3 sonuçtan 1 ile 3 arası

Konu: “Türkiye’deki balıkçılığın en az yarısı kayıt dışı”

  1. #1
    __Reis__ basli balikcilik - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2011
    Mesajlar
    843
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart “Türkiye’deki balıkçılığın en az yarısı kayıt dışı”

    İstanbul’da balık 70’lere göre neredeyse bitme durumuna geldi. Sebep kirlilik, aşırı avlanma ve küresel ısınma gibi faktörlere bağlansa da, en büyük suçlu yine aynı: İnsanoğlu... Geçtiğimiz yıl lüfer kampanyası ile gündem yaratan TÜDAV Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk yine uyarıyor: “Marmara bizim yatak odamız. Fakat yatak odamızı lağım çukuruna çevirdik. İstanbul, Bursa, Çanakkale gibi şehirlerin yarısı denize lağım akıtıyor... Böyle kirlenmiş bir denize hangi balık yumurtlayabilir? Akvaryumunuza sürekli pislik atarsanız tüm balıkları yok edersiniz. Müdahale etmezsek Marmara’yı da böyle bir son bekliyor.”

    Marmara ve Karadeniz çok değil yirmi otuz sene önce orkinosla doluydu. 1970’lerde Beykoz’da Denizcilik Lisesi’nde okurken orkinoslar oynaşırdı, öyle çoklardı. Neden mi? Çünkü Orkinosların Tekirdağ, Şarköy, Marmara Adası arasında bir aşk üçgeni vardır. Bu balıklar üremek ve yumurtlamak için binlerce kilometre öteden, Atlantik Okyanusu’ndan gelirler. Orkinosların aşk üçgeni, kravatlarıyla gezenler tarafından darmadağın edildi. Ne yazık ki, bu acı sözler, sıradan bir balıkçıya değil, uzun yıllarını İstanbul Boğazı’na ve balıkları üzerine yaptığı çalışmalara ayıran bir bilimadamına ait... İ.Ü. Su Ürünleri Fak. eski dekanı Prof. Dr. Bayram Öztürk, kendini eski bir Boğaz çocuğu olarak niteliyor. Ve yaşanan değişimi şöyle özetliyor: “İstanbul Boğazı’nda Beykoz Dalyanı’nda atlayan kılıçbalıklarını gördüm. O büyük kılıçbalıkları öyle görüldüğü gibi azametli değildir.
    Ağa girdikten sonra öyle masum hale gelir ve sakinleşir ki, 5 yaşında bir çocuk bile o balığı tutabilir. O azametli balık o dalyandaki ağın içine girdikten sonra o kadar sakin hale gelir. Yalılara vuran orkinosları gördüm. Anadolu Hisarı’ndaki Dere Kahvesi’nde binlerce ton lüfer vardı. Çünkü çok fazla avlanıyordu. O zamanlar 1970’li yıllardaydı. Şimdi aradan 30-35 yıl geçti. Artık dünyanın en pahalı lüfer balığını yiyoruz. Dört adedi bir kilo geliyor. Tanesi 25 liradan, 100 lira geliyor. New York’ta 50 Euro’ya 2 gün karnını doyurursun. Dünyanın en pahalı başkenti Tokyo’da bile 50 Euro’ya lüferden 4 kat lezzetli balık yiyebilirsin.”

    Eskiden Fener balığının yüzüne bakmazlardı, şimdi o bile 15 lira

    İstanbul’da balık fiyatlarının böylesine yükselmesinin ana sebebi pek tabii ki balığın azalması. Resmi rakamlara göre, Marmara gibi küçücük bir havuzda 3 bin balık teknesi var. Değişim rakamlara da yansımış durumda... 1970’li yıllarda uskumru bolken, son 15 yıldır Norveç’ten geliyor. Öztürk, nesli tükenen balıkları şöyle anlatıyor: “Kolyos kalmadı. Şarköy’ün altında bol kalkan balığı olurdu, şimdi eser yok. Beykoz Belediyesi’nin amblemi kalkandır. Beykoz Kalkanı diye bir kalkan vardı, yok oldu. Yeniköy kıyılarında gelincik balığı vardı. Kıyılardan gelincik sepeti atılırdı. Ortaköy’de çalıyla karides yakalarlardı. Anadolu Hisarı’nda istakoz vardı. Kimse kırlangıç balığının yüzüne bakmazdı. Hele bugünkü gibi vatoza bakanlar hiç olmazdı. Şimdi vatoza benzer bir balık olan Fener balığı 15 lira. 20 yıl önce Fener balığının yüzüne bakan yoktu, çünkü balık çoktu ve ucuzdu.”

    Yılda 40 bin ton balık avlanması gerekirken, 80 bin ton avlanıyor

    Bayram Öztürk’e göre Marmara Denizi’nde balığın azalmasının en önemli sebebi aşırı avcılık. Öztürk, Marmara’da yılda 40 bin ton balığın üzerine geçilmemesi görüşünde ısrarlı: “Avcılığın sürdürebilir olması için balık avı 40 binle sınırlanmalı. Oysa ki burada geçen yıl 70-80 bin ton balık avlandı. Böylece o balıklar yavrularıyla birlikte avlanmış oldu. Lüfer kampanyasında 14 cm’lik çinekopu 1 yaşında bile olmadan ve yumurta vermeden öldürdüğümüzü söyledik. Bunun önlemi denetim. Hallerde kayıt altına alınacak. Bugün Türkiye’de balıkçılığın yarısı kayıt altında değil. Gidin Beykoz’da motorlar iskeleye yaklaşıp balık satar. Böylece vergiden de kaçırır, ne kadar balık tuttuğu da belli olmaz.”

    Kaçak avlanan trollerin yeri belli kimse bir şey yapmıyor

    Marmara Denizi’nde 200’ün üzerinde trol var. Ama yasalara göre trol avcılığı hep yasak: “Sahil Güvenlik görevini yapıyor ama herkesin başına bir jandarma dikemezsiniz. 200’ün üzerinde trol var Marmara’da. Bu teknelerin Marmara Denizi’nde olmaması lazım. Bu trol teknelerinin çoğu Bandırma’daki Çakıl Köyü’nde. Trol teknelerinin yeri belli. O tekneler orada ne yapıyor? Kimse müdahale etmiyor. Trol avcılığı balıkçılıkta dibi tarayarak yapıldığı için birincisi balık yumurta ve larvalarını öldürür, ikincisi de balıkların yaşam alanlarını öldürür. Deyim yerindeyse, denizi kürtaj eder. Kaçak trol avcılığı yapılınca, tekir, vatoz, kalkan, pisi ve mezgit gibi dip balıklarının stoklarının azalmaması mümkün değil.”

    Marmara’nın kıyısındaki şehirlerin yüzde 60’ının arıtması yok

    Balıkların tükenmesinde sadece balıkçı değil, endüstri tesisleri ve gemiler de suçlu. Öztürk, Boğazlar’dan yılda 55 bin gemi geçtiğine dikkat çekiyor: “Kolyos ve Uskumru balığının azalmasının sebebi petrol kirliliğidir. Çünkü yumurta petrol tabakasında ölür. Kazalar olmadığı zamanlarda ise geçen gemilerden Marmara Denizi’ne kaçak olarak sintine atıkları bırakılıyor. Bazı zehirli deniz anaları türleri, bu gemilere yapışarak, balans suları ile denizlerimize geliyor. Marmara Denizi’nin etrafındaki endüstri tesisleri atık maddelerini yeterince arıtmıyorlar. Marmara’nın yüzde 60’ında arıtma yok.”

    Balıkların yeniden çoğalması için tek çözüm kota koymak

    Türkiye’de balıkların yeniden çoğalması için tek çözüm kota koymak. Türkiye’de kotalı olan tek balık Orkinos: “Onu da Türk hükümeti değil, uluslararası bir örgüt tüm dünyada kotaya bağladı. O komisyon Türkiye’ye dedi ki, ‘Kardeş sana 500 ton balık veriyorum, 1 ton balık fazlasını avlayamazsın.’ Bizde nesli azalan balıklardan kalkan, kılıç, lüfer, palamut başta geliyor. 2000 yılında 25 bin tondu yıllık avlanan lüfer, 2008’de ise 5 bin ton. Demek ki popülasyonda 5 kat bir azalma var. Marmara Denizi’nde kılıç balığı, kalkan, uskumru, palamut bitti. Gürcistan’dan tonu 250 dolara hamsi ithal etmeye başladık. Ama bu yıl fiyata zam yapacaklarını duydum. Fakat bu 250 dolarla kalmıyor. Bunu bir “business” gibi düşünün. Personel gidiyor, insanlar gidiyor. Bir ticaret oluyor bu ve ucuz balık alınıyor. Bu da balık unu fabrikalarına veya İstanbul’a veriliyor.”

    Hangi ülkeden hangi balıkları yiyoruz?

    Uskumru Norveç
    Orfoz Moritanya
    Istakoz Kanada
    Sardalya Yunanistan
    Kalkan Ukrayna
    Ahtopot Hindistan, Pakistan
    Kalamar Hindistan, Pakistan
    Mercan Yunanistan
    Barbunya Fas ve Moritanya
    Orfoz Senegal ve Moritanya
    Ringa Norveç
    Somon Norveç
    Karides Tayland, Endonezya, Malezya
    Havyar Rusya, Ukrayna, Azerbaycan

    haber eskı ama bilgi için açma gereği duydum

  2. #2
    __Balıkçı Reisi__ byeebyee - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2011
    Mesajlar
    345
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    al direkt başbakana gönder...20-30 sene evvel mezgitin yüzüne bakılmıyordu denize atılıyordu, o da bitecek,,,şimdi iskorpit fener balığı gibi balıklar prim yapıyor..yani şöyle bir 30 40 sene evveline dikkatlice bakarsak o günlerden bu güne gelene kadar denizdeki değişim ws ws ..nerem doğru ki eğriyi konuşalım...saygılar..
    dedelerim de bu sularda avlandı. babam da bu sularda avlanırdı. şimdi ben de bu sularda avlanıyorum. acaba benim çocuklarım da bu sularda avlanabilecek mi?

    Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenmeyen birşey olduğunu anlayacak.

  3. #3
    Moderators MURAT GÜNAY - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2010
    Yaş
    50
    Mesajlar
    1.006
    Tecrübe Puanı
    259

    Standart

    eski trolcular bu kasalanan mezgitleri görünce biz bunları kıç üstünden kürekle denize döküyorduk diyordu şimdi bulupta kasalıyamıyorlar iskorpiti bulana aşkolsun ağ atıyoruz ondada verim yok anlıyacağınız KURUMUŞ vaziyetteyiz rızkını alana ne ala.
    saygılar,
    MURAT GÜNAY
    RUMELİ KAVAĞI-SARIYER
    21/01/1969


Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Balıkçılığımızı bitiren faktörler
    By Burhan Reis in forum SORUNLARIMIZ
    Cevap: 106
    Son Mesaj: 11.12.11, 22:34
  2. Bağlama kütüğü uygulama yönetmeliği
    By Burhan Reis in forum Gerekli Belgeler
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 25.02.11, 02:19
  3. Cevap: 0
    Son Mesaj: 28.09.10, 07:16
  4. Amatör balıkçılık raporu.!!! (M.Zengin)
    By yeşil in forum Balıkçı Kahvesi
    Cevap: 7
    Son Mesaj: 19.05.10, 17:23
  5. bağlama kütüğü uygulaması ve subis uygulamaları
    By ramazan özkaya in forum KANUNLAR
    Cevap: 6
    Son Mesaj: 18.01.10, 20:40

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
BALIKCI FORUM