YUMUŞAKÇALAR

2.1. İKİ KABUKLULAR
2.1.1. Midyeler ve Üretim Teknikleri
2.1.1.1. Türleri
2.1.1.1.1. Akdeniz Midyesi
2.1.1.1.2. At Midyesi
2.1.1.1.3. Taş Midyesi
2.1.1.1.4. Tarak Midyeleri
2.1.1.1.5. Takoz Midye
2.1.1.1.6.1. Akivades
2.1.1.1.6.2. Çizgili Venüs
2.1.1.1.6.3. Akivades (Halı Venüs)
2.1.1.2. Akdeniz Midyesinin Biyolojisi
2.1.1.2.1. Morfolojik Özellikler
2.1.1.2.2. Üreme
2.1.1.2.3. Larva
2.1.1.2.4. Beslenme
2.1.1.2.5. Büyüme
2.1.1.3. Üretim Teknikleri
2.1.1.3.1. Direklerde Midye Yetiştiriciliği
2.1.1.3.2. İplerde Midye Yetiştiriciliği
2.1.1.3.3. Sallarda Midye Yetiştiriciliği
2.1.1.3.4. Ağ Torbalarda Midye Yetiştiriciliği
2.1.2. Sulina'lar
2.1.2.1. Eğri Sulina
2.1.2.2. Oluklu Sulina
2.2. SALYANGOZLAR
2.2.1. Deniz Salyangozları
2.2.1.1. Miğferli Salyangoz
2.2.1.2. Dikenli Salyangoz
2.2.1.3. Yivli mihferli Salyangozı
2.2.1.4. Pelikan Ayaklı Salyangoz
2.2.2. Kara Salyangozu-Bahçe Salyangozu
2.2.2.1. Salyangozun Besini
2.2.2.2. Biyolojisi
2.2.2.3. Çevre Koşullan
2.2.2.3.1. Isı
2.2.2.3.2. Nem
2.2.2.4. Üremesi
2.3. Kafadan Bacaklılar
2.3.1. Mürekkep Balıkları
2.3.1.1. Türleri
2.3.1.1.1. Mürekkep Balığı Sübye
2.3.1.1.2. Gül Mürekkep Balığı
2.3.1.1.3. Derin Su Sübyesi
2.3.1.2. Biyolojisi
2.3.2. Kalamarlar
2.3.2.1. Türleri
2.3.2.1.1. Kalamar
2.3.2.1.2. Akdeniz Kalamarı
2.3.2.1.3. Avrupa Kalamarı
2.3.2.2. Biyolojisi
Yumuşakçalar, Mclusca takımından sularımızda Gastropoda, Pelecypoda ve Cephalopoda sınıflarında toplanan, vücut boşuluğu olan, ilkel yapılı Gastropodalar hariç ekseri yandan simetrik, yumuşak vücutlu omurgasız hayvanlardır.

Vücut genelde üç bölgeye ayrılır.

1- Baş, pelecypodalarda belirsizdir.

2- Ayak, kas yapılı olup yürüme, ve yüzmeye cephalopodalarda kollar halinde tutunmağa ve yapışmaya yapar.

3- İç organlar;

Vücut, manto ile örtülür ve dişyüzü salgıladığı kabuk ile örtülebilir. Manto kıvrımlar veya boşluk oluşturarak dışardan su alımım sağlar.

Solungaçlar, manto boşluğuna yerleşmiştir.

Yumuşakçaların denizde yaşayanları, pelajik veya bentik olanları, karada ve tatlı suda bulunanları vardır. Türlcriiicoğunluğu yumurtlar. Larvaları plaktonik olup metamorfoz geçirirler.

2.1. İKİ KABUKLULAR


İki kabuklular, yumuşakçaların pelecypoda sınıfının denizlerimizde Ostreidae, Mytilidae, Pectinidae, Cardinidae, Donaidae, Veneridae ve Solonidae familyalarında toplanan tatlı sularda da bulunan iki simetrik kabuklu yumuşakçalardır.

Vücutlarında baş belirsizdir. Vücut sırtta bulunan bir menteşe ile birleşen iki kabuk içine yerleşmiştir. Kabuğun her ikisinde, kabuğu salgılayan ve kabuğa bağlı manto ile mantonun iç yüzünde dışa yığılan, suyun dolaştığı manto boşluğu bulunur. Manto boşluğuna iki, geniş lamelli solungaç yerleşmiştir.

İç organlar ve ayak karın tarafındadır. Ayak, iki kabukluların türlefine göre bulunduğu yumuşak ortamı delebilecek, oyabilecek veya bulunduğu sert ortama yapışmayı sağlayan elastiki ipliksi (bisus) yapıdadır. Bulunduğu yumuşak ortamı oyan türlerde mantonun iki ucu füze şeklinde iki sifon oluşturur. Karın sifonu suyu alarak manto boşluğuna iletir. Sırt sifonu manto boşluğundaki suyu dışa atar.

Kabukların morfolojisi: Kabuklar, iki yandan simetrik olarak sağ ve sol kabuk birleşiktir. Tepe, umbo (menteşe yakınındaki yuvarlak çıkıntı) veya gaga uç bölgeye yerleşmiştir.

Kabuk Şekilleri:_ İki kabuklularda kabuklar, eşit (kabuklar birbirine benzer) , eşit olmayan (Kabuklar birbirine benzemeyen), kulaklı, dörtgen , yan dörtgen, silindirik, oval, yarı oval, yan dairevi, üçgen, merkezden uzamış, merkezden çok uzamış, yanları eşit, yanları farklı uzunlukta ve kuremesi şekillerde olabilir.

Kabukların Dış Yüzü: Kabukların dış yüzü, kenarları uzunlamasına ışınlı, merkezi ışınlı, kaburga ışınlı, kaburgaları sırtta, kaburgaları öndeleli, dikenli, dikenli plakalı, yumrulu, ışınları uzunlamasına yaprak gibi veya ışınları grup halinde toplanmış şekilde olur.

Kabukların iç yüzü : Kabukların iç yüzü incelendiğinde kabuğun iç yüzünde kabuğu açmaya yarayan ligament dokusu ile kabukları kapamağa yarayan hareket kasının, sol tarafta sifon adelesi ile manto kenarının izleri görülür. iki hareket kasının izi birbirine eşit veya farklı olabilir. Bazı kabuklarda bir hareket kası olabilir. Menteşe kardinal bir tabakaya yerleşmiş kardinal dişli ve yanlarda oluşabilir.

2.1.1. Midyeler ve Üretim Teknikleri


2.1.1.1. Türleri


Midyeler, Pelecypoda sınıfının, Mytilidae familyasında toplanan, sularımızda üç ekonomik türü bulunan, sert zeminlere yapışarak yaşayan, fitoplankton ve asılı haldeki organik maddelerle beslenen cinsiyetleri farklı olan, yıl boyu yumurtalayan iki kabuklu hayvansal su ürünleridir.

2.1.1.1.1. Akdeniz Midyesi


Mytilus galloprovincialis (Lamarck, 1819)

Akdeniz midyesinde kabuk uzamış eşit iki parçalı, siyahımsı mor renkte, gaga kabuğun karın kenarına doğru gaga şeklinde uzamış ve nokta şeklini almıştır. Kabukların (ön) alt kenarı düz, arka kenarı yuvarlak olup, kabukların birbirine bağlandığı kenarı bariz açı yapmıştır. Kabukların içi düzgün olup, sırt ve geri bölgeleri arasında uzanan geniş leke bulunur. Menteşe 3 veya 4 küçük dişten oluşur. Kabuk 10-11 cm uzunluğa erişebilir ve genellikle 7-8 cm olur.

Karadeniz Marmara, Ege ve Akdeniz'de çok yaygındır. Kaya, direk, iskele ve şamandıra gibi sert zeminlere yapışarak gelişir.

Geniş düzeyde yetiştiriciliği yapılır. Fitoplankton ve asılı haldeki organik maddelerle beslenir. Farklı cinsiyetli olup yıl boyu yumurtlar. Ekonomik değeri yüksek, eti lezzetli, çiğ veya pişirilerek değerlendirilen midye türüdür.

Doğal ortamda tırmık ve dreçlerle toplanır.

2.1.1.1.2. At Midyesi


Modiolus barbatus (L. 1758)

Modiola barbata (L. 1758)

Volsella barbata (Scopoli, 1877)

At midyesinde kabuklar kalın, uzamış, birbirine eşit, kahverengimsi kırmızı renkli, umbo(gaga) kısımları düzgün, dış kısım tabakalar halinde yüzeyden ayrılmış ve geriye doğru flamentler halinde uzamıştır. Kabuk 8-9 cm uzunluğa erişebilir ve genellikle 6-7 cm olur. Üzerinde grimsi mavi ve pembe renginde hatlar bulunur.

Akdeniz ve Ege'de oldukça yaygın olup, Karadeniz'de bulunmaz. Sahil ötesi bölgede sert materyale yapışarak yaşar.

Ekonomik değeri yüksek, eti çok lezzetli, çiğ ve pişmiş olarak değerlendirilen bir midye türüdür.

Tırmıklar veya dreçlerle toplanır.

2.1.1.1.3. Taş Midyesi


Lithophaga lithophaga (L. 1758)

Lithodomus lithophaga (Gmelin, 1790)

Taş midyesinde kabukların yanları bariz olarak eşit değildir. Kabuk, silindirik, arka kenarları yuvarlak oldukça ince ve kahverengimsi renklidir. Üzerinde ince, paralel yaş halkaları bulunur. Kabuk 7-8 cm uzunluğa erişebilir ve genellikle 4-5 cm. olur. Akdeniz'de ve Ege Deniz'inde oldukça yaygın olup, Karadeniz'de bulunmaz. Tebeşir yapıdaki kayalarda meydana getirdikleri oyuklarda yaşar.

Ekonomik değeri yüksek, eti lezzetli ve biber tadındadır ve çiğ olarak değerlendirilen bir midye türüdür.

Kayalar kırılarak toplanır.

2.1.1.1.4. Tarak Midyeleri


Tarak midyeleri, pelecypoda sınıfının Cardidae familyasında toplanan ve sularımızda bir ekonomik türü bulunan, kabuk üzeri tarağa benzer sırtlardan oluşmuş midyelerdir.

Ekonomik değeri önemli, eti lezzetli, çiğ ve pişirilmiş olarak değerlendirilen bir midye türüdür.

Tırmıklarla veya elle toplanır.

2.1.1.1.5. Takoz Midye


Donax trunculus (L. 1758)

Takoz midyesi, Donacidae familyasının sularımızdaki tek ekonomik türüdür. Kabuğu yandan düzensiz (eşit olmayan) ön kenarı yuvarlak ve uzamış, arka kenarı eğik ve güdük, karın kenarı içten ince dişlidir. Kabuk dıştan sarımsı-beyaz, kahverengimsi veya menekşe renginde bantlı, içi menekşe renginde ve kenarları beyazımsıdır. Kas ve sifon izleri gözle görülebilir. Kabuk uzunluğu 4-5 cm'e ulaşabilir ve genellikle 2,5-3 cm. olur.

Karadenizde ve Akdenizde çok yaygın olup sahil ötesinde kumlu ortamda yaşar. Yumurtlama periyodları kısadır. Ftoplankton ve özellikle askıda kalan organik maddelerle beslenir.

Ekonomik değeri orta olan, çiğ ve pişmiş olarak değerlendirilen bir midye türüdür.

Kumlu sahillerde tırmık veya elle toplanır.

2.1.1.1.6.1. Akivades: Oyuklu Halı Venüsü: Tapes decussatus (L. 1758) Venerups decussatus (L. 1758)


Akivades, kabukları eşit, üçgenimsi oval, rengi grimsi beyazdan açık kahverengine kadar değişen, esmer nokta benekli kabukların dışı düzgün merkezde birleşen ince ışınlarla bezenmiş, ön kısmı kaba, kabuk kenarları dişsiz, menteşesi küçük, 3 noktalı kardinal dişli, 5-6 cm uzunluğa erişebilen, genellikle 4,5-5 cm İzmir Bölgesi'nde ortalama uzunluğu 5.1-5.6 cm ve yüksekliği 3,5-4 cm olan, kabukları kapandığı zaman 3 tane aralık kalan, aralıklardan öndeki aralıktan ayaklan, diğerlerinden solunum ve boşaltım sifonları çıkan, ayakları yumuşak zemini oymaya müsait olan, plankton ve askıda kalan organik maddelerle beslenen, Temmuz-Ağustos aylarında yumurtlayan, el çatal ve tırmıklarla avlanan, ekonomik önemi haiz, ihraç ürünü bir venüs midyesi türüdür.

2.1.1.1.6.2. Çizgili Venüs


Venüs gallina (L, 1758)

Çizgili venüs, kabukları eşit, hafif üçgen şekilli, grimsi-beyaz renkli, ön kenarı yuvarlak ve arka kenardan kısa, kabuk yüzeyi ince, üzeri ön kenarda birleşen girintili çıkıntılı kaburgalarla örtülü olan bir venüs midyesidir. Kabuk kenarları içten ince dişli, umbosu küçük ve ileri doğru kıvrıktır. Kabuk uzunluğu 4-4.5 cm'e ulaşabilir ve genellikle 3-3.5 cm olur. Kabukların iç yüzü beyaz ve ekseri geniş kısmı menekşe renkli lekeli, kas izleri eşit büyüklükte, sifon izi küçüktür.

Menteşe birbirinden ayrılmış üç kardinal dişten oluşur. Yan dişleri yoktur.

Karadeniz ve Akdeniz'de çok yaygındır. Yayılma alanı oldukça geniştir. Genellikle sahil ötesi bölgede bulunur.

Ticari önemi orta derecede olan, eti lezzetli, çiğ ve pişmiş olarak değerlendirilen bir venüs midyesi türüdür.

Dreçlerle, tırmıklarla toplanır. Bazen de dip trollerle avlanır.

2.1.1.1.6.3. Akivades (Halı Venüs)


Venerupis aureus (Gmelin, 1790)

Tapes aureus (Gmelin, 1790)

Akivades, kabukları eşit, eğri uzamış, kabuk dışı sarımsı-beyaz renkte ve ekseri kahverengimsi çizgilerin desenler oluşturduğu, kon-sentrik halkalarla donanmış, kabuk içi ekseri altın sarısı renginde olan bir venüs midyesidir. Kabuk içi kenarları düzgün olup, iki kas izi ile geniş bir sifon izi bulunur. Menteşe küçük ve 3 kardinal dişten oluşmuştur. Kabuk uzunluğu 3,5-4 cm'e ulaşabilir ve genellikle 2-2,5 cm olur.

Akdeniz ve Karadeniz'de çok yaygın olup, sahil ötesi bölgelerde kumlu-çamurlu ortamlarda bulunur. Haziran-Temmuz aylarında yumurtlar.

Ekonomik değeri yüksek, eti az lezzetli, çiğ ve pişmiş olarak değerlendirilen bir venüs midyesi türüdür.

Tırmıklarla veya çatallı bel ile toplanır.

2.1.1.2. Akdeniz Midyesinin Biyolojisi


2.1.1.2.1. Morfolojik Özellikler


Akdeniz midyesinde ön kenar çok kısa olup kabuklar burada birbirlerine kenetlenir. Ventral kenar, önden arkaya doğru biraz yükselme yaparak, düz bir şekilde arkaya uzanır. Arka kenar, dar veya yarım daire şeklindedir. Dorsal kenar kavislidir.

Dorsal kenarın ön tarafında ligament yarığı vardır. Ligament, kabukları birbirine bağlayan kahverengi elastiki bir şerit olup kabukları kapayan kaslara karşı zıt bir kuvvete sahiptir. Bu nedenle ölü hayvanlarda kas kapanma gücünü kaybettiğinden kabuklar açılır.

Canlı midyede kabuğun dış rengi, ekolojik şartlara bağlı olarak siyah, siyahımsı mavi, koyu mavimsi, kahverengi ve kahverenginin çeşitli tonları olabilir.

Kabuğun ventralinde bissus yarığı bulunur. Kabuklar kapandığında bu yarıktan yabancı cisimlerin girmesi bissus iplikleri ile engellenir.

Kabuğun iç yüzeyinin orta bölgesi beyazımsı sedef parlaklığındadır. Arka kısımda koyu mavi bir bant bulunur. Bu iki kısım birbirinden manto çizgisi ile ayrılır.

Akdeniz midyesinde ayak, kaslı, bezli, üzeri koyu kahverengi, ön ve arka tarafı biraz basık, posteriör tarafı derin oluklu ve dil şeklindedir. Ayağın uç ve arka tarafı vantuz şeklinde olup ayak uzandığı zaman zemine yapışma vazifesi görür. Ayak normal halde hayvanın boyunun beşte biri uzunluğunda olmasına rağmen hayvan ayağım boyu kadar uzatabilir.

Midyelerde, bissuslar ayağın arkasındaki şişkinlikten bir demet halinde çıkarak dışarıda bir çok kollara ayrılır ve hayvanı sert zeminler üzerine sağlam bir şekilde tespit eder.

2.1.1.2.2. Üreme


M. galloprovinciolis'in (Akdeniz midyesi) üreme sistemi bütün vücuda yayılmış kanal ve kanalcıklardan oluşmuştur. Kanalcıkların uçları genital organlarda son bulur. Üreme zamanında üreme organlarının bulunduğu manto dokusu tamamen cinsiyet hücreleri ile doludur. Üreme sistemi solungaçlar, kaslar ve ayak hariç vücudun her tarafına yayılmıştır. Üreme kanalları bir kanal halinde birleşerek kapama kasının hemen yanından dışarı açılır. Açılıp kapanması hayvanın kontrolü altındadır. Yumurtlamanın izmir Körfezi'nde Eylül sonu ile Haziran ayına kadarki dönemde iki periyod halinde olduğu tespit edilmiştir (Uysal, 1970).

Akdeniz midyesi ayrı eşeyli olmakla beraber, nadiren hermofrodit olanlarına rastlanır.

Hayvanlar cinsiyet hücrelerini atmak üzere uyarıldıklarında erkekler ince uzun ip şeklindeki spermelerini su içine 3-5 cm mesafeye yayarlar ve hayvanın etrafında suda sütümsü bir renk oluşur. Dişilerin yumurtaları ince uzun paketler halinde 2-3 cm mesafeye yayılır ve paketlerden ayrılan yumurtalar kırmızı bir renkte zeminde birikir. Üreme hücrelerinin yapışma işlemi 2-3 saat ve bazen fasılalı olarak 2-3 gün devam eder.

Olgun yumurtalar soluk kahverenkli, küre şeklinde ve 60-70 mikron çapındadır. Bir Akdeniz midyesinin toplam 2-4 mi yumurta ürettiği ve bunun ortalama 5-12 milyon yumurtaya eşdeğer olduğu bilinir.

Spermleri toplu iğne şeklinde, boyları 3.5-5 mikron, enleri 2.5-3 mikron civarındadır.

Suya bırakılan yumurtaların etrafında toplanan spermlerden biri yumurta içine girerek yumurtayı döller.

2.1.1.2.3. Larva


Larva, döllenmeyi takiben 22 saat sonra yüzebilir hale gelir ve trokofbr (Trochophora) larvası olarak isimlendirilir. Döllenmeyi takibeden 40 saat sonra vücut kabukla örtülür. Bu dönemdekiler Veliger larva olarak adlandırılır. Veliger larvalar, 20 gün sonra metomorfoz geçirerek velum (ayak) oluşur ve sürünmeğe başlarlar. Uygun ortam bulurlarsa bissus iplikleri ile kendilerini sert zemine tespit ederler, îzmir bölgesinde yapılan bir denemede Veliger larvalara en çok Ekim, Kasım, Mart ve Nisan aylarında rastlanmıştır. Mayıs'tan itibaren yaz aylarında görülmemiştir.

2.1.1.2.4. Beslenme


Midyeler su içinde süspansiyon halde bulunan mikroorganizmalarla (Diatomeler, mikroskopik algler v.s.) beslenirler.

2.1.1.2.5. Büyüme


Midyeler, ortalama olarak ayda 4 mm ve yılda 30-50 mm büyürler. Optimum büyüme için 9-7 pH, %020 tuzluluk ve 14 °C su sıcaklığı en uygunudur. Midyelerde hayati faaliyet 28 'C sıcaklık ve %040 tuzluluğun üzerinde durur. Karadeniz ve Marmara denizinde ortam koşulları optimuma yakın olduğundan yetişme çok iyi ve stoklar verimlidir.

2.1.1.3. Üretim Teknikleri


2.1.1.3.1. Direklerde Midye Yetiştiriciliği


Bu yöntem Fransa'da uygulanmakta olup, hükümetten uzun vade ile kiralanan üretim sahalarına ilkbaharda suların çekilmesinden sonra 4-6 m. uzunluğundaki meşe direkler 35 cm ara ile dikilir. Direklerin dibi 25 cm plastik ile kaplanarak direklere yabancı organizmaların bulaşması önlenir. Midye yavruları (Spat) Mayıs-Temmuz ve bazen Ağustos ayında midye yataklarına palmiye yaprakları veya 125 mm çapında , 3 m uzunluğunda gevşek dokulu ipler sarkıtılarak toplanır. Genç midyelerin tutunduğu palmiye yaprakları iplik ağ torbalar içinde üretim sırıklarına bağlanır. Yavru toplayıcı ipler sırıklara sarılır. Toplayıcılardan direklere tutunan midye yavruları yaz sonunda 20 mm. boya erişirler. Gelişmeyi hızlandırmak için direkler seyreltilir, direkler arası 50-75 cm'e çıkarılır. İkinci yazın sonunda midyeler 4-5 cm'e ulaşınca pazarlanırlar.

2.1.1.3.2. İplerde Midye Yetiştiriciliği


Akdeniz'de gel-git olayı çok az olması nedeniyle deniz dibi kumlu ve çamurludur. Bu ortam dip yetiştiriciliğine uygun değildir. Bu nedenle 8-9 m derinlikte tabana sağlamca oturtulmuş direkler ipler

veya kalaslarla birbirine tuttururlar. Bunların üzerine yetiştirme ipleri dibe değmeyecek şekilde asılır.

1000 m 2 lik bir yetiştiricilik için 13-15 m uzunluğunda 116 adet ağaç veya 76 mm çapında demir boru, 14 mm kalınlığında 1900 m polietilen larva toplama ipi ile 4-8 m uzunluğunda 720 adet yetiştirme ipi kullanılır. İplerin direklere bağlanmasında 8 mm lik polietileri iplerden faydalanılır. Bu yöntem Güney Fransa, İspanya, Yugoslavya ve İtalya'da uygulanır. İlkbaharda 10 mm uzunluğunda toplanan genç yavrular 18 ay sonra 70 mm ulaşırsa yılda hektara ortalama 4 ton midye elde edilir.

2.1.1.3.3. Sallarda Midye Yetiştiriciliği


Sallarda midye yetiştiriciliği, Akdeniz bölgesinde genellikle İspanyada yapılır. 20x20 m boyutlarındaki sallar kullanılır. Heer sala 500-600 adet yetiştirme ipi bağlanır. Bu tip yetiştiricilikte hektara verim 20 ton olur.

2.1.1.3.4. Ağ Torbalarda Midye Yetiştiriciliği


Toplayıcı ipler üzerinde tutunan midyeler çok sık ve ağır oluşları nedeniyle zamanla döküldüklerinden midye yavrularının doldurulabileceği midyeler büyüdükçe ağ gözünün genişliği artırılabilen torba ağlar yapılmıştır.

Toplayıcı iplerde 10-25 mm uzunluğuna erişen larvalar, 1.9-7.6 mm çapıda 5-6.5 mm ile 6.5-12 rnm arasında değişen göz açıklığında gevşek dokunmuş, göz açıklığı midyelerin gelişme durumuna göre kolaylıkla genişleyebilen 2-4 m uzunlugundaki torbalara konarak sallara yerleştirilir. Torba ağın l m uzunluğu için 100 ile 1200 adet midye yavrusu hesaplanır. Sallar, derinliği 10-45 m olan yetiştirme alanına yerleştirilir. Bu yöntemle 14 ay sonra midyeler 4.8-5.9 cm'e ulaşırlar. Bu yöntem İngiltere ve Norveç'te uygulanır.

İtalya'da 1.4 m uzunluğunda ağ tarbalar kullanılır. Her torbadan 10 ile 25 kg rnidye elde edilir. Hektara verim ortalama 5-6 tondur.

2.1.2. Sulina'lar


Sulinalar, pelecypoda sınıfının Solenidae familyasında toplanan, sularımızda Ege Denizi, Akdeniz ve Marmara'da bulunan, sığlıklarda kuma gömülü olarak yaşayan, olta avcılığında yem olarak kullanılan, küçük çakı şeklinde iki kabuklu, yumurtlayan hayvansal su ürünüdürler.

2.1.2.1. Eğri Sulina


Ensis ensis

Solen ensis

Eğri sulina, kabukları kolay kırılabilir yapıda, eşit, eğri daima silindirik çok uzamış, her iki ucu açık, ön tarafı hafif yuvarlak, geri küt olan bir sulinadır. Boyu 13 cm'ye ulaşabilir ve genellikle 9-10 cm olur.

Akdenizde yaygın olup karadenizde bulunmaz. Sığ kumlara gömülü olarak yaşar.

Ticari önemi orta olan, eti meşin gibi sert, olta avcılığında yem olarak kullanılan ve bazen kaynatılatarak değerlendirilen bir sulinatürüdür.

Sular çekildiğinde kumların çengel yardımıyla karıştırılması veya sulina oyuklarına tuz taneleri koyarak toplanır.

2.1.2.2. Oluklu Sulina


Solen vagina (L. 1758)

Solen marginatus (Pennant, 1777).

Oluklu sulina, kabukları kolay kırılabilir özellikte, eşit, doğru, daima silindirik ve uzun, her ucu açık, ön kenarına yakın derin bir oyuk bulunan bir sulina türüdür. Kabuk uzunluğu 13 cm'e ulaşabilir ve genellikle 10-11 cm olur. Genellikle Akdeniz ve Karadeniz'de geniş bir alana yayılır. Sahilde kumlu çamurlu ortama bazen derin olarak gömülür.

Ekonomik değeri orta derecede olan, eti sert, olta yemi olarak ve bazen kaynatılarak değerlendirilen bir sulinadir.

2.2. SALYANGOZLAR


Salyangozlar yumuşakçaların Gastropoda sınıfının denizlerimizde Muricidae, Strombidae, Cossidae familyalarında toplanan ayrıca karada ve tatlı sularda da bulunan spiral dorsal kabuklu, otçul ve etçil, kuvvetli kaslardan oluşan geniş bir ayak ile hareket eden veya yüzebilen, mantoları karada yaşayanlarda akciğer, suda yaşayanlarda solungaç haline dönüşmüş olan yumuşakçalardır.

Genel Morfolojileri:

Solyangozlar simetrik olmayan, ekseri konik bir merkez etrafında dolanan veya kolon halinde tek kabuklu yumuşakçalardır. Kabukları değişik sayıda kıvrımlar içerir. Kabuğun tepesi yassı ve dar, son kıvrımı geniş olup kenarları dairevi, oval ve açıktır.

Salyangozların başı belirli, tentaküllerinde iki göz bulunur. Karın tarafında yassı ve iyi gelişmiş olan ayak sürünerek hareketi sağlar, iç organlar, sırt tarafta kıvrık kabuk içinde bulunur.

Sırt tarafta mantonun değişimiyle oluşan boşlukta solunum organları ile anüs yerleşmiştir. Suda yaşayanlarda bu boşlukta su dolaşımı vardır. Manto boşluğu sırt bölgenin ön tarafına yerleşmiştir.

Kabuk Morfolojisi:

Kabuğun kule kısmı kıvrımlardan oluşur. Son kıvrım açık olup hayvanin içeri girip çıkmasını sağlar. Son kıvrımın uçları dış dudak olarak isimlendirilir. Kabuğu deliksiz veya delikli olabilir.

Kabuk açıklığı, dairevi, çentiksiz, sifonlu, kabuk açıklığı sağda olanlarda kabuk genellikle soldan sağa, kabuk açıklığı solda olanlarda kabuk sağdan sola dönerek kıvrılır.

Kabuklar şekilleri bakımından konik, piramit, kürevi, oval, yassı ve uzunlamasına tümsekli, oyuklu kaburga ve dikenli olabilir.

2.2.1. Deniz Salyangozları


Denizlerimizde yenilebilen ekonomik değere haiz iki tür salyangoz bulunmaktadır.

2.2.1.1. Miğferli Salyangoz


Cassidaria echinophora(L, 1758)

Morio echinophora (Monfort, 1810)

Miğferli salyangozda kabuk küre şeklinde, açık kahverengindedir. Kule oldukça noktalı, son kıvrım geniş, üzeri geniş yumrulu uzunlamasına kaburgalarla donanmıştır. Kabuğun açık_kısmı geniş ve kıvrık kanallıdır.

Yüksekliği 5.5 cm'e ulaşabilir ve genellikle 4-5 cm. dir.

Akdeniz'de yaygın olup Karadeniz'de bulunmaz. Kumlu-çamurlu, çamurlu ve organik parçalanmanın oluştuğu ortamda bulunur. Farklı cinsiyetlidirler. Deniz kestaneleri ve denîz yıldızları ile beslenirler.

Genellikle dip trolü ile avlanılır.

Eti oldukça sert olup, kaynatılarak ve çorbası yapılarak değerlendirilir.

2.2.1.2. Dikenli Salyangoz


Murex brandaris (L. 1758)

Dikenli,salyaögoz; Mürîcîdae familyasının bir türüdür.

Kabuğu küremsi, dikenli ve kahverenklidir. Kabuğun açık kısmı portakal renginde, sifon kanalı kabuk açıklığından daha uzundur. Kabuk 9 cm, yüksekliğe ve 5 cm genişliğe ulaşabilir ve genellikle 5 crn yükseklikte ve 2 cm. genişlikte olur.

Akdenizde çok yaygın olup Karadeniz'de bulunmaz. Kıyıdan 10-40 m derinliğe kadar olan çamurlu ortamda yaşar. Etçil olanları küçük organizmalarla beslenir.

Cinsiyetleri farklı olup yumurtlarlar. Dip trolü ve dreçlerle avlanırsa da esas avcılığı balık karkaslarının, kırılmış midyelerin yem olarak kullanıldığı tuzaklar ile yapılır.

Eti oldukça sert olduğundan kaynatılarak, çorbası yapılarak tüketilir. Aynı zamanda olta avcılığında yem olarak da kullanılır.

2.2.1.3. Yivli mihferli Salyangozı


Murex trunculus (L, 1758)

Murex fasciatus (Lamarck,1819)

Yivli mihferli salyangoz, Muricidae familyasının bir türüdür. Kabuğu iğ şeklinde, oldukça küremsi, pembe-kahverenkli bantlı, gri renkli, sifon kanalı genış ve kısadır. Kabuk kulesi 7-8 kıvrımlı ve koniktir. Kabuk açıklığı oval, kenarları ince direçlidir. Kabuk 7 cm yüksekliğe, 3 cm. genişliğe erişebilir ve genellikle 5 cm. yükseklikte, 3 cm genişlikte olur.

Akdeniz'de çok yaygın olup, Karadeniz'de bulunmaz. Kıyıda 5 ve 30 m derinliğe kadar kumlu-çamurlu ortamda yaşar. Etçil olup küçük organizmalarla beslenir.

Cinsiyetleri farklıdır, yumurtlayarak ürerler.

Dip trolü ve dereçlerle yakalanırsa da esas avcılığı balık karkaslarının, kafadan bacakların yem olarak kullanıldığı tuzaklarla yapılır.

Eti oldukça sert olduğundan kaynatılarak, çorbası yapılarak veya olta balıkçılığında yem olarak değerlendirilir.

2.2.1.4. Pelikan Ayaklı Salyangoz


Aporrhais pes pelecani (L. 1758)

Chenopus pes pelecani (Philippi, 1836)

Pelikan ayaklı salyangoz, Strornbidae familyasındandır. Kabuğu iğ şeklinde, kahvemsi-kırmızı renkte, kabuk kulesi yüksek, kabuk ağzı oval olup , çıkıntısı ile pelikan ayağına benzeyen şekil almıştır. Kabuk açıklıgı oval, ileri doğru oyularak uzanmıştır. Dudak yaprak şeklinde ve oyuklu üç çıkıntılıdır. 5 cm uzunluğa erişebilir ve genellikle 3-4 cm olur.

Batı ve Doğu Akdenizde oldukça yaygın olup, Karadenizde bulunmaz. Kıyıdan 1O m. derinliğe kadar, çürümüş organizmaların bulunduğu ortamda yaşar. Akıntılı ortamlarda kumlu-çamurlu ortama yuva açarak yerini muhafaza edebilir.

Çok küçük organizmalarla beslenir. Farklı cinsiyetli olup, yumurtlayarak ürer.

Genellikle dreçlerle toplanır. Bazen trollerle de yakalanır. Eti oldukça sert olduğundan kaynatılarak tüketilir.

2.2.2. Kara Salyangozu-Bahçe Salyangozu


Kara salyangozu, oldukça nemli bölgelerde, özellikle bahçelerde yaşayan, başında uzayıp kısalabilen iki çift tentakülü, bir çift gözü ve bir ağzı olan, kuvvetli bir kastan oluşan ayak üzerinde hareket edebilen, mantosu iç organları örten, hermafrodit, küremsi kabuklu, canlı ve işlenmiş olarak değerlendirilen ihraç maddeleri arasında su ürünleri içinde yer alan bir salyangoz türüdür.

Memleketimizde göller bölgesi, Marmara ve Karadeniz'de yoğun olarak toplanıp canlı ye işlenmiş olarak ihraç edilmektedir.

2.2.2.1. Salyangozun Besini


Ot yiyen bir hayvandır, ilkbaharda, hele havaların fazla yağışlı gittiği günlerde durmadan yer, fazla gelen, besini depo eder. Çiçekli bitkiler, filizlenmeye başlayan otları, sebze çimlerini, bağların filizlerini çok severler. Güneş tesiriyle sertleşen otları yemezler. Zehirli, zehirsiz mantarları, yosun, marul, kıvırcık, salata, havuç, şalgam, kereviz, maydanoz, ısırgan otu, meyve kabukları, patates, ıslatılmış ekmek, ıslatılmış kepek sevdiği besinler arasındadır.

2.2.2.2. Biyolojisi


Kanı renksiz, yapışkan olur. PH sı 7-8 arasındadır. Havayla temas ettiği zaman oksidasyonla mavi renk alır. Kanı pıhtılaşmaz, yoğunluğu sudan biraz ağırdır ve vücut ağırlığının 1/5-1/6 sı kadardır.Görme, koku alma, dokunma duyuları antenlerinde olup, tad ve koku alma duyusu ile kombine haldedir. İşitme duygusu körleşmiştir.

Salyangozun yaşamının büyük bir kısmı kabuğunun içinde uyku halinde geçer. Altı aylık kış suresince ve yazın kurak günlerinde kabuğundan dışarı çıkmaz. Ancak yağmurlu ve çiğli gecelerde beslenmek üzere kabuğundan çıkıp gezer.

1- Yaz Uykusu: Salyangoz kurak havalarda kabuğuna çekilir ve uyur. Bu uyku kısa sürelidir. Yağış ve çiğ bekler.

2- Kış Uykusu: İklime göre Eylül sonları ve Ekim başlangıcında uykuya girerler. Mart-Nisan sonuna kadar devam eder. Memleketimizde bazı yıllar Aralık'ta başlar, Mart başına kadar devam eder.

Yaz uykusunu fundalık ve çalılıklarda geçirir. Kış uykusunu ise ağaç kökleri, fundalık ve çalılık dibindeki yumuşak toprağı oyarak içine girip (ağzı yukarı olarak), ağzını epiphrohme zarıyla kapatarak

tamamlar.

Kışın uygun zamanlarında zarı açarak havayı temizler, ikinci ve perşömen gibi kalınca bir zar daha yaparak iki zar arasında kalan havayı kullanır. Hava pislendikçe zarları yeniler. Uyanınca derhal

tae ve körpe bitkileri yemeye başlar. Bu arada soğuklar olursa ağzını kapatıp bir kenara veya ağaca yapışarak bekler. Salyangozların ömrünün 20 yıl olduğu ancak düşmanlarının çokluğundan ortalama 5 yıl yaşadıkları söylenmektedir.

2.2.2.3. Çevre Koşullan


2.2.2.3.1. Isı


Kışı sert geçen yerlerde killi-sert topraklarda gizlenemediği için ölürler. Isı derecesi -15 °C ve toprak 25 cm karla örtülü iken toprak harareti -1 °C dir. Toprağa giren salyangozlar ölmezler. Kışı açıkta ağaçlara yapışarak geçirmek zorunda kalanlar (-4, -5 °C lik) soğuktan ölürler. Genellikle yumuşak toprağı tercih ederler. Mayıs ayında yumurtladıktan sonra zayıf düşer. Kuraklık sebebiyle kaybettiği nemi kazanamazsa ölürler.

2.2.2.3.2. Nem


Nemli yerleri sevmekle beraber, devamlı rutubetli yerlere dayanıklı olmayıp, ıslak bir yerde sürekli kalması halinde kurbağa veremi denilen bir hastalığa tutulurlar. Burgonya cinsinin açlığa dayanma gücü 6-7 aydır ki bu müddet uyku müddetinin tamamıdır. Bazı bölgelerde 2-3 sene yaşadığı görülür. En uygun depolama ısısı O °C ile -2 °C ler arasıdır.

2.2.2.4. Üremesi


Mayis ayında çiftleşirler. İki salyangoz yüzyüze gelerek uzuvları sayesinde birbirini döllerler. Her yıl çiftleşmeyebilirler. Bir defa çiftleşince bir kaç yıl yumurtlamaya devam ederler. Burgonya cinsi salyangoz çiftleşmeden 12-15 gün sonra, bir başka tür ise 5-8 gün sonra yumurtlar. Yumurtalarını koyu gölgeli çalılıklara ve ağaç köklerine bırakırlar. Kuyunun ağzını ıslak toprakla sıvarlar. Yumurtadan çıkan yavruların yiyeceklerini kolay temin etmeleri için, yumurtalarını daima bitkilerin taze ve bol olduğu yerlere bırakırlar. Burgonya cinsi yaklaşık 5 mm. çapında 60-90 adet, küçük gri cinsi de 4 mm. Çapında 50-80 adet, bazılarına göre ise 100-110 adet yumurta yapar. Salyangoz yumurtası beyaz renktedir. Yumurtadan yavruların çıkış süresi, Burgonya cinsinde 20-30 gün, küçük gri cinsinde ise 15-20 gündür.

Burgonya cinsi salyangoz, ancak iki kış geçip, takriben 2 yaşına geldikten sonra yumurtlamaya başlar ve ihracata elverişli hale gelirler. Küçük gri cins ise sıcak iklimi sevdiği için Akdeniz Bölgesi'nde 6 ay sonra yumurtlamaya başlar.

2.3. Kafadan Bacaklılar


Kafadan bacaklılar, yumuşakçaların Cephalopoda sınıfının sepiidae, Sepiolidae, loliginidae, ommastrephidae, ve Octopodidae familyalarında toplanan, vücutları yandan simetrik başları belirli, başın yanlarında iki büyük gözü olan, ağız etrafında kıvrılabilen, hareketli kolları olan yumuşakçalardır. Ahtapotlarda emici diskli 10 adet kol, mürekkep balıklarında uç kısımlarında (elleri) emiaları bulunan 8 kol ile bazen geriye çekilebilen 2 adet tentakül vardır.

Vücutları küremsi veya yassı olabilir. Vücudun yanlarında yüzgeçleri bulunur.

Karın tarafında, iki solungacın yerleştiği kuvvetli manto kaslarından oluşan manto boşluğu bulunur.

Kafadan bacaklılar, kafanın arkasına yerleşen karın sifonundan fışkırtılan su yardımı ile geriye doğru yüzerler.

Sert Kısımların ve Kabukların Morfolojisi

Kafadan bacaklıların, sırt taraflarının iç kısmında kireç yapıda ışık geçirgen, boynuzumsu zıpkın ve kalem şekilli kabukları bulunur.

Kafadan bacaklılar, avlarını sırt ve karın çenelerindeki papağan gagası ile parçalarlar.

Vücut Şekilleri

Kafadan bacaklılardan ahtapotlar genellikle küremsi vücutlu olup dipte bulunurlar ve yüzgeçleri olmadığından orta derecede yüzerler. Kollan vücutlarından daha uzun ve ara zarları (mebran) ile birbirleriyle bağlantılıdır.

Mürekkep balıklarının vücutları oval ve ok şeklinde olduğundan çok iyi yüzerler. Yüzgeçler, vücudun yan tarafına yerleşmiştir. Bazılarında vücudu kuşatır, bazılarında iki parça halinde vücudun gerisinde bulunur.

2.3.1. Mürekkep Balıkları


Mürekkep balıkları, kafadan bacaklıların Sepiidae ve Sepiolidae familyalarında toplanan yumuşakçalardır. Torba ağlar, dip trolu, özel tuzak ve oltalarla avlanırlar.

2.3.1.1. Türleri


Mürekkep balıklarının denizlerimizde sübye olarak da bilinen üç ekonomik türü bulunur.

2.3.1.1.1. Mürekkep Balığı Sübye


Sepia officinalis (L, 1758)

Mürekkep balığı, Sepiidae familyasının sularımızdaki tek ekonomik türüdür. Vücut, oval, geri kısım yuvarlaktır. Uzunlamasına dar bir yüzgeç vücudu sarar. Ağız etrafında geriye çekilmeyen 8 kolu ve yanlarda geriye çekilebilen iki uzun tentakülü bulunur.

Kolların iç bölgesinde boylu boyunca, tentaküllerin sadece ucundaki ucundaki el kısmında emiciler vardır. Renkleri değişken olmakla beraber genellikle sarımsıdır. Kabuk içte sırt bölgeye yerleşmiştir. Kireç yapıda olup uç kısmında bir diken olur.

Boyu 30-35 cm. uzunluğa erişebilir ve genellikle 20-25 cm olur. Akdeniz ve Egedenizinde bulunur. Cinsi olgunluğa erişmek üzere kışın derin sulara göçer. İlkbaharda çiftleşmek ve yumurtlamak üzere yosunlu kıyılara gelir. Yazın sonunda yumurtladıktan sonra genellikle ölür.

Yumrtalarını genellikle yasunlara veya sert zeminlere bir kapsül içinde yapışırlar. Yavrular yaz sonunda açılır ve sonbaharda derin sulara göçerler. Balıklar ve kabuklarla beslenir.

Yazın yosunlu kıyılarda ve kışın 40-100 m derinlikte çekilebilen trollerle avlanır. Akdenizde genellikle trollerle avlanır.

Ekonomik değeri oldukça yüksek ve eti lezzetli olup, kaynatılarak veya kızartılarak değerlendirilen bir mürekkep balığı türüdür.

2.3.1.1.2. Gül Mürekkep Balığı


Rossia macrosoma (Dello ohiaje, 1829)

Gül mürekkep balığı, Sepiolidae familyasının ufak boylu bir türüdür. Vücudu enli ve kısa, geri kısmı hafifçe yassılaşmıştır. Yüzgeçleri oval şekilli kanat benzeridir. Kafa, mantodan bariz olarak ayrıdır ve sırt zarına bağlı değildir. Ağız etrafında iç taraflarında emicileri bulunan 8 adet geri çekilemeyen kolu ile, sadece el kısımlarında emicileri olan 2 adet geri çekilebilen tentakülü vardır. Vücut kırmızı renklidir. Kabuğun arka bölgesi iki plakadan oluşur. Birisi mızrak şeklindedir, vücudun içinde sırt bölgesine yerleşmiştir.

Boyu en fazla 2 cm'e ulaşır ve genellikle l ile 1,5 cm olur.

Rossia macrosa kafasının mantodan bariz olarak ayrılmış ve kalem şeklindeki kemiğinin arka bölgesinin iki dar plakadan oluşmuş olması ile diğer türlerinden ayrılır.

Akdeniz'de oldukça yaygın olup 100 m. ile 350 m. derinliklerde bulunur. Küçük kabuklular ve balıklarla beslenir.

Kıta sahanlıklarında dip trolü ile avlanır.

Ekonomik değeri ülkeden ülkeye değişen, eti lezzetli saklanması zor bir mürekkep balığı türüdür.

2.3.1.1.3. Derin Su Sübyesi


Sepiola rondeleti (Lcach, 1817)

Derinsu sübyesi, Sepiolidae familyasının büyük boy türüdür.

Vücudu geniş ve kısa, geri kısmı yuvarlaktır. Yüzgeçleri oval şekilli ve kanat benzeri yapıdadır. Kafa küçük, mantoya enli sırt membrani ile bağlıdır. Vücudu şarap kırmızısı rengindedir.

Ağız etrafında iç taraflarında emicileri olan geriye çekilemeyen 8 kolu ile sadece el kısmında emicileri olan ve yanlarlarda birbirine simetrik geriye çekilebilen iki tentakülü bulunur. Kabuk vücut içine sırt tarafa yerleşmiş olup uç kısmı koniktir.

Sepiola rondeleti, diğer türlerden kafanın mantoya geniş bir zar ile bağlı, kemiğinin daha ince ve gerisinde konik bir ekinin oluşu ile ayrılır. Boyu 5.5-6 cm'e ulaşabilir ve genellikle 4-5 cm. olur.

Akdeniz'de yaygın olup kıyılarda bulunur. Crustacesalar ve küçük balıklar ile beslenir.

Torba ağlar, sürütme ağları ve dip trolleri ile avlanır.

Ekonomik değeri düşük, nadiren yakalanan, eti çok lezzetli, saklanması zor bir mürekkep balığı türüdür.

2.3.1.2. Biyolojisi


Mürekkep balıklarının vücutları yandan simetrik olup başları belirgindir. Kafanın yanlarında bir çift gözleri bulunur. Vücutları küremsidir. Geri geri hareket ederler. Ağız etrafında sekiz adet aynı boyda kolu ile ayrıca tentakül olarak isimlendirilen yakalayıcı iki uzun kolu daha vardır.

Kabuk sırt bölgede içe yerleşmiştir ve kireçli yapıdadır.

2.3.2. Kalamarlar


Kalamar, kafadan bacaklıların (Sefalopod) Loliginidae ve Ommastrephidae familyalarında toplanan yumuşakçalardır. Torba ağlar, dip trolü, özel tuzak ve oltalarla avlanırlar.

2.3.2.1. Türleri


Kalamarların denizlerimizde üç ekonomik türü bulunur.

2.3.2.1.1. Kalamar


Loligo vulgaris (Lamarck, 1799).

Kalamar, Loliginidae familyasının sularımızdaki tek ekonomik türüdür.

Vücudu uzamış ve gerisi hafifçe yuvarlaktır. Yüzgeçleri üçgen şeklinde olup mantonun geriden üçte ikisini teşkil eder. Her birinde ikişer sıra emicileri bulunan 8 adet geriye çekilmeyen kolu ve ellerinde dört sıra emicileri bulunan kısmen geriye çekilebilien iki adet tentakülü vardır.

Kabuk boynuzumsu ve yassı olup dorsal bölgenin içine yerleşmiştir. Vücut rengi genellikle kırmızımsıdır ve renk hücrelerinin durumuna göre değişebilir. Gözlerinde geçirgen kornea tabakası bulunur.

Boyu 45-50 cm. uzunluğa erişebilir ve genellikle 20-30 cm olur.

Akdeniz ve Ege Denizin'de çok yaygın olup Karadeniz'de bulunmaz. Yüzeyden 80 m derinliğe kadar sularda yaşar.

Yumurtlama ve döllenme içte olur. Yumurtalar 10-12 cm. uzunluğunda jelatinli tüplerle çeşitli materyale yapışır. Yumurtalardan larvalar yılın değişik zamanlarında çıkar. Balık ve kabuklularla beslenir.

Torba ağlar veya dip trolü ile avlanır.

Ticari önemi yüksek olup, eti lezzetlidir. Kaynatılarak ve kızartılarak değerlendirilir.

2.3.2.1.2. Akdeniz Kalamarı


Illex coindetii (Verany, 1837)

Akdeniz kalamarı, ommastrephidae familyasının bir türüdür.

Vücut uzun, yüzgeçleri kalp şeklinde ve vücudun gerisinde üçte birine yerleşmiştir. Dört sıra emicileri bulunan kolu ile parmaklarında 8 sıra emicileri olan iki adet uzun geriye çekilemeyen tentakülleri vardır. Vücut rengi genellikle kırmızımsıdır. Kabuk kalem şeklinde vücudun iç kısmının sırt bölgesine yerleşmiştir. Gözlerinde kornea tabakası yoktur.

I. coindetii, T. sagiltatus'dan yüzgeçlerinin sırt bölgesinde yerleşmiş olması tentaküllerinin parmak kısmında 8 sıra emicilerinin bulunması ve kabuğunun iç kısmının daha geniş oluşu ile, L. vulgaris'den gözlerinde kornea tabakasının olmayışı ile ayrılır.

Boyu 35-40 cm. uzunluğuna erişebilir ve genellikle 25-30 cm. olur. Akdeniz'de yaygın olup Karadeniz'de bulunmaz. Gençleri dibe yakın bölgede yaşar. Yaşlıları geceleri su yüzüne çıkar ve dikey olarak göçler yapar.

Cinsiyetleri farklı olup yumurtlar ve döllenme manto içinde olur. Balık ve kabuklularla beslenir.

Dip trolü, torba ağ ve özel tuzaklarla avlanır.

Ekonomik değeri yüksek olup, eti yaşlılarda oldukça sert olduğundan kaynatılarak ve kızartılarak değerlendirilir.

2.3.2.1.3. Avrupa Kalamarı


Todarodes sagittatus (Lamark, 1798).

Osmatostrephes sagittatus (Lamark, 1798).

Avrupa kalamarı, Ommastrephidae familyasının sulanmızdaki ikinci ekonomik türüdür.

Vücudu uzun ve ok şekillidir. Yüzgeci üçgen şeklinde olup, mantonun gerisinde üçüncü kısmına yerleşmiştir. Ağız etrafında ikişer sıra emicisi buılunan 8 adet kolu ve parmak kısmında 4 sıra emicisi bulunan 2 adet geriye çekilemeyen tentakülü bulunur. Kabuk kalem şeklinde sırt bölgesine içten yerleşmiştir. Rengi kırmızımsıdır, gözlerinde kornea bulunmaz.

T. sagittatus , I. coindetiiden tentaküllerinin parmak kısmının 4 sıra emicili, yüzgeçlerinin üçgen şekilli, boynuzumsu kemiğinin uç kısmının küçük oluşu ile ayrılır.

Boyu 100 cm'e erişebilir ve genellikle 25-35 cm olur.

Akdeniz ve Ege Denizi'nde yaygın olup, Karadeniz'de bulunmaz.

Erginleri pelajik olup (su yüzüne göçen) gençleri dibe çok yakın yaşar.

Cinsiyetleri farklıdır. Yumurtalar ve yumurtaların döllenmesi manto içinde olur. Balıklarla beslenir.

2.3.2.2. Biyolojisi


Kalamarın vücudu kuvvetli kaslardan oluşan kalın bir manto ile örtülüdür. Kabuk mantonun üst kısmı içine gömülmüş olup kalem şeklindedir. Kafanın yanlarında bir çift gözü vardır. Ağız etrafında sekiz adet aynı boyda kol ile ayrıca tentakül olarak adlandırılan yakalayıcı, daha uzun iki kolu bulunur. Kısa kollarında iki sıra, tentaküllerinde dört sıra vantuz vardır.

Kalamarın ileri veya geriye hareketi yüzme hunisinin yön değiştirmesiyle olur. Başın kenarından içeriye alınan suyun huniden dışarı kuvvetlice atılmasıyla hareket sağlanır.

Kalamar derinin altında bulunan siyah, kırmızı ve sarı pigmentlerinin kontraksiyonu ile bir saniyeden kısa sürede rengini değiştsirebilir.

Tentakül ve kolları ile yakalanan av ağza götürülür. Sindirim ağızda başlar. Bir çift çene ve radula aracılığıyla parçalanan besin silindir şeklindeki özofagustan geçerek mideye alınır. Midenin açıldığı bağırsak, huninin arkasından anüsle dışarı açılır. Mürekkep kesesi de anüsle ilişkilidir.

Manto boşluğunun arkasında bulunan bir çift solungaç, bir çift kulakçık ile bir karıncıktan oluşan kalp ve nefridium ile bağlantılıdır. Dolaşım sistemi kapalıdır.

Vücudun sırt tarafı gonadlarla kaplıdır. Dişide yumurtalar ovaryumu çeviren solom içine düşer oradan da ovidukta geçer. Ovidukt anüsün yanında son bulur. Bu bölgeye açılan salgı bezleri ile yumurtaların her biri jelatinimsi bir madde ile kaplanır. Spermalar solom boşluğuna bırakılır. Bir huni yardımıyla vücudun sol yanında bulunan spermatofor kesesine alınarak paket haline getirilir. Bu kese anüsün sonunda penis benzeri bir çıkıntıya açılır.

Erkek kalamarın sol 3. boş kolu çiftleşme organı olarak görev yapar ve spermatoforlan dişi hayvana ulaştırır.

Yumurtalar manto boşluğunda döllenir. Döllü yumurtalar dişi kalamar tarafından uygun bir yapıştırılır. Genç kalamarlar iki veya üç hafta içinde gelişirler.