Ünyenin Balık Kartalları
Denizdeki balığa dalış yapan kartal





Biz Ünyeliler onlara doğan derdik. Yüzmek için kumsala gittiğimizde, yanlarına yaklaşamazdık. Böyle büyük kuşların çocuk kapıp kaçırdıklarını, sonra da parçalayıp yediklerine dair masallar dinlemiştik. Kalabalık gittiğimizde dahi onlar bizden korkmamışlar da rahatsız olmuşlar gibi yavaşça çöker, iki metreyi geçen şahane kanatlarını açar bir sıçrayışta havalanırlardı. Kondukları yerde bıraktıkları pençe izlerini dalgalar silmeden koşar ölçerdik. Bu izlerin, yetişkin bir erkeğin parmakları açılmış durumda olan eli büyüklüğünden bile daha geniş olduğunu söyleyebilirim. Tabakhanedeki dayıma yemek götürdüğüm bir gün, kumsala konmuş doğanları seyrederken havada süzülen bir başkasının kanatlarını toplayarak, Tabakhane deresinin ağzına pike yaptığını hayretle gördüm. Tekerleklerini indirmiş bir uçak gibi bacaklarını göğsüne doğru uzatmış, pençeleri açık, büyük bir hızla deniz yüzeyine indi. Sol pençesini göz açıp kapama süresi kadar bir zaman aralığında suya şiddetle vurdu. Ve hemen havalandı. Yumulmuş tırnakları arasında yarım metre kadar olduğunu sandığım bir balık vardı. Balığı tanıyamadım. O zamanlarda, denizimizde bu irilikte kefaller, Kofanalar, levrekler, kötekler (ak levrek) Palamutlar, tirsiler ve bunların hepsinden bol 30-40 cm. boyunda istavritler vardı. Bu istavritler oluklu kiremitler içinde fırına verilirdi. Bir istavrit üç kişiyi rahatça doyururdu. Daha sonraları bu kocaman balıkları denizden koparıp kaldıran kuşların, Anadolu’da yaşayan yırtıcıların en büyüğü olan doğan ailesinden balık kartalları (pandion haliaetus) olduklarını öğrendim.


Amerika kıtasında yaşayan balık kartalı



(Amerika kıtasında yaşayan balık kartalları Baş ve boyunları beyaz tüylerle kaplı, uzun kuyruk telekleri beyaz, adları kel kartal olan kuşlardır. Ülkemizin Göller Bölgesi’nde yaşayan balık kartalları ise daha küçük, göğüs ve karın tüyleriyle kanatlarındaki bazı telekleri beyaz kuşlardır. Çok azalmakla birlikte halen nesillerini devam ettirmektedirler.)




Göller bölgesinde balık kartallarımız





Havyar dökmek için ya da yunuslardan kaçarak, sığ sulara inen balıkları avlayan kartallara bir zaman sonra ortakçılar türedi. Balıkçılardı bunlar. Büyük balıkları sığ sulara kaçıran yunuslardı balıkçıların hedefi. Balıkçılar, ağları ve tüfekleriyle denize açılıyorlar, vurdukları ve ağla yakaladıkları dost canlısı sevimli yunusları Ünye’ye getirip 7-10 cm kalınlığındaki yağ deposu derilerini kumsalımızda yüzüyorlar; Varillerde kaynatıp eritiyorlar; Özellikle deri sanayiinde kullanılmak üzere satıyorlardı. Kumsala atılan yüzülmüş yunusların çürüyen leşlerinden ve kaynatılan derilerinden öylesine iğrenç bir koku yayılıyordu ki Ünye, yaşanılamaz bir yer haline geliyordu. Kumsalımız, önce aymaz belediye yöneticilerimizle elbirliği yapan balıkçılar, sonra da Dediğim dedik DP iktidarının ileriyi görüşten yoksun: ( denizi doldurarak yol yapın ) emriyle yok olunca, soylu balık kartalları yersiz- yurtsuz kaldılar. Onlar da foklar gibi küstüler Ünye’ye. Çekip gittiler. Görünmez oldular. Ben yıllarca nerede olduklarını araştırdım. Ünye’den Trabzon’a kadar olan sahilde, kartalların konarak denizde balık bekleyeceği büyüklükte içinden ırmak akan kumsal yoktu. Terme, Çarşamba, Samsun ve Sinop’a kadar olan sahilde balık kartallarını tanıyan bir kişi bile çıkmadı. Tam kırk yıl ben onları herkese özlemle anlattım durdum. Bir gün Ankara’ya giderken, Sungurlu yakınlarında, Delicesu kıyısında, çok tanıdık, çok bildik, çok soylu bir duruş sergileyen dostlarımdan birini gördüm. Hemen durdum. Arabayı şarampola indirip dışarı çıktım. Yolu aşarak bir bağa girdim. Omcaların arkasına saklanarak ve sürünerek ona 30 metre kadar yaklaştım. Arkası bana dönük, ırmağı gözetliyor olmasına rağmen beni sezdi. Başını geri döndürerek alev-alev yanan çelik bakışlarını gözlerime dikti. Sonra gene çok bildik bir yavaşlıkla kalkış pozisyonuna geçti. Korkusuz, telaşsız, avını berbat ettiğime sitem edercesine şahane kanatlarını açtı. Hafif bir sıçrayışla havalandı. Irmağın karşı yakasına kadar uçtu. Sonra geniş bir kavis çizerek döndü. Biraz alçaldı. Tam üstümden beni süzerek uçup gitti. Kanatlarının havayı yırtarken çıkardığı huvv-huvv-huvv sesiyle sanki bana veda ediyordu. Sonra bir daha Anadolu’nun Karadeniz sahillerindeki balık kartallarına rastlanılmadı. Onların da nesli tükendi.

9 Haziran 2010 Pazar
İRFAN IŞIK

Kaynak










..............