RUMELİ KAVAĞI’NIN BİLGE KADIN BALIKÇISI NECLA YAZICIOĞLU

Necla..!
Kavağın bilge balıkçıları; Babası Yakup ve annesi
Nermin Köseoğlu sayesinde
1966 – 1980 yılları arasında bilge zanaat’ın tüm inceliklerini öğrenerek;
çok özel çıraklık dönemi yaşadı.
1979 da nişanlandığı
Oğuz Yazıcı ile 1980 de evlendi.
Necla’nın Oğuz ile evlilik öyküsüne özellikle parantez açmalıyım.
**
HALİT KONANÇ YAZDI







Dedeleri kardeş çocukları olan akrabası
Cemal Köseoğlu; 1926 da Kavağa yerleşmiş. Her Kavaklı gibi balıkçılık yaparak ailesini geçindiriyormuş.
Sandal çekek yerleri bile; Yakup Köseoğlu ile bitişikmiş.

Cemal Köseoğlu’nun çocuğu olmamış ve kendisi ile balığa çıkan; asıl ailesi Almanya da yaşayan yeğeni Oguz’u evlatlık edinmiş.

Cemal Köseoğlu..!
Necla’yı çocukluğundan beri çok sevmiş.
Okul masraflarını, kıyafetlerini vd. ihtiyaçlarını devamlı karşılaşmış.
Necla da Cemal amcasının bu ilgisine karşılık vermek için ev temizliği, çarşı ve pazar gibi ihtiyaçlarına hizmet eder ve onların kızı gibi ilgilenirmiş.
Necla; apandisit ameliyatı olduğunda bakım ve hastane masraflarını da;
Cemal Köseoğlu karşılamış.

Cemal Köseoğlu…
Necla ya; balıkçı olmasının da ötesinde onun hamaratlığı, becerisi ve bu bağlamda aileye olan ilgisi nedeni ile diğer kardeşlerinden farklı hayranlık duymuş.


Eşine; bize böyle bir gelin lazım bu kızı Oğuz ile evlendirelim demiş ve eşi Emine; çok iyi olur da..!
Necla’yı bu konuda nasıl ikna ederiz? dediğinde…
Cemal; ben o işi hallederim demiş.

Necla; Cemal amca konuyu açınca önce çok şaşırmış.
Oğuz’un kendisinden 9 yaş büyük olduğu ve ona abi dediğini ve kardeş gibi büyüdüklerini…
Böyle bir şeyi asla kabul etmeyeceğini söylediğinde..!
Cemal; çaresizlik, üzüntü ifade eden bakışı ile adeta yalvarırcasına…
Amcanı kıracakmısın? diye sormuş…


Babası kadar sevdiği Cemal amcasının teklifine hayır demesi mümkün olmamış.
Oğuz’un asıl ailesi Almanya da ve Oğuz da o sıralar onlar ile Almanya da.
Cemal amca Oğuz’un ailesine bu kararını ilettiğinde; Oğuz’un annesi istememiş.
Biz; Almanya dan çalışan bir kız ile evlendirmek isteriz deyince…
Cemal amca; Oğuz’u bana verdiniz ve bu kararı vermek bana düşer. Aksi halde evlatlık anlaşmasını yok sayarım oğlun da senin olsun
deyince; bu evliliği kabul etmişler ve Almanya daki sorun çözüme kavuşmuş…


Asıl sorun Yakup baba olmuş ve Cemal; Kavak ta benimle olacaklar; Almanya da gecici kalacaklar diyerek sorunu çözmüş.
Oguz’un ailesi düğün için Istanbul’a geldiğinde…
Cemal; Necla’nında bulunduğu toplantıda Oguz’un anne ve babasına…
Necla benim kızım, saçının bir tek teline zarar gelmeyecek.
Duyarsam; hepinizi yakarım der.

Necla ve Oğuz düğünden kısa bir süre sonra 12 Eylül sabah erkenden arabaya eşyalarını yerleştirip hüzünlü bir veda sonrası yola çıkmışlar.
Yeni mahalledeki astsubay gazinosunun önünde askerler arabayı durdurmuş.
Sıkıyönetim ilan edildi sokağa çıkma yasağı var.
Derhal geri dönün dediklerinde; neye uğradıklarını şaşırmışlar ve o şaşkınlık hali ile mecburen
Kavağa dönmüşler.

Ağlayarak yolcu eden aile; onları karşılarında görünce bu kez sevinmiş.
Oguz’un dönüş vizesi doluyormuş ve bu nedenle mutlaka yola çıkmaları gerekiyormuş.

Necla; Yakup babamı Kavak ta Altınkum’da ki komutanlar ve askerler çok severdi.
Orada balık tuttuğumuzda babam onlara balık verirdi.

Yakup babam komutana giderek durumu izah edince;
komutan hemen ilgilenmiş.
Anadolu Kavakta ki üst komutana ricada bulunarak gereken izinin alınmasına yardımcı olmuş.

Karşıdan işkampanya ile izin kağıdını getirmişler.
Bu kağıdı Kapıkuleden çıkış yapana dek arabanın camına yapıştırıp yola çıkabilirsiniz dendiğinde; sevincimiz tavan yapmıştı…

O izin kağıdı sayesinde hiç bir yerde durdurulmadan Kapıkule’den çıkış yapmışlar.
Necla; Almanya da kaldığı 5 yıl boyunca kayın babası ve valide’sinden prenses muamelesi görmüş.
1982 de Ebru, 1983’te Evrim Almanya da dünyaya gelmiş ve 1985’te halen yaşadığı Rumeli Kavağına dönmüşler.
**

Necla’nın profesyonel balıkçılığa geçişinin öyküsü de oldukça ilginç.
Eşi ve çocukları ile Almanya’dan dönüş yaptığında Cemal babasının çok üzgün olduğunu fark etmiş.
1960 tan o güne dek birlikte denize çıktığı; ortağı Tahsin Bayraktar vefat etmiş.
Ben şimdi nasıl balığa çıkacağım diyerek yalnız kalmanın acısını dile getirince…
Necla; üzülme baba birlikte çıkarız demiş.
Kızım bu iş çocuk oyuncağı değil diyerek kabul etmeyince; Necla ona hissettirmeden kayığın baş altına saklanmış.
Cemal babası onu fark ettiğinde itiraz edememiş.

Necla’nın ne kadar bilgili, pratik ve çalışkan olduğunu fark edince;
Sen on adama bedelsin diyerek sevincini “Yaşasın” diyerek dile getirmiş.

Necla; kararlı duruşu ile bilge balıkçılığa ustalık bağlamında geçiş sürecini başlatmış.
Cemal babam…
Necla; beceriklisin ve çok çabuk kavrıyorsun.
Artık mesleğe dair bu yeteneklerini kendin kararlar vererek uygulamalısın zira destek almayı alışkanlık haline dönüştürürsen; mesleğin ötesine geçemezsin ve erdemini göremezsin…
Artık denize sokak kıyafeti ve ayağında terlik ile çıkmayacaksın diyerek; ona balıkçının geleneksel kıyafeti muşamba ve çizme almış.
Necla ilk giydiğinde; balıkçıların erkek olmaları ve bu giysiyi sadece onların giydiğini düşünerek çok utanmış.


Muşamba ve çizme;
Balıkçılık dahilinde onun ayrılmaz parçası olmuş.

Cemal babasından; ağdan Trakonya, İskorpit gibi dikenleri son derece zehirli balıkları ayıklama ve temizleme ve pişirmesini…
Ne zaman, nereye, ne kadar ip ile ağ atılacağını…
Fırtınalı ve olumsuz havalarda; tekneye ve balığa nasıl kumanda edileceğini, kıyıya nasıl ulaşılacağını…
Tek başına balıkçı olunmadan kendine güvenin kazanılamayacağını…
USTALIĞI öğrenmiş…
**

Cemal babam; Yakup babam ile akrabalığın da ötesinde çok iyi dosttu.
Ona ağ verirdi, her konuda her işine yardımcı olurdu.

Yakup babam felç olduktan sonra balıktan dönüşünde onu görmeden…
Onunla sohbet etmeden eve gelmezdi.

Yakup babam felçli olmasına rağmen tuvalet vb. ihtiyaçlarını kimseden destek almaksızın kendi görürdü de; felcli ayağını sürüyerek yürümek zorunda kaldığı için arada bir Cemal babamın refakatinde çarşıya çıkardı.
Yakup babam bize hissettirmese de bu halinden dolayı çok mutsuzdu ve bu nedenle aşırı duygusaldı.
Biz onun bu ruh halini bildiğimiz için ona anlayış gösterme bağlamında çok dikkatli davranırdık.

Cemal babam; son derece güçlü ve sağlıklı biri idi ve bu görüntüsünü Yakup babam; içinde bulunduğu ruh hali ile kabullenemez kıskanırdı…
Birgün bana…
Ben yatıyorum o sağlam geziyor ve beni nispet yapar gibi ziyarete geliyor.
Bana sağlam ve güçlü olduğunu gösteriyor.
Söyle ona gelmesin gibilerinden sözler sarf edince onu rahatlatmak için nasıl zorlandığımı unutmam…

Cemal babamın yine Yakup babamı ziyaret ettiği günlerden biri…
Babam; Cemal bir daha bu eve gelme. Seni artık görmek istemiyorum dedi ve o anda donduk kaldık…

Cemal babam…
Son derece üzgün ve ezik bir ifade ile; Yakup neden böyle söyledin? ben senden önce ölürüm zira benim kalbim var.
Senin kalbin yok sadece tansiyonun var dediğinde…
Babamın; söylediği sözlerden pişmanlık duyduğunu yüzündeki ifadeden anlamak mümkündü.

Necla; Cemal babam
Yakup babamın bu durumuna en çok üzülenlerin başında gelirdi ve onu kucağına alıp doktora götürür getirirdi.

Birkaç ay sonra Cemal babam kalbine yenik düştü…
Babam üzülmesin diye ona söylemedik ama sâlâ okunduğunda duymuş.
Nasıl üzüldü ve ağladığını anlatamam…

**

Oğuz gençliğinde Cemal babam ile balığa çıkarmış.
Balık zamanı Kavak’tan balık tutmak için 2 kayığı takaya yükleyerek, üç kayıkta takanın arkasında iple bağlı
8 saatte Kefken’e giderlermiş. Her Çarşamba günü kavağa döner hava esmezse tekrar giderlermiş.

O zamanlar Gelincik, İskorpit bol ve sepetle avlanıyor.
Balıkhanede her hafta Perşembe günü Gelincik mezatı olurmuş.

İskorpitler; çocuk maması yapımında kullanıyormuş ve Beşiktaş’taki Et Balık Kurumu aracılığı ile Fransa’ya ihraç ediliyormuş ve mutlaka canlı olması gerekiyormuş.

Perşembe günleri
balıkhane de gelincik mezatı olurmuş ve sepetle tutulan balıklar denizde canlı muhafaza edilerek balıkhane ye gönderilirmiş.

İskorpitler; Beşiktaş ta ki Et Balık Kurumu’na veriliyormuş.
Fransa iskorpitlerden çocuk maması yapmak için satın alıyormuş.

Oğuz; İskorpitleri ipe dizer ve arada ölenler olursa ayıklarmış.
O zamanlar Pavurya da çokmuş ve Oğuz lüks ışığında gece kayalara çıkan Pavuryaları el ile toplarmış.
Oguz, babası ile ortağı Tahsin Bayraktarın son derece uyumlu olduklarını…
Cemal babasının Demokrat Partili; Tahsin Bayraktar’ın CHP’li olduğunu…

Arada sırada parti tartışmalarına girdiklerini ve
kayıkta bu konuda birbirlerine söylemedikleri laf kalmazdı.
Buna rağmen balıkçılık dahilinde asla ayrı olmadıklarını söylüyor.

Cemal ve Yakup Köseoğlu… Onlar ile balıkçılık yapan nice bilge balıkçıların anılarına saygı ile…