9 sonuçtan 1 ile 9 arası

Konu: üsküdarın balıkçıları

  1. #1
    _Amatör_ Levent - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Yaş
    46
    Mesajlar
    3.298
    Tecrübe Puanı
    368

    Standart üsküdarın balıkçıları

    Eski Üsküdar'ın itinin, kopuğunun, serserisinin, esrarkeşinin ve meczûbunun dahi bu belde*ye mahsûs bir edebi, nezâketi, hakkāniyet duygusu ve nâmûsu vardı. Önemli bölümü esrar bağımlısı olan balıkçıların ve boş-gezenin-baş-kalfası tâbir edilen kimselerin yurdu, bizim oturduğumuz ve babaannemin babasına izâfeten "Münib Paşa Konağı" diye anılan konağın arkasına tesâdüf eden Balaban semtiydi. Doğancılar Caddesi'nin bitiminde, Üsküdar vapur iskelesine dönüldüğünde, Balaban Baba1 hazîresinin de bulunduğu ufak meydanlıkdan genç ya da yaşlı bir hanımefendi geçecek olsa bütün bu bitirim takımı, bu hanımı, mevcûdiyetleri dolayısıyla dahi rahatsız etmemek için ya yan sokaklara çekilir ya da sigaralarını söndürerek veyâhut da hiç değilse arkalarına sakla*yarak edeben sokağa yan dönerlerdi. Hey gidi günler hey! Üsküdar'da herkes kendine küfüv olanla ülfet eder; diğerlerine karşı ise pür-edeb ve de sahî olurdu.

    Üsküdar balıkçılarının mekânı Balaban semti ve Balaban kahveleriydi. Bunlar her gün Reji binâsı ile Şemsi Paşa (Kuşkonmaz) Câmii2 arasındaki deniz kıyısına çekmiş oldukları dört-çifteli balıkçı kayıklarını denize indirir ve bu câmiin önünde voli çevirirlerdi3. Kürek çeken balıkçılara, oturuş sırasına göre: hamlacı, sıvıryacı, varil mangası ve baş denirdi. Balıkçıların voli çevirmelerinin seyrinin meraklısı çoktu. Bizim konağın üst katından balıkçıların voliye çıktıklarını görür görmez, ağabeyim beni elimden tuttuğu gibi soluğu Kuşkonmaz Câmii rıhtımında alırdık.



    Boğaz'dan geçen balıkların o zamanlardaki bolluğuna bağlı olarak, bâzen, sabahları iki ve ikindi vakti de gene iki kere voli çevrildiği olurdu ki bu da verimli bir günde birkaç ton envâ-i çeşit balık demekti.

    Çocukluğumda Üsküdar balıkçılarının reisi, bizim konağın karşısında 19 kapı numaralı iki katlı ahşap bir evde oturan Sâlih (Çeliksu) Reis idi. Fevkalâde müeddeb bir adamdı. Mahalleye girdiğinde evine vâsıl oluncaya kadar gözlerini yerden yukarı kaldırdığı görülmemişti. Zevcesi Hidâyet hanım ise annemin arkadaşı pek muhterem ve sabırlı bir hanımefendiydi. Oğulları Şükrü ve Fethi ağabeyler babalarının vefâtından sonra bir müddet baba mesleğini sürdürdüyseler de daha sonra şoförlüğü tercih ettilerdi.

    Sâlih Reis kendisine bağlı balıkçı tayfasını aileleriyle birlikte Balaban'da İmân Nâsır Sokağı'nın başında, bugün otopark olarak kullanılan bir yerde barındırırdı. Ağlarını da bizim konağın bahçe duvarının hemen ötesindeki iki dut ağacının arasına kurmuş oldukları kalaslardan çatılmış bir tesisde, kalasların üzerinde kuruturlardı. Bu balıkçılar ağlarını kendileri örer, kendileri tâmir ederlerdi. Yazın voli çevirmek imkânı olmadığından bu sefer de kıyılarda sandallarla, tarlakoz tâbir ettikleri 2 ilâ 3,5 kulaç derinliğindendeki4 ağlarla balık tutarlardı.


    Balıklar Kuşkonmaz Camii'nin rıhtımına çıkarılınca, balıkçılar önce aralarında bir ağırlık tahmini yaparlardı. Bir volide bir, hattâ birbuçuk ton balık çıktığı vâkı' idi. Mevsimine göre her cins balık çıkardı. Bunlar genellikle: uskumru, istavrit, izmarit, sardalya, çinekop, kefal, levrek, sinarit, mezgit, kaya balığı, palamut, barbunya, karagöz olurdu. Nâdirattan olmak üzere kırlangıç, dil balığı, zargana, vatos, yengeç, iskorpit, trakunya, ahtapot, mürekkep balığı, torik, köpekbalığı yavrusu ve keler dahi çıkardı. Ağdan çıkarılan vatoslar çok çırpınırlardı. Bunların ince uzun kuyruklarının darbeleri fevkalâde kuvvetli ve tehlikeli olurdu. Böyle bir darbe yemekten balıkçılar bile korkardı.


    Voli genellikle 6-7 kulaç derinliğindeki bir ağ aracılığıyla çevrilirdi. Ama senede yalnızca birkaç gün ve o da lodos havada, balığın özellikle pek bol olduğu günlerde 18 arşınlık ağ kullanılırdı. Bu ağı çekmek için Sâlih Reis'in tayfasının gücü yetmezdi. Hem gerekli bilek gücünü sağlamak üzere adam celbetmek ve hem de bu istisnaî volilere bir coşku katmak için Selâmsız'dan celbedilen çingeneler balıkçı kayıklarının burnunda yer alır; davul, dümbelek ve kırnata ile epeyi şamata kopararak Üsküdar ahâlisinin Kuşkonmaz Câmii rıhtımına akmasını temin ederlerdi. Böylece ağı çekmek için yeterince adam toplanmış olurdu. Ağı çekerken dâvûdî sesli bir çığırtkan milleti coşturmak için: "Olsaydı şimdi" diye bağırır; buna bütün hâzırun "Hey Allāh!" diye karşılık verirdi. Çığırtkan: "Bir baba hindi" diye devâm eder, hâzırûn: "Hey Allāh!" diye nakaratı yapıştırırdı. "Pilâv da zerde" gene hâzırûnun "Hey Allāh!" nakaratına mazhar olur; "Kaşık da nerde?" ve gene "Hey Allāh!". Arkasından: "Aman da kozma", gene "Hey Allāh!" ve akabinde "Ayakları bozma!" ve gene hâzırûnun cevâbı olarak "Hey Allāh!" gelirdi.


    Bu safhadan sonra neş'e artar ve, aynı minvâl üzere her seferinde gene hâzırûnun "Hey Allāh!" nakaratının araya girmesiyle, karşılıklı atışmalar, dokundurmalar gırla gider ve voli neş'e, dostluk ve muhabbet içinde son bulur; balıklar rıhtıma alınmış olurdu.


    Her voliden sonra balıkçıların dükkânlar, lokantalar ve Balıkhâne5 için ayırdıkları balık*lar çeşitli çevalyelere6 dizilir; geri kalanların bir kısmını bu temâşâda hazır bulunmuş olanlardan isteyenlere ucuz bir fiyatla satılır ve bir kısmı da, bütün Üsküdarlıların içine işlemiş olan "Üsküdar Sehâveti" gereği, oraya toplanmış olan fakir fukarânın peştemallarına7 "Allāh rızâsı için" doldurulurdu.

    Çocukluğumda Boğaziçi ve Marmara Denizi o kadar temizdi ki istisnâsız bütün vapur iskelelerinin önünde denizin dibi pırıl pırıl görünürdü. Hattâ Kuşkonmaz Câmii'nin rıhtımının altında, denizin içinde kalan bir kovuğa sığınmış baba, ana ve bir çocuktan müteşekkil bir fok balığı ailesi bile vardı. Bir müddet sonra, herhâlde tedrîcen artan kirlilikten tedirgin oldular ki ortadan kayboldulardı.

    Ne yazıktır ki eski Üsküdar'ın voli çeviren balıkçılarının o mutantan nidâları yerini artık: orkinos yavrularını torik, sarıkanatı lüfer, vonosu uskumru ve Norveç'den ithâl liparileri de palamut zanneden ve onları bu isimler altında satan echel-i cühelâ, nev-zuhur [balıkçı değil] "balık satıcıları"nın ısrarlı ve sulu çığırtkanlığına terketmiş bulunmaktadır.


    Gençliğimde, bırakınız balıkçıları, Üsküdar ahâlisi de yalnızca balıkları tanımakla kalmaz bunların büyüklüklerine göre aldıkları isimleri de bilirlerdi. Meselâ, küçük boydan büyük boya doğru olmak üzere, lüfer türünün: 1) defne, 2) çinekop, 3) kaba çinekop, 4) sarıkanat, 5) koruk lüferi, 6) lüfer, 7) kofana; palamut türünün: 1) palamut vonosu, 2) kestâne ya da çingene palamudu, 3) palamut, 4) zindandelen, 5) torik, 6) sivri, 7) altıparmak; ve uskumru türünün de: 1) vonos, 2) uskumru, 3) lipari diye sınıflandırıldığını Üsküdar'ın bacaksız veledleri bile bilirdi.


    Büyük ve zengin bir balıkçılık geçmişi olan Üsküdar'da bugün, ne yazıktır ki, balıkçı kalmamıştır. Meslek bilgisine ve nâmûsuna sâhip "balık satıcıları"nın azlığı ise insânı iyiden iyiye üzmektedir. Bir zamanlar Üsküdar çarşısının dürüstlük ve efendilik timsâli Badi Fehmi'nin ve Râsim ile oğullarının tavrına sâhip ne kadar az "balık satıcısı" kimse kaldı Üsküdar'da! Çocukluğumda ve gençliğimde Üsküdar balıkçıları arasında, balıkları tâze imiş gibi göstermek üzere galsamelerini kırmızı boya ile boyamak ya da sergilenen balıkları deniz suyundan başka bir suyla (kuyu ya da musluk suyu ile) nemlendirmeğe kalkışmak kabûlü aslā mümkün olmayan bir sahtekârlık olarak telâkki edilir ve bu kabil kimseler Üsküdar çarşısında artık tutunamazlardı. Şimdilerde buna riâyet edenler ne kadar da azaldı!














    2000 yılında, Karacaoğlan sokağında, orkinos yavrusunu torik diye halka gagalayan8 bir balık satıcısının bu yanlışını düzeltmek istediğimde, kendisinden: "Aman be beybaba! Amma da tatava ediyorsun. Millet bunu böyle yutuyor. Tasası sana mı düştü?" diye pek zârif(!) bir cevap aldımdı.

    Birkaç senedenberidir de Üsküdar'da Eminönü'ye kalkan dolmuş motorlarının yanındaki rıhtımda mekân tutmuş olan balık satıcılarının bir kısmı Norveç'den ithâl edilen dondurulmuş "lipari"leri, yâni azman uskumruları, "Palamut" ve hattâ "Tâze Şile Palamudu"etiketleriyle teşhir etmekte ve kulak tırmalayan bir çığırtkanlıkla reklâm edip halka gagalamaktadırlar. Bunlarla kendi çapımda mücâdele ettim durdum. Kendilerine takdîm ettiğim bütün izâhatlara rağmen aldığım cevap: "Sen keyfine bak Efendi Baba! Halk bunu palamut diye biliyor; palamut diye alıyor" oldu. Bu durum, bu esnaftaki meslek ahlâkı zaafını bütün açıklığıyla ortaya koymaktadır.


    Söz konusu balık satıcılarının bu konuda bilgisiz dahi olsa halka, saffetinden istifâdeye kalkarak, kasden yanlış ve yanıltıcı bilgi vermelerindeki ısrarlarını hüsnüniyetle bağdaştırmak mümkün değildir
    . Ayrıca lipari'nin ille de palamut diye takdîm edilmesi kabûl edilmesi mümkün olmayan bir kültür tahrîbâtına yol açacak potansiyeldedir.


    Hâlbuki Türk Ticâret Kānûnu'nun 56. maddesi: " Haksız rekābet: aldatıcı hareket veyâ hüsnüniyet kāidelerine aykırı sâir sûretlerle iktisâdî rekābetin her türlü suistimalidir" demekte ve hüsnüniyet kāidelerine aykırı hareketleri: "Kendi şahsî durumu, emtiası, iş mahsûlleri, ticarî faaliyeti veya ticarî işleri hakkında yanlış veyâ yanıltıcı mâlûmat vermek ..." olarak tanımlamakta ; 64. madde uyarınca da: " Kendi icap ve tekliflerinin rakiplerininkine tercih edilmesi için şahsi durumu, emtiası, iş mahsulleri, ticari faaliyeti ve işleri hakkında kasten yanlış veya yanıltıcı mâlûmat verenler"in " cezâ mahkemesince bir aydan bir yıla kadar hapis veya beşyüz liradan on bin liraya kadar ağır para cezâsiyle veyâ her ikisiyle birlikte cezalandırılmasını" öngörmektedir.


    Ayrıca Türk Cezâ Kānûnu'nun 548. maddesi de: "Her kim, umûmî bir mahalde yahut umûma açık yerlerde yalan uydurarak başkasını zarara sokacak veyâ halkın huzurunu bozacak suretlerle saffetinden istifâdeye kalkarsa bir aydan aşağı olmamak üzere hafif hapis cezâsıyle mahkûm edilir" demektedir.


    Ben kültürüne sâhip çıkmayı şiâr edinmiş eski bir Üsküdarlı olarak bir süre bu balıkçı(!) tâifesini, uğradığım hakāretâmiz ve umursamaz davranış biçimlerine rağmen, uyarıp durdum. Hiçbir sonuç alamadım. Bundan sonra atılması gereken adımların Üsküdar Belediye Başkanlığı'nın görevi olduğuna inanıyorum.








  2. #2
    Meraklı
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Mesajlar
    34
    Tecrübe Puanı
    15

    Standart

    Ne güzel yazmışsınız. Bizlere eski İstanbul nostaljisini yaşattınız. Gönlünüze sağlık. Noktasına, virgülüne kadar katılıyorum size. Ne oldu da bu kadar kısa bir sürede herşey bu kadar değişti. Bir türlü anlayabilmiş değilim. Eskiden yolda bulunan para bile haram kabul edip sahibini bulunamasa bir camiye teslim edilirdi. Şimdi para için insanlar birbirini boğazlıyor. Pos bıyıklı komser amcalar vardı. Bir kabahat işlersen nasihat eder ve ailene teslim edelerdi. Zaten öyle çok büyük suçlarda pek işlenmezdi. Ya şimdi... Şimdi yolsuzluk, hırsızlık, gasp, tecavüz aldı başını yürüdü... Mahallede herkez birbirini tanırdı komşuluk ilişkileri hat safhadaydı. Şimdi aynı katta oturan insanlar birbirini tanımıyor. İnsanlar birbirinden çekiniyor. Sokaklar emniyetliydi. Akşama kadar çocuk sesleriyle yankılanırdı sokaklar. Şimdi büyükler için bile riskli. Ahlaki seviye yerlerde şimdi. Eskiden gençlerin ilkeleri, davaları vardı. Şimdi yetişen genç nesil o kadar amaçsız, gayesiz ki. Bir yerlerde hata yapıldı. Ama nerede?

  3. #3
    Balıkçı Adayı yalçın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Yaş
    56
    Mesajlar
    160
    Tecrübe Puanı
    26

    Standart

    klavyenize sağlık çok güzel yazmışınız.bir solukta okudum. İnşaallah bir gün kanun koyucular bu kanunların uygalamasınıda yaptırmayı becerebilirler.AMİİİİİN
    YALÇIN TUNÇBİLEK YAŞ:46
    MESLEK:İNŞ MÜH. A RH (+)

  4. #4
    _Amatör_ Levent - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Yaş
    46
    Mesajlar
    3.298
    Tecrübe Puanı
    368

    Standart

    Bu yazı Prof.Dr.Ahmed Yüksel Özemre den alıntıdır.Yazının sonunda yazarını ekledim diye düşünmüştüm,şimdi farkettim.Özür dilerim.

  5. #5
    Balıkçı Adayı yalçın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Yaş
    56
    Mesajlar
    160
    Tecrübe Puanı
    26

    Standart

    Yinede güzeldi paylaşım için teşekkürler.
    YALÇIN TUNÇBİLEK YAŞ:46
    MESLEK:İNŞ MÜH. A RH (+)

  6. #6
    Vıp üye İhtiyar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar
    4.641
    Tecrübe Puanı
    958

    Standart

    Çok güzel bir yazı.

    Yazıda balıkçılık açısından yanlış telakki edilebilecek birçok nokta veya bilgi var ama yazanın balıkçı olmadığını, yazıyı hatırat kabilinden kaleme aldığını düşününce mesele kalmıyor.
    Yine de bilmeyenler yanlış öğrenmesin diye aklımda kalanları yazayım.

    Lipari, boy sıralamasına göre uskumrunun büyüğü değildir, çiroz zamanında(ilkbaharda) belki yumurta dökememiş, iri, yağlı uskumrulara verilen addır.

    Volide, levrek, sinarit, palamut çıkmaz, nadirattan dediği balıklardan, iskorpit, trakonya, dil, pisi, yengeç, merada varsa çıkar, nadir sayılmaz.
    Aslında voli; tekir, hamsi, sardalya, uskumru gibi balıklara çevrilir, arada istavrit, ve dip balıkları da hedefte olmadığı halde çıkar.
    Kefal ve istavrit, ağı eller, kıyıya gelir ve voli yüksek yere çekiliyorsa altından çıkar gider, istavrit bazen de ağdan çıkmak ister o zaman saplı vurur(manyatın kolu uzatma ağı gibi olur).
    Tarlakoz, manyatın küçüğüdür, onunla da yapılan iş, voli çevirmektir.

    Sarıkanatı lüfer diye satıyorlarsa öper başıma koyarım, tirsiyi ada lüferi diye satıyorlar.

    Bakırköy'de de bir balıkçı bana kayabalıklarını kum levreği diye satmaya kalmıştı da sonra milletin içinde bütün balıkları başka adlarla satarak milleti kandırdığını ima edince pişman olmuştu.
    Ne demişler, her kuşun eti yenmez.

    Üsküdar'da bir gün, beş liraya kolyoz var, tabii üzerinde uskumru yazıyor, neyse canım çekti, bundan ne güzel yaprak çıkarılıp tava yapılır diye bana iki kilo kolyoz versene dedim.
    Tezgahta, etiketinde kolyoz yazan balık yok ama herhalde kıyak olsun diye uskumrulardan!!! verdi.
    Sonra baktım, her balığa bir ad uydurmuş, ufak tirsileri çinekop diye satıyor, o da 4-5 YL filan.

    Dedim ki neden, helal paranı haram yapıp da yiyorsun?
    Belki bu laf canını acıtır da kendini düzeltir sanıyorum, ama nerede, pişkin pişkin, ne var yani, bu fiyata çinekop mu olur, herkes bilerek alıyor dedi.
    E! herkes biliyorsa niye çinekop yazdın?...
    ...

    Kellim kellim, la yenfa'.

    Söyle söyle, faydası yok.


    Aldatmak içimize işlemiş.

    Sorsan müslümanım der, İslamın Peygamberi de sav. aldatan bizden değildir buyurmuş.

    Allah hepimizi aldatmaktan ve aldanmaktan korusun.
    Herkes, ne yaparsa kendisine yapar.

    M.Mahir Ersin
    İstanbul 1945

  7. #7
    _Amatör_ Levent - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Yaş
    46
    Mesajlar
    3.298
    Tecrübe Puanı
    368

    Standart

    Mahir abi düzeltmeler ve ilaveler için teşekkürler.Eline sağlık.

  8. #8
    __BALIKCI__ Emre Malkoçoğlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2009
    Mesajlar
    840
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    paylaşım güzel
    teşekkürler :)
    Emre Malkoçoğlu / Samsun

    Samsun Su Ürünleri Kooparatifleri Merkez Birliği.
    www.malkocoglubalikcilik.com.tr
    info@malkocoglubalikcilik.com.tr


  9. #9
    _Amatör_ Levent - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Yaş
    46
    Mesajlar
    3.298
    Tecrübe Puanı
    368

    Standart

    Teşekkürler..........

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Balıkçıları bekleyen ÖTROFİKASYON
    By Hıcaz in forum Güncel Deniz Haberleri
    Cevap: 3
    Son Mesaj: 20.08.09, 12:23
  2. Modern Türkiye'nin Balıkçıları
    By Hıcaz in forum Güncel Deniz Haberleri
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 07.05.09, 09:27
  3. Modern Türkiye'nin Balıkçıları
    By BEYAZ MARTI in forum Güncel Deniz Haberleri
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 23.04.09, 19:49
  4. Modern Türkiye'nin Balıkçıları
    By denizkurdu85 in forum Güncel Deniz Haberleri
    Cevap: 2
    Son Mesaj: 23.04.09, 08:44
  5. Modern Türkiye'nin Balıkçıları
    By denizkurdu85 in forum Güncel Deniz Haberleri
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 22.04.09, 21:20

Bu Konudaki Etiketler

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
BALIKCI FORUM