Kasabamızda

Resmi gerçek boyutunda görmek için tiklayin.

Resmin ismi:  1DF13BF5-1603-471A-B7FE-EE8A69F1271A.jpg
Görüntüleme: 14
Büyüklügü:  47.5 KB (Kilobyte)
ID:	16832Resmi gerçek boyutunda görmek için tiklayin.

Resmin ismi:  4712B665-77CC-49D5-994B-F0E0FB93C58B.jpg
Görüntüleme: 9
Büyüklügü:  43.4 KB (Kilobyte)
ID:	16833Resmi gerçek boyutunda görmek için tiklayin.

Resmin ismi:  1BE556C2-3506-47EE-B41C-89426BC6EFBD.jpg
Görüntüleme: 8
Büyüklügü:  37.2 KB (Kilobyte)
ID:	16834Resmi gerçek boyutunda görmek için tiklayin.

Resmin ismi:  8EFA4175-74C5-4115-8A56-6550853DBCA0.jpg
Görüntüleme: 10
Büyüklügü:  31.6 KB (Kilobyte)
ID:	16835
Kasabamızda bu fotoğrafları gördüğünüz noktada Osmanlı'dan bu yana her yıl bu zamanlarda dalyan kurulur ve yaklaşık 2 ay kadar balık avı için kullanılır. İstanbul Boğazında Poyrazköy güneyinde ve Büyükdere'de de dalyan kurulur. Eski ve ilkel bir yöntem olan dalyan ile balık avlamak balığın yoluna bir torba çekmek ve dolan torbayı toplamak gibi birşeydir. Balıklar Marmara’dan Karadeniz’e göçerken izledikleri bir rota var, bu rotanın tam üzerine ağları geriyorlar.


Bu kişilere verilen izin bu küçük balıkları yakalamalarına izin vermiyor ancak onlar yakalıyorlar ve kontrol eden yok ya da göz yumuyorlar. Bir akşam teknemle özellikle ne tuttuklarını görmek için ağlara yanaşmaya çalıştım ancak gördüm ki çıkan balıkları kimseye göstermemek için bir örtü çekerek gizlice alıyorlar.


Ben çocukken Beykoz dalyanı orkinos (ton) balığı tutmak için kurulurdu. Orada tutulan 250-300 kg ağırlığında ton balıkları olurdu. Bu sezonda balıklar yumurtadadır ve yumurta dökmek üzere Karadeniz'e çıkarlar. O yıllarda küçük balıklar dalyana yakalanmasın diye ağ gözleri geniş olan ağlar kullanılırdı.


Son yıllarda giderek artan bir vahşilik ile ağ gözenekleri daraltılarak hamsi büyüklüğünde ve hatta çaça denilen hamsiden daha küçük bir balığı dahi yakalayan ağlar kullanılmakta. Hemen hemen bütün balıklar yumurtada olduğundan bu yapılan iş tam bir balık katliamına dönüşmüş durumda. Zira Karadeniz'e çıkıp yumurta dökecek balıklar bunu yapamadan yakalanıyor.


Şu anda balık sezonu değil ve av yasağı var ancak ne hikmetse Bakanlık dalyan ile balık avını bu yasağın dışında tutuyor. Bu dalyanda tutulan balıklar halka sunulmaz, taze deniz balığı çok az çıktığından doğrudan çok lüks restoranlara ya da otellere gider. Eğer şu günlerde deniz balığı (özellikle lüfer, çinekop, sarıkanat, torik, palamut) yiyorsanız bilin ki bu katliamın ortaklarındansınız. Ayrıca yumurtada olan balık zaten yağsız olduğu için lezzetli olmaz. bir katliamın ortağı olacağınıza bekleyin sezonunda lezzeti ile balığınızı yiyin.


Bu konuyu Beykoz’daki yetkililer, basın kuruluşları vb bilir de görmezden mi gelir, yoksa ben çok akıllı ve üstün bilgili biri olduğum için yalnızca ben mi biliyorum ? Tarım İl Md ve İlçe Md. nerede ? Dalyan’ın hemen yanıbaşında TÜDAV (Türkiye Deniz Araştırmaları Vakfı) var, bu vakıf ne iş yapar ? Böyle bir konu ilgi alanına giriyor mu acaba ?


Şu bir gerçek ki tarihi Beykoz Dalyanı şu yıllarda müthiş bir balık katliamına sahne olmaktadır. Her türlü doğal kaynağımızı para hırsı uğruna hoyratça tüketmenin bizi nasıl berbat bir duruma sürüklediğini herkes kendi hayatında hissediyor.


Verilen izinler derhal iptal edilmeli ve bu dalyanlar artık kurulmamalıdır.


Bu konuyu mümkün olduğu kadar fazla kişinin bilmesi için profilinizde paylaşmanızı rica ediyorum.


Paylaşımından dolayı yavuz Gürkan’a teşekkür ederiz