Duyuru

Kapat
Henüz duyuru yok.

Marmara’nın idam fermanı

Kapat
X
 
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Hepsini Sil
Yeni mesaj

  • Marmara’nın idam fermanı


    Ertan Altan



    23 Mayıs 2014 Cuma

    Marmara’nın idam fermanı

    Marmara Denizi, Ege’den Karadeniz’e bakan eski Yunan için bir “ön-deniz”di. Bu nedenle ona “Propontis” adı verildi. Yani “Ön-Karadeniz”.

    Marmara’ya, başlı başına bir isim vermeyip, onu farklı bir denize ekleyenlerin çok geçerli bir sebebi vardı elbette; Marmara’nın başka hiçbir denize benzemeyen ekosistemi...

    Oşinografi bilimi, Marmara için “iki deniz” tanımını yapıyor. Daha doğru bir tanımla “iki farklı denizin 3. Jeolojik Zaman’ın sonlarından başlayan beraberliği...” Akdeniz’in tuzlu suları Marmara’nın altından Karadeniz’e doğru akarken, yüzeyden Karadeniz’in suları tekrar Akdeniz’e doğru dökülüyor. 3. Jeolojik zamandan, yani 65 milyon yıldan bu yana bu akış sürüyor.

    Marmara’nın özgün jeolojik yapısını daha iyi anlamak için birkaç kıyaslama: Akdeniz sularının Cebelitarık Boğazı kanalıyla yenilenme zamanı 70 yıl, Karadeniz’in 700- 900 yıl, Batlık Denizi’nin ise 2500 yıl. Bizim küçük iç denizimiz ise, alt tabaka sularını altı- yedi yılda yeniliyor.

    65 milyon yıldan bu yana devam eden bu eşsiz ekosistem, “Kanal İstanbul” adı verilen projenin ilan edildiği 2011 yılından bu yana tehdit altında.

    Üç yıldır kamuoyundan gizli bir şekilde yürütülen fizibilite çalışmalarında sona yaklaşılmış olmalı ki, hükümete yakın gazetelerden birinde bu ölümcül projenin kesinleşmiş güzergâhı yayımlandı.

    44 kilometre uzunluğunda, 200 metre genişliğinde ve yaklaşık 25 metre derinliğinde olması planlanan kanalın güzergâhı, Karadeniz kıyısındaki Yeniköy, halen faal olan Sazlıdere Barajı ve bu barajın suladığı tarım arazilerinin bulunduğu Sazlıdere Vadisi, hemen yakınındaki Başakşehir ile Arnavutköy ve Küçükçekmece Gölü’nden Marmara’ya doğru olacak.

    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bu haber yandaş gazete ve sitelerde yayınlanır yayınlanmaz bir yalanlama gönderdi. Ancak edindiğim bilgilere göre yalanlama haber doğru olmadığı için değil, emlak spekülasyonlarının önüne geçilmek için yapıldı.

    Aslında bu güzergâh sürpriz olmadı. Ben de dâhil pek çok gazeteci, hükümetin maliyeti en düşük olduğu bu güzergâhı tercih edeceğini yazmıştı. Zaten çevreci kuruluşlar da Sazlıdere çevresinde arsa parselleme işlerinin iki yıldır devam ettiğini anlatıp duruyordu.

    Kanal İstanbul, artık “havuz ekibi” olarak tescillenen işadamlarına dağıtılan üçüncü köprü, üçüncü havalimanı, Kuzey otoyolu projelerinin kesişme noktası olacak. Maliyetinin bu üç projenin toplamına eşit olacağı tahmin ediliyor.

    Köprü ve yol için İstanbul’un kuzeyinde epey çevre katliamı yapıldı. Havalimanı İstanbul’un su kaynaklarını tehdit ediyor. Ancak Kanal, İstanbul Boğazı ve Marmara’nın kelimenin tam anlamıyla sonunu getirecek.

    Daha önce de bu köşede anlatmıştım; Kanal İstanbul’un nelere yol açacağını kaygıyla tekrarlıyorum:

    • Kanal’dan geçecek olan su, tuzluluğu hiç değişmeden Marmara’nın üst suyu ile buluşacak. Yeni organik yükle, kısa bir zaman sürecinde alt su oksijensiz kalacak.

    • Sudaki kimyasal dengeler tamamen değişecek, 25 metrenin altına zaten zor ulaşan güneş ışığı artık hiç geçemez olacak.

    • Sudaki hidrojen sülfür kısa zamanda hızla artacak ve her lodos sürecinde alt suyun üst su ile karışması ile atmosfere de çıkacak.

    • Hidrojen sülfürün yaydığı çürür yumurta benzeri bir koku, İstanbul’a doğru taşınacak ve tüm şehir zamanla artan koku ile kaplanacak.

    • Boğaz boyunca üst su ile karışım noktalarında da suyun kalitesi bozulmaya başlayacak ve Marmara’nın üst suyunun da kalitesi hızla bozulacak.

    • Oksijensiz alt tabakadaki suyun eninde sonunda İzmit Körfezi’ne dolması ile Körfez’de deniz yaşamı kesinlikle sona erecek.


    ertan.altan@gmail.com
    Ne Yiyorsak Oyuz
    https://www.facebook.com/NeYiyorsakOyuz/

  • #2
    Vayy vayy vayyy!
    Herkes, ne yaparsa kendisine yapar.

    M.Mahir Ersin
    İstanbul 1945

    Yorum yap


    • #3
      öncelikle kendi fikrim,bu projenin hayata geçmesi büyük bir hayaldir.biraz araştırma yaptım ve bu konuda birçok bilim adamı destek verirken bir çoğuda karşı durmakta.ab müketesebatının uygulanmasının türk iş dünyasına etkileri adlı kitapta,deniz ulaştırma alanında ab müktesebatları adlı kitapta ve türkiye nin ab müktesebatlarına attığı imzala ve bunların yanında baştar rusya olmak kaydıyla da diğer k.deniz ülkeleri bu işten kaygılı.
      eğer bu süreci iyi değerlendirebilir,tüm ünv.sitelerin bu konularla ilgili bölümlerini,stk lar,balıkçı kurum ve kuruluşları ön bir hazırlık toplantısı yapar,ikinci aşamada da diğer k.deniz ülkelerinin bu konu hakkında fikir sahibi kişilerinide dahil edersek,çılgın diye adledilen bu proje çılgınlığıyla gömülr diye düşünüyorum.
      aslında biz türk milleti ve özellikle balıkçıları olarak türkiye cumhuriyeti kanunlarından bi haber olduğumuz gibi,kurumlarımızın başındaki başkanlarımızda bu bi haber olmalarını sürdürmektedir.başkan olmak koltuğu işkal etmek deyil,tüm ulusal ve uluslar arsı deniz hukuğunu başlıklarıyla bilmeli,ayrıca başkan olmak her konuda bilgi sahibi olmak olmasa da konuya hakim kişilerle diyolok halinde olmayı gerektirmektedir.
      biz dto da birçok başarıya imza atarken kendi bildiğimizden deyil,konularına hakim danışmanlarla birlikte çalışıyor olduğumuzdandır.şimdi elimizde dto gibi maddi ve manevi açıdan zengin bir kurum var,bu kurumda 2 meslek komitemiz,12 asil yöneticimiz ve 5 te meclis üyemiz var.burada bulunan kişileri harekete geçirerek yukarda yazdığım toplantıları gerçekleştirebilir,bu çılgın projeyi çılgınca gömebiliriz diye düşünüyor saygılar sunuyorum.
      DENİZ TİCARET ODALARI
      BALIKÇILIK MESLEK KOMİTELERİ
      KURUCU BŞK.
      TUNCAY ŞEKER

      Yorum yap


      • #4
        ab üyelik müzakeresinin ilk aşaması tarama sürecidir.tarama süreci ile ilgili aday ülke mevzuatı ile topluluk müktesebatı arasındaki farklılıkların belirlendiği ve karşılaşılacak sorunların ölçüldüğü bir süreçi ifade etmektedir.
        ab komisyonu 35 müzakere başlığının her biri için bir tarama raporu (screening report)hazırlanmakta ve raporlar teknik müzakere sürecinin temelini oluşturmaktadır.
        bu müzakerelere göre,deniz çevresi politikası alanında topluluk faaliyetleri için bir çerçeve öngören 17 haziran 2008 tarihli ve 2008/57 at sayılı avrupa parlementosu ve konsey yönetmeliği (deniz stratejisi çevre yönergesi)
        bu yönergenin temel amacı deniz çevresinin 2021 yılına kadar iyileştirilmesini sağlamaktır.yönerge ab düzeyinde ortak amaç ve ilkeleri belirlemekte ve icra amaçlı yönetim birimleridir.ayrıca üye devletler,her deniz bölgesinde bulunan deniz suları kapsamında deniz stratejisini genişletme ve kendi aralarında olduğu gibi üçüncü ülkelerle de iş birliği yapma zorunluluğu getirmektedir.buna ilaveten yönerge çevresinde üye devletlerin işbu yönerge çevresinde belirlenen çevresel hedeflerdeki başarı düzeyini yakalamalarının mümkün olmadığı yerler ve özel durumlar da öngörülmüştür.
        buna göre hem ab müktesabatına göre,hemde üçüncü devletlerin yani k.denizdeki diğer devletlerin izni olmadan ve bu çılğın projeye karşı olmalarıda sözkonusudur.
        DENİZ TİCARET ODALARI
        BALIKÇILIK MESLEK KOMİTELERİ
        KURUCU BŞK.
        TUNCAY ŞEKER

        Yorum yap


        • #5
          dkoryurek Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

          Ertan Altan



          23 Mayıs 2014 Cuma

          Marmara’nın idam fermanı

          Marmara Denizi, Ege’den Karadeniz’e bakan eski Yunan için bir “ön-deniz”di. Bu nedenle ona “Propontis” adı verildi. Yani “Ön-Karadeniz”.

          Marmara’ya, başlı başına bir isim vermeyip, onu farklı bir denize ekleyenlerin çok geçerli bir sebebi vardı elbette; Marmara’nın başka hiçbir denize benzemeyen ekosistemi...

          Oşinografi bilimi, Marmara için “iki deniz” tanımını yapıyor. Daha doğru bir tanımla “iki farklı denizin 3. Jeolojik Zaman’ın sonlarından başlayan beraberliği...” Akdeniz’in tuzlu suları Marmara’nın altından Karadeniz’e doğru akarken, yüzeyden Karadeniz’in suları tekrar Akdeniz’e doğru dökülüyor. 3. Jeolojik zamandan, yani 65 milyon yıldan bu yana bu akış sürüyor.

          Marmara’nın özgün jeolojik yapısını daha iyi anlamak için birkaç kıyaslama: Akdeniz sularının Cebelitarık Boğazı kanalıyla yenilenme zamanı 70 yıl, Karadeniz’in 700- 900 yıl, Batlık Denizi’nin ise 2500 yıl. Bizim küçük iç denizimiz ise, alt tabaka sularını altı- yedi yılda yeniliyor.

          65 milyon yıldan bu yana devam eden bu eşsiz ekosistem, “Kanal İstanbul” adı verilen projenin ilan edildiği 2011 yılından bu yana tehdit altında.

          Üç yıldır kamuoyundan gizli bir şekilde yürütülen fizibilite çalışmalarında sona yaklaşılmış olmalı ki, hükümete yakın gazetelerden birinde bu ölümcül projenin kesinleşmiş güzergâhı yayımlandı.

          44 kilometre uzunluğunda, 200 metre genişliğinde ve yaklaşık 25 metre derinliğinde olması planlanan kanalın güzergâhı, Karadeniz kıyısındaki Yeniköy, halen faal olan Sazlıdere Barajı ve bu barajın suladığı tarım arazilerinin bulunduğu Sazlıdere Vadisi, hemen yakınındaki Başakşehir ile Arnavutköy ve Küçükçekmece Gölü’nden Marmara’ya doğru olacak.

          Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bu haber yandaş gazete ve sitelerde yayınlanır yayınlanmaz bir yalanlama gönderdi. Ancak edindiğim bilgilere göre yalanlama haber doğru olmadığı için değil, emlak spekülasyonlarının önüne geçilmek için yapıldı.

          Aslında bu güzergâh sürpriz olmadı. Ben de dâhil pek çok gazeteci, hükümetin maliyeti en düşük olduğu bu güzergâhı tercih edeceğini yazmıştı. Zaten çevreci kuruluşlar da Sazlıdere çevresinde arsa parselleme işlerinin iki yıldır devam ettiğini anlatıp duruyordu.

          Kanal İstanbul, artık “havuz ekibi” olarak tescillenen işadamlarına dağıtılan üçüncü köprü, üçüncü havalimanı, Kuzey otoyolu projelerinin kesişme noktası olacak. Maliyetinin bu üç projenin toplamına eşit olacağı tahmin ediliyor.

          Köprü ve yol için İstanbul’un kuzeyinde epey çevre katliamı yapıldı. Havalimanı İstanbul’un su kaynaklarını tehdit ediyor. Ancak Kanal, İstanbul Boğazı ve Marmara’nın kelimenin tam anlamıyla sonunu getirecek.

          Daha önce de bu köşede anlatmıştım; Kanal İstanbul’un nelere yol açacağını kaygıyla tekrarlıyorum:

          • Kanal’dan geçecek olan su, tuzluluğu hiç değişmeden Marmara’nın üst suyu ile buluşacak. Yeni organik yükle, kısa bir zaman sürecinde alt su oksijensiz kalacak.

          • Sudaki kimyasal dengeler tamamen değişecek, 25 metrenin altına zaten zor ulaşan güneş ışığı artık hiç geçemez olacak.

          • Sudaki hidrojen sülfür kısa zamanda hızla artacak ve her lodos sürecinde alt suyun üst su ile karışması ile atmosfere de çıkacak.

          • Hidrojen sülfürün yaydığı çürür yumurta benzeri bir koku, İstanbul’a doğru taşınacak ve tüm şehir zamanla artan koku ile kaplanacak.

          • Boğaz boyunca üst su ile karışım noktalarında da suyun kalitesi bozulmaya başlayacak ve Marmara’nın üst suyunun da kalitesi hızla bozulacak.

          • Oksijensiz alt tabakadaki suyun eninde sonunda İzmit Körfezi’ne dolması ile Körfez’de deniz yaşamı kesinlikle sona erecek.


          ertan.altan@gmail.com


          Yukardaki yazıların altına açık çek imzamı atarım, maalesef. Artı bunun maliyetinin 300milyar$ olduğu söyleniyordu. Görsel medyada 1 gün izlerken projenin sahibi yurt dışından telefonla katılmıştı, kısa keseyim maliyeti 1trilyon euro üzerinde demişti. Yanlışsam birisi düzeltirse memnun olurum. Yazılı ve görsel medyada izlediğim kadarıyla
          iç dış borcumuz 630 milyar $'ı buldu deniyor. 1Yıl kısa vadeli dış borcumuz 163 milyar $ deniyor. Elimizde satılmadık bir şey kalmadı deniyor??
          Dünya üzerindeki tüm canlıları, biz insanları diğer canlılardan ayıran en büyük özellik Cenabı Allah'ın bizlere düşünme kabiliyeti bahşetmiş olmasındandır, gerisi yorumsuz!!??**






          • Hidrojen sülfürün yaydığı çürük yumurta benzeri bir koku, İstanbul’a doğru taşınacak ve tüm şehir zamanla artan koku ile kaplanacak.



          Çürük yumurta kokusunu bir belgeselden yazabildiğim kadar daha önce siteye koymuştum, altta okumayanlar okuyabilir.





          NAMİBİA (Namibya)


          06.02.11, 08:42

          21-1-2011-Cuma günü, National Geographic'de öğlen saat 12.00-12.30 arası çünkü başını kaçırdım. Tv.deki belgeseli kağıda yazmaya çalıştım, yetişebildiğim, yazabildiğim kadarını aktarayım. Belgeselin başı Gana'yla başlıyor..,,ama esas olay devamındaki konuda..,,bunu bilenin elinde cd varsa buraya koysun..,,tatlı su kurnazlarıda izler belki..,, Balıkçılıkla, Vahşi Hayatın Katledilmesi Arasındaki İlişki GANA Gana'nın balık nüfusu yarıya inmiş, nüfus arttıkça av baskısıda artacak. AB'nin sübvanse ettiği balıkçılık filosu, balık hırsızlığının yarısından fazlasından sorumlu. AB işin farkına varınca sübvanseleri geri alıyor, bu durumda balık stok baskısı azalacak. Burda ana konuyu aklımda kaldığı kadar özetliyeyim, eğer balıkçılıkta mahsul bolsa, yaban hayvanları artıyor, eğer ab balıkçılık filoları canına okuduysa balık azaldığında vatandaşda yaban hayvanları katliamına başlıyor. Özetle bu; Burdan diğerine geçiyorum. Bakalım sonunda ne çıkacak.
          ---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

          NAMİBİA (Namibya)

          Namibya'da denizden gelen kötü koku sülfür, çürük yumurtanın, en çürümüş halinin kokusu, bilim adamları soruyor kimse ne olduğunu bilmiyor, araştırıyorlar. Okyanusun rengi değişiyor, Kahverengi, sarı, limon gibi, sonraları süt gibi beyaz ve sapsarı oluyor ve balık yığınları karaya vuruyor. Her çeşit tonlarca balık çoğuda canlıydı şoke edici bir görüntü.
          Kokan kasaba, renk atan okyanus, ölü balık kusan okyanus, neler oluyor!!! Konu deşildikçe daha öncede benzer mesajlar var. 80 yıl önce farkedilmiş Hidrojen Sülfit olayları aynı gözlem. Ama nedenleri için hiç bir ip ucu vermiyor. Bunu kimse araştırmamışmı, kimse araştırmamış. Kadın profesör keşfedilmemiş bilgiye dalıyor, tek başına cevap bulmaya çalışıyor. Eğer tek başına olmayı umursamazsanız. Araştırma tortu araştırması Okyanus zemininde araştırma, tortuda yüksek oranda sülfit bulundu. Tortu kolu yanında çok önemli sır, açık tortu en büyük bakteri, metan gazıda yayılıyor. Şiddetli metan patlamaları, metan patlıyor. Hidrojen Sülfit felaket boğuyor. Okyanus uzaydan uydu kullanılarak izlenince, patlama belirtisi olan renk, beyaz değişimleri geçmişteki sülfit belirtileriyle kaydedip, uydular erken uyarı sistemi görevi görüyor.

          Uzun incelemeden sonra ilgi çekici bir şey saptandı, inanılmaz bir şey oluyordu. Okyanusta renk değişimi tespit edildi. Numuneler alındı, labratuar sonuçları, bir dizi patlama gerçekleştiği gittikçe patlamalar büyüyor. Bir kaçyüz metre büyüklüğünden, binlerce metrekareye nasıl büyümüştü, gerçek gizem buydu. Aynı alanda, bu kadar büyük alanda, gerçekleşen neydi!! Derin sudaki patlamaya nadir olarak karşılaşılıyordu. Çok kısa sürede çöl yağmurları okyanus atmosferi, fırtına okyanus üzerinde basınç azalıyor, üstteki azalan basınçla birlikte dipteki basınçta düşünce her yana gerçekleşen patlamalar bomba gibi çok hızlı gerçekleşiyor. Hidrojen Sülfit patlama yapıyor. Balıkçılıkla ne ilgisi var!!!

          Sadece kıyı değil açıktada var. Balık soylarını yabancı balıkçı filoları yok etti. 10 yıl önce 1 milyon ton tutulan sardalya, 40 yıl önce 10 milyon ton sardalya avlandığı tahmin ediliyor. Bu inanılmaz sayıda balık demek. 100 milyon değil, 100 milyar tane balık demektir. Sardalyalar derin sudaki patlamaları engelliyor. Tortu gaz kaynağını azaltıyor, sardalya azaldıkça daha çok patlamalara yetişilmiyor, her yere sıçrıyor, patlamalar yavru balıklarıda öldürüyor, patlamalar yayılınca gezegeni karbon gibi ısıtan gaz, METAN atmosfere katılan sera gazı gibi iklim başlangıcı tahmin edilenden çok daha büyük sonuçlar doğuracak.

          Balıkçılık Küresel ısınmayı nasıl etkiliyor.
          "PLANKTON YİYİCİLERİN YOK OLMASI, KÜRESEL ISINMAYI TETİKLEYECEK" İstavrit, Hamsi, Sardalya, Çaça, Gümüş ve türevleri.

          "Bir Balık Kurtarmak, Gezegeni Kurtarmak Demektir"
          Balıkları korumak kendimizi korumak demektir. NAMİBİA (Namibya)
          ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

          Çılgın yerine, faydalı proje yapsak; Boğazda 57 metredeki derin deşarjı, mümkün mertebe daha başkalarıda eklenerek, bahçe sulayacak hale getirip Karadeniz'in 2.000 metre derinine, oksijensiz zaten ölü olan bölgeye mümkün mertebe boğaz ağzından sahillerimizden en az 2--4Km. Daha ileriye basılsa Marmara'da rahat nefes alsa fenamı olurdu. Düşünüyorumda kanalın arazi rantından başka ne faydası olacak açıklaması olanı saygıyla dinler okuruz. Yahu düşünüyorum, yemiyorum perhiz yapıyorum, o kadar yürüyorum, hala 110 Kiloyum, tık dese 2mt. patiskaya bakıyoruz, yalanmı?? Ben hakikaten bu işleri anlamıyorum. Hiçmi doğaya faydalı bir şey yapmıycaz. 6--7 yıl önceleri İstanbul'a vize koymak lazım deniyordu. Şimdi denizden bakıyorum uğruna şiirler yazılan İstanbul'un silueti oklu kirpiye döndü. Nerde çokluk orda .okluk atasözüne ne oldu?? Doğa varsa insan var doğayı öldürdünmü insanlıkta morto. Bunu 7 yaşındaki çocuklara sorsan ne cevap verir. Yazmayım diyorum duramıyorum, kestim. Saygılar.



          "En büyük hata, hata diye birşey tanımamaktır"

          Thomas Caryle


          "Ne kadar zengin olsan, ancak yiyebileceğin kadar yersin. Denize testiyi daldırırsan, alabileceği kadar su alır, gerisi kalır"

          Mevlana Celaleddin Rumi
          Konu Baba Yalçın; Tarafından 24.05.14, 00:40 değiştirilmiştir...
          Baba Yalçın

          Yorum yap


          • #6
            Bahçe suluyacak kadar temiz su neden denize basılsınki? hele de dünyada su bu kadar kıymetliyken? Hiç birşey yapmazsan bahçe sularsın...

            Yorum yap


            • #7
              alamatra Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
              Bahçe suluyacak kadar temiz su neden denize basılsınki? hele de dünyada su bu kadar kıymetliyken? Hiç birşey yapmazsan bahçe sularsın...


              Selam; "Ne güzel söyledin" Bahçe sulayacak kadar derken lafın gelişi. Tam arıtma çok para gerektiren işler. Bazı büyük oteller yada devremülklerde olduğu gibi. O kadarı becerilsinde, keşke bahçelerde sulansa bir taşla 2 kuş ne güzel olurdu. Tabi o zamana kadar etrafta bahçe, ağaç kalırsa. Saygılar.
              Baba Yalçın

              Yorum yap


              • #8
                İyi diyorsunda ona bakarsan her şey para işi. Ozaman pahalı diye hastanede yolda yapılmasın. Zaten evlere verilen su tam arıtılıp verilmiyormu. Mesela ömerli suyunu tam arıtıp evlere veriyorlar. Verirken tam arıtma yapılması pahalı değilmi. Zaten su parasının içine gömdüler atıksu parasınıda veriyoruz. Girişine yaptıkları gibi çıkışınada yapsalar ya. hep balon hep balon belediyenin bu kadar büççesi varken bir tek arıtmamı pahalı. Köprüden marmaraydan metrodan pahalımı. onlar niye pahalı diye yapılmaktan geri durulmuyor.
                Milletin umrunda değil pahalı bahanesi. Marmaradan daha mı değerli...

                Yorum yap


                • #9
                  İyi diyorsunda ona bakarsan her şey para işi. ELBETTE, PARAN YOKSA TUVALETE BİLE GİDEMEZSİN Ozaman pahalı diye hastanede yolda yapılmasın. Zaten evlere verilen su tam arıtılıp verilmiyormu. Mesela ömerli suyunu tam arıtıp evlere veriyorlar. Verirken tam arıtma yapılması pahalı değilmi. Zaten su parasının içine gömdüler atıksu parasınıda veriyoruz. SADECE O KADARCIKMI; SU BEDELİ X KULLANDIĞIN KADARDA ATIK SU BEDELİ, ARTI ÖTV, ARTI KDV, ARTI ÇÖP VERGİSİ, ÇOK DEĞİL CANIM 5 PARÇACIK. ETİNDEN, DERİSİNDEN, KILINDAN, TÜYÜNDEN, YAĞINDAN, BİLUMUM. Girişine yaptıkları gibi çıkışınada yapsalar ya. hep balon hep balon belediyenin bu kadar büççesi varken bir tek arıtmamı pahalı. AŞKOLSUN O KADAR ÖNEMLİ KALDIRIM TAŞLARINI NASIL UNUTURSUN Köprüden marmaraydan metrodan pahalımı. onlar niye pahalı diye yapılmaktan geri durulmuyor. YAPANLARA SORMALI Milletin umrunda değil pahalı bahanesi. MİLLETİN HANGİSİ UMURUNDAKİ O UMURUNDA OLSUN, SÖYLEDİKLERİNİ 3 GÜN 3 GECE YAZSAK BİTMEZ, HAKSIZMI ALLAH'INA KADAR HAKLI. Marmaradan daha mı değerli...AMAN BENİ ORALARA SOKMA, ONUN KIYMETİNİ BİLSELER ZATEN BU DURUMDA OLMAZDI, "BALIK ISLAK ALTINDIR" BUNU KAÇ VEKİL BİLİYOR?? BENİM DEMEK İSTEDİĞİM ALTTAKİ LİNKTE DEVAMLI YAZDIĞIM KONUDAKİ 3 ŞIKTAN BİRİNİ KASTEDMİŞTİM.


                  http://www.balikcilar.net/az-para-ge...ler-27556.html

                  1) Para gerektirmeyen işler
                  << Mavi Devrim >>
                  2) Az Para Gerektiren İşler <<Endüstriyel Balıkçılıkta; Filoda geri çekme, kapasite küçültme >>
                  3) Çok Para gerektiren İşler << Çevre kirliliği İle ilgili işler >>

                  Yani bu 3 şıktan önce hangisinden başlarsın en maliyetsizinden başlarsın anlamında. Saygılar.
                  Baba Yalçın

                  Yorum yap


                  • #10
                    filo geri çekmeyi yaptık sanki. 10 ila 20 mt boyları arasındaki en çok av baskısı yapan tekneleri! geri çektik. seçim yatırımı gibi hiç alakası olmayan şeylere para yağdırdık. diğer başlık altındaki torikleri bu zamanda yakalatıp sattıran şerefsizlerle uğraşmadıktan sonra hakkı hakka teslim etmedikten sonra bu boş seçim-seçmen devrimleriyle, filodan çekmeler de çok para gerektiren işlerle de boş.çünkü bunların yapacağı iş bize kota getirtir, denetlemeyi yapmaz, birileri 10bin kasa indirirken gizliden, diğeri 100 kasa hakkıyla çalıştırır. karadenizli saf balıkçım da beklesin boğaazdan torikler geçecek de oo oo o. ölme eşşeğim ölme..

                    1) Para gerektirmeyen işler << Mavi Devrim >>
                    2) Az Para Gerektiren İşler <<Endüstriyel Balıkçılıkta; Filoda geri çekme, kapasite küçültme >>
                    3) Çok Para gerektiren İşler << Çevre kirliliği İle ilgili işler >>

                    altına imzamı atarım çekinmeden. ama yanarım halimize. o torikleri bu tezgahlara bu zamanda sokan denetleme zihniyeti, ceketini bile almadan o makamlardan inmeli.! memlekette işini yapacak olan işsiz gençlerimiz sürüyle.

                    Yorum yap


                    • #11
                      bu kaçak avcılık hepimizin kanayan yarası deyilmi?hayır diyecek kimse olmadığına göre hadi bir teklifim var.
                      ben motorumu ve kendimi ortaya koyuyorum ve diyorum ki,madem bukadar herkez şikayetçi hadi gelin dalyanda nöbet tutalım tek torik çıkarsa kazıklarını bağlayıp sökelim,boğazda bekleyelim trol çekeni görürsek kafasını gözünü gerekirse kıralım,gerekli kolluk kuvvetlerini çağırıp suç aletleriyle teslim edelim.varmısınız?
                      DENİZ TİCARET ODALARI
                      BALIKÇILIK MESLEK KOMİTELERİ
                      KURUCU BŞK.
                      TUNCAY ŞEKER

                      Yorum yap


                      • #12
                        bu kanayan yaraya neden üç beş kişi sesini duyurmaya çalışıyor nerde bu denizden ekmek yiyen insanlar bogazda trol küçük gırgır midyecilik rutin bir iş kolu neden bizim gördugumuz bu işleri gırgır reisleri ve madem balıkcılık camiasıda sözü geçen veya belli kademelerdeki insanlar neden bir çözüm bulunamıyor insanların gelecegini ilgilendiren bu konuları katiyetle bir çözüme senelerce seyirci kalınmaktadır devlet acizmi sorusunu sormakistiyorum bu camiadaki bu kadar insan acizmi dalyandan tutulan palamutun torikin bırakacagı havyarla milyonlar ekmek yiyecek üç beş dalyan nasıl olurda hala kurulur neden sessis kalınıyor senelerdir aslında nekadar basit bir kanuna bakar 1380 e birkanun eklersin olay çözülür ama kanun olacak yasak işyapanı denizden tamamiyle men edecen bukadar basit yeter artık tavsana kaç tazıya tut surkop başkanı başkanlık yap başkanlık sahil güvenlik görev gercekten görev yap su ürünleri denetim gercek denetim yap derler adama bırakın görevi ne yaptınız yapılanlar meydanda balıkcılıgı bu halegetirenler hala görevde maaşınızın hakkını ve işinizin hakkını senelerce vermediniz siz lere hakkımı helal etmiyorum

                        Yorum yap


                        • #13
                          sevgili dostum tarihi biraz kurcalarsan tüm büyük hareketler üç beş kişiyle başlamıştır,banada gönülden destek verecek,arkamda deyil yanımda olacak üç beş kişi lazım.tarih tekerrürden ibarettir.
                          üç beş adamla çok işler başarıldı,başarılır ve başarılacakta.
                          saygılarımla
                          DENİZ TİCARET ODALARI
                          BALIKÇILIK MESLEK KOMİTELERİ
                          KURUCU BŞK.
                          TUNCAY ŞEKER

                          Yorum yap


                          • #14
                            Sayın baba yalçın haklısın aynı şeyi söylüyoruz ama bak burada bile iş dönüp dolaşıp kaçak avcılığa dalyanlara soysuzluğa bağlanıyor. Bunlar da çok ama çok önemli ama bu konunun başlığı Marmaranın idam fermanı. ferman verilmiş ceza kesilmiş infaz edilmiş. hiç değilse iadei itibar geri verilsin. sen de biliyorsundur istanbulun etrafındaki hatta tüm marmarada kıyıdaki o kırmızı şamandıraların altından bok kaynıyor. hatta kimi acemi gırgırlar balık diye bok sarıyorlar. karada belediye gelip foseptiğini tarlana boşaltsa ne yaparsın. işte denizde bunu yapıyor.
                            idare balığı tümü le kırıyor geri kalanlarda dalyanlar sanayi derken heba oluyor. dalyanlarda tezgahlarda eylem yapmak güzel vede gerekli çokda önemli ama hiç pislik basılan yerlerde eylem duymadım niyetlenen de yok. heryer pislik içinde biz hala hastaya ameliyat yapalım diyoruz hasta zaten ameliyattan kurtulsada mikrop kapıp ölecek.

                            Yorum yap


                            • #15
                              filo geri çekmeyi yaptık sanki. 10 ila 20 mt boyları arasındaki en çok av baskısı yapan tekneleri! geri çektik. seçim yatırımı gibi hiç alakası olmayan şeylere para yağdırdık. İLK ÖNCE EN BÜYÜK KAÇ TANE KAYIK VARSA VE BİRDEN FAZLA OLANLARDAN BAŞLANACAK. YANİ KARASULARIMIZ İÇİNDE 20MT.'DEN BÜYÜK TEK 1 TANE KAYIK KALMAYACAK. BAK BAKALIM BALIĞIN NASIL PARA YAPACAK. PARA YAPMIYOR DİYE AĞLAMIYORLARMI. ARTI STOKLARIN NASIL PATLAMA YAPAR. EN BÜYÜKLERDEN ALMAYA BAŞLANACAK, AKLIN YOLU BİR. BUNU KONUŞMAYA YAZMAYA BİLE GEREK YOKKİ. YADA EN BÜYÜKLER İÇİN, BİZİMLE SINIR İLİŞKİSİ OLMAYAN ULUSLAR ARASI SULARA GİDECEKLER. BU KONUDA ANLAŞABİLECEĞİN ÜLKELER BULABİLİRSEN İKİLİ ANLAŞMALARLA ORAYA GÖNDERİCEN. AMA OKYANUS TAKIMLARIYLA MİNAREYİ KAYBETMEMEYE GÖLÜ KAZIMAYA ALIŞMIŞLAR ZAAR. İŞİN DİĞER YANI BUNLARIN GİTTİĞİ SULARADA YAZIK OLUR. DEVLET 1970 SU ÜRÜNLERİ TEŞVİK YASASIYLA FİLOYU GÖLDE BU HALE GETİRECEĞİNE AÇIK DENİZE GİDECEKLERİ DESTEKLESEYDİ DENİZLER BU DURUMDA OLURMUYDU, KESİNLİKLE OLMAZDI. 1970'TEN BUGÜNE YIL 2014, YUVARLAK 100 ÇEŞİT BALIKTAN, NE KALDI, BALIKLARIN TOHUMUNU KURUTTULAR, 44YIL GEÇTİ, ZİRAAT BANKASINA BORÇLARI BİTMEDİ, NE TOHUMMUŞ BE. O ZAMAN BU KREDİ SEVDASINDAN VAZGEÇECEKLER, 44 YIL BİR ÖMÜR DEMEK. diğer başlık altındaki torikleri bu zamanda yakalatıp sattıran şerefsizlerle uğraşmadıktan sonra hakkı hakka teslim etmedikten sonra bu boş seçim-seçmen devrimleriyle, filodan çekmeler de çok para gerektiren işlerle de boş.çünkü bunların yapacağı iş bize kota getirtir, denetlemeyi yapmaz, birileri 10bin kasa indirirken gizliden, diğeri 100 kasa hakkıyla çalıştırır. karadenizli saf balıkçım da beklesin boğaazdan torikler geçecek de oo oo o. ölme eşşeğim ölme..ONDAN SONRA EYLÜL'DE OTOBÜS BEKLER GİBİ PALAMUT BEKLE. BU ÜLKE NE ÇEKTİYSE SİYASETTEN ÇEKTİ. KONUMUZ BALIKÇILIK; BAKIN TEKRAR TEKRAR ALTINI ÇİZEREK SÖYLÜYORUM. BALIKÇILIKTA NE ÇEKTİYSEK SİYASETTEN, SUFLE VERİLEN VEKİLLERDEN ÇEKTİK. BAZI KONUŞAN VEKİLİ 10 DAKİKA DİNLEDİMİ TATLI SU KURNAZLARINDAN SUFLE ALDIĞINI 7 YAŞINDAKİ ÇOCUK BİLE ANLAR. BALIKÇILIĞA ASLA VE KAT-A SİYESET BULAŞTIRILMAMALI. EDİNDİĞİM İZLENİM BU, %5'İN %15'E ÇIKMASI DAHİL, HEP SİYASİLERİN İŞİ. BÜROKRATLAR ARTIK, ESKİSİ GİBİ DEĞİL HERŞEYİN FARKINDA, SADECE ELLERİ KOLLARI BAĞLI OLDUĞUNA İNANIYORUM. BALIKÇILIKTA SİYASET GÖLGE ETMESİN BAŞKA İHSAN İSTEMEZ.

                              1) Para gerektirmeyen işler << Mavi Devrim >>
                              2) Az Para Gerektiren İşler <<Endüstriyel Balıkçılıkta; Filoda geri çekme, kapasite küçültme >>
                              3) Çok Para gerektiren İşler << Çevre kirliliği İle ilgili işler >>

                              altına imzamı atarım çekinmeden. ama yanarım halimize. o torikleri bu tezgahlara bu zamanda sokan denetleme zihniyeti, ceketini bile almadan o makamlardan inmeli.! memlekette işini yapacak olan işsiz gençlerimiz sürüyle. TEK ŞARTI VAR, SİYASET BULAŞMAYACAK. SİYASİLERLE TATLI SU KURNAZLARI, FLÖRT EDERSE ORDAN BİR CACIK ÇIKMAZ. BÜROKRAT NE YAPSIN BİLİM ADAMI NE YAPSIN. HA DOĞRU SİYASETÇİ BULURSANIZ EYVALLAH, BULURSANIZ BANADA HABER VERİN. SİYASETÇİ DOĞRU DÜZGÜN KANUNLARI İSTERSE BULUR ÇIKARTIRDA, DENETLETTİRİRDE. İSTERSE KUŞ UÇURTTURMAZ KUŞ, YETERKİ İSTESİN. DÜNYANIN 1 VE 2 NUMARASI, BİZDEN 20 KAT FAZLA KARASULARI 2-3 OKYANUSA SAHİP OLAN ÜLKELER, BU İŞİ NASIL BECERİYOR İNCELEMEK LAZIM. DÖN BABA DÖN, GENE GELDİK "ZİHİNLERDE REFORM"A ÇOK ŞEY YAZARIMDA BİRİLERİNİN KALBİNE İNER, SEBEBİ BEN OLMAYIM. SAYGILAR.




                              "Yalan dörtnala gider, gerçek adım adım yürür ama kazanan hep gerçektir"
                              Baba Yalçın

                              Yorum yap

                              Hazırlanıyor...
                              X