKIFLAR,AMATÖR BALIKÇILAR HALKIMIZ VE KISACASI TÜM İNSANLAR AKLINIZA KİM GELİYORSA HEPİMİZ DENİZLERİMİZE SAHİP ÇIKALIM ÇIKMAK ZORUNDAYIZ ÇÜNKÜ BU DENİZLER HEPIMİZİN SAYGILAR

  10. #10
    dkoryurek dkoryurek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2010
    Mesajlar
    2.398
    Tecrübe Puanı
    548

    Standart

    Alıntı özgürdeniz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Niye hamsiye ben İstanbulda kg 5 Tl öderken bu balık 17 kuruş etsin?4Kg ekolojik hamsiden üretilen 400 gram çipura,yani ne olduğu bilinmez çiflik balığı üretilsin diyemi?
    Müfit bey, Güngör Uras vasıtasıyla öğrendik ya, sizin kooperatiften yolladığınız sardalyanın kasasına 6-7 lira ancak verirlerken, halde aynı gün Yunanistan'dan ithal sardalya 65 liradan satılıyor diye!

    Levon elimizi taşın altına koyalım diyor, koyalım. ben buradayım. elim, kolum, başımla taşın altına girmeye hazırım. ne gerekiyorsa yapalım. tek unutmayalım ki bu düzeni bozmak on yıllar aldı, düzeltmek de malesef yavaş olacak.

    hürmetlerimle,
    D.

Sayfa 1/20 1234567891011121314151617181920 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
BALIKCI FORUM