Sayfa 1/2 12 SonSon
12 sonuçtan 1 ile 10 arası

Konu: Tarihimizde Lüferin Yeri

  1. #1
    körfez team

    Standart Tarihimizde Lüferin Yeri

    Marmara bölgesinde avcılığı yapılan, özellikle Boğazlar ile bütünleşmiş olan lüfer balığının, tarihimizde önemli bir yeri vardır. 1900 lü yılların başlarında balık ve balıkçılığa ilişkin araştırmalar yapan Italyan bilgin Ninni, Istanbul daki lüfer avcılığının, balıkların Karadeniz den, Marmara ya geçişinin başladığı günlerde, Silivri de 15 Ağustos ta yapılan şenliklerle başladığını ifade etmektedir. Boğaz boyunca amatör balıkçılar ve birçok Istanbullu bu balığı geçiş mevsimde avlamak için kıyılara koşmasına karşın, yazar en verimli ve bol şekilde avlanmak amacıyla, Boğaz da bir yalıya ihtiyaç olduğunu söylemiştir.

    TarihMarmara bölgesinde avcılığı yapılan, özellikle Boğazlar ile bütünleşmiş olan lüfer balığının, tarihimizde önemli bir yeri vardır. 1900 lü yılların başlarında balık ve balıkçılığa ilişkin araştırmalar yapan Italyan bilgin Ninni, Istanbul daki lüfer avcılığının, balıkların Karadeniz den, Marmara ya geçişinin başladığı günlerde, Silivri de 15 Ağustos ta yapılan şenliklerle başladığını ifade etmektedir. Boğaz boyunca amatör balıkçılar ve birçok Istanbullu bu balığı geçiş mevsimde avlamak için kıyılara koşmasına karşın, yazar en verimli ve bol şekilde avlanmak amacıyla, Boğaz da bir yalıya ihtiyaç olduğunu söylemiştir.

    Tarihimizde Lüferin Yeri

    Sultanlardan, paşalara kadar birçok insan, lüfer avcılığının tutkunu olmuş, geleneksel olan lüfer avcılığı hem edebiyatımızda hem de tarihimizde yer almıştır.

    Eski devlet adamlarından, ünlülerden, lüfer avı meraklıları arasında birçok paşanın yanı sıra Sultan Aziz in de olduğu bilinmektedir. Sultan II. Abdülhamit in de lüfer meraklısı olduğu, kofananın yanaklarından haşlanarak yapılan salatayı masasından eksik etmediği söylenmektedir. Bazıları da lüfer avcılığı için özel gümüş zoka döktürmüşlerdi. O devirlerde, ağzında gümüş zoka ile yakaladığı lüferi, son derece meraklı saray erkânından birine sunan bir balıkçının, bir kese altın ile ödüllendirildiği bilinir. Boğaziçi nde balık tutulurken sandallar arasında neşe içerisinde şiirlerin, okunduğuna ve Türk Sanat Musiki si eserlerinin seslendirildiğine ilişkin bilgiler mevcuttur.

    Meşhur oltacı ve yazar Ali Pasiner, bu meraka ilişkin olarak; Büyükdere de oturan Abraham Paşa nın av sırasında üşümemek için özel bir sandal yaptırdığını söylemekte; bu sandalın üst kısmını camekânla kapattırmış olan Paşa, iç kısmının ambarında da oltasını denize rahatça sallandırmak için etrafı küpeşteli büyük bir delik açtırdığı rivayet edilmektedir.

    Lüfer Balığını Tanıyalım

    Kuzey ve orta Pasifik Okyanusu hariç tüm denizlerde yayılım gösteren lüfer (Pomatomus saltatrix) balığı, kıyılar ve haliçler içersinde göç eden bir tür olup, Türkiye denizlerinde de geniş bir dağılım göstermektedir.

    Lüfer balıkları, vücutları uzun, yanlardan yassı ve pullarla kaplıdır. Üst çene, alt çeneden daha kısadır. Çeneler üzerinde birer sıra, kuvvetli, sivri ve aralıklı, birbirine eşit olmayan dişler bulunur. Bunlar arasında da küçük dişler yer alır. Üst çenede, bu diş serisinin arkasında daha küçük ve zayıf olan ikinci bir diş serisi de bulunur. Ayrıca üst damak (vomer) ve palatin kısımlarında da dişler bulunmaktadır. Dilin ön kısmı düz, arka kısımları ise dişlidir. Balıkla beslenen (pisivor) lüfer balığı için, bu ağız yapısı oldukça önemlidir. Bununla birlikte, lüfer balıkları da; köpekbalıkları, ton balıkları, kılıç balıklarına, genç bireyleri ise bazı deniz kuşlarına yem olabilmektedir. Lüferlerin 12 yıl kadar yaşayabildikleri, 100 cm uzunluk ve 14 kg ağırlığa kadar erişebildikleri bilinmektedir.

    Eski yıllarda Ağustos ayında avlanan balıklara, "koruk lüfer" ve bir tanesi bir kilogramdan fazla gelenlere "sırtıkara" dendiği bilinse de, günümüzde bu isimlendirmeler kullanılmamaktadır.Türkiye de geçmişten günümüze "Dişli" ve "Boğazın Sultanı" olarak anılmakta olan lüfer balığı, büyüklüklerine göre ayrı ayrı isimlendirilmişlerdir: 8-10 cm boyda olanlara Defne Yaprağı, 10-20 cm olanlara Çinekop, 20-25 cm arasında Sarıkanat, 25-30 cm olanlara lüfer, 35-40 cm olanlara kofana denir.

    Lüfer Avcılığı

    Lüferin, Türkiye denizlerinde, değişik av araçları ile avcılığı gerçekleştirilmektedir. Özellikle bahar aylarında, Marmara Denizi nden, Karadeniz e geçişleri esnasında başta alamana takımları olmak üzere, gırgır, uzatma ağı gibi av araçları kullanılarak avcılığı yapılmaktadır. Sonbaharda, balıkların üreme sonrasında, kışı geçirmek ve beslenmek amacıyla, Marmara ve Ege Denizi ne doğru yaptıkları göçte ise, olta takımları öne çıkmaktadır. Lüfer oltası, uzun olta, lüfer çaparisi, hırsızlı zoka, mavruka gibi olta takımları en belirgin olarak kullanılan av araçlarıdır. Canlı yem olarak zargana, istavrit, tirsi ve kolyoz kullanılırken, hamsi ve sardalye, cansız olarak kullanılan yemler arasındadır. Horoz ve hindiden elde edilen beyaz tüyler, lüfer ve çinekop avcılığında kullanılan yemsiz çapari takımlarının vazgeçilmezleridir. Lüfer için, zoka ve kurşun dökülmek üzere hazırlanmış kalıplar bulunmaktadır. Denizlerin sultanı olan bu balığı avlamak zahmetlidir. Fakat, içinde tarif edilmez bir keyif barındırdığı ve bağımlılık oluşturduğu kuşkusuzdur. Sezonunda, 200-250 tekne Çanakkale Boğazı nın akıntısı ile birlikte hafif hafif giderken, teknelerden sarkıtılmış yüzlerce olta bir umutla ve heyecanla bekler lüferleri. Alamana ağları ile yapılan avcılıkta, farklı bir heyecan hüküm sürmektedir. Tekneler gündüz yarış halindedir, lüfer avcılığında. Hem birbirlerini kollar, hem de alttan geçecek olan sultanlara dikerler gözlerini. Teknelerin altında bulunan ve balıkçılar arasında "ayna" tabir edilen camdan bakarak deniz altında, lüferlerin ağır ağır geçişlerini seyretmek insanın kanını dondurur. Başka bir âlemde hisseder insan kendini. Müthiş bir heyecandır!.. Bir tekne aniden ağını denize dökmeye başladığı zaman, teknedeki personelin yanı sıra onları izleyen diğer tekneler de heyecanlanır. Eğer lüfer kazanmışsa bu sefer, diğerleri için gün doğmuştur. Onlar gezmeye başlarlar, o bölgede kaçanları yakalamak için. Kimbilir şans kime gösterecek gülen yüzünü. Bilinmez… Umut üzerine kuruludur balıkçının ekmeği. Tek kelime ile açıklamak mümkündür: "Rasgele". Av sezonu içerisinde birkaç teknedir kazançlı çıkan. Gerisi umuda çalışmıştır günlerce deniz üstünde.

    Avlanan Lüfer miktarı

    Dünyada son elli yıldır en çok avlanma 60.055 ton ile 1983 yılında kaydedilmiştir. 1980 li yıllardan sonra Türkiye balıkçılık sektörünün gelişmesi, tekne boylarının büyümesi, sonar, eko-sounder gibi cihazların balıkçılıkta yer alması ve gırgır takımlarının daha yoğun kullanılması ile birlikte lüfer balığı avcılığı da miktar olarak artış göstermiştir ve 1982 yılında 32.184 tonla en yüksek miktara ulaşmıştır. 2002 yılında yoğun çinekop akımının olduğu Türkiye denizlerindeki avcılık miktarı, 25.000 ton olarak kayıtlara geçmiştir. Karadeniz, Ege Denizi ve Akdeniz de lüfer avcılığı yapan 14 ülke içerisinde, en büyük avcılık Türkiye sularında gerçekleşmektedir. Aşırı avcılığın temel göstergesi, avlanan balıkların yaş ortalamasının düşmesi ve giderek daha küçük balıkların avlanmasıdır. Mevcut lüferin stok miktarının tespiti ile birlikte, maksimum sürdürülebilir ürün miktarının elde edilmesi önemlidir. Nitekim, stok miktarı bilinmeden yönetime ilişkin söylemler afakî olacaktır. Türkiye denizlerinde teknelerin balıkçılık gücünün tespit edilmesiyle birlikte, avlanacak lüferin boy sınırlaması, günlük avlanan balık sayısında sınırlama gibi önlemler kaçınılmazdır. Denizlerimizde, ekonomik değeri tartışılmaz olan bu türün korunması için, stok üzerindeki av baskısının azaltılması büyük önem arz etmektedir.

    Kaynaklar

    1. Akçiçek, E., 2000, Eski Boğaziçi nde Lüfer Avcılığı. Doğu Anadolu Bölgesi, IV. Su Ürünleri Sempozyumu, 28-30 Haziran 2000. Erzurum, (Basılmamış).

    2. Ceyhan, T.,2005, Kuzey Ege ve Marmara Bölgesi nde Kuzey Ege ve Marmara Bölgesi nde Lüfer (Pomatomus saltatrix L. 1766) Balığı Avcılığı ve Bazı Populasyon Özellikleri Üzerine Araştırmalar, Ege Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Doktora Tezi, 107 s.

    3. Deveciyan, K.,1915, Balık ve Balıkçılık. Düyun-i Umumiye-i Osmaniye Varidat-ı Muhassasa Idare-i Merkeziye Matbaası. 24-28 s.

    4. Ninni, E., 1923, Primo Contributo Allo Studio Dei Pesci E Dele Pesca Nelle Acque Dell impero Ottomano. Premiate Officine Grafiche Carlo Ferrari, Venezia, 55-56p. Pasiner, A., 2003, Balık ve Olta. Remzi Kitabevi. 372 s.

    imizde Lüferin Yeri

    Sultanlardan, paşalara kadar birçok insan, lüfer avcılığının tutkunu olmuş, geleneksel olan lüfer avcılığı hem edebiyatımızda hem de tarihimizde yer almıştır.

    Eski devlet adamlarından, ünlülerden, lüfer avı meraklıları arasında birçok paşanın yanı sıra Sultan Aziz in de olduğu bilinmektedir. Sultan II. Abdülhamit in de lüfer meraklısı olduğu, kofananın yanaklarından haşlanarak yapılan salatayı masasından eksik etmediği söylenmektedir. Bazıları da lüfer avcılığı için özel gümüş zoka döktürmüşlerdi. O devirlerde, ağzında gümüş zoka ile yakaladığı lüferi, son derece meraklı saray erkânından birine sunan bir balıkçının, bir kese altın ile ödüllendirildiği bilinir. Boğaziçi nde balık tutulurken sandallar arasında neşe içerisinde şiirlerin, okunduğuna ve Türk Sanat Musiki si eserlerinin seslendirildiğine ilişkin bilgiler mevcuttur.

    Meşhur oltacı ve yazar Ali Pasiner, bu meraka ilişkin olarak; Büyükdere de oturan Abraham Paşa nın av sırasında üşümemek için özel bir sandal yaptırdığını söylemekte; bu sandalın üst kısmını camekânla kapattırmış olan Paşa, iç kısmının ambarında da oltasını denize rahatça sallandırmak için etrafı küpeşteli büyük bir delik açtırdığı rivayet edilmektedir.

    Lüfer Balığını Tanıyalım

    Kuzey ve orta Pasifik Okyanusu hariç tüm denizlerde yayılım gösteren lüfer (Pomatomus saltatrix) balığı, kıyılar ve haliçler içersinde göç eden bir tür olup, Türkiye denizlerinde de geniş bir dağılım göstermektedir.

    Lüfer balıkları, vücutları uzun, yanlardan yassı ve pullarla kaplıdır. Üst çene, alt çeneden daha kısadır. Çeneler üzerinde birer sıra, kuvvetli, sivri ve aralıklı, birbirine eşit olmayan dişler bulunur. Bunlar arasında da küçük dişler yer alır. Üst çenede, bu diş serisinin arkasında daha küçük ve zayıf olan ikinci bir diş serisi de bulunur. Ayrıca üst damak (vomer) ve palatin kısımlarında da dişler bulunmaktadır. Dilin ön kısmı düz, arka kısımları ise dişlidir. Balıkla beslenen (pisivor) lüfer balığı için, bu ağız yapısı oldukça önemlidir. Bununla birlikte, lüfer balıkları da; köpekbalıkları, ton balıkları, kılıç balıklarına, genç bireyleri ise bazı deniz kuşlarına yem olabilmektedir. Lüferlerin 12 yıl kadar yaşayabildikleri, 100 cm uzunluk ve 14 kg ağırlığa kadar erişebildikleri bilinmektedir.

    Eski yıllarda Ağustos ayında avlanan balıklara, "koruk lüfer" ve bir tanesi bir kilogramdan fazla gelenlere "sırtıkara" dendiği bilinse de, günümüzde bu isimlendirmeler kullanılmamaktadır.Türkiye de geçmişten günümüze "Dişli" ve "Boğazın Sultanı" olarak anılmakta olan lüfer balığı, büyüklüklerine göre ayrı ayrı isimlendirilmişlerdir: 8-10 cm boyda olanlara Defne Yaprağı, 10-20 cm olanlara Çinekop, 20-25 cm arasında Sarıkanat, 25-30 cm olanlara lüfer, 35-40 cm olanlara kofana denir.

    Lüfer Avcılığı

    Lüferin, Türkiye denizlerinde, değişik av araçları ile avcılığı gerçekleştirilmektedir. Özellikle bahar aylarında, Marmara Denizi nden, Karadeniz e geçişleri esnasında başta alamana takımları olmak üzere, gırgır, uzatma ağı gibi av araçları kullanılarak avcılığı yapılmaktadır. Sonbaharda, balıkların üreme sonrasında, kışı geçirmek ve beslenmek amacıyla, Marmara ve Ege Denizi ne doğru yaptıkları göçte ise, olta takımları öne çıkmaktadır. Lüfer oltası, uzun olta, lüfer çaparisi, hırsızlı zoka, mavruka gibi olta takımları en belirgin olarak kullanılan av araçlarıdır. Canlı yem olarak zargana, istavrit, tirsi ve kolyoz kullanılırken, hamsi ve sardalye, cansız olarak kullanılan yemler arasındadır. Horoz ve hindiden elde edilen beyaz tüyler, lüfer ve çinekop avcılığında kullanılan yemsiz çapari takımlarının vazgeçilmezleridir. Lüfer için, zoka ve kurşun dökülmek üzere hazırlanmış kalıplar bulunmaktadır. Denizlerin sultanı olan bu balığı avlamak zahmetlidir. Fakat, içinde tarif edilmez bir keyif barındırdığı ve bağımlılık oluşturduğu kuşkusuzdur. Sezonunda, 200-250 tekne Çanakkale Boğazı nın akıntısı ile birlikte hafif hafif giderken, teknelerden sarkıtılmış yüzlerce olta bir umutla ve heyecanla bekler lüferleri. Alamana ağları ile yapılan avcılıkta, farklı bir heyecan hüküm sürmektedir. Tekneler gündüz yarış halindedir, lüfer avcılığında. Hem birbirlerini kollar, hem de alttan geçecek olan sultanlara dikerler gözlerini. Teknelerin altında bulunan ve balıkçılar arasında "ayna" tabir edilen camdan bakarak deniz altında, lüferlerin ağır ağır geçişlerini seyretmek insanın kanını dondurur. Başka bir âlemde hisseder insan kendini. Müthiş bir heyecandır!.. Bir tekne aniden ağını denize dökmeye başladığı zaman, teknedeki personelin yanı sıra onları izleyen diğer tekneler de heyecanlanır. Eğer lüfer kazanmışsa bu sefer, diğerleri için gün doğmuştur. Onlar gezmeye başlarlar, o bölgede kaçanları yakalamak için. Kimbilir şans kime gösterecek gülen yüzünü. Bilinmez… Umut üzerine kuruludur balıkçının ekmeği. Tek kelime ile açıklamak mümkündür: "Rasgele". Av sezonu içerisinde birkaç teknedir kazançlı çıkan. Gerisi umuda çalışmıştır günlerce deniz üstünde.

    Avlanan Lüfer miktarı

    Dünyada son elli yıldır en çok avlanma 60.055 ton ile 1983 yılında kaydedilmiştir. 1980 li yıllardan sonra Türkiye balıkçılık sektörünün gelişmesi, tekne boylarının büyümesi, sonar, eko-sounder gibi cihazların balıkçılıkta yer alması ve gırgır takımlarının daha yoğun kullanılması ile birlikte lüfer balığı avcılığı da miktar olarak artış göstermiştir ve 1982 yılında 32.184 tonla en yüksek miktara ulaşmıştır. 2002 yılında yoğun çinekop akımının olduğu Türkiye denizlerindeki avcılık miktarı, 25.000 ton olarak kayıtlara geçmiştir. Karadeniz, Ege Denizi ve Akdeniz de lüfer avcılığı yapan 14 ülke içerisinde, en büyük avcılık Türkiye sularında gerçekleşmektedir. Aşırı avcılığın temel göstergesi, avlanan balıkların yaş ortalamasının düşmesi ve giderek daha küçük balıkların avlanmasıdır. Mevcut lüferin stok miktarının tespiti ile birlikte, maksimum sürdürülebilir ürün miktarının elde edilmesi önemlidir. Nitekim, stok miktarı bilinmeden yönetime ilişkin söylemler afakî olacaktır. Türkiye denizlerinde teknelerin balıkçılık gücünün tespit edilmesiyle birlikte, avlanacak lüferin boy sınırlaması, günlük avlanan balık sayısında sınırlama gibi önlemler kaçınılmazdır. Denizlerimizde, ekonomik değeri tartışılmaz olan bu türün korunması için, stok üzerindeki av baskısının azaltılması büyük önem arz etmektedir.

    Kaynaklar

    1. Akçiçek, E., 2000, Eski Boğaziçi nde Lüfer Avcılığı. Doğu Anadolu Bölgesi, IV. Su Ürünleri Sempozyumu, 28-30 Haziran 2000. Erzurum, (Basılmamış).

    2. Ceyhan, T.,2005, Kuzey Ege ve Marmara Bölgesi nde Kuzey Ege ve Marmara Bölgesi nde Lüfer (Pomatomus saltatrix L. 1766) Balığı Avcılığı ve Bazı Populasyon Özellikleri Üzerine Araştırmalar, Ege Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Doktora Tezi, 107 s.

    3. Deveciyan, K.,1915, Balık ve Balıkçılık. Düyun-i Umumiye-i Osmaniye Varidat-ı Muhassasa Idare-i Merkeziye Matbaası. 24-28 s.

    4. Ninni, E., 1923, Primo Contributo Allo Studio Dei Pesci E Dele Pesca Nelle Acque Dell impero Ottomano. Premiate Officine Grafiche Carlo Ferrari, Venezia, 55-56p. Pasiner, A., 2003, Balık ve Olta. Remzi Kitabevi. 372 s.

  2. #2
    ___BALIKCI FORUM___ aFaLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Yaş
    56
    Mesajlar
    12.982
    Tecrübe Puanı
    2447
    bunlarda benden arastırma lüfer için paylaşımın için teşekkurler

    Lüfer balığının bahar ve güz dönemi olmak üzere boğazlardan yılda 2 kez geçtiğine işaret eden Doç. Dr. Ali İşmen, lüfer avcılığının olta takımları ve ağlarla yapıldığını belirtti. İşmen, doğal yemle avlanmada yem olarak, hamsi, tirsi, çaça, istavrit, uskumru, kolyoz, izmarit ve zargana gibi balıkların kullandığını sözlerine ekledi172 kilometrelik kıyı şeridine sahip Çanakkale Boğazı’nın beslenme, üreme, kışlama amaçlı göç eden birçok balık türünün geçiş yolu üzerinde bulunduğunu hatırlattı. Bu özelliğiyle boğazın ticari amaçlı avlananlara geçim, sportif avcılık yapanlara ise aktivite imkanı sağladığını vurgulayan İşmen, “Bölge, sadece Çanakkale balıkçısına değil, çevre bölgelerden gelen balıkçılara da bol av ve maddi kazanç elde etme yönünden yardımcı olmaktadır” dedi.
    Lüfer balığının bahar ve güz dönemi olmak üzere boğazlardan yılda 2 kez geçtiğine işaret eden İşmen, şöyle konuştu: “Lüfer balığının agresif beslenme alışkanlığı, onu sportif avcılık yönünden çok popüler yapmıştır. Eti oldukça lezzetlidir. Bu balık, yaygın olarak temiz, yüksek enerji sularında, dalga köpüklü kıyı şeritleri ve kayalık burunlarda bulunur. Genelde mürekkep balığı, karides, yengeç, istavrit, sardalye, izmarit ve gümüş ile görsel olarak beslenir. Sürü halinde avlanırlar, hareket eden her küçük şeye saldırırlar ve genellikle ilk olarak avlarının kuyruğunu ısırır, sonra yutarlar, kusarlar ve tekrar yerler.”

    LÜFER AVLAMA TEKNİKLERİ
    Lüfer avcılığının olta takımları ve ağlarla yapıldığını belirten İşmen, “Olta takımlarıyla avcılık, yapay ve doğal yemlerle yapılır. Doğal yemlerle zokalı sarkıtma, uzun olta, mantarlı dip takımı, zokalı dip bırakması, mavrukalı takım, yemli çapari ve atıp çekme yöntemleriyle gerçekleştirilir. Yapay yemlerle ise kaşık, seğirtme, yünlüler-yüksükler, çapari ve çarpma şeklinde yapılır” dedi.
    Doğal yemle avlanmada yem olarak, hamsi, tirsi, çaça, istavrit, uskumru, kolyoz, izmarit ve zargana gibi balıkların kullandığını belirten İşmen, sözlerini şöyle sürdürdü: “İzmarit, lüferin en sevdiği yemlerdendir. İzmarit yem olarak kullanılacağı zaman pulları temizlenmelidir. Lüfer avlamada en klasik yöntem, zokalı sarkıtma yöntemidir. Bu yöntem genelde geceleri sandaldan yapılır. Avlanılacak yere tercihen gece hava kararmadan gidilir. Yem mutlaka taze olmalıdır. İğnenin uzun saplı olmasında yarar vardır. Kıyıdan avlanmada ise genelde mantarlı dip takımı kullanılır. Özellikle bu yöntem, lüferin sarıkanat veya çinakopu avlamak için koylara girdiği, kıyılara yanaştığı zamanlarda çok etkilidir. Bu, kamışlı makineli takımla kullanılır. Zokalı dip bırakması ise makineli takımla kıyıdan atılır. Yem dibe oturunca oltanın boşluğu alınır, kamış bir desteğe dayatılarak balığın vurması beklenir.”





    Büyük balık küçük balıktan uzun yaşar
    Metabolizması yüksek balık düşük olandan uzun yaşar
    Soğuk sudaki balık sıcak sudakinden uzun yaşar


  3. #3
    ___BALIKCI FORUM___ aFaLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Yaş
    56
    Mesajlar
    12.982
    Tecrübe Puanı
    2447

    Standart

    lüfer tutma zamanı gelsede bıraz heyecan baslasa arkadaşlar az kaldı 2,5 kadar ..





    Büyük balık küçük balıktan uzun yaşar
    Metabolizması yüksek balık düşük olandan uzun yaşar
    Soğuk sudaki balık sıcak sudakinden uzun yaşar


  4. #4
    USTA BALIKÇI
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Yaş
    38
    Mesajlar
    1.344
    Tecrübe Puanı
    231

    Standart

    ahh ahh ben bu lüfer uğruna geçen sezon nerelere gittim tekneyle hergün ama hiç birgünde umduğum gibi av bulamadım. 3-4 sene önce güzel lüfer yakalıyorduk. gece pirçolla ah gidi günler ah her akşam 50- 100 arası. 3 kişi 1 akşamda tam 360 adet yakaladık. ama balık boldu
    BARIŞ AYDOĞAN
    24.05.1981
    K.ÇEKMECE/İST
    AB rh+

    ince misina büyük balık, usta işi

    barisaydogan1981@hotmail.com


    Bende 1 Lira Vardı,
    Sende 1 Lira vardı.
    Paraları değiştirdik yine 1 liramız var.
    Bende 1 bilgi, Sende 1 bilgi vardı.
    Bilgileri değiştirdik, şimdi sende 2 bende 2 bilgi var...
    İşte Paylaşım Ruhu Budur

  5. #5
    Çevre Dostu muratsadioglu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    656
    Tecrübe Puanı
    177

    Lüfer:Balıkların Sultanı..

    Denizlerin sultanı olan bu balığı avlamak zahmetlidir. Fakat, içinde tarif edilmez bir keyif barındırdığı ve bağımlılık oluşturduğu kuşkusuzdur. Sezonunda, 200-250 tekne Çanakkale Boğazı nın akıntısı ile birlikte hafif hafif giderken, teknelerden sarkıtılmış yüzlerce olta bir umutla ve heyecanla bekler lüferleri. Alamana ağları ile yapılan avcılıkta, farklı bir heyecan hüküm sürmektedir. Tekneler gündüz yarış halindedir, lüfer avcılığında. Hem birbirlerini kollar, hem de alttan geçecek olan sultanlara dikerler gözlerini. Teknelerin altında bulunan ve balıkçılar arasında "ayna" tabir edilen camdan bakarak deniz altında, lüferlerin ağır ağır geçişlerini seyretmek insanın kanını dondurur. Başka bir âlemde hisseder insan kendini. Müthiş bir heyecandır!.. Bir tekne aniden ağını denize dökmeye başladığı zaman, teknedeki personelin yanı sıra onları izleyen diğer tekneler de heyecanlanır. Eğer lüfer kazanmışsa bu sefer, diğerleri için gün doğmuştur. Onlar gezmeye başlarlar, o bölgede kaçanları yakalamak için. Kimbilir şans kime gösterecek gülen yüzünü. Bilinmez… Umut üzerine kuruludur balıkçının ekmeği. Tek kelime ile açıklamak mümkündür: "Rasgele". Av sezonu içerisinde birkaç teknedir kazançlı çıkan. Gerisi umuda çalışmıştır günlerce deniz üstünde.
    Anlatıştaki bu güzelliğe bakar mısınız?..Başka dünyalardan,hayal aleminden bahseder gibi..
    ''Denizlerin Sultanı Lüfer'' artık yok..
    Buna neden olan,ihmali olan,önlem almayan,usulsüz avlanan herkes!..Kına yakın artık..
    Nerenize isterseniz..


    Arkadaşlarıma bir sorum var;çevreyi severseniz yanıtlarsınız.
    Soru:Bu tabelalardan binlerce,onbinlercesi,deniz kenarına dikilse de para etmez.Neden Acaba?..



    En son nehir kuruduğunda, en son ağaç kesildiğinde,en son balık tutulduğunda,
    Beyaz adam paranın yenecek birşey olmadığını anlayacak.
    Kızılderili Şef Seattle

  6. #6
    Balıkçı snapper - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Yaş
    46
    Mesajlar
    1.116
    Tecrübe Puanı
    179

    Standart

    bizim burdada kum gibi diyebilirim,ne kadar bol olduguna dair video cekimim vardi u tube acilinca eklemek isterim,evimin kiyisindaki golde kopruden kendi etiyle 5 saniye icinde yakalaniyor,

  7. #7
    Çevre Dostu muratsadioglu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    656
    Tecrübe Puanı
    177

    Standart

    Bahri Kardeşim,
    Soruma cevap lütfen.:)


    Bu tabelalardan binlerce,onbinlercesi,deniz kenarına dikilse de para etmez.Neden Acaba?..


    En son nehir kuruduğunda, en son ağaç kesildiğinde,en son balık tutulduğunda,
    Beyaz adam paranın yenecek birşey olmadığını anlayacak.
    Kızılderili Şef Seattle

  8. #8
    Balıkçı snapper - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Yaş
    46
    Mesajlar
    1.116
    Tecrübe Puanı
    179

    Standart

    Alıntı muratsadioglu Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bahri Kardeşim,
    Soruma cevap lütfen.:)


    Bu tabelalardan binlerce,onbinlercesi,deniz kenarına dikilse de para etmez.Neden Acaba?..

    abi yanina cop bidonuda konulmasi gerekir belediye ler tarafindan,bizim adim basi cop bidonu burda,belediye yede cok gorev dusuyor

  9. #9
    Balıkçı snapper - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Yaş
    46
    Mesajlar
    1.116
    Tecrübe Puanı
    179

    Standart

    Alıntı muratsadioglu Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bahri Kardeşim,
    Soruma cevap lütfen.:)


    Bu tabelalardan binlerce,onbinlercesi,deniz kenarına dikilse de para etmez.Neden Acaba?..

    abi soruyu anlayabilsem cevabini vercemde,tabelayi dikmek icin mi para istemez yoksa dikilince tabelerin masrafi icinmi ben anliyamadim soruyuyoksa para etmez kelimesini fayda etmez anlamindami demek istiyorsunuz,veya binlerce dikilirse cop olarak gecer anlamiylami biraz bulmaca gibi olduda soruyu anlayamadim

  10. #10
    Amatör Balıkçı Ayastefanos balıkçısı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Yaş
    65
    Mesajlar
    95
    Tecrübe Puanı
    22

    Standart

    Denize çöp atan zaten şerefsizdir...



    İbrahim/1954
    Mordoğan\İzmir

Sayfa 1/2 12 SonSon

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
BALIKCI FORUM