Petrol devleri biyo-yakıt sorunları için yosunlara göz dikti

Shell ve ExxonMobil gibi petrol devleri su yosunlarına biyo yakıt ve mahsul yetiştirmeyle ilgili çevre sorunlarını teknolojinin çözebileceği ümidiyle araştırmalara milyonlar tutarında fon akıtıyorlar. Avrupa Su Yosunları Biyo Kütle Birliği (EABA) yöneticisi Rafaello Garofalo EurActiv’le söyleşisinde yosunların sebep olduğu zorluklar ve potansiyel kullanım alanlarının ana hatlarını açıkladı.

Gıda fiyatlarındaki artışa sebep oldukları ve biyo çeşitliliği riske attıkları gerekçesiyle etil alkol ve biyo dizel eleştirilirken Avrupa Birliği (AB) ikinci nesil biyoyaktıların daha temiz alternatif olduğunu ileri sürdü.

İkinci nesil biyo yakıtlar bitkilerin odunsu kısımlarından elde ediyor ki bu kısımların gıda üretimiyle ilişkisi yok. Hasat artıkları ile yapraklar, ağaç kabukları, kamışlar veya odun parçacıklarına ek olara mısır ve şeker kamışının yenmeyen kısımları ikinci nesil biyo yakıtlara kaynak teşkil ediyor.

Ancak yine de biyo kütle ile ilgili sorunlar mevcut: Tarım alanlarının kıtlığını ve odun gibi ham madde fiyatlarının artışını tetikliyor.

Garafalo biyoyakıtlarla ilgili sınırlamalardan birinin bu tür yakıt üretiminde kullanılan kaynaklar için toprağın kullanılması olduğunu kaydediyor.

"Ve bu örneğin biyo kütleden sıvıya dönüştürülen ikinci nesil için de geçerli. Çünkü yine de biyo kütle hasadını topraktan toplamanız gerekiyor.”

Ancak yosunlarla bu sorun sanal anlamda çözüldü. Garafalo "Tarım hasadının aksine yosunların üretken olması gerekmiyor veya bunun için normalde gıda için kullanılan iyi toprak gerekmiyor" şeklinde konuşuyor.

İtalyan yetkili yosunların en iyi büyüme ortamının denizler olduğunu belirtiyor ve bu anlamda kaynakların sınırsızlığından söz ediyor.

Ve mikro organizmalar özellikle üstel oranlarda artmalarına imkan tanıyan kirli deniz suyunu seviyor.

"Kirli denizlerin hepsinde doğal olarak yosunların aşırı büyümesine sebep olan bir fenomen mevcut. Özellikle kirlilikle yosunlara gıda taşınıyor ve dolayısıyla yosunlar hızla büyüyor."

Garafalo’ya göre yöntemin esası şeffaf plastik borularla yosunların kirli suyla beslenmesi. Bu sistem sanayi kesimindeki uzmanlarca biyo-reaktör olarak adlandırılıyor. Yosun kiri gıda olarak emiyor ve su tekrar denize ama bu kez temizlenmiş olarak geri dönüyor. Bu arada yosun biyo yakıt üretiminde kullanılan biyo kütleye dönüşüyor.

"Dolayısıyla çevre üzerindeki en seri etki suyun temizlenmiş olması" diyen Garafalo "yosunların açık havularda yetiştirilebileceğini ancak sürecin çöl gibi üretimin mümkün olmadığı topraklar da bile biyo reaktörler kullanılarak devam etmesi" gerektiğini belirtiyor.

Petrol devleri araştırmaya yatırım yapıyor

Henüz gelişimin emekleme dönemini yaşayan teknoloji bazı büyük petrol şirketlerinin ilgisini çekmeyi başardı.

Amerikalı petrol devi ExxonMobil kısa bir süre önce Synthetic Genomics Inc. (SGI) ile birlikte $600 milyonluk bir araştırma progamı başlattı. Proje kapsamında fotosentetik yosunlardan biyo yakıt elde edilmesine çalışılacak ve bu süreç test edilecek. ExxonMobil Kıdemli Başkan Yardımcısı Michale Dolan bu konuda "Yıllarca araştırılması ve üzerinde çalışılması gereken bir konu olmasına rağmen başarılı olması durumunda yosuna dayalı yakıtlar dünyanın giderek artan ulaşım yakıtı ihtiyacını karşılarken sera gazı emisyonlarını da azaltacak" şeklinde konuşuyor.

Öte yandan, Shell kendi araştırma projesini Aralık 2007’de başlattı. Araştırmacılar Hawaii’deki tesiste belli yosun iplikçiklerinin ticari anlamda uygun olup olmadığı üzerinde çalışıyor. Shell’in gelecekteki yakıtlar ve CO2 birimi başkan yardımcısı Graeme Sweeney "Yosunlar dizel tipi yakıtların çok az CO2 kullanılarak üretilmesinde sürdürülebilir kaynak potansiyeline sahip. Bu deneme teknoloji ve ticari uygunluk açısından önemli bir test olacak" diyor.

Maliyet sorunu

Yine de yosunların ticari uygulamalarda kullanılabilmesine ilişkin örneğin şu ana kadar maliyetin en büyük engel olması gibi bir takım zorluklar söz konusu.

Garafalo konuşmanın bu kısmında "Yosunla ilgili uygulamalarda henüz araştırma aşamasındayız. Yosunların hangi aileden olduklarının belirlenmesi için veya biyo yakıt üretiminde en ideal türün ne olduğuna ilişkin çalışmalar yapılıyor. En iyi biyo reaktör şekli nedir yoksa plastik en ideal midir bunların araştırılması gerekiyor" şeklinde açıklamada bulunuyor.

Ayrıca yosunların biyo reaktörde mi yoksa açık havularda mı yetiştirilmesinin en iyi çözüm olduğu da cevap bekleyen sorulardan sadece biri.

Bir de yetişen ürünlerin ne şekilde hasat edileceği konusu var. Garafalo "Yosunlar saç kılından on kez daha ince bir tür mikro organizma olduğundan onları örneğin ağ ile toplayamazsınız" diyor.

Yosun hasadında seçenekler santrifüj veya mikroyosunları biraraya getiren kimyasal yöntemler. Yine de bu tür işlemlerin maliyeti oldukça yüksek.

CO2 emisyonlarının tutulması

Mikroyosunların CO2 ile beslenme durumunda da hızla büyüdükleri görüldü. Yosunların fabrikalar veya santraller yakınında yetiştirilmesi halinde sanayi kesiminin CO2 emisyonlarını azaltması için gelecek vaat edebilir.

"Örneğin, yosunları bir çimento tesisinin veya termo-elektrik santralin yanında yetiştirerek tesislerden yayılan karbonu bitkiyi besleyen biyo reaktöre enjekte edebilirsiniz. Bu, CO2’in bacadan çıkması yerine biyo reaktöre gönderilerek yosun üretilmesi ve yosunun yakıt olarak kullanılması ve ondan sonra atmosfere salınması anlamına geliyor. Yani CO2 iki kez kullanılmış oluyor."

Arizona’da faaliet gösteren özel bir şirket olan GreenFuel (Yeşil Yakıt) büyük ölçekli bir yosun-biyo yakıt tesisi kurdu ve burada yakındaki bir güç santralinden (Arizona Kamu Hizmeti Redhawk güç santrali) yayılan CO2 kullanılıyor. 2005’te açılan tesis 2006 Platts Emisyonları Enerji Projesi Ödülü’ne layık görüldü.

Yasal ve düzenlemelerle ilgili engeller

Ancak Avrupa’da yosun-biyo yakıt zinciri önünde ciddi engeller bulunuyor. Bunların başında yasal çerçeve olmayışı geliyor. Garafalo bu konuda "Eğer bugün birileri yosundan biyo yakıt elde etse bunu pazarlaması imkansız. Çünkü yasal dille konuşacak olursak yosun biyo kütlesi UFO muamelesi görüyor. Mevzuat yok, tanım yok, izin yok; hiçbir şey yok."

EABA 5 Haziran’da bu konuya değinmek üzere faaliyete geçti ve hedef AB Yenilenebilir Enerji Kaynakları Yönergesi kapsamında konuya yasal açıklık getirmek.

Biyoyakıtların ötesinde yeni ürün arayışı

Kuruluşun ana hedefi araştırmacılar ve sanayi sektörü arasında diyalog kurulmasına yardım etmek. Garafalo "Aksi halde bilimin sanayi için hiçbir yararı olmayan bir yöne kayma riski bulunuyor" uyarısını yapıyor.

Ve ticari anlamda kar için kilit nokta biyo yakıt üretiminden daha fazla yosun bulunduğunu anlamak.

"Eş ürünleri dikkate almazsak yosundan biyo dizel veya biyo etanol üretimi ekonomik açıdan hiç bir zaman uygun olmayacak. Örneğin, biyo dizel ürettiğinizde yosunun lipid veya yağ kısmı ürünün yüzde 25-30’unu teşkil ediyor. Ancak geriye kalan yüzde 70’le ne yapacaksınız? Buna yan ürün diyoruz fakat aslında ağırlık anlamında bu esas ürünle aynı."

AEBA yetkilileri biyo yakıtlar ve jet yakıtlarından başka diğer türler arasında besin, ilaç, hayvan yeni veya biyo esaslı ürünler yer aldığına, bütün bu sektörlerde yosun ve suda yaşayan biyo kütlenin tamamen sürdürülebilir ekonomiye doğru gerçek anlamda bir devrim niteliğini taşıdığına dikkat çekiyor.

Bununla birlikte Garafalo teknolojinin ticari anlamda ne zaman uygun olacağına dair tahminlerde bulunulmasına karşı çıkıyor. "Size bu konuda tarih vermek pek sorumlu bir davranış değil. Kaçınmak istediğimiz şey insanların gelecekte mikroyosunların fiyatı ve niceliğiyle ilgili spekülasyonlarda bulundukları bir tür internet balonu. Araştırmaya çok fazla yatırım yapılıyor. Ve bu araştırma ekonomilerin ölçüsü, verimlilğin geliştirilmesi ve sonucun başarılabileceği hedefiyle yürüyor. Zaman meselesi...Araştırma tamamlanıncaya kadar birşeylerin ne zaman olacağını söylemek imkansız."



EuroActiv