Sonuçlar: sizce su ürünleri yasası ve tebliğler beklentileri karşılıyormu?

Katılımcı sayısı
19. Sizin bu Ankette oy kullanma yetkiniz bulunmuyor
  • evet karşılıyor

    0 0%
  • evet kısmen karşılıyor

    1 5.26%
  • hayır kesinlikle karşılamıyor

    3 15.79%
  • kesinlikle doğru olarak yeniden düzenlenmeli

    15 78.95%
10 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: su ürünleri yasası neden doğru olarak düzenlenemiyor???????

  1. #1
    Moderators limancı66 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    285
    Tecrübe Puanı
    50

    Standart su ürünleri yasası neden doğru olarak düzenlenemiyor???????

    Arkadaşlar hepinize selamlar

    forumda çeşitli konulardaki tartışmalarda sonuç hep gelip yasalara dayanıyor bende bununla ilgili bir konu açıp tartışmaya açılmasının ses getirebileceğini düşünerek fikirlerimizi yazabileceğimiz bir ortam hazırlamak istedim .


    1. mevcut su ürünleri yasası ve tebliğler sizce uygunmudur ???

    2.bu yasayı yapan komisyon üyeleri balıkçıyı, akademisyenleri ne kadar dinliyor?

    3.Yasa yapanlar büyük balıkçı ailerinden, ihracatcı ve veya ithalatcılardan nekadar etkileniyor (menfi veya müspet)

    4.sizce yasada ne gibi düzenlemeler yapılmalı ?

    bukonuda fikirleri olan arkadaşların fikirlerini paylaşmalarını bilgilerinize sunarım.

    saygılarımla
    Marmara/1966/Gemlik

    Denize denizden bakmakla karadan bakmak arasındaki farkı bilir misin...

  2. #2
    Moderators limancı66 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    285
    Tecrübe Puanı
    50

    Standart

    arkadaşlar bu konuda fikri olan kimse yokmu
    Marmara/1966/Gemlik

    Denize denizden bakmakla karadan bakmak arasındaki farkı bilir misin...

  3. #3
    Amatör Balıkçı
    Üyelik tarihi
    Sep 2010
    Mesajlar
    55
    Tecrübe Puanı
    15

    Standart

    SÜMDER tarafından kurulucak su ürünleri genel müdürlüğü ile ilgili şu şekilde öneride bulunulmuştur..

    TARIM VE GIDA BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN TASARISI

    Teşkilat
    MADDE 3- (1) Bakanlık merkez teşkilatı ekli (I) sayılı listede gösterilen birimlerden meydana gelir.
    (6) Bakanlığın hizmet birimleri ve görevleri şunlardır:

    ç) Su Ürünleri Genel Müdürlüğü;


    Mevcut metin
    Önerilen metin
    1) Denizlerde ve iç sularda sürdürülebilir su ürünleri yetiştiriciliği ile avcılığının esaslarını belirlemek ve bunları teşvik etmek,
    2) Su ürünleri avcılığı ve yetiştiriciliği ile ilgili bilgi sistemi oluşturmak,
    3) Balıkçı barınakları ve balıkçılık altyapı tesisleri kurulması, işletilmesi ve denetlenmesine ilişkin esasları belirlemek ve denetimini yapmak,
    4) Su ürünleri koruma alanlarını ve korumaya ilişkin esasları belirlemek,
    5) İthal ve ihraç edilecek su ürünleri ile girdilerine ilişkin esasları belirlemek,
    6) Bakan tarafından verilecek diğer görevleri yapmak.

    1) Su ürünleri stoklarını korumak, rasyonel işletilmesini sağlamak, bu amaçla su ürünleri avcılığını, teknolojisini ve ruhsat tezkerelerini düzenlemek, kontrol etmek.
    2) Su ürünleri istihsal alanların kiralanmasını ve kaynaklarının sürdürülebilirliliğini temin için projeler hazırlatmak, uygulatmak ve değerlendirmek,
    3) Balıkçı barınaklarının kiralanması ve işletilmesine ilişkin çalışmalar yürütmek.
    4) Su ürünleri üretim kaynaklarının geliştirilmesi, üretim ve verimliliğinin artırılması, sürdürülebilir verimlilikte kullanılması, üretim tesislerinin iyileştirilmesi, yetiştiricilikle ilgili araç ve gereçlerin geliştirmesiyle ilgili projeleri hazırlamak, hazırlatmak, uygulamaya koymak,
    5) Yetiştiricilikte optimum işletme büyüklüklerini belirlemek ve bu işletmeler için tip projeler hazırlamak, hazırlatmak, özel teşebbüs projelerinin onaylanmasını sağlamak, uygulamalarını takip etmek,
    6) Su ürünleri yetiştiriciliği konusunda bilgi bankasını oluşturmak ve düzenlenecek raporlarla sektöre yön verilmesine yardımcı olmak
    7) Yetiştiriciliğin geliştirilmesi için gerekli yem, yavru, damızlık, araç, gereç, alet, makine ve diğer girdilerin tedariki ve dağıtımını sağlayıcı tedbirlerin alınmasına yardımcı olmak,
    8) Yetiştiriciliğe uygun su ürünleri istihsal sahalarını belirlemek ve optimum şartlarda kullanımlarını sağlamak amacıyla altyapı tesislerini imar, ıslah ve ihya etmek, bu yerlerin sınır tespitlerini yapmak ve yaptırmak, kiralanmalarıyla ilgili işlemleri yapmak
    9) Yetiştiriciliğe uygun yem rasyonları, yemleme, yeni ekonomik türlerin yetiştirilmesi ve yetiştiriciliğin çevreye olan etkisi konusunda çalışmalar yapmak,
    10) Yetiştiricilikle ilgili ulusal ve uluslararası resmi, gerçek ve tüzel, kişi ve kuruluşlarla işbirliği yaparak su ürünleri sektörünün geliştirilmesine katkıda bulunmak,
    11) Su ürünleri hastalık ve zararlılarına karşı mücadele programları hazırlamak, uygulamak, uygulanmasını sağlamak ve denetlemek.
    12) Su ürünleri kalite kontrolüne ilişkin temel prensip ve kriterleri belirlemek, kontrol etmek.
    13) Su ürünleri işleme ve değerlendirme tesisleri ile balıkhaneleri, alt yapı, teknik ve hijyen şartları açısından denetlemek, şartların uygulanmasını sağlamak.
    14) Genel Müdürlükçe verilecek benzeri görevleri yapmak.





    e) Tarımsal Politikalar ve Araştırmalar Genel Müdürlüğü;


    Mevcut metin
    Önerilen metin
    8) Denizlerde ve iç sularda su ürünlerine ilişkin bilimsel araştırmalar yapmak ve yapılmasını desteklemek,

    8) Denizlerde ve iç sularda, sucul canlıların biyolojik ve ekolojik özellikleri, sağlığı, avcılığı, yetiştiriciliği, işlemesi ve bunların teknolojisine ilişkin bilimsel araştırmalar yapmak ve yapılmasını desteklemek.

    Su Ürünleri Mühendisi
    Fatih Gençoğlu

  4. #4
    Reİs Burhan Reis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Yaş
    60
    Mesajlar
    5.697
    Tecrübe Puanı
    934

    Standart

    Dünyada balıkçılık sektörü ile ilgili kamu örgütlenmesinde, balıkçılık yönetiminden sorumlu Bakanlık veya Genel Müdürlük düzeyinde bir birimin bulunduğu,araştırma faaliyetleri ile takip ve kontrol faaliyetlerinin ayrı birimler tarafından yürütüldüğü görülmektedir.
    Uluslarararası teşkilatlara üye olan ülkelerin uluslararası balıkçılık politikalarının belirlenmesinde bu teşkilatların tavsiye ve önerileri dikkate alınmaktadır.
    Gelişmiş dünya ülkelerinde, su ürünleri sektöründe üretici, sanayici ve ihracatçı birlikleri örgütlenmesi oldukça gelişmiş olup bu organizasyonlar sektörde söz sahibidirler.
    Dünyada, diğer sektörlerde olduğu gibi bu sektörde de performansa ve uzmanlığa dayalı olarak yürütülen istihdam politikası ülkemiz için geçerli değildir. Sektörün ihtiyacı gözetilmeden açılan fakültelerden mezun olan konusunda eğitim almış mezunların çok azı kamu ve özel sektörde iş bulabilmektedir
    1380 Sayılı Su Ürünleri Kanunu gereğince ülkemizde balıkçılık sektörünün yönetimi Tarım ve Köyişleri Bakanlığı (TKB)’nın sorumluluğundadır.
    Toplam 644.492 tonluk üretimle, Dünya su ürünleri üretiminin %0,7’sinin karşılandığı ülkemizde, 2004 yılı toplam su ürünleri arzının %71’i deniz balıklarından,%7‘si diğer deniz ürünlerinden, %7’si içsu ürünlerinden ve %15‘i de yetiştiricilikten elde edilmiştir.
    Ekolojik özellikleri farklı olan denizlerimizde, bu farklı özelliklere uyum sağlamış,ekonomik değeri yüksek ya da daha az, değişik türler barınmaktadır. Deniz ve içsularımızda yaşadığı rapor edilen yaklaşık 4000 tür hayvan ve 1000 kadar deniz bitkisinin tamamı ekonomik olarak kullanılmamaktadır.
    Bunlardan ticari olarak avcılığı yapılan türlerin başında balıklar gelmektedir.
    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından veri toplanan canlılar listesine göre, 56 tür/grup balık, 8 tür/grup kabuklu, 4 tür/grup çift kabuklu yumuşakça, 3 tür/grup kafadanbacaklı yumuşakça, 1 tür denizanası ve süngerler ile deniz salyangozları,toplam 100 civarında türle balıkçılığımızda değerlendirilen su ürünleridir.Her av sezonunda, su ürünleri avcılığının düzenlenmesi amacıyla alınacak kararlar, 1998’den bu yana TKB “Su Ürünleri Danışma Kurulu” vasıtasıyla belirlenmektedir.
    Kararları tavsiye niteliği taşıyan ve kararlarına uyma zorunluluğu olmayan ve uyulmayan bu Kurul, su ürünleri stoklarının korunması, kaynakların akılcı işletilmesinin sağlanması, su ürünleri avcılığının düzenlenmesi, av yasaklarının takip ve kontrolü, yetiştiricilik, istatistiki çalışmalar, kalite kontrolü konuları da dahil olmak üzere sektörle ilgili araştırma, eğitim çalışmaları vb., konularda öneriler sunmaktadır
    Ülkemizde kullanılan av araçları başta trol olmak üzere deniz ekosistemine zarar vermektedir.Bunlar hedef dışı türlerin avlanması, deniz zeminine zarar verilmesi ve diğer türlerin yaşam alanlarını tahrip etme gibi olumsuzluklar olarak özetlenebilir.
    Deniz sürütme ağlarından dip trolleri deniz çayırlarının tahrip olmasına neden
    olurken, deniz salyangozu avcılığında kullanılan direçler özellikle Karadeniz’de kıyısal ekosistemin tahrip edilmesine neden olmaktadır. Gırgır ağlarının sığ sularda kullanılması,kurşun yakasının zemine değmesi nedeniyle zemine yakın ve zeminde yaşayan bitkisel ve hayvansal zarar verdiği bilinmektedir. Anılan ve diğer av araçlarının deniz ekosistemine verdiği etkileri azaltmak, gidermek için seçici av araçlarının geliştirilmesi ve kıyısal alanların korunmasına yönelik tebliğler çıkarılmalıdır
    Bilinçsiz avcılık nedeniyle deniz ve göllerimizde stoklar hala zarar görmeye devam etmekte,biyoçesitlilik azalmakta, avlanılan ekonomik türlerin üretimleri gerilemekte, su kaynaklarımız kirletilmeye devam edilmekte, sürdürülebilir kaynak kullanımı ve balıkçılık yönetimi için gereken önlemler alınamamakta ve yapılması zorunlu olan denetim mekanizmaları isletilememektedir.Mevzuatlar yetersiz kalmaktadır..Yapılması gereken çalısmalar için gerekli donanıma sahip yeterli sayıda kadroların tahsisi, yetistirilmesi ve görevlendirilmeleri henüz saglanamamıstır.idari yapılanma henüz tamamlanamamıstır
    Denizde yürütülecek koruma-kontrol faaliyetlerinde içisleri Bakanlıgı’na baglı Sahil Güvenlik Komutanlıgı yetkilendirilmistir.
    Her ne kadar Tarım ve Köyisleri Bakanlıgı teskilatında ve Bakanlıga baglı su ürünleri ile ilgili tesekküllerde su ürünlerinin, deniz ve içsuların koruma ve kontrolü ile görevlendirilen personel ile emniyet, jandarma, sahil güvenlik, gümrük ve orman muhafaza teskilatları mensupları, belediye zabıtası amir ve mensupları, kamu tüzel kisilerine baglı muhafız,bekçi ve korucular ile emniyet ve jandarma teskilatının bulunmadıgı yerlerde köy muhtar ve ihtiyar heyeti üyeleri 1380 sayılı Kanunla ve bu Kanuna istinaden konulan yasaklardan dolayı, bu Kanun kapsamına giren suçlar hakkında zabıt varakası tutmak, suçta kullanılan istihsal vasıtalarını ve elde edilen su ürünlerini zapt etmek ve bunları 34 üncü madde hükmü saklı kalmak sartı ile adli mercilere teslim etmek; ek madde 3'te yer alan hükümler çerçevesinde idari para cezalarını kesmekle vazifeli ve yetkili kılınmıslarsa da karada sürdürülen koruma-kontrol hizmetlerinde arzulanan denetim düzeyine ulasılamamıstır.
    Marmara denizinde trol ile avcılık yasak olduğu halde gerekli denetimlerin yapılaması nedeniyle trol çekilmekte.Amatör dalgıçlar ticari olarak gece fener ısığıyla tüple veya tüpsüz balık avcılığında katliama devam etmekte.150 kulaç ağlarla gırgır tekneleri sığ sularda avlanmakta,algarna tekneleri avlanma yasağı olan yerlerde avlanmakta,Amatör balık avcıları tiçari avcılık yapmakta.Dinamitle balık avcılığı devam etmekte,Kotalara uyulmamakta,Nehir ağızlarından ufak balıklar toplanıp yetiştirme havuzlarına konulmakta,Alamana ağlarında herhanği bir kısıtlama olmadığından denizlerin her tarafı alamana ağlarıyla dolmaktadır.
    Yasak yollardan avlanan deniz ürünleri gerekli kontrol mekanizması oluşturulamadığından resmi balık hallerinde şatışı yapılmakta denizlerimizde bulunan balık stoklarının azalmasına neden olmaktadır.
    Bu nedenledirki mevcut kanun,yönetmelik ve tebliğler yetersiz kalmaktadır.
    Acilen yeni düzenlemelere gidilmeli.
    Yasada kaçak avcılığa uygulanacak yaptırımlar caydırıcı nitelikte olacak şekilde yeniden yapılandırılmalıdır..
    ><((((º>`·.¸¸.·´`·.¸¸.-> BALIKÇI FORUM <-.¸¸.·`´·.¸¸.·`<º))))><

  5. #5
    Balıkçı Kulek Reis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Yaş
    73
    Mesajlar
    1.854
    Tecrübe Puanı
    219

    Standart

    Esaslı bir çalıştay yapılmalı. Yeniden yapılanmalı . Kitapta yazilması birşey ifade etmez. Gerekli takibi yapılmalı. Su ürünleri koop larına yetki verilmeli .
    Cezalar caydırıcı özellikte olmalı. Yanlışa asla göz yumulmamalı. Bu işin temelini Üniversitelerin balıkçılık birimlerinin bilgileri baz alınarak ve danişma kurullarının onayıyla sonuçlandırmalıdır.
    H.Hüseyin Külek
    1946-İstanbul-Ataköy-(A rh-)
    Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler




    Söz veriyorum
    Çinekop tutmayacağım,satın almayacağım,Tutanlara engel olacağım

  6. #6
    Balıkçı EREN CAN LAZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2010
    Mesajlar
    91
    Tecrübe Puanı
    19

    Standart

    Yeni yasa geldin onada bahane uyduran insanlar bulunur arkadaşlar.
    Deniz Kurdu 1

  7. #7
    __BALIKCI FORUM__ özgürdeniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Yaş
    57
    Mesajlar
    5.203
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    1380 şu an mecliste ve büyük olasılıkla bu yıl geçer,bir çok artısı olduğu gibi elbette herkesi mutlu etmeyecektir.Genede kazanımları olacağı için kanımca desteklenmesi gerekir.
    Müfit Çıkrıkçıoğlu
    İstanbul

    KIYI BALIKCISI


  8. #8
    Moderators limancı66 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    285
    Tecrübe Puanı
    50

    Standart

    müfit abi

    taslak varmı bildiğin bir sitede
    Marmara/1966/Gemlik

    Denize denizden bakmakla karadan bakmak arasındaki farkı bilir misin...

  9. #9
    __BALIKCI FORUM__ özgürdeniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Yaş
    57
    Mesajlar
    5.203
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Linke gerek varmı,,,

    SU KANUNU TASARI TASLAĞI HAKKINDA TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞININ GÖRÜŞLERİ
    Kanun Tasarısı Taslağının Geneli Üzerindeki Görüş ve Değerlendirme

    Kanun Tasarısı Taslağı ile ilgili olarak, aşağıda belirtilen düzenlemelerin yapılmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
    Bakanlar Kurulunun 19/12/2005 tarihli ve 2005/9986 sayılı kararı ile yürürlüğe konulan Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkındaki Yönetmelik Hükümlerine uygun şekilde düzenlenmesi,
    Kanun Tasarısı Taslağında yer alan ifadelerin daha anlaşılır olarak ifade edilmesi ve Tasarı taslağında geçen; kuruluş, idare, sicil gibi ifadelerin tanımlar kısmında açıklanması uygun olacaktır.
    Kanun tasarısının tamamı incelendiğinde, öncelikle, su ürünleri yetiştiriciliği ile ilgili hususların yeterince yer almadığı görülmektedir. Dolayısıyla, Kanun tasarısının amaç başlıklı l ve Faydalanma Esasları başlıklı 6 ncı maddesinin değişik yerlerinde geçen "kullanma" tabiri açık bir şekilde ifade edilmeli ya da su ürünleri yetiştiriciliği net bir şekilde adı geçen maddelerde yer almalı,
    TİGEM GÖRÜŞÜ:Tasarı taslağında, ayrıca kadim haklar ile ilgili bir düzenlemede bulunmamaktadır. Kadim hak, öncesi ve başka türlü kullanıldığı bilinmeyen bir hak olup, hukukende korunan bir haktır. Tasarının bütünlüğü içinde, su kaynağı tanımındaki ayrımlara göre bu hususa da yer verilmesi ihtilafları önleyebilecektir.
    Yargı yerlerinin görevi kamu düzeni ile ilgilidir. Burada uyuşmazlığın niteliği önemlidir. İdarenin özel hukuk ilişkisinden doğan uyuşmazlıkları idari yargının görev alanı dışındadır. İcrai karar vermeye yetkili kamu tüzel kişileri tanımlaması belirli değildir, idarelerin İdare hukuku esaslarına göre yaptıkları işlemler, idari işlemlerdir. Ölçünün bu olması uygun olacaktır. Ayrıca 3533 sayılı Kanun gereği verilen kararlar kesindir. Düzenlemede bu durumunda dikkate alınması gerekmektedir.
    Kamu tüzel kişileri arasındaki ihtilafların çözümünde ikili bir ayrım yapılmış ve kuruluş kanunlarına göre icrai karar vermeye yetkili kamu tüzel kişileri arasındaki idari karar ve tasarruflardan doğan anlaşmazlıkların idari yargıda çözümleneceği, genel ve özel bütçelerle idare edilen daireler ve belediyelerle sermayesinin tamamı Devlete veya belediyeler veya Özel idarelere ait kuruluşlar arasındaki uyuşmazlıkların da 3533 sayılı Kanuna göre çözümleneceği düzenlenmiştir.
    Ayrıca, 6200 sayılı Kanunla DSİ Genel Müdürlüğüne verilen görev ve yetkilerin aşılarak diğer kamu kuruluşlarının görev alanlarını da etkiler biçimde genel mahiyette inhisar getirici hükümler içermektedir.
    Diğer kamu kuruluşlarına verilen yetki ve görevlerin sınır kabul edilerek tasarı taslağının daha dar bir alanda düzenleme getirmesi sağlanmalıdır.











    Taslak Maddesi Görüş ve Değerlendirme
    Tanımlar
    MADDE 2- (1) Bu Kanunun uygulanmasında;
    Su Kaynağı: Doğal halde veya düzenlenmiş olsun; baraj-gölet, kaynak, pınar, dere, ırmak, nehir, göl, sel, birikinti drenaj ve kanalizasyon suları gibi bütün yer altı ve yerüstü sularını ifade eder.l0.6.1926 tarihli ve 927 sayılı Sıcak ve Soğuk Maden Sularının İstismarı ile Kaplıcalar Tesisatı Hakkında Kanun hükümlerine konu olan Kaplıca Suları ile Maden Suları bu tanımın dışındadır.
    DSİ : Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nü ifade eder. Tanımlar bölümünde, su kaynağı tanımı karasal suların hemen tamamını kapsamakta olup, denizleri ve gölleri kapsamamaktadır. Bu bölümde, karasal sularla ilgili hemen bütün işlemler ve yetkiler (muhtemelen araştırma yetkiside dâhil) DSİ Genel Müdürlüğü’ne verilmektedir. Malumları olduğu üzere, 4/4/1971 tarihinde yürürlüğe giren 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu ve bunu tadil eden 3288 Sayılı Kanun ile su ürünleri alanındaki tüm yetki ve sorumluluklar Bakanlığımıza verilmiştir. Bu nedenle, yetkili bir kuruluş ve geçerli bir Kanun varken yeni bir kanun tasarısıyla bir başka kuruluş yetkilendirilmemelidir.
    TİGEM GÖRÜŞÜ: Tasarı taslağında, su kaynağı, doğal halde veya düzenlenmiş olsun, baraj, gölet, kaynak, pınar, dere, ırmak, nehir, göl, sel, birikinti drenaj ve kanalizasyon suları gibi bütün yeraltı ve yerüstü suları şeklinde tanımlanmıştır. Bu tanımlama uygulamada sorunlara yol açabilecek bir tanımlamadır. Şöyle ki; hukuk sistemimize göre sular; denizler, akarsular, göller, suni olarak toplanmış sular, kaynaklar ve yeraltı suları olarak bir ayrıma tabi tutulmaktadır. Bu ayrımı genel sular ve özel sular diye yapmak da mümkündür.
    2 nci maddede sayılan ve su kaynağı olarak gösterilen yeraltı ve yerüstü sularının tanımı yapılmamıştır. Bu tanımlamanın yapılması uygun olacaktır. Örneğin; nehir, ırmak, çay, dere gibi sular genel su sayılmalı ve hepsi akarsu tanımı içerisinde yer almalıdır. Aksi durumda hangi suyun nehir, ırmak, dere olduğu tartışması olacaktır. Ayni şekilde birikinti drenajdan, göletten neyin kastedildiği de ayrıntılı tanımlanmalıdır. Uygulamada, toprak yüzeyinde sabit bir yatak üzerinde akan nehirler, ırmaklar ve dereler akarsu üst kavramı altında tanımlanmaktadır.
    Kaynaklar, su kaynağı olarak tanımlanmıştır. Kaynaklar, bir araziden çıkan sulardır. Tanımlar bölümünün uygulamada sorunlara yol açılmaması ve tanım içerisinde yer alan kaynak suyu ile ilgili 167 sayılı Yeraltı Suları hakkında Kanunun 4 ncü maddesinde yer alan kaynak suyu kullanımı arasında çelişki olması nedeniyle bu tanımın düzeltilmesi uygun olacaktır.
    Kapsam
    MADDE 3- (1) Su kaynakları, doğal servetlerden olup, ilgili bulunduğu arzın malik ve zilyedinden bağımsız olarak Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.
    Nitelik
    MADDE 4- (1) Su kaynakları arz’ın mütemmim cüzü değildir. Bir taşınmaza malik olmak veya zilyed bulunmak, taşınmazın altında, üstünde veya civarındaki su kaynakları üzerinde ayni bir hak tesis etmez.
    (2) Şu kadar ki kaynadığı arz’ın sahibi veya zilyedinin, bu taşınmaz için ihtiyaç duyduğu ölçüde kaynak üzerinde kullanma hakkı esastır.
    (3)16.12.1960 tarihli ve 167 sayılı Yeraltı Suları Hakkındaki Kanun hükümleri saklıdır.
    TİGEM GÖRÜŞÜ: Tasarı taslağının, 3 üncü ve 4 üncü maddesinde; su kaynaklarının doğal servetlerden olduğu ve ilgili bulunduğu arz'ın malik ve zilyedinden bağımsız olarak Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu düzenlenmiştir. Tanımda genel su, özel su ayrımı yapılmadığından, su kaynakları olarak belirtilen tüm yeraltı ve yerüstü suları Devletin hüküm ve tasarrufu altında gösterilmiştir.
    Su kaynakları arasında gösterilen kaynak suları Medeni Kanunun 756.maddesinde düzenlenmiş ve bu maddede kaynakların, arazinin bütünleyici parçası olduğu, arazinin mülkiyeti ile kaynak mülkiyetinin kazanılacağı düzenlenmiştir. Tasarı Taslağındaki bu düzenlemenin Medeni Kanun hükümlerine uygun olmadığı düşünülmektedir.
    Ayrıca, Kapsam başlıklı 3 üncü maddede, Kanunun tasarısı taslağının kapsadığı alanlar ve faaliyetlere yer verilmesi gerekmekte olup, taslağın 1 inci maddesi ile birleştirilmesi uygun olacaktır.
    Madde 4 (2)'deki Nitelik bölümünde "... ihtiyaç duyduğu ölçüde…" ibaresi önüne ekolojik denge bozulmamak şartıyla ilavesi yapılmalı, yine Madde 4 (2)'deki Nitelik bölümünde, Kullanım hakkıyla ilgili olarak; 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu'nun Kamu tüzel kişilerine ait istihsal yerlerinin kiralanması ile ilgili Madde 4 - (Değişik: 3/7/2003-4916/21 md.)'de belirtildiği gibi "su ürünleri üretim hakkı; öncelikle o yerde kurulan, üyeleri beş yıldan az olmamak üzere üretim bölgesinde ikamet eden, münhasıran su ürünü üretim ve pazarlaması ile iştigal eden kooperatif, kooperatif birliği veya köy birliklerine başta Çevre ve Orman Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere ilgili bakanlıkların görüşü alınarak, Bakanlığımızca tespit edilecek esaslar dahilinde, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu esaslarına göre, gelirleri kendilerine ait olmak üzere il özel idarelerince kiraya verilir" denilmeli ve/veya bu Kanuna atıfta bulunulmalı. Hatta Madde 4 (3)'de 4/4/1971 tarihli 1380 Sayılı Su Ürünleri Kanunu hükümleri saklıdır şeklinde düzenlenmesi uygun olacaktır.
    Görev yetki ve sorumluluklar
    MADDE 5- (1) Bu Kanun’un 2. maddesinde tanımlanan Su Kaynakları üzerinde kullanımlarla ilgili teknik idare ve tahsis gibi her türlü tasarrufa DSİ yetkilidir.
    (2) Su kaynaklarının kullanılması ile ilgili bir faaliyetin kuruluş kanunlarına göre mahalli veya merkezi kuruluşlardan birinin yetkisinde bulunmuş olmakla beraber mevzi şekilde de olsa, su kaynaklarının kullanımında azami faydanın sağlanması için her kuruluş “Su Bilgi Sistemi”ni kurmak zorundadır. İlgili kuruluş, bu hususu sağlamak için Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün uygun görüşünü alır,
    (3) Her ne suretle ve vasıta ile olursa olsun, su kaynaklarının kullanılması ile ilgili olarak yapılmış, yapılmakta olan yapılacak bütün faaliyetler üzerinde DSİ Genel Müdürlüğü’nün denetleme hakkı mevcut olup, bu haktan sözleşme dahil hiçbir şekilde vazgeçilemez.
    (4) Sınır oluşturan veya sınır aşan sular gibi komşu ülkelerle ortak su kaynakları konusunda; hidroelektrik, hidrolojik, jeolojik, sondaj, harita alımı gibi veri toplamak niteliğinde olan, teknik araştırmalar için; izin ve karar verilmesine Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yetkili olup, diplomatik işlemler Dışişleri Bakanlığı’nca yürütülür.
    (5) Yerüstü ve yeraltı sularının her türlü nitelik ve nicelik açısından tespiti ve korunmasına yönelik olarak veri toplanır, veriler kurulacak su kaynakları bilgi sisteminde değerlendirilir, Su kaynaklarının sicillerinin tutulması DSİ Genel Müdürlüğünce yapılır.

    Madde 5 (l)'de Görev, Yetki ve Sorumluluklar bölümünde "Bu Kanunun 2. maddesinde tanımlanan su kaynaklan üzerinde kullanımlarla ilgili teknik, idarece tahsis gibi her türlü tasarrufa DSİ yetkilidir" denilmektedir. 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu ve bunu tadil eden 3288 Sayılı Kanun ile su ürünleri alanındaki tüm yetki ve sorumluluklar Bakanlığımıza verilmiş olup, yetkili bir kuruluş ve geçerli bir Kanun varken yeni bir kanun ile bir başka kuruluş yetkilendirilmemelidir. Madde 5 (4)’de, sınır oluşturan veya sınır aşan sularla İlgili DSİ Genel Müdürlüğü ve bağlı Bakanlığını ilgilendiren konularda veri toplaması ve değerlendirilmesi uygun olmakla birlikte, bu suları su ürünleri yetiştiriciliği, araştırma ve üretim amaçlarıyla kullanımı gibi su ürünleri faaliyetleriyle ilgili diğer tüm hususlarda yukarıda zikredilen kanun gereği Bakanlığımız yetkilidir.
    5 nci maddesinin (5) nci fıkrasında, yer üstü ve yer altı sularında su kirliliği izleme çalışmaları Bakanlığımız tarafından yürütüldüğünden, bu hususta; 1380 Sayılı Su Ürünleri Kanunu ve buna istinaden çıkarılan, Su Ürünleri Yönetmeliğindeki su kirliliği ile ilgili hükümlerin dikkate alınması uygun olacaktır.


    Faydalanma esasları
    MADDE 6- (1) Su kaynaklarından, toplum yararına en uygun düşecek şekilde faydalanma esas olup; suyun kalitesi, mahallinin özelliği, zorunlu ihtiyaçları ve şartları başka türlü bir çözüm yolu gerektirmedikçe kullanma hakkının tesisinde aşağıdaki öncelik sırası uygulanır;
    a) İçme ve kullanma suyu ihtiyaçları,
    b) ,Hayvanlar ve doğal hayat için gerekli su ihtiyaçları,
    c) Tarımsal sulama suyu ihtiyaçları,
    d) Enerji ve sanayi suyu ihtiyaçları,
    e) Ticaret, turizm, taşıma, ulaşım, balıkçılık, avcılık, el sanatları ve sair su ihtiyaçları.
    (2) Şu kadar ki, öncelik sırasında daha önce gelen ekonomik amaçlı bir ihtiyaca ayrılacak miktarda kısılmak suretiyle, birden fazla amaçların gerçekleşeceği mümkün görülüp, su kaynaklarının daha verimli olarak değerlendirilebileceği anlaşıldığı takdirde bu çözüm yolu uygulanır. 16.12.1960 tarih ve 167 sayılı Yeraltı Suları Hakkında Kanun hükümleri saklıdır.



















    Faydalanma esaslarına yönelik hazırlanan bu maddede, öncelik sırasında balıkçılık tanımı su ürünleri yetiştiriciliği ve avcılığı olarak değiştirilmelidir. Ayrıca tarım sektörünün alt dallarından biri olması, su kaynağını tüketmeden kullanması ve insan gıdası olarak üretimde de önemli payının bulunması nedeniyle tarımsal sulama ile aynı sırada (c) bendinde yer alması uygun olacaktır.

    Su bedeli
    MADDE 7- (1) Su Kaynaklarından faydalanan gerçek ve tüzel kişiler kullandıkları suyun bedelini öderler. Kullanılan suyun bedelinin kullanıcılara yansıtılması esasları bu kanun’un yürürlüğe girmesinden itibaren bir yıl içerisinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nca çıkartılacak bir yönetmelikle düzenlenir.
    TİGEM GÖRÜŞÜ: Tasarı taslağında, su bedeli altında yapılan düzenleme, su kaynağı tanımı nedeniyle sorunlara yol açabilecek niteliktedir. Bütün yeraltı ve yerüstü sularını, kaynak, baraj, gölet, pınar, dere, ırmak v.b. olarak nitelendirdikten sonra, Sulama Birliklerinin koordinesi dışında olan, yani kendi mecrasında akan sulardan da bir bedel istenilmesi sonucunu doğuracaktır. Tarımsal üretimde girdi maliyetleri çok fazla olup, birde bu maliyetlere sulama suyu bedelinin ilave edilmesi, kısıtlı imkânlarla faaliyet gösteren küçük çiftçi, bağ ve bahçe sahiplerini etkileyebilecek niteliktedir. Geçmişten beri bu tür sulamalarda ücret alınmaması nedeniyle, getirilmesi düşünülen ücretlendirme sistemine ilişkin durum, küçük tarım işletmelerini ve bunların sahiplerini olumsuz yönde etkileyecektir.
    Ayrıca tarımsal amaçlı sulamada söz konusu suların araziye ulaştırılıp ve kullanılması için ek bir tesis veya sulama yapısı inşa edilmesi durumunda ücret alınması söz konusu ise, bu bedelin tespitinde Bakanlığımızın görüşünün alınması uygun olacaktır.
    Diğer taraftan, Su kaynaklarından faydalanan gerçek ve tüzel kişilerden bedel alınmasına ilişkin bu düzenleme, 19 Temmuz 2003 tarih ve 25173 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4916 sayılı Çeşitli Kanunlarda ve Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 21 ve 22 nci maddeleri ve 1380 sayılı Su Ürünleri Kanununun 4 üncü maddesi ile çelişmektedir. Su ürünleri yetiştiriciliği ve avcılığı açısından su kaynaklarının kullanımından bedel alınmasına yönelik olarak anılan kanunlar çerçevesinde hazırlanan ve 16 Ocak 2006 tarih ve 25348 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “2003/46 sayılı Su Ürünleri Üretim ve yerlerinin Kiraya Verilmesine Dair Tebliğ” ile de çelişmektedir. Ayrıca söz konusu madde, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun 10 ve 26. maddeleri ile de uyumsuz olup, bu maddenin uygulamaya konulmasıyla hangi kanunun ne şekilde uygulanacağı belirsizleşecektir. Bu hükme açıklık getirilmesi Bakanlığımız faaliyetleri açısından büyük önem arz etmektedir.

























    Su kaynaklarının korunması
    MADDE 8- (1) Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, su kaynaklarının gerek fiziksel, kimyasal, biyolojik ve bakteriolojik özelliklerine zararlı olan ve gerekse sağlık, ekonomik, estetik ve turistik değerlerini azaltan şekilde kullanımları, kirlenmeleri ve su miktarının azalmasını önleyici esaslar Çevre ve Orman Bakanlığı ile koordineli bir biçimde tespit edip uygular. Kaynağı kirletenler; kirli atık sularını arıtma tesisi kurmak veya gereken tedbirleri almak suretiyle arıtmakla veya kaynak eski haline getirilinceye kadar yapılacak masrafları karşılamakla yükümlüdür. Kaynağın eski haline dönüşümünde herhangi bir mazeretle işi uzatmak yoluna giden kirleticilerden; ıslah için Devletçe yapılan masraf, kanuni faizi ile tahsil olunur. Zarar ve ziyan tazmin ettirilmesi, faillere diğer cezai müeyyidelerin uygulanmasına mani değildir.
    (2) Kirletenin su kullanıcısı olması halinde uygun bir süre tanınarak arıtma tesisi kurmaları istenir. Bu süre zarfında gerekli işlemleri yapmaktan imtina eden su kullanıcısının su kullanma hakkı iptal edilir.

    Bu madde su kaynaklarının korunmasına yönelik önleyici tedbirlerin sadece Çevre ve Orman Bakanlığı ile birlikte tespit edilip uygulanmasını öngörmekte olup 2872 sayılı Çevre Kanununun 9 uncu maddesinde de belirtildiği üzere alıcı ortam standartlarının Bakanlığımızca belirlenmesi nedeniyle bu maddeye “Tarım ve Köyişleri Bakanlığı” ibaresinin de eklenmesi,
    Aynı maddenin (2) nolu fıkrasına ilişkin olarak, arıtma tesisi kurulamayacak faaliyetler düşünüldüğünde 1. cümlenin sonuna “... veya kirliliği giderici tedbirler ilgili mevzuatlar doğrultusunda aldırılır” ibaresinin eklenmesi,
    Ayrıca, “Kirletenin su kullanıcısı olması halinde uygun bir süre tanınarak arıtma tesisi kurmaları istenir.” Şeklindeki ibarede yer alan uygun süre net bir tanımlama değildir. Bu sürenin kriterlerinin nasıl belirleneceğine açıklık getirilmesi,
    Su kullanma hakkından sonra “.. ilgili kurumun teklifin üzerine” ibaresi konulması,
    uygun olacaktır.


    Su kaynaklarını etkileyen faaliyetler
    MADDE 9- (1) Arkeoloji, madencilik, galeri veya tünel inşaatı, petrol araştırılması ve istihsali, su ürünleri, su sporları gibi nedenlerle yeraltı ve yer üstünde sürdürülen inşaat, tesisat ve işletme işlerinde çalışmaların su kaynakları üzerinde önemli ölçüde olumsuz etki yaptığı veya yapacağının anlaşılması halinde, işi yürüten idare tarafından DSİ Genel Müdürlüğüne haber verilmesi gerekli olup, doğmuş ve doğması olası sakıncalar yüzünden alınacak önlemlerin uygulanması ve çalışmaların buna göre düzenlenmesi şarttır
    Madde 9 (l)'deki Su Kaynaklarını Etkileyen Faktörler bölümünde, ",,su ürünleri..." tabiri su ürünleri yetiştiriciliği şeklinde değiştirilmeli, maddenin sonunda yer alan; sakıncaların giderilmesi açısından alınacak önlemlerin uygulanması ve çalışmaların düzenlenmesi
    ifadesinin, açıklanarak anlaşılır hale getirilmesi,
    Söz konusu madde düzenlenirken, 1380 sayılı Su Ürünleri Kanununda değişiklik yapan 15.05.1986 tarihli ve 19120 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 3288 sayılı Kanunun 7 nci maddesi ve bu Kanuna dayanılarak çıkartılan 10.03.1995 tarihli ve 22223 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Su Ürünleri Yönetmeliğinin 7 nci maddesinin amir hükümlerinin dikkate alınması,
    uygun olacaktır.


    Kanunun uygulanması
    MADDE 15- (1) Bu Kanunun uygulanmasında; diğer kanunlar ile bu Kanun hükümleri arasında uyuşmazlık olması halinde, bu kanun hükümleri esas alınır.

    TİGEM GÖRÜŞÜ: Tasarı taslağının bu maddesi madde gerekçesi ile hukuken çelişmektedir. Bu maddeyle geçmişe yönelik olarak hükümler kaldırılsa bile gerekçesinde belirtildiği gibi bu bir çerçeve kanun ise bundan sonra çıkarılacak daha özel kanunlar bu kanun hükümlerini kaldıracağından bu maddenin uygulanabilirliğini kaybedebileceği düşünülmektedir.
    Bu maddenin tamamen kaldırılması uygun olacaktır.


    Taslağın kendisi,kolay gelsin...
    Müfit Çıkrıkçıoğlu
    İstanbul

    KIYI BALIKCISI


  10. #10
    Moderators limancı66 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    285
    Tecrübe Puanı
    50

    Standart

    abi çok sağol

    teşekkür ederim biraz zorladım budum ama yinede emeğine sağlık bende lingi konu yaptım
    Marmara/1966/Gemlik

    Denize denizden bakmakla karadan bakmak arasındaki farkı bilir misin...

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Eksik tellefon ve emailleri tamamlar mısınız?
    By kenane in forum Balıkçı Barınaklarımız & Balıkçı Koop'lar
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 19.09.10, 01:29
  2. 2/1 numaralı tebliğin deişmiş son şekli
    By ramazan özkaya in forum SUR - KOOP - SU ÜRÜNLERİ KOOPERATİFİ MERKEZ BİRLİĞİ
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 03.09.10, 21:54
  3. Su Ürünleri Yönetmeliği
    By LüFerCi in forum KANUNLAR
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 02.10.09, 14:53
  4. Cevap: 0
    Son Mesaj: 02.10.09, 14:52

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
BALIKCI FORUM