8 sonuçtan 1 ile 8 arası

Konu: Yetiştirciliğin balık stokları üzerine etkisi

  1. #1
    dökülük

    Standart Yetiştirciliğin balık stokları üzerine etkisi

    Yetiştirciliğin balık stokları üzerine etkisi
    Kültür balıkçılığında çevresel etki anlamında üzerinde durulması gereken en önemli girdi yemdir. Gelişen teknolojiye paralel olarak, sindirilebilir ve çözünebilir özelliği fazla ekstruder yemlerin yetiştiricilikte tüketilmeye başlaması ile sorun giderilmiş görünmektedir. Fakat yemin bir kısmının tüketilmeden tabana çöktüğü de bir gerçektir. Ülkemizde kullanılan 150 bin ton pelet yemin 100 bin tonu ekstrudedir. Çipura ve levrek işletmelerinin görece açık suya yönlendirilmesi, otomatik yemleme sistemlerinin kullanılması yakın kıyısal kirliliği azaltıcı etkenlerdir. Bunların ötesinde balık yemi üretiminde ham madde olarak yine balık kullanılmaktadır. Bu ise balık ekosistemine olan balıkçılık baskısını artırmaktadır.
    Bu sorun belki de hiç çözülemeyecek beslenme ve besin kaynağının bolluğuyla ilgilidir. Yoğun kafes balıkçılığının yem ham maddesi olan balık unu ve balık yağına olan gereksinimi, doğal kaynakların hızla tüketilme nedenlerinin en etkili olanlarından biri olduğu ileri sürülmektedir. Örneğin üç ton doğal balık ile ancak 1 ton som balığı yetiştirilebilmektedir. Diğer deniz balıklarında bu miktar 5 ton ve üzerine çıkmaktadır.
    Uluslararası Balık Unu ve Balık Yağı Üreticileri Birliği (IFOMA), 2010 yılında dünya balık üretiminin % 90’ının balık unu ve balık yağı üretiminde kullanılacağını tahmin etmektedir. Norveç’te dip trolü ile avlanan balıkların % 80’lik kısmı balık yetiştiriciliğine gitmektedir. Yapılan bir tahmine göre som yetiştiriciliği Norveç’te ancak 8 yıl daha devam edebilecek ve yem bulamamaktan ötürü çökecektir.
    Bu nedenle, doğal stokların önemle korunması ve kirletme niteliği fazla olmayan midye ve benzeri canlıların yetiştirilmesine yönelmenin hem insan ve hem de çevre sağlığı açısından kısa, orta ve uzun vadede seçilebilecek en akılcı yol ve seçenek olduğu birçok araştırıcının ortak görüşü olarak söylenebilir.


    9. KALKINMA PLANI BALIKÇILIK ÖZEL İHTİSAS KOMİSYONU

  2. #2
    Balıkçı Adayı yalçın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Yaş
    56
    Mesajlar
    160
    Tecrübe Puanı
    26

    Standart

    Demekki kazın ayağı dışardan göründüğü gibi değilmiş.Bilgilendirme için teşekkürler.Umarım doğal balık stoklarına etki etmicek verimli bir yem bulunur. Mevcut pozisyonda aşağı tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık misali
    YALÇIN TUNÇBİLEK YAŞ:46
    MESLEK:İNŞ MÜH. A RH (+)

  3. #3
    dkoryurek dkoryurek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2010
    Mesajlar
    2.398
    Tecrübe Puanı
    548

    Standart

    Alıntı yalçın Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Umarım doğal balık stoklarına etki etmicek verimli bir yem bulunur.
    doğal stoklara etki etmeyecek verimli yemi olarak soyayı sunuyorlar, biliyorsunuz eminim. soyanın ucuzu da GDO'lu soya! GDO'yla beslenmiş balık mı istersin, hamsinin, çaçanın kökünü kurutan mı, desem, kök yiyelim deriz her bir ağızdan. ona da şüphe yok. ama denizde de balık yok, balıkçı desen, o da sayıca çok! tüketici ise... feci şımarmış: denizde var mı yok mu bakmıyor, bilmiyor ve her daim ucuza istiyor!

    hadi bakalım, çık çıkabilirsen işin içinden..

  4. #4
    dökülük

    Standart

    tüketici ise... feci şımarmış: denizde var mı yok mu bakmıyor, bilmiyor ve her daim ucuza istiyor!

    Sürdürülebilir balıkçılık aynı zamanda sürdürülebilir ucuzluk anlamına gelmiyormu? Balık tarih boyunca en ucuz protein kaynağı olmuştur, avladığımız balıklar ve onların beslenmesi büyümesi için hiç bir yatırım yapmıyoruz. Doğa kendi sistemi içinde üretiyor, besliyor ve büyütüyor.
    Bizim yapmamız gereken ise doğal ortama ve besin zincirine müdehalemiz kabul edilebilir düzeyde tutmaktır.
    Sürdürülebilir balıkçılık balık fiyatlarındaki istikrarın yegane kaynağıdır.
    Tüketici ise ucuz temiz ve sağlıklı gıda talep etmekte haklıdır.
    FSD ve benzerleri bu yüzden önemlidir.

  5. #5
    dkoryurek dkoryurek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2010
    Mesajlar
    2.398
    Tecrübe Puanı
    548

    Standart

    Alıntı dökülük Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    tüketici ise... feci şımarmış: denizde var mı yok mu bakmıyor, bilmiyor ve her daim ucuza istiyor!

    Sürdürülebilir balıkçılık aynı zamanda sürdürülebilir ucuzluk anlamına gelmiyormu? Balık tarih boyunca en ucuz protein kaynağı olmuştur, avladığımız balıklar ve onların beslenmesi büyümesi için hiç bir yatırım yapmıyoruz. Doğa kendi sistemi içinde üretiyor, besliyor ve büyütüyor.
    Bizim yapmamız gereken ise doğal ortama ve besin zincirine müdehalemiz kabul edilebilir düzeyde tutmaktır.
    Sürdürülebilir balıkçılık balık fiyatlarındaki istikrarın yegane kaynağıdır.
    Tüketici ise ucuz temiz ve sağlıklı gıda talep etmekte haklıdır.
    FSD ve benzerleri bu yüzden önemlidir.
    tüketicinin gerçek gıdaya adil erişim hakkı var :) bu hakkını da sonuna kadar talep etmeli. ne gdo'ya razı olmalı ne de katkı maddesi kimyasallara, bilmem ne özütleri ya da koruyucularına. ama o kadar. zira bir şey az bulunuyorsa, üretimi, avı, hasadı meşakkatliyse o ürün "ucuz" falan olamaz!

    tüketicinin hakkı kadar üreticinin de emeğinin karşılığını talep etme hakkı var. bu bağlamda tüketicinin "ucuz" değil "hak ettiği" fiyattan ürünü bulmasıdır önemli olan ve üreticinin de kuşaklar boyu bu üretimi devam ettirme arzusu duyacak biçimde geçimini garantilemesi gerekir. FSD gibi oluşumların da bir değeri varsa, eğer, bu dengenin gözetimi siyasilere ya da şirketlere bırakılamayacağından dolayıdır..

    bir örnek vereyim: geçenlerde televizyonda bir kadın, mikrofon uzatılmış sorulmuş ki cevaplıyor, yakınıyordu, domatesin kilosu 5 patlıcanın ki 9 lira! kimse de sormadı, iyi mi, hanım kış vaktı domates ve patlıcanla işin ne?!!

    sürdürülebilirlik, mevsimselliği de beraberinde getirir. mevsimsellik de bazı zamanlar o ürünün olmamasını, az olduğunda pahalı, bollaştığında ucuzlamasını... balıkda da öyle değil mi? lüfer yoksa, çıkmıyorsa pahalılaşır. lüferi korusak, bollaşsa.. ne iyi olur tabii ama gene de az çıktığı zaman "pahalı", mevsiminin tepe noktasında da nispeten "ucuz" olacaktır. ama o kadar.

    dolayısıyla hayır. sürdürülebilirlik ucuzluk manasına gelmiyor. sürdürülebilirlik doğası dahilinde varolmayı garantiliyor. balığın da, otun da, arının da, bizim de...

  6. #6
    Balıkçı Adayı yalçın - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Yaş
    56
    Mesajlar
    160
    Tecrübe Puanı
    26

    Standart

    Ucuzluk bana göre göreceli bir kavramdır. Balığı ucuz yemek için talebin üzerinde yakalaman şart. Senin türlere göre stok çalışman olmadan.Türlere göre kota uygulaman olmadan ,sırf bolcana balık yakalansın diye sirküler ve denetim zafiyetine göz yumarsan ve sadece talebe endeksli balık avına izin verirsen sonuçta balık yakın zamanda fakir fukaranın gıdası olmaktan çıkar.

    Azalan balık demek balığın fiatının yükselmesi demektir. Bugün fakir fukarayı düşeneyim derken yarın hem balığı hemde fakir fukarayı kaybedersin.
    Bunun en canlı örneğini kırmızı ette yaşamadıkmı .

    Bana göre göre dönüp dolaşıp aynı noktaya gidiyoruz. Bilimsellikten uzak sirküler. Yapılmayan denetimler. Deniz ürünlerinin adaletsiz paylaşımı.

    Allah yardımcımız olsun nedeyim
    YALÇIN TUNÇBİLEK YAŞ:46
    MESLEK:İNŞ MÜH. A RH (+)

  7. #7
    Balıkçı oadam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2010
    Yaş
    65
    Mesajlar
    210
    Tecrübe Puanı
    31

    Standart Arılar olmazsa



    'Eğer arılar yeryüzünden kaybolursa insanın sadece 4 yıl ömrü kalır, arı olmazsa döllenme, bitki, hayvan ve insan olmaz"
    Albert EİNSTEİN


    Ayni faraziyeyi balık üzerinde düşünelim...
    Vasiyetimdir,

    Beni
    Denize
    Gömün.

  8. #8
    dökülük

    Standart

    Balık tarih boyunca en ucuz protein kaynağı olmuştur demişim.
    Burada söz konusu edilen ucuzluk büyük stokları olan pelajik türlerde kırmızı et ve beyaz et karşısında balık fiatının daha ucuz olmasıdır.
    Yoksa nispeten avlanması daha zor olan ve büyük stoklar içermeyen dip balıkları değildir.
    Sürdürülebilir bir balıkçılı yönetiminde fiatlarda kaçınılmaz olarak bir istikrar oluşur. Buna en iyiörne kuzey atlantijteki stokları korumaya yönelik politikalar sayesinde fiatlarda önemli sayılabilecek bir değişiklik olmayışıdır. Dünyanın en leziz balıklarından uskumru neredeyse 20 yıldır aynı fiata satılmaktadır ve bu fiar 1 euro'nun altındadır.
    Bir örnekte Geçmişten ve Küfer için vereyim. Eskiden seninde dediğin gibi Lüfer mevsimi geçtimi çok pahallılanırdı, etin 3 katı olurdu.
    Bizde Lüfere bak etin fiatını buldu derdik. Şimdi lüfer etin 3 katı bir fiata sahip.
    Eğer "İstanbul Lüfer'e hasret kampanyası" başarılı olur, önce boy yasağı ve diğer koruma tedbirlirlerini hayata geçiriebilirsek muktemelen yine eskisi gibi olacak ve balığım fiatı ucuzlayacaktır. Bu mevsimi olmadığı dönemler içinde geçerlidir. Bol ve az zamanlarında ellebette fiyat fakı oluşacaktır ama bu hiç bir zaman günümüzdeki astronomik fiyatlarla karşılaştırılamaz.
    Bu kıi Lüfer balığının kilosu 150 tl'yi bulmuştur.

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

Benzer Konular

  1. Cevap: 8
    Son Mesaj: 03.03.15, 07:58
  2. İst.Deniz Polisi Trol Operasyonları
    By Burhan Reis in forum Güncel Deniz Haberleri
    Cevap: 1
    Son Mesaj: 11.01.11, 03:18
  3. Cevap: 0
    Son Mesaj: 29.12.10, 23:17
  4. Balıkçılık (Bulmaca) Sözlüğü
    By Burhan Reis in forum Balıkçılık Hakkında Genel Bilgiler
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 30.09.10, 23:34
  5. Amatör balıkçılık raporu.!!! (M.Zengin)
    By yeşil in forum Balıkçı Kahvesi
    Cevap: 7
    Son Mesaj: 19.05.10, 17:23

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
BALIKCI FORUM