7 sonuçtan 1 ile 7 arası

Konu: Yağmur Sonrası Denizlerimiz

  1. #1
    Reİs Burhan Reis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Yaş
    60
    Mesajlar
    5.697
    Tecrübe Puanı
    934

    Standart Yağmur Sonrası Denizlerimiz



    Yağmur sonrası Zonguldak limanının hali


    Eklenti 5839Eklenti 5840

    Eklenti 5841Eklenti 5842

    Eklenti 5843Eklenti 5844

    Eklenti 5845Eklenti 5846

    Eklenti 5847

    Denizlerimizi temiz tutsak ne olur karasal kirleticileri önleyemedikten sonra.


    Foto Kaynak
    ><((((º>`·.¸¸.·´`·.¸¸.-> BALIKÇI FORUM <-.¸¸.·`´·.¸¸.·`<º))))><

  2. #2
    _Amatör_ Levent - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Yaş
    46
    Mesajlar
    3.298
    Tecrübe Puanı
    368

    Standart

    Diyecek bişey bulamadım.

  3. #3
    Balıkçı Bakirkoylu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Mesajlar
    388
    Tecrübe Puanı
    68

    Standart

    Yağmur sonrası ayamama sayesinde bizim merada ağ atılamayacak hale getiriyor.. bilinçsiz duyarsız insanlar ellerindeki çöpleri çöp tenekeleri değilde derelere atarlarsa bu sonuçlar kaçınılmaz olur..
    KARIŞMA SEN 17 00 D 1465

  4. #4
    __BALIKCI FORUM__ özgürdeniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Yaş
    57
    Mesajlar
    5.203
    Tecrübe Puanı
    0

    Standart

    Zonguldak olması gerekiyor oranın ve yılların sorunu,nedense hiç ilgilenen yok.
    Müfit Çıkrıkçıoğlu
    İstanbul

    KIYI BALIKCISI


  5. #5
    ___BALIKCI FORUM___ aFaLa - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Yaş
    56
    Mesajlar
    12.966
    Tecrübe Puanı
    2445

    Standart

    gerçekten vahim bir olay insan oğlu ne bulduğsa her seyi atıyorlar denize akarsuya dereye ...





    Büyük balık küçük balıktan uzun yaşar
    Metabolizması yüksek balık düşük olandan uzun yaşar
    Soğuk sudaki balık sıcak sudakinden uzun yaşar


  6. #6
    Balıkçı Adayı
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    169
    Tecrübe Puanı
    27

    Standart

    Yağmur sonrası İzmir'de şöyle bir vapura binin, bu fotoğrafları aratmaz :(

  7. #7
    Reİs Burhan Reis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2009
    Yaş
    60
    Mesajlar
    5.697
    Tecrübe Puanı
    934

    Standart

    Denizlerimizi kırleten kaynakların başında kanalizasyon atıkları,fabrika atıkları,ve dereler geliyor.Bu karasal kirleticilere biran evvel önlem alınması gerekir.
    Denize kıyısı olan 28 ilde toplam 1257 belediyenin 399'unda kanalizasyon şebekesi dahi yok. 1257 belediyenin toplanan yıllık 2 milyar metreküp atık suyunun 537 milyon metreküpü arıtılmadan sulara karışıyor.''Boşalt boşalt boşalt denizlerimiz nereye kadar dayanacak.Bu kirli sularda balıkların üreme şansı bile olmuyor.Deniliyorki balıkları aşırı avlanma sonucu balıkçılar bitirdi.
    Yıllık bazda 537 milyon metreküp atık suyu arıtılmadan denizlere bırakanların hiçmi suçu yok,
    Deniz ve iç sularımız yanlış yapılaşma endüstriyel evsel komşu ülke akarsuların taşıdıkları atıklarla ve yaşanan kazalarla sürekli kirlenmektedir.

    İster sucul kaynaklı olsun isterse karasal kaynaklı olsun kirlenmelerin araştırılmasında tek amaç vardır; o da kirliliğin canlılar veya canlı kaynaklar üzerinde doğrudan ya da dolaylı etkilerinin incelenmesi ve elde edilen sonuçlara göre gerekli önlemleri almaktır.


    Kirlilik Çeşitleri üzerine incelemeler

    * Evsel artıklar;Çöpler arıtılmadan akarsulara denizlere verilen kanalizasyon ve pis su atıkları bu başlık altında toplanabilir
    * Endüstriyel atıklar; (örnek olarak; kimyasal kirleticiler pestisidler zehirli gaz atıkları tozlar)
    * Elektrik üretmek amacıyla kurulan termik nükleer santraller
    * Yanlış yer seçimi nedeniyle tersane çekek liman balıkçı barınakları
    * Erozyon
    * Yanlış sahil dolgu alanları
    * Sanayi tesislerinin dolum boşaltım aktarma alanlarında petrol türevlerinden kaynaklanan kirlenmeler
    * Deniz ve iç su taşıtlarının sintine kirli balast sularından kaynaklanan kirlilikler
    * Gemiler tarafından taşınan balast sularında bulunan yabancı sulara ait canlılar ve kimyasal kirleticiler
    * Ruhsatsız ve yasal olmayan alanlardan kum çekilmesi
    * Kazalar
    * Çarpık kentleşme
    * Aşırı ve bilinçsizce avlanma
    * "GMO" Genetik yapıları değiştirilen ve yayılımcı yabani türler (yosun fito / zooplankton vs.)
    * Üretim çiftlikleri
    * Atmosfer kaynaklı kirlilikler (toz asit yağmurları dümen hava taşıtlarının atıkları vs.)

    Yukarıda sıralamaya çalışan kirlilik nedenleri sucul ekosistem (fauna ve flora'nın) içinde yeralan canlı ve cansız sistemler arasındaki karmaşık ve hassas dengeyi etkilemektedir. Ekosistemin bu denge neticesinde madde döngüsü enerji akışı ve popülasyon denetimi sağlanmaktadır.

    Kirlilikler bu ekolojik dengede hasar meydana getirmektedir. Bu hasarın giderilmesi için biyolojik bilgi birikimi gerekmektedir. Biyologlar kirliliği izlemekte "biyolojik indikatörler" kullanmaktadırlar. Kirleticilerin canlının üzerindeki etkisini subletal ve letal düzeyde incelemek gerekmektedir.

    Petrol türevleri pestisit ve ağır metal gibi kimyasal kirleticiler; sucul canlılarda yarattığı toksik akut kronik ve doğrudan etkilerin yanısıra dolaylı fizyolojik etkileri de olmaktadır. Bu tür kirleticiler canlı kaynakların yumurta larvalarını ve genç bireylerini çok daha fazla etkilemektedir. Canlı kaynakların sürdürülebilir üretimlerinin ve nesillerini devam ettirmeleri tehlikeye girmektedir. Fizyolojik etkileri şöyle sıralayabiliriz; Planktonlarda hücre bölünmesinin gecikmesi ve engellenmesi kabuklularda beslenme alışkanlıklarının değişmesi balıklarda anormal yumurtlama ve yumurtlama dönemlerinin değişmesi kanser tümörlerinin oluşumu vb.

    Sucul türleri tek tek korumak mümkün olmadığından onları habitatları ile birlikte koruma altına almak gerekmektedir. Koruma çalışmalarında türü tür topluluklarını habitatların özelliklerini ekolojik döngüleri tanıyan analiz etme yetkisine sahip meslek guruplarından istifade edilmelidir.

    Globalleşen ve AB'ye üye olma yolundaki Türkiye'de meslek guruplarının sorumlulukları gelişmiş ülke normlarına göre düzenlenmelidir. Günümüzde genetik çeşitliliğin azalması dünyadaki en önemli çevre sorunu olarak değerlendirilmektedir. Denizlerde yaşayan bakterilerden balinalara kadar çeşitli organizmalardan sadece balıklara (ekonomik değeri olanlar nesli tükenmekte olanlar) Deniz kaplumbağlarına ve Deniz memelilerine (foklar balinalar ve yunuslar) toplumumuz duyarlılık göstermektedir. Halbuki besin zinciri düşünüldüğünde bu canlı guruplarına gelinceye kadar bir çok gurup ve binlerce tür vardır.



    Kirliliğin Önlenmesi için Çözüm Önerileri:

    Endemik ve nesli tehlikede türler tespit edilerek yaşam alanları (habitatları) koruma altına alınmalıdır.

    Biyolojik çeşitliliği tehdit eden risk faktörleri ile biyolojik indikatörler belirlenmelidir.

    Sucul fauna ve flora envanter çalışmalarının tamamlanması gerekmektedir.

    Deniz kirliliği ile mücadelede ilgili bakanlık kamu kuruluşu ve meslek örgütleri ile halkın da katılacağı bir organizasyon tarafından acil müdahale ve master programlar hazırlanmalıdır.

    Son derece verimsiz ve deniz kıyılarında bulunan maden sahalarının yarattığı jeolojik biyolojik sorunlar nedeniyle su ürünleri avlanma alanları yok olmakta doğal denge bozulmaktadır. Ruhsatlandırma işlemleri esnasında o bölge için kesinlikle (Çevresel Etki Değerlendirmesi)ÇED istenmelidir. ÇED 'in olumsuz olması halinde bu tür işletmelere ruhsat verilmemelidir. ÇED raporlarının bağımsız örgütler tarafından denetlenmesi sağlanmalıdır.

    Su havzalarına kaçak inşaat yapılması kesinlikle önlenmelidir. Oturma izni ve iskan verilmemeli belediye tarafından bu yerleşim alanlarına hiçbir hizmet götürülmemelidir.

    Yılda 60.000 den fazla geminin geçiş yaptığı Denizlerimizde ve boğazlarımızda gemilerin ve diğer deniz ve içsu taşıtlarının sintine kirli balast sularını boşaltabileceği alanların (Liman Atık Alım Tesisleri) yapılmasına hız verilmelidir.

    Akdeniz Ekosistemine dahil olan ülkemizden yük almak için kara sularına girecek olan açık deniz taşıtlarının denge amacıyla aldıkları balast sularını daha karasularımıza girmeden değiştirmelerinin sağlanması; genetik yapısı değiştirilmiş ve yayılmacı türlerin kendi ekosistemimizi tehdit etmesinin önüne geçmek için bir araçtır.

    İç sularımızda kirlilik uluslararası standartların çok üzerindedir. Bunların önlenebilmesi için Arıtma sistemlerinden ödün verilmemelidir.

    Deniz ve içsulardaki kirlilik envanterlerinin en kısa sürede çıkartılarak kamuoyuna ve ilgili kuruşlara ulaşması sağlanmalı ve bu konudaki projelere mali destek sağlanmalıdır.

    Sucul canlı kaynakları suyu süzerek beslendikleri veya süzerek beslenen canlılarla beslendikleri için kirlilik etkenleri bu canlıların bünyelerinde birikmektedir. (Zehirli kimyasallar-ağır metaller- kanserojenler-).Bu içsularda ve denizlerimizden elde edilen canlı kaynaklardaki kirlenme sınırları sürekli takip edilmeli ve bu sınırların uluslararası sınırları aşması halinde ihracatçı ve tüketiciler uyarılmalıdır

    Ötrofıkasyon ve diğer etkiler sularımızdaki biyolojik zenginliklerimiz üzerinde olumsuz etki yaptığından tür çeşitliliği azaldıkça veya üreme alanları terk edildikçe fırsatçı türler veya başka ekosistemlerden balast suları vasıtasıyla veya başka bir yolla taşınan türler üreyebilecekleri uygun ortamı kolaylıkla bulabilmektedir.

    Deniz taşıt trafiğinin çağdaş düzeyde planlanması ve verilmekte olan kılavuzluk hizmetlerinin kalitesinin yükseltilmesi deniz kazalarını asgariye indirecektir.

    Denizlerimizden geçiş yapacak olan gemilerin uluslararası standartlara uygunluğu denetlenmelidir.

    Deniz kazaları için acil müdahale birlikleri ve planı hazırlanmalıdır. Böylece yetki karmaşası ve karışıklıklar en minimum düzeye inecektir.

    Sağlık Bakanlığına bağlı hudut Sahilleri Genel Müdürlüğünün kontrolündeki sağlık merkezleri günün koşullarına göre dizayn edilmelidir.

    Karasularımızda sefer yapan tüm gemilerin (yerli/yabancı) doğal tarihi kültürel ve ekonomik çevreye verebilecekleri zararların giderilmesi ve tazmini konusunda bu gemilere yasal düzenlemeler gözden geçirilmelidir.
    Kirlenmenin önlenmesi için Ulusal ve uluslararası mevzuatta bir çok yasanın bulunmasına rağmen bu yasaları uygulamada zorluk çekildiği bilinmektedir ve bu yasaların biran evevl uygulanabilirliği hayata geçirilmelidir.. Yetki ve sorumluluk tek bir organizasyonda toplanmalıdır. Uygulayıcı konumunda olan üreticiler ve sivil toplum örgütleri için hizmet içi eğitimler yapılmalıdır.Saygılarımla Rastgele



    ..........
    ><((((º>`·.¸¸.·´`·.¸¸.-> BALIKÇI FORUM <-.¸¸.·`´·.¸¸.·`<º))))><

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. şiddetli lodos ve yağmur, Marmara Denizi'nde
    By aFaLa in forum Güncel Deniz Haberleri
    Cevap: 2
    Son Mesaj: 14.02.10, 23:11
  2. Mavi Denizlerimiz Kararmasın!
    By Ali41 in forum SORUNLARIMIZ
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 28.12.09, 19:45
  3. Yağmur nedir ?
    By Hıcaz in forum Metoroloji
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 16.05.09, 11:02
  4. Sadece yağmur yağınca
    By Hıcaz in forum Fıkralar
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 12.05.09, 13:02
  5. Alanya'da yağmur ve Denizde Hortum
    By Hıcaz in forum Güncel Deniz Haberleri
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 19.03.09, 15:04

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
BALIKCI FORUM