Ilyas Torlak

13 Mart 2016 · Sarıyer
TÜRK DERİN BALIKÇILIĞI







Balıkçılık sektörü son 20 yılda yaşadığı dikey büyüme nedeni ile içerisinden derin bir yapı çıkartmıştır.
Bu yapı Orkinos avcılı ve semirticiliği, Balık unu ve sanayi ile komisyonculuk sistemi üzerinde yükselmiştir. Bu yapı gerek balıkçılık yönetimi gerekse mali denetim alanında bir boşluk yaratmış kendi yarattığı bu boşluk sayesinde ise 20 yıldır her türlü yasal ve mali kontrolün denetiminin dışında varlığını sürdürmektedir.
Kısaca söylemek gerekirse; balıkçılık rejimimiz açısından oluşmuş üç kara deliğimiz vardır ve arık bu gerçeği görmek, masaya yatırmak ve kalıcı bir önlem almak zorundayız. Eğer bu konuda gereken adımlar atılmaz ve kalıcı bir çözüm sağlanmazsa bu kara delik kendi içine doğru çökecek bu çöküş ile birlikte ortada Türkiye balıkçılığı diye bir şey kalmayacaktır.

Derin Balıkçılık Orkinos avcılığı
Ülkemizde Orkinos balığı bir sanayi ham maddesi olarak algılanmış ve bunun sonucunda da semirtme çiftliklerinin doğal kaynakları olarak görülmüştür. Neredeyse algılarda balık olarak avlanmaktan çıkan Orkinos balığı uzunca bir süredir denizden toplanan canlı kaynak kapsamındadır.
İşte bu canlı kaynak toplayıcılığı sisteminin ihtiyaçları göz önüne alınarak yapılan düzenlemeler Orkinos avcılığında resmi bakışı değiştirmiştir. Bu değişim sonucunda Orkinos avcılığı kendine bir hoş görü alanı bulmuş bu alanı suistimal ederek ülkemizi belki de Akdeniz’in en büyük kaçak avcısı haline getirmiştir. Şüphesiz otoritenin Orkinos avcılığına gösterdiği hoş görünün arkasında bu sektörün yaptığı ihracat yatmaktadır. Unutulmamalıdır ki ihracat yapıyor olmak asla yasa dışı faaliyetlerin görmezden gelinmesinin sebebi olunamaz. Esrar, Eroin, diğer kimyasal uyuşturucular ve benzerleri de önemli yasa dışı ihracat kalemlerindendir. Ülkemize döviz getiriyorlar diye bu ticareti görmezden gelemeyeceğimiz gibi balıkçılıkta da her türden yasa dışılığı görmezden gelmek gibi bir hakkımızdır yoktur. Suç hangi alanda olursa olsun suçtur ve ortada bir yasa varsa uygulanmalıdır.

Orkinos avcılığında bu derin yapı nasıl çıktı?
Bu derin yapının ortaya çıkışının birinci sebebi yukarıda anlattığım bakış açısı ve adil olmayan kota paylaşımıdır. Kota paylaşımı yapılırken yaşanan rezalet bu konuları takip eden herkesin bilgisi dahilinde dir. Yukarıda bahsettiğim sakat bakış açısıyla “çiftliklere ham madde” sağlamak için sadece Gırgır avcılığına izin verilmiş yüz yıldır olta, parakete, uzatma ağları vs. ile avlanan küçük ve orta ölçekli balıkçılar görmezden gelinmiştir. Avcılık gelirlerinde yatay paylaşım yerine sermaye birikimini hedefleyen bu yaklaşımın sonucunda gelirlerde dikey bölünme yaşanmaya başlanmıştır. Mevcut sistemde gelirlerde en büyük pay çiftliklere aksa da çiftlik çiler sayesinde filoya verilen milyon dolarlık borçlar filo da öz kaynağa dayanmayan bir büyümeye sebep olmuştur.
İşte buradan palazlanan avcı gurupları artan kapasiteleri ve güçlenen mali yapıları ile ulusal sulardaki balıkçılıkta filonun kalanına büyük bir üstünlük sağlamış ve kendisi ile rekabet edemez hale getirmiştir. Bu tekneler sahip oldukları donanım ve kapasiteleri sayesinde, Palamut, Lüfer ve Hamsi gibi büyük stoklar oluşturan türlerin avcılığında haksız rekabete sebep olmaktadır. Geçmişte 150-200 motor tarafından paylaşılan av miktarı günümüzde 10-15 motor tarafından paylaşılmaktadır.
Özetlemek gerekirse, Orkinos’tan lotarya geliri alanlar ülke balıkçılığından da pastanın büyük dilimini almaktadırlar.

Çiftlikler yada semirticiler
Bu piramidin tepesini çiftlikler oluşturmaktadır. Güvenilir bir kayıt sisteminin olmadığı, kafes denetimlerinin yapılmadı/yapılamadığı ve günün ihtiyaçlarına cevap veren yasal düzenlemelerin bulunmadığı bu alanda çiftlikler “yağma hasanın böreği” gibi üretim ve ticari faaliyetlerde bulunmaktadır. Günümüzde balıkçılık bürokrasimiz kafeslerdeki balığın gerçek miktarını bilmemektedirler. Beyana dayalı bir sistemimiz vardır ve bu sistem yıllardır suistimal edilmesine rağmen görmezden gelinmektedir.
Yine herkes tarafından bilinmektedir ki İCCAT gözlemciliği bizim ülkemizde ( başka ülkeleri bilmiyorum ) bir işe yaramamaktadır. Resmi otorite son noktada kendi dalış ekiplerini oluşturmalı kafeslere taşınan balığın miktarını kendi tespit etmelidir.
Yasa dışı bir alanda elde edilen mali güç ile ülke balıkçılığının baskı altına alınmasının en önemli sebeplerinde birisi orkinos avcılığı ve semirticiliği sektörüdür ve bu alanda gereken önlemler acilen alınmalıdır.
Gelirler de haksız paylaşıma, bunun bir sonucu olarak haksız rekabete sebep olan kota sitemi yenden masaya yatırılmalı adil ve vicdani bir çözüm bulunmalıdır.
Çağdaş bir ülkede ayrıcalıklı zümreler olamaz üstelik bu ayrıcalıklı zümreler başkalarına zarar veriyor, onları da yası dışılığa itiyor ve bir sistemi batışa doğru sürüklüyorsa hiç olamaz.

Derin Balıkçılık ve Hamsi avcılığı
Dikey büyümenin yaşandığı ve buna bağlı olarak kontrolsüzlüğün geliştiği ikinci kara delik burada oluşmuştur. Bu kara deliğin beslendiği alan Hamsi avcılığına bakıştaki hatalı temel yaklaşımdır. Aynen Orkinos balığında olduğu gibi Hamsi balığı giderek gıda olma işlevini yitirmeye başlamış bir sanayi ham maddesine dönüşmüştür. Sanayinin ham maddeye ihtiyacı vardır ve bu ham maddenin aşırı ucuz olması gerekmektedir. İşte bu noktada derin yapı ortaya çıkmaya başlamıştır. Hammad denin ucuza mal edilmesinin tek yolu vardır. Pazara arzın kapasitenin çok üzerine çıkarılması ve balığın pazarda para etmez hale getirilmesi. Satılamadığı için hallerde denize dökülen balıkları hepimiz hatırlıyoruz işte bu aşamada birileri çıkar ve derki; dökmeyin bana getirin balığı. Kasa parası yok, nakliye yok ben 30-40-50 krş veririm. Filoda dikey büyümeyi besleyen sistem geri beslemeli bir şekilde sanayinin büyümesini beslemekte Hamsi avcılığı gelirlerinde dikey bölüşümü sağlamaktadır.
Yine Orkinos avcılığında olduğu gibi bu alanda da avcı gemileri kapasiteleri ve elektronik donanımlarında da bir dikey büyüme yaşanmış, bazı motorlar sezonda 1000 tonu tamamlayamaz iken filonun küçük bir azınlığını oluşturan tekne gurubu toplam avın neredeyse yarısını yapmaktadır. Orkinos avcılığı ile bir başka benzerlik ise sektörün bu alanında da avcıların sanayiye mali bağımlılığıdır. Balıkçılar sıcak para ihtiyaçlarını fabrikalardan karşılamaktadır ve bu borçlar asla bitmemektedir.
Sanayinin Hamsi avcılığına bir başka olumsuz etkisi ise balıkçılık gelirlerinin çalışanlarla (tayfa) paylaşılmasında ortaya çıkmaktadır. Büyük buzhane kapasitesi olan avcılar ve avcı gurupları balığı buz hanelerine atmakta tayfa payını da fabrika fiyatları üzerinden hesaplamaktadırlar. Buzhaneye atılan 10 kg lik bir kutu hamsi 5 tl fiyat üzerinden satışlara girilmekte bir iki ay sonra aynı balık 30-40-50 tl gibi fiyatlarla pazara sürülmektedir.
Bu sistemin beslendiği en önemli alanlardan bir diğeri ise yine aynen Orkinos avcılığında olduğu gibi kayıt dışılığın önüne geçilememe sidir. Türkiye balıkçılığında rakamlar üzerine konuşmak büyük bir safdilliktir. Bunun farkında olan TUİK resmi kayıtlar yerine anket yöntemi ile istatistik çıkartmaya çalışmakta ama gerçek rakamları yakalama konusunda asla yeterli performansı gösterememektedir. Jurnalini doğru tutmayan birinden anket yoluyla doğru rakamları alacağını ummak nasıl tanımlanır bilmiyorum. Ayrıca, filonun önemli bir kısmı gerçekte tuttuğu miktarı da bilmemektedir...


https://www.facebook.com/groups/257332781035438/permalink/737424693026242/