Paragat ( Parakete ) nedir ?
Paragat ( Parakete )  nedir-e4ff5eae-9b84-44f3-8d34-894e1f37d7fd.jpg


Parakete ( Halk dilinde Paragat ) belirli bir uzunluktaki beden üzerien bağlanmış çok sayıda köstelerden oluşan bir olta sistemidir. Yapılması, yemlenmesi ve atılması son derece zor olan parakete atıldıgı derinlige, igne buyklugune göre farklılıklar gösterebilir. Paraketeleri balıkcılar "takım" olarak adlandırır. Sinarit takımı, Cupra takımı gibi ...


Köstekler altmış - yetmiş santim , araları ise iki kulaç civarında düzenlenir. Ana beden kalınlıgı 60-70 lik, köstekler ise 40-45 lik misinadan hazırlanır.Mürekkep balıgı, deniz hıyarı, mamun, tavuk en sık kullanılan yemlerden bazılarıdır.


Peki bir parakete de kac adet köstek olabilir ? Bu sorunun cevabı atılan takımın uzunlugu , murettabat ve teknenin niteliklerine baglı olsa da ortaboy bir tirandil den bir gecede iki sepet icinde binbeşyüz igne atmıs olmam size bir fikir verebilir.


Parakete çok meşakatli bir iştir. Bütün bir gece karanlıkta bir denizin ortasında tek başına binlerce metrelik oltaya, dümene , tekneye aynı anda hükmedebilme becerisi gerektirir.


Parakete bir diğer anlamda , önünüzde içinde ne olduğunu bilmediğiniz ama ancak tahmin edebildiğiniz bir denize , yani meraya döşenen olta sistemidir. Çok basit bir mantıkla bu oltayı düz bir çizgi üzerinde degil de zigzaglar halinde döşerseniz avlanma şansınız artacaktır.


Sadede gelelim ...Peki hangi balıklar bu oltaya yakalanır ? Ayvalık sözkonusu ise, birinci sıraya Çipra yi yazabilirsiniz.


Mercan, Logos ve nadiren Levrek - çünkü Levrek canlı yeme bayılır - ve tam gözünden yakalanan ve köstekleri berbat eden Kupez ve tabiki yemişlerin olduğu aylarda Sinarit, Parakete nin vazgecilmez bereketlerindendir.


Parakete ayın olmadıgı zamanlarda atılır. Aksi halde çalışmaz. Zira balıklar düşünüldüğü kadar "alık" değildir.


Peki ama ... bu işin pratiginde neler olur ? Bir kere parakete yemlenir. Bu baş parmaklarınıza batan binlerce iğne demektir. Ama herşeyden önce yem tedarik etmeniz manasına gelir. Ekonomik yem elbette denizin dibindedir. Deniz hyarı veya sübyedir. Mamun kullanmanız için elinizi cebinize sokmanız gerekir ki bu sonucunu bilmediğiniz bir avın başlangıç maliyetini arttırır.


Yemlemeden sonra denize açılmanız bir mera bulmanız ve takımı sermek için rüzgar - tekne ve oltayı ayna anda idare etmeniz artık size kalmıştır . Bundan sonrası gece ve uykudur. Uyuyabildiğiniz kadar tabi ...


Sabah ikiz kayaların altındaki koyda Patricia'dan körfeze doğru baktığınızda dümdüz bir mermer parçası gibi uzanan suyu, ve en uzakta size yeni bir gün için gülümseyen yumurta sarısı rengisindeki güneşi görünce neden bu dünyadaki ayrıcalıklı insanlardan birisi olduğunuzu ve en büyük balığı yakaladğınızı farkedersiniz.