TKDK hibeleriyle "Bir mevsim değil her mevsim" su ürünleri

Koordinatörü Şengün ve Kurum Uzmanlarından Su Ürünleri Müh. Atilla Özer '' kültür balıkçılığı, balık işleme sektörü ve bu sektörlere TKDK tarafından sunulan destekler ''konulu bir çalışma gerçekleştirdiler.

Dünyada avcılığı yapılan hayvan gruplarının çoğunluğunu 20000'in üzerinde çeşitliliği ve 650 adet tanınmış balık türü ile su ürünleri oluşturmaktadır. Gıda maddesi olarak balık türlerinin dışında 110 kabuklu, 100 yumuşakça türü de kullanılmaktadır. Su ürünleri, bitkisel ve hayvansal ürünlerin yanında protein, vitamin ve mineral madde açısından gıda olarak önemli bir besin kaynağıdır. Ancak değerli olan bu ürünlerin sağlıklı, kaliteli ve güvenilir olarak iç ve dış pazara sunulması gerekmektedir. Bu ise su ürünlerinin kalite ve sağlık açısından uygun ortamlarda en iyi şekilde avlanması, taşınması işleme ve değerlendirilmesi ile mümkün olmaktadır. Balığın çabuk bozulmasını önlemede dikkat, temizlik ve soğutma çok önemlidir. Soğutma eğer balık yakalandıktan hemen sonra çabuk bir şekilde ve sağlıklı koşullarda yapılıp, balık soğutulmuş olarak saklanabilirse, bozulmayı etkili bir şekilde geciktirir.
Özellikle sağlıklı beslenmedeki öneminden dolayı su ürünlerine olan ilgi dünyada ve ülkemizde gittikçe artmaktadır. Artan ilgiyle birlikte ülkemizdeki su ürünleri işleme sanayisinin geliştirilmesindeki çabaların eskiye oranla artış eğiliminde olduğu görülmektedir. Bugün itibariyle, Türkiye'de su ürünleri isleyen ve pazarlayan 160'ı aşkın firma bulunmaktadır.
Ancak su ürünleri tüketim düzeyimiz kişi başına yılda sadece 7 kg düzeyinde olup, tüketimin kıyı bölgelerde yoğunlaştığı düşünülecek olursa birçok kesimde bu rakamın daha da düşük olduğu malumdur. Bu rakam, Avrupa Birliğinde 24 kg, dünya ortalamasına bakıldığında ise 16 kg'dır. Türkiye'nin su ürünleri tüketiminde dünya ortalamasına ulaşması için mevcut üretimini 2 kat, AB seviyesine ulaşması için ise 3 kat artırması gerekmektedir. Söz konusu olan bu tüketim daha çok taze olarak yapılmakta olup; bunu soğutulmuş ve dondurulmuş balıklar izlemekte; işlenmiş su ürünlerinden ise konserve en tercih edilenler arasında yer almaktadır.
Ülkemizde işlenmiş su ürünlerine olan talep taze ile karşılaştırıldığında oldukça düşük düzeydedir. İşlenmiş su ürünlerinin az tüketilmesinde beslenme alışkanlıklarının yanı sıra soğuk zincirin yeterli olmamasının etkisi büyüktür. Ürün kalitesinin muhafaza edilmesi ve tüketiciye ulaştırılmasında soğuk zincirin kurulması için gerekli destek sağlanamamış; ayrıca su ürünlerinin karaya çıkış yerlerinde de uygun depolama ve daha sonrasında taşıma koşulları temin edilememiştir. Bu durum su ürünlerinin daha çok sahil veya iç su yakınındaki bölgelerde tüketilmesine, kıyıya uzak bölgelerde ise tüketimin az olmasına yol açmaktadır. Oysa sağlıklı beslenme açısından su ürünleri tüketiminin arttırılması ve balıkların her mevsim tüketilmesi gereklidir. Bunun için tüketiciler bilgilendirilmeli, tanıtım ve reklam çalışmaları yapılmalı, düzenli bir fiyat ile her mevsim balık tüketimini sağlamak amacıyla işlenmiş ve dondurulmuş tüketime yönelmek gerekmektedir.
Su ürünleri, gıdanın yapısı nedeniyle çabuk bozulan ürünlerdir. Su içeriğinin yüksek olması mikroorganizmaların çoğalmasına ve canlılıklarını sürdürüp gıdanın kolayca bozulmasına neden olduğu için işleme yöntemleri geliştirilmiştir. Bu yöntemler suyun kurutularak veya tuzlayarak uzaklaştırılması, gıdadaki suyun dondurulması, sirke ve tuz kullanılarak gıdanın pH'ının ayarlanması gibi işlemlerle gıdanın bozulmadan kalması sağlanır. Avlanan veya yetiştirilen su ürünlerinin pazarlanmasında, avlanılan bölgelerden uzaklara taşınmasında bozulmadan kalmasının sağlanması ile işlemenin önemini özetleyebiliriz. Marketlerimizde konserve balık gibi çok uzun zaman gıdanın dayanıklı ve bozulmadan kalması sağlanabilmektedir. Ayrıca surimi adıyla bilinen ekonomik değeri düşük ve pek alıcısı olmayan balık etlerine, yengeç gibi pahalı deniz ürünlerinin aroması katılarak yapılan işleme yoluyla ekonomik değeri yüksek ürünleri daha ucuza yenmesini sağlayan ürünlerde işleme yoluyla yapılmaktadır.
Burdur'da Kültür Balıkçılığı
Burdur ilimiz denize kıyısı olmamasına rağmen iç su yetiştiriciliğinde yüksek potansiyele sahiptir. İlimizde Yapraklı, Karacaören 1, Karacaören 2, Karamanlı baraj gölleri ile Uylupınar, Karataş, Yarışlı, Salda, Çavdır ve Burdur gölü olmak üzere toplam 10 adet göl ve baraj gölü bulunmaktadır. Bunlardan Uylupınar (Gölhisar), Karacaören-I (Bucak), Yapraklı (Gölhisar), Karataş (Karamanlı), Çavdır (Kızıllar) ve Karacaören-2 (Bucak)'da sazan, aynalı sazan, sudak, yayın ve havuz balığı istihsali yapılmaktadır. Burdur Antalya, Denizli, Afyon, Isparta gibi illere komşu olması ve diğer büyük şehirlere yakınlığı ile, bu illere olan gelişmiş karayolu ağı ile ticari avantaj sağlar.
Burdur da, maalesef su ürünleri işleme tesisi mevcut değildir. Fakat şuan için potansiyel teşkil eden iki adet kültür balıkçılığı tesisi mevcuttur. 3 Eylül 2012 tarihinde yapılan çalışmaya göre; İl ve ilçe sınırları dâhilinde havuz balıkçılığı olarak; küçük ve orta ölçekli 23 adet alabalık tesisi, 1 adet sazan tesisi ve 3 adet kuluçkahane mevcuttur. Yıllık toplam 564 ton balık, 40.400 adet yavru, 20.000.000 adet yumurta üretilmektedir. Kafes yetiştiriciliği olarak ise; 43 alabalık tesisi ve 1 adet alabalık-sazan tesisi mevcuttur. Bu tesislerde yıllık 9815 ton alabalık ve 5 ton sazan üretilmektedir.
Bu resme kafes yetiştiriciliği de katıldığında Burdur il ve ilçe sınırları içerisinde yer alan, havuz ve kafes yetiştiriciliği olarak toplamda 70 adet alabalık tesisi ve 1 adet karma sazan tesisi olmak üzere 71 adet tesis mevcuttur. Bu tesislerde yıllık 10.379 ton alabalık, 15 ton sazan, 40.400 adet yavru ve 20.000.000 adet yumurta üretilmektedir.
Tüik'in 2011 verilerine göre Türkiye de yıllık su ürünleri üretimi 188.790 ton dur. Burdur daki üretim bunun % 5,5 ini karşılamaktadır.
Burdur ilinin Antalya gibi turistik bir yöreye yakın olması, İzmir, Ankara gibi büyük pazarlara yakın olması coğrafik olarak avantaj yaratmaktadır. Ayrıca Antalya da hava alanının ve limanın olması, Mersin limanı gibi hinterlandı geniş bir limana yakın olması da işleme sektöründe üretilen ürünlerin, ülke pazarlarına ve uluslararası pazarlara sunulmasında önemlidir.
Su ürünleri işleme sektörünün gelişmesi ile iç kesimlere taze olarak ulaştırılması zor olan su ürünlerinin iç kesimlere daha kolay olarak ulaştırılması sağlanabilir ve böylece insanların daha taze ve raf ömrü daha uzun olan su ürünlerine ulaşması kolaylaşabilir. Yetersiz soğuk zincir koşulları nedeniyle taze su ürünlerinin uygun olmayan şekilde taşınması su ürünlerinin tüketimini ve ticaretini sınırlayan en önemli etkendir. Yapılacak yatırımlarla Burdur'da su ürünleri işleme sektörünün ve soğuk zincir koşullarının gelişmesi su ürünlerinin tüketimini ve ihracatını artıracaktır.
Su Ürünleri İşleme Sektörüne TKDK (Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu) Katkıları
Bu sektörün gelişmesi için kurumuz tarafından sağlanacak olan hibe desteğinin üreticiler tarafından bilinmesinde fayda vardır. Öncelikle tüketiciler bilgilendirilmeli, tanıtım ve reklam çalışmaları yapılmalı, düzenli bir fiyat ile her mevsim balık tüketimini sağlamak amacıyla işlenmiş ve dondurulmuş tüketime yöneltmek gerekmektedir. Bu yapılırken Burdur ilinde yapılan anket çalışmasının sonuçları göz önünde bulundurulmalıdır. İlimizde balık çeşitlerinden daha çok alabalık, diğer su ürünlerinden ise midye, karides ve kalamarın daha çok tercih edildiği anlaşılmıştır. Yapılan çalışmalarda bunlara daha çok vurgu yapılmalıdır.
Araştırmaya katılanlardan balık tüketmeyenlerin; %60.60'ı gibi büyük bir kısmı, kokusundan dolayı tüketmediğini belirtmiştir. Bunu avantaja çevirmek adına, işlenmiş su ürünlerinde kokunun daha az oluşu, çalışmalarda üzerine durulması gereken bir konudur.
Burdur ilinde balık tüketme sıklığı düşük bir orandadır. Her mevsim taze balığın olmayışı bunun nedenlerinden biridir. İşlenmiş su ürünlerinin her mevsim taze bir şekilde tüketiciye ulaşacak olması, bu sorunu çözmede yardımcı olacaktır.
İşleme teknolojisi ile dondurulmuş su ürünleri ve konserve balık tüketiminin ülke oranının üstünde olması, aslında Burdur'da yeterli bir tüketici potansiyeli olduğuna işaret etmektedir.
Burdur'da ki tüketicilerin balığın tüketilmesinde ki tercihlerinde öncelik olarak balığın sağlıklı olmasını gerekçe göstermesi toplumun balık tüketimi konusunda bilinçli olduğunu göstermiştir. Bu durum işleme sektörü ürünlerinin, yeterli tüketicisinin olabileceği noktasında önemlidir. Su ürünleri üreticileri, bu noktayı dikkate alarak işleme tesisi açma konusunda, daha istekli olmalıdır.
Günümüz hastalıklarının başında kanser, kalp-damar hastalıkları, yüksek tansiyon, şeker ve kolesterol gelmektedir. Bu hastalıkların temelinde kalıtsal faktörler dışında beslenme rejiminin önemli yeri vardır. Dünyada balık etinin bu hastalıkları tedavi edici ve koruyuculuğu ile ilgili çalışmalar yapıldığı ve olumlu sonuçların alındığı bildirilmektedir. Balık tüketiminin gerekliliği bu açıdan bakıldığında önemlidir. Tanıtım çalışmalarında bu bilgi paylaşılmalıdır.
Son yıllarda Burdur ilinde alabalık yetiştiriciliği konusunda büyük ilerleme kaydedildiği bilinmekle beraber Burdur ilindeki tüketicilerinin bu duruma göre davranışı dikkate alındığında tüketicilerin tatlı su balıklarından alabalığı yüksek oranda tercih etmesi tüketim kültürünün ve alışkanlığının yetiştiriciliğe paralel artığını göstermektedir. Halktaki bu beslenme yönelimi; işleme tesisleri kurulduğunda, bu tesislerin ürünlerinede zamanla bir eğilim olacağı konusunda ipuçları vermektedir.
Öncelikle kültür balıkçılığının geliştirilmesi TKDK'nın Kültür Balıkçılığı (302-4) tedbiriyle ilgili gerekli tanıtım çalışmalarına öncelik verilerek, küçük ölçekli çiftliklerin, entegre su ürünleri işleme tesisi açabilecek yeterli seviyeye ulaşması sağlanmalıdır.
İlerleyen teknolojiyle birlikte, artık su ürünleri işleme sektörünün gittikçe büyüdüğü ve bu tesislerde, elde edilen ürünlerin uzun süre saklanabildiği ve raf ömrünün uzun olmasının pazarlama alanındaki avantajlarını ortaya çıkardığı bir gerçektir. Ayrıca işlenmiş su ürünlerinden elde edilen karın, işlenmemiş ürünlere göre daha fazla olduğu bilinmektedir.
Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu ve su ürünleri İşleme Sektörü
İl Koordinatörü Şengün yapılan çalışmanın sonun da yaptığı açıklamada ''Tarım ve Kırsal Kalkınmayı destekleme Kurumu İlimizde bu sektörün gelişmesine vermekte olduğu %50 hibe ile katkıda bulunmaktadır. TKDK su ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanmasının geliştirilmesi tedbiri ile bu sektörde yapılacak 50.000 ile 1.500.000 arasındaki yatırımları vermiş olduğu %50 hibe ile desteklemektedir. Destekleme kapsamında en az 100 ton/yıl, en fazla 800 ton/yıl yumuşakça ( ahtapot, kalamar vb. ), çift kabuklu (kum midyesi, kara midye, kıllı midye, istiridye, akivades, kidonya vb.) ve kabuklu ( İstakoz, yengeç, karides vb.) işleme için kurulu üretim kapasitesine sahip işletmeler veya en az 300 ton/yıl, en fazla 1000 ton/yıl su ürünleri ya da kültür balıkçılığı ürünleri (taze, taze dondurulmuş, işlenen tiplerden birinde ya da karışık tiplerde) üretim kapasitesine sahip işletmeler desteklenmektedir. Bu kapsamda su ürünleri işleme tesislerinin modernizasyonu ve/veya genişletilmesi, yeni su ürünleri işleme tesislerinin kurulması, su ürünlerinin soğutulması, işlenmesi, paketlenmesi ve pazarlanması için makine ve ekipman alımı, insan sağlığı, çalışma koşulları, çevrenin korunması ve atık yönetimi ile ilgili Topluluk standartlarına ulaşmaya yönelik ekipman ve tesisler, su ürünlerinin HACCP hijyen koşulları çerçevesinde işlenmesini geliştirmek için plastik kasa alımı (projenin tamamlayıcı bir parçası olarak), Etkili GMP ve ISO 22000 sistemlerinin, kalite güvence sisteminin uygulanması ve izlenebilirlik sisteminin uygulanması, yazılım dahil olmak üzere bilişim teknolojileri sistemleri vb. harcamalar desteklenmektedir.
TKDK tarafından verilen % 50 geri ödemesiz hibeler, proje başvuru sahibi tarafından sunduğu projenin yatırımını gerçekleştirmesinin ardından 3 ay gibi kısa bir süre içerisinde alınabilecektir.'' dedi.


http://www.burdurgazetesi.com/haberl...-urunleri.html





Okunma 47 defa